iustitia.bg
Bu yazıda Avrupa’daki eğilimlere göz atmak istiyorum. İki örneğe odaklanıyorum: 2026 Münih Güvenlik Konferansı ve Belçika Başbakanı De Wever’in Davos’taki konuşması…
Münih Güvenlik Konferansı: ABD liderliği ilan ediliyor
2026 Münih Güvenlik Konferansı 13 Şubat’ta ev sahibi Şansölye Friedrich Merz’in konuşması ile açıldı. Merz, dünya siyasetindeki dönüşümü betimledi: “Belli bir eşik aşılmış ve siyasetin büyük güçlerce belirlendiği yeni bir döneme girilmiştir. Haklara ve kurallara dayanan uluslararası düzen artık son bulmuştur. Avrupa iktidarlarının yeni görevi bu gerçeği algılamak ve yeni dönem için hazırlanmaktır.”
Merz ima etmektedir ki bu dönüşümü başlatan, sürükleyen büyük güç ABD’dir. Konferans’ta ABD’yi temsil eden Dışişleri Bakanı Marco Rubio da konuşmasında aynı tespiti kabul ediyor ve Trump’ın katkısını açıklıyor.
Rubio’ya göre Sovyetler Birliği’nin 1991’de tarihe karışmasını “tarihin sonu olarak yorumlayan görüş tehlikeli bir yanılgıydı.” Komünizmin yok olması ona göre Batı dünyasını daha tehlikeli bir rehavete sürüklemişti.
Rubio’yu aktaralım: “Bu yanılgı bizleri serbest, dogmatik bir dış ticaret perspektifine sürükledi. ABD olarak hükümranlığımızı uluslararası kurumlara devrettik. (Avrupa’da) pek çok ülke ise pahalı refah harcamalarına kaynak ayırdı; kendilerini savunma olanaklarını yitirdi. Sınırları olmayan bir dünya hayali yüzünden toplumlarımızın sağlığını, kültürlerinin yaşamasını, devamını tehdit eden kitlesel göçlere kapılarımızı açtık.”
“Bu yanlışlıklar insan doğasından, 5000 yıllık insanlık tarihinden ders almamaktaydı. Başkan Trump, şimdi bu hataları düzeltmektedir.”
ABD Dışişleri Bakanının bu açıklamaları, aslında 1990 sonrasına değil, kapitalizmin altın çağı olarak bilinen 1945-1979 dönemine dönük bir eleştiridir. Faşizmin yenilgisini sağlayan II’nci Dünya Savaşı galipleri (ABD, İngiltere, Fransa, SSCB, Çin) tarihsel bir uzlaşma ile Birleşmiş Milletler’i (BM) inşa etmiş; BM sistemini uluslararası hukukun temel kaynağı yapmıştır.
Öte yandan reel sosyalizm yükselmektedir; dünya coğrafyasının üçte birinde iktidardadır. Komünizm tehdidine karşı ABD NATO’yu kurmuş; refah devletini inşa etmekte olan Avrupalı üyelerin savunma giderlerini bizzat karşılamıştır. Altın Çağ’ın “sapmaları” “neoliberal karşı devrim” ile düzeltilmiştir. Uluslararası ticaret de BM sistemi içinde yer alan Dünya Ticaret Örgütü’nün serbest ticaret ilkelerine göre yürütülmektedir.
Rubio, yanlış tarihlendirdiği neoliberalizmin tümüyle ABD aleyhine işlediğini düşünmektedir. Başkan Trump’ın da ülkesini neoliberal reformların, uluslararası kurumların ve hukukun tahakkümünden koparmakta olduğunu müjdelemektedir.
Avrupa, bundan sonra Trump’ın önermekte olduğu yeni sistemin maliyetlerini karşılayacaktır. Hepsi NATO üyesidir; savunma giderlerini millî gelirlerinin yüzde 5’ine çıkaracaklardır. Trump BM kurallarını ve DTÖ’nün serbest ticaret ilkelerini tanımadığını açıkladı. Rusya’ya, İran’a ve başkalarına karşı ilan ettiği çeşitli yaptırımları çiğneyen Avrupa ülkelerine de “cezalı gümrük tarifeleri” uygulanacaktır.
Bu gelişmelerin tümü Münih Konferansı’nda tartışıldı. Bitiminde yayımlanan 2026 Münih Güvenlik Konferansı Raporu, şu tespiti içermektedir: “Yerleşik kuralları ve kurumları baltalayanlar içinde ABD Başkanı Donald Trump ön sırada yer almaktadır.”
Rapor’daki bu eleştirel yargıyı Konferansı açan Şansölye Merz’in konuşmasında yer alan “haklara ve kurallara dayalı uluslararası düzenin artık yok olduğu” tespiti ile birleştirin: ABD Başkanının son “marifetlerinden” de esinlenen bir suçlama söz konusudur.
Nedir bu “marifetler”? Konferansın arifesinde BM üyesi Venezuela Başkanı bir baskın ile ABD’ye kaçırılmış; bu eylem Başkan Trump’ın direktifiyle yapılmıştır. Operasyona hukuk dayanağı sağlayabilecek BMGK’den veya ABD Kongresi’nden bir karar ise çıkarılmamıştır.
Saldırının hemen sonrasında da ABD Başkanı, uluslararası hukuk kurallarını umursamadığını esasen ve pervasızca açıklamıştı. Münih’te konuşan Dışişleri Bakanının bu korsanlık eyleminin suç ortağı olduğunu da ekleyelim.
Avrupa’nın seçenekleri: ‘Mutlu hizmetkârlık’ veya ‘sefil kölelik’
Belçika Başbakanı Bart De Wever Davos’ta Avrupa’nın Geleceği panelinde tartışırken ABD baskısı altındaki Avrupa’nın seçenekleri üzerinde ilginç tespitler yapmış. Aktarıyorum:
“Avrupa bir kavşağa gelmiştir: Ya birleşerek devam edecek ya da farklı doğrultulara dağılacaktır. Şimdiye kadar Beyaz Ev’deki Başkanın suyuna gitmeye çalıştık. Gümrük tarifelerine ses çıkarmadık; Ukrayna savaşında uysal davrandık.”
“ABD’ye bağımlı olduğumuz için uysallaşmıştık. Ama çok sayıda kırmızı çizgi çiğnendi; kendimize saygıyı yitirmeye başladık. Mutlu bir hizmetkâr olmak kabul; ama sefil bir köle olmayı da sineye çekersek onurumuzu yitiririz. Demokraside en değerli şey onurdur.”
Belçika’nın Flaman Başbakanı, “ABD’ye mutlu hizmetkârlık dönemi” ile öncelikle II’nci Dünya Savaşı sonrasında Marshall yardımı sayesinde ayağa kalkan Avrupa’yı kastetmiş olmalıdır. Karşılığında Avrupa siyaseti, kamu yönetimi ABD çıkarları doğrultusunda biçimlendirilecek, Avrupa ülkeleri NATO’ya girecek, bazıları komünizmle ilk silahlı hesaplaşma olan Kore Savaşına katılacaktır.
Türkiye de bu dönüşümü Marshall yardımından payını alarak yaşadı. Çok partili rejime Amerika’nın dostu olarak ve sol alternatifleri engelleyerek girdi. Kore Savaşına katılarak NATO’ya üye oldu. Eğitim, kamu yönetimi ve ekonomi alanlarında reformlar Amerikalı uzmanlarca tasarlandı.
Avrupa’yı köleleştiren kritik adım: Ukrayna savaşı
Belçika Başbakanı “ABD ile ittifakı köleleştiren” bir adımı Avrupa’nın Ukrayna savaşı karşısında “uysal davranmış” olmasına bağlıyor. “Uysallık” tespitinin ardındaki ayrıntıları biz hatırlatalım:
Ukrayna’da 2014 başkanlık seçimlerini kazanan Rusya taraftarı Yanukoviç’e karşı “renkli Meydan Darbesi” ABD tarafından örgütlendi ve Obama’nın Başkan Yardımcısı Joe Biden ön planda rol oynadı. Avrupa Birliği başlangıçta darbe girişimine taraftar değildi.
Şubat 2014’te ABD’nin Ukrayna Elçisi ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland arasındaki bir telefon görüşmesinin ses kaydı medyada yayımlandı. Ukrayna’da bir darbe hükümetinin kurulması üzerinde AB’nin (yani EU’nun) itirazlarını aktaran elçiye Nuland “fuck the EU” diye tepki gösteriyor.
Tepkinin nedeni açıktır: 2014’te AB ülkelerinde Rusya ile ilişkilerde duyarlılık yaygındır. Ukrayna’da Rusya-karşıtı bir hükümetin oluşmasına muhalefet ağır basmaktadır. ABD ise (özellikle Biden) Ukrayna’yı Rusya-karşıtı bir köprü-başı yapmayı tasarlamaktadır. Nitekim sekiz yıl sonra Biden yönetimi, Ukrayna savaşını tırmandıracak; Rusya’yı çökertmeyi hedefleyen stratejik bir fırsata dönüştürecektir.
Bugün de Belçika Başbakanı, Ukrayna savaşını tetikleyen ABD darbesini önce engelleyemeyen; sonra da savaşa ABD müttefiki olarak katılan Avrupa uysallığını (teslimiyetini) eleştiriyor. Çünkü bu teslimiyet “Avrupa’da ABD köleliğini başlatan” kritik savrulma oldu.
Teşhis haklıdır. Biden yönetimi, Avrupa’nın Rusya’dan ucuz doğal gaz alımlarını engellemeyi kararlaştırdı. Garantiye almak için de Kuzey Akımı Boru Hattı’nın Baltık Denizi’ndeki bölümünü mayınlattı. ABD’den pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatı, başta Almanya, tüm Batı Avrupa’da enflasyonu, durgunlaşmayı tetikledi.
Bunun da üstüne Trump yönetiminin NATO üyelerinde savunma bütçelerinin millî gelirlerin yüzde 5’ine çıkarılması için ağır baskısı geldi. Bu hedef Avrupa’da bütçelerin yarısına denk gelir. Rubio’nun kıskandığı refah devleti harcamaları erir; ucuz enerjinin sağladığı ihracat dinamizmi torpillenir.
Batı Avrupa’nın ABD’ye sefil köleliği böylece başlayacaktır.
Avrupa Donald Trump’a karşı… 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-02-19 21:24:26 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku




