iustitia.bg
Bir ömre kaç yaşam sığar? Yalçın Küçük’ünkileri saymaya kalkarsanız, mutlaka durup “eksik bıraktığım” var mı diye sormalısınız kendinize. Muhtemelen kalmıştır bir şeyler, seksene yakın mücadele yılının bir yerlerinde…
Kendi anlatımıyla 27 Mayıs’ın arifesinde öğrenci hareketinde yerini almıştır. Uzun zamandır islamo-liberal tarihçilik tarafından darbe diye belletilen 27 Mayıs’ın devletli yüzüne eşlik eden olgu, devrimci demokrat bir kaynamaydı. Sadece askerlerin müdahalesi üstünden okumak yanlış olur. Arkasında, içinde ve sonrasında aydın hareketi vardır, öğrenci gençlik hareketi vardır. Türkiye’nin gördüğü en ileri anayasaya kavuşmasında bunların payı olmuştur. Elbette peşi sıra işçi ve sosyalist hareketinin önünün açılacağı bir toplumsal serpilme dönemine girmemizde de… Yalçın Hoca oradadır.
Hoca’nın icat etmediği ama Türkiye için güncellediği kavramlardan biridir Devrimci demokrasi.
1960’lı yıllar, aydınlık arayışının kapitalist devletin içinde çatlaklara yerleşmesine de sahne olmuştu. Yalçın Hoca da kadrosunun önemli bir kesimi yüzünü sola dönmüş olan Devlet Planlama Teşkilatındaydı. Çatlaktaki yaşam işaretlerini kurutmakla görevli yobaz takımının başında ise Turgut Özal vardı. Yine Hoca’nın anlatımına göre… Plancılar kaybetti, kendi tabirleriyle pilavcılar kazandı!

Küçük o on yılın sonlarında, 30’lu yaşlarında genç, parlak bir Marksist aydın, iktisatçı ve yazardır. Doğan Avcıoğlu ise, büyük bir iddialılık ve cesaretle devrimci demokrasiyi siyasi iktidara yönlendirme uğraşındadır. Yalçın Küçük, Marksist-Leninist bilimin rehberliğini benimsemiş, geleceğin işçi sınıfının ellerinde sosyalizme yükseleceğine inanmıştır. Ama Doğan Bey’in tutkulu iktidar kavgasının yabancısı da değildir. Dosttan öte yoldaşa yakın ilişkilerine dair rivayetler vardır.
Ama asker-aydın-gençlik eylemi, bu kez, 1960’a oranla çok daha sol bir rota tutturduğundan olsa gerek, karşısında kalın bir duvar bulur. Sol darbecilik 9 Mart 1971’de çözülerek 12 Mart’ta faşizmin altında kalır. Mülkiyeli Yalçın Küçük ODTÜ’de hocalıktan geçip İngiltere’de Sovyet araştırmalarına dalmış, dönüp devam ettiği hocalığına 12 Mart’ın ardından son verilmiştir… Hoca’nın önünde başka bir yaşam açılır.
Behice Boran’ın ikinci TİP’inin programını yazanlardandır. Partinin haftalık politik yayın organı Yürüyüş’ün başına geçer. Önceki on yılın deneyimini aşmak arzusu her şeyin önündedir.
Başkaları farklı yollardan gidebilirdi; Yalçın Hoca’ya yakışan, onun benimseyebileceği arayış bazı köprüleri atmak olabilirdi yalnızca. Demokrasiyi genişletmekle, milli burjuvazi aramakla, CHP’cilikle köprüleri attı. Yürüyüş, sosyalist devrim programını gündelik siyasal tutum alışa tercüme ediyordu. 1970’li yılların yaygınlaşan ama giderek de monotonlaşan sol politik düzeyini bir üst lige taşıyanların başında gelir Yalçın Hoca. Emperyalizm çağında tekellerden demokrasi talep edenlere, işçi sınıfını olgunlaşmamış sayanlara inat iktidar perspektifi! Sosyalist iktidar perspektifi…
Hoca’nın yine kendi icat etmediği ama güncelleyip derinleştirdiği bir kavram da eşitsiz gelişme yasasıdır. Tarihinden çok eksik biriktire biriktire gelen Türkiye’nin devası ileriye doğru büyük bir sıçramadan başka bir şey olamazdı.
Sosyalizmde inat, 1977’de “Sosyalizmin Bayrağını Meclise Dikeceğiz” sloganıyla on iki yıl öncesinin defalarca gerisinde, 20 bin oyda kalan TİP’e fazla geldi. Aynı dönemeçte Türkiye egemen sınıfları emekçi halkı faşizmle durdurma stratejisinde karar kılmışlardı. Bunun karşısında solun demokratikleşme ezberi acilen aşılmalıydı. Türkiye Üzerine Tezler’in özü sosyalist devrimciliği Türkiye tarihinde köklendirme denemesidir. Hoca doğru halkayı yakalamıştı. Kitapta işlediği tezlerin çoğu yanlış çıksa da, arayışı devrimciydi. Devrimci arayış yoksa çıkış yoktur. Varsa tezlerin doğrusu eninde sonunda bulunur. Hoca bulmazsa başkaları…

Türkiye’nin umutlu 60’lardan karanlık 80’lere dönüş kararının alındığı meşum kavşakta, solun nasıl bir “tarih ve güncellik bütünlüğü” kurması gerektiğini ortaya koyan çalışma olarak Türkiye Üzerine Tezler 1 ve 2 okunmaya devam edilmelidir.
Devrimci arayışına o sıralar troçkist ve anti-sovyet yaftası takanlar sonradan utanmışlar mıdır? Çoğunun sadece utanma değil, bütün insani yetenekleri Gorbaçov ihanetinde akıp gitmiş olmalı. Hoca, utanmazlıklarını “birlik”, “yenilenme” türü janjanlı ambalajlara saklayanların yakasına yapışacaktı. Utanmazların yaptığına “tövbekârlık” adını taktı.
6 Nisan’da ölümünü izleyen saatlerde kimse Yalçın Küçük’ü anmaktan kaçınamazdı elbette. Ama yeri gelmişken kimilerinin “saygıyla anıyoruz” ile yetinmesinin daha yerinde olacağını söylemek durumundayım. Yalçın Küçük’ü anmak için, kendisinden yapılabilecek en son alıntı “Cumhuriyet iktidarı sınırlamak demektir…” olur. Daha iyisi ise şudur: “Bana kim demokrat derse, onu anama küfür sayarım. Ben de senin… derim.” Onun tek ömre sığan yaşamlarının arasında sivil toplumculuk, demokratizm, liberalizm hiç olmamıştır.

Partisine fazla gelen sosyalist devrim inadını ise yine ancak bir Parti taşıyabilirdi. Yalçın Hoca ise TİP defteri yüzüne kapandıktan sonra bir aydın hareketi yaratmaya yöneldi. Aydınlar Dilekçesi ilk büyük çıkışıdır. Tek başına yalnızca koca bir geminin çıkaracağı boyda dalgalara neden olduğu doğrudur. “Tek başına” dediysem, “partizanca bir indirgemecilik” yaptığıma verin… Elbette çok öğrencisi oldu. Yalçın Küçük Okulu bereketlidir. Aydın Üzerine Tezler yazdı; sosyalist geleceğimize kök bulmaya devam etti. Dergiler çıkarttı; Toplumsal Kurtuluş, Hep İleri Yalçın Hoca’nın ders notlarıdır. Dersin adı “Devrimi Aramak” diye konsa yeridir. Solu devrimsizleştirme operasyonlarına karşı öğretmenlik etmiştir.
1979’un Sosyalist İktidar’ı ders notlarından farklıdır bana sorarsanız. Çünkü Gelenek’e, daha önemlisi Gelenek Hareketi’ne, oradan bugünün TKP’sine varan bir akarsuyun ilk gözeleri vardır orada. Buralara varmasaydı kütüphane raflarında solar giderdi.
Hoca’ya dönersek, o da iyi biliyordu ki, örgütsüz, partisiz devrimciliğin içeriği akışkan olur. Devrimci arayış Parti ile, işçi sınıfına demir atmalıdır. Yoksa denemelerin toplamından, örnek almak üzere, sadece Yalçın Hoca’nın o muazzam enerjisi kalır geriye.

“Tek Başına Parti gibi” yaşamak her babayiğidin harcı değildir. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisini bir kolektifin içine yerleştirmeyi becermek ise tarihte çok az devrimciye nasip olmuştur. Yalçın Hoca bu sınırı erkenden görmüş olmalı, bir daha hiç denemedi.
“Biz” 1982’de o sınır çizgisini gören bir Yalçın Küçük sınıfıydık. Bu satırların yazarının kişisel olarak o dersliğe ne zaman girdiğinin bir önemi bulunmuyor. Hoca’yla yolu hiç kesişmeyenlerimiz de dâhil olmak üzere, karşıdevrim çağında devrimi arama güdüsünü ondan devraldık ve Örgüte, Partiye taşıdık. Büyük harfle Ö, büyük harfle P!
Başkaları Hoca’nın “Kürtçü” dönemini, “Sabetayist avına” çıktığı zamanları, “sağ Kemalizmin” AKP’ye eklemlenme zorunluluğunu göremeyişini… iyi veya kötü sayabilir, övebilir veya bunlara lanet okuyabilir. Kendi adıma soL okurlarına, bunların tamamını neden yanlış saydığımı açıklama gereği duymuyorum. Bir noktadan sonra, hele Yalçın Hoca’yı toprağa verirken, önemli olan yanlışı kanıtlamak değil doğrusunu yapmaktır.
Sosyalist devrimciliği, sosyalist iktidar perspektifini örten Kürtçülük yanlış, ama Kürt halkını sosyalizme kazanma iddiası doğrudur. Sınıf kavramını unutturan “kültür ve köken arkeolojisi” tek kelimeyle yanlıştır. Sosyalist iktidara uzanan yolun Cumhuriyetçilikten geçtiği mutlak doğrudur. Erken bir tarihte Cumhuriyetin sol için gerisine düşülemeyecek bir çizgi anlamına geldiğini o anlatmıştır… Sosyalist iktidarımızın okullarından birinin onun adını taşıyacağı kesindir.
Yalçın Küçük’ün soL’da yayımlanan yazı ve söyleşilerine burada ulaşabilirsiniz.
Hoca… 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-04-07 14:23:27 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku





