iustitia.bg
Termometreler eksi 2 dereceyi gösteriyor. Ankara Siteler’de, mobilya atölyelerinin, kerestecilerin olduğu o devasa sanayi labirentinde, dükkanların önünde ya da köşe başlarında bekleşen kalabalıklar göze çarpıyor. Bunlar ne müşteri ne de genç çıraklar. Emekli olmalarına rağmen hamallık yapan, yaşları 70 ile 80 arasında değişen ihtiyarlar.
Isınmak için buldukları her köşe başında ateş yakıyorlar. Çoğu zaman ateşin cılız sıcaklığı yetmeyince, tanıdık esnafların dükkanlarına sığınıyorlar. Bir bardak çay ikramı, birazcık soba kenarı müsaadesi, buz kesmiş ellerini çözmeye yetiyor.
Marangoz Ali Usta ile konuşuyoruz dükkanının önünde. Anlatmaya koyuluyor:
‘İş versem bir türlü, vermesem bir türlü’ diye özetliyor. Gözü, az ileride bekleyen yaşlı bir hamala takılıyor. ‘Adam 80 yaşına gelmiş’ diyor Ali Usta, sesi titreyerek; ‘Geniş ahşap tabakaları, o ağır MDF blokları sırtına alıp katlarca yukarı çıkıyor. O yükü taşırken yüzüne bakıyorum, dertli dertli… Astım hastası, hırıl hırıl nefes alıyor, ciğerlerinden düdük gibi ses geliyor. Bir gün korkuyorum, o yükün altında ölüp kalacak diye.’
Ali Usta çayları doldururken, yanındaki genç çırak giriyor söze. Gençliğin verdiği o acımasız gerçekçilikle; “Zaten yatağında ölmez abi o hamal” diyor, “Kesin eşya taşırken altında kalır ölür.”

‘Yetmiyor ki buradayız’
Sokağın bir başka başında Mirze ve Süleyman karşılıyor bizi. Soğuk havalarda dışarıda iş bekliyorlar, şansları yaver giderse üç beş kuruş kazanıp evlerine dönüyorlar, yoksa elleri boş, cepleri boş. Süleyman 74, Mirze ise 69 yaşında. İkisi de kağıt üzerinde “emekli”.
Süleyman Amca, zamlardan önce eline geçen paranın 19 bin lira olduğunu söylüyor. Yeni yılda aylığının ne olacağından habersiz, “Bakalım ne gösterecek bize yeni dönem” diyor. “Yeter mi?” diye soruyorum. Acı bir gülümseme yayılıyor yüzüne; “Hem yeter hem yetmez” diyor. Formülünü de şöyle açıklıyor:
“Yani evde oturursan, hiç dışarı çıkmazsan, ev kendine aitse, kira vermiyorsan, evde de karı koca iki kişiysen belki yeter. İşte günde 1000 lira harcasan 20 gün yeter.”
Tam o sırada Mirze Amca, Erzurum şivesinin o sert ve net tonuyla lafa giriyor:
“Yetmez gardaş, yetmez… Yetmiyor ki buradayız.”
Mirze Amca, Süleyman’ın “ot gibi yaşama” formülüne isyan ediyor aslında. “O parayla hasta olmayacaksın” diyor, parmaklarıyla sayarak devam ediyor anlatmaya;
“Dışarıda işin gücün olmayacak, canın bir şey çekmeyecek. Daha bir de yakının düğün yapmayacak, tutup da bir gram altın götürmeyeceksin. Falanca kişi memlekette hastalanmayacak, ziyaretine gitmeyeceksin. Öyle evde ot gibi yaşarsan yeter.”
Biz konuşurken havanın şiddeti artıyor, kar atıştırmaya başlıyor. Süleyman Amca, Yozgat Akdağmadeni’nden gelmiş Ankara’ya. Yıllarca çalışmış, didinmiş, çocuklarını okutup büyütmüş. Ama 74 yaşında hâlâ sokakta, hâlâ yük peşinde. Mirze Amca ise Erzurum Şenkayalı. 69 yaşında ama gözleri fıldır fıldır etrafı tarıyor, bizimle sohbet ederken bile aklı fikri gelecek bir işte, bir kamyonette. Denk gelirse eğer, o günün yevmiyesi çıkacak.

Kat başına 60 lira yeni yılda 70 oldu
“Peki bu hamallığın yevmiyesi ne kadar?” diye soruyorum. Sonuçta sabahın kör karanlığında gelip, akşam hava kararana kadar bu soğukta bekliyorlar. Süleyman Amca biraz daha muzip, sorduğumuz her soruya biraz gülerek, biraz da sitemle yanıt veriyor: “Ya ne yapacaksın ne kadar kazandığımızı, boş ver sıkma canımızı işte.”
Mirze Amca yine devreye giriyor, işin matematiğini döküyor ortaya.
Bir ahşap plakayı nakliye aracından bir üst kata taşımanın bedeli geçen yeni yıla girmeden önce 60 liraymış. Yeni yılda 70 lira olmuş. Para, çıkılan kata göre hesaplanıyor. İki kat çıkarlarsa 140 lira. Eğer 10 tabaka MDF ya da sunta taşırlarsa, kağıt üzerinde 1400 lira para yapıyor.

Ama kazın ayağı öyle değil.
Esas sorun, o tabakaların asla tek bir kişinin sırtlanamayacağı kadar büyük ve ağır bloklardan oluşması. “Eğer o kadar büyük iş denk gelirse” diyor Mirze Amca, “Mecburen her hamal bir yarene ihtiyaç duyuyor.” İki yaşlı beden, tek bir yükün altına giriyor. Hal böyle olunca o 70 liralık kat ücreti bölünüyor ikiye, düşüyor 35 liraya. Yani iki kat yukarı taşıdıkları 10 blok MDF için aldıkları o 1400 lira, paylaşılınca kişi başı 700-750 liraya iniyor.
“İşler nasıl peki?” diye soruyorum. Süleyman Amca cebini, üstünü başını gösteriyor: “Tertemiz. Bugün iş yok.”
Emekli olduğu halde hamallık yapanların “yatağında değil yük altında ölme” korkusunu duyanların sesini duyurmak aynı zamanda bir sorumluluk. Emeğin, emeklinin sesini kısmak isteyenlere inat, gerçeği haykırmak için soL’a abone olun.
Emeklilere hamallık dert, ama esas dert emekli dahi olamayanlarınki
Siteler’in dört bir yanından yoksulluk ve sefalet akıyor. Pırıl pırıl mobilya mağazalarının, vitrinleri kocaman işyerlerinin dibinde yanan ateşler ve ısınmaya çalışan yevmiyeciler parıltının ortasında acı bir gerçek olarak yankılanıyor.
Emekçilerin her birinin öyküsü, aslında bir “aza kanaat etme” öyküsü. Aza kanaat edebilenler, edemeyenleri ya da ses çıkaranları “gözü doymamakla” suçluyor.

Başka bir ateş başına, hamalların bekleme noktalarından birine geçiyoruz. Burası daha kalabalık. Ateşi harlamışlar, soğuğa karşı bir direniş var. Yan taraftaki tatlıcıdan aldıkları tatlıyı yiyor, karton bardaklarda çay içerek ısınmaya çalışıyorlar. Ama bu beklemenin de bir maliyeti var. “İş olsun olmasın” diyor içlerinden biri, “Buraya gelip gitmenin, öğlen bir yemek yemenin maliyeti 500 lira.”
Yan taraftaki hemen itiraz ediyor; “Evinden getir kardeşim yemeği, ver ateşe ısınsın ye.” Bir öteki ise “E canım bir lokma da bir şey yemeyecek miyiz?” diye çıkışıyor. Söz dönüp dolaşıyor, hepsinin o ateş başında ısındığı, itiraz edenin de, bu yoksulluğa “kader” deyip ikna olanın da müşteri beklediği o garip denkleme bağlanıyor.
Bunlar konuşulurken hava biraz daha soğuğa kesiyor. Bu sefer geçtiğimiz yeni yerden iki hamal daha karşılıyor bizi. Biri 59 ve diğer 65 yaşında. Sohbet ediyorlar kendi aralarında, buyur ediyorlar hemen. “Biz emekli olamadık” diye başlıyor sohbete içlerinden biri ve ekliyor “Olamayız da…”
Zira yıllarca hamallık yapmışlar, yevmiyelik işlerde çalışmışlar. Ne sigorta girişleri var ne bir resmi kayıtları. Emekli olmayacaklar. “20 bin maaş dert değil de, ulan hasta olmaya korkuyoruz, sigortamız neyimiz de yok” diyor.


Rüzgar kendini iyiden iyiye hissettiriyor. Elleri üşüyenler ateşe daha çok sokuluyor. Sokaktan geçen her araç, her kamyonet gözle kesiliyor; “Taşıyacak eşya var mı?” umuduyla bakışlar fırlatılıyor.
Kış vakti işler düşüyor, yazın daha iyi olduğunu söylüyorlar. Yeni emekli aylıklarının düşüklüğü, bu yaşta hamallık yapmaya devam etmelerinin tek sebebi. “Bu sene alacakları zamlar da bu hikayeyi değiştirmeyecek” diyorlar. Tek umutları havanın ısınması. En azından beklemek kolay olsun, kemikleri sızlamasın istiyorlar. Belki bir de işler açılır…
74 yaşındaki Süleyman Amca, yakında 75’ine basacak. “Ben daha gencim” diyor gülerek. Ama aklı o 80 yaşındaki arkadaşında, Marangoz Ali’nin bahsettiği, nefes alırken hırıltısı duyulan o yaşlı hamalda. O bugün gelmemiş. “Hava soğuk diye hastalanırım diye korkmuş, çıkmamış” diyorlar.
Ankara Siteler, emeklilerin, emekçilerin cehennemi olmuş durumda. Buz gibi havada, gelecek bir iş için el avuç ovuşturarak bekliyorlar.


Köşe başındaki köfteci birkaç bardak sıcak çay gönderip lafa karışıyor.
Ekmek arası köfte 130 lira. “Genelde esnaflar alıyor benden” diyor köfteci, “Hamallar evinden getiriyor, bir köşede yiyor. 130 liralık köfte onlara çok geliyor.” Yeni yıldan onlar da, köfteci de, hamallar da pek umutlu değil. “İşler açılırsa, hamallık mevzusu biraz daha artarsa ceplerine üç beş kuruş daha girer” diyor esnaf, “Evde oturmak masraf. En azından burada bir miktar para kazanma umutları var.”


Ayhan Usta, içeri buyur ediyor ısınalım diye. Çırağı kulağıma fısıldıyor,
“Ayhan usta da emekli olmayacak. 60 yaşını devirdi ama ömrü hayatında sadece 1 yıl sigorta girişi var. Saçları da bu kadar beyaz değil. Ahşap boyarken oluyor”
Siteler’in dumanlı, isli ve soğuk havasında değişmeyen tek şey, yaşamak için direnen bu insanların yükü. Sırtlarında MDF blokları, ceplerinde eriyen aylıkları ve yüreklerinde geçim korkusuyla beklemeye devam ediyorlar.
Ankara’nın ayazında ’emekli’ hamallar: Yatağında değil yükün altında ölmek 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2026-01-15 09:53:18 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku





