Начало Новини 2025 Bir Evrensel yazarının ya da Evrensel’in dramı 2025

Bir Evrensel yazarının ya da Evrensel’in dramı 2025

0
Bir Evrensel yazarının ya da Evrensel’in dramı 2025
Bir Evrensel yazarının ya da Evrensel’in dramı

iustitia.bg

    *******************************************************************************

    SIT BG olarak sizin için tek dilli veya çok dillişirketin web sitesiçevrimiçi mağazabir influencer'ın kişisel blogu, web sitesi otel, [web sitesi] hizmetlerhaber sitesiт, web siteleri-galerilervideo sitesiler, emlak acentesi, [web sitesi] etkinlikler veya rezervasyon, ya da ilan sitesi. Onu nasıl dikersek ZENGİN SONUÇLAR SERP'de Google'da ilk sayfa, Amerikan Bing ve Rus Yandex.

    Aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçin | Contact us filling the form below :


    Nelerle ilgileniyorsunuz? | Nelerle ilgileniyorsunuz?



    Web sitelerimizi de inceleyin : Bulgaristan Haberleri, Araştırmacı gazetecilik, YUSTITSIA Mağazası, Gayrimenkul, Petar Nizamov, Fitness, Ev için gıda, Odun kömürü, Web sitesi tasarımı, Toptan yakacak odun

    *******************************************************************************

    Konumuz bir Evrensel yazarının kelimenin tam anlamıyla “trajikomik” diyebileceğimiz yazısı.

    Oraya hak ettiği ölçüde geleceğiz ama önce aynı gazetenin (ve bağlı bulunduğu hareketin) çizgisindeki muazzam “tutarlılığı” kritik birkaç dönemeçte aldığı tutumla aktarmak zorunda hissediyoruz kendimizi; çünkü ancak bunu yaptığımızda örneğimiz yerli yerine oturacak.

    Bunun için tarihte kısa bir yolculuk yeterli…

    “Libya isyanında ikinci önemli fark isyan eden halkın silahlı olmasıdır.”

    Libya’da Tunus ve Mısır’dan ithal edilen cihatçı çeteler ellerinde silah, kafa keserken bunu söylemek gerçekten yürek isterdi.

    Devrimden kaçış, Arap Baharı sarhoşluğuyla birleşince, Libya’daki cihatçı çetelere bakıp devrim sanrısı gördü birileri.  

    İlk farkın ne olduğunu merak edenler için, çok daha trajik diyelim ve aktaralım: “Muhalif örgüt var mı bilmiyoruz…”

    “Kaddafi, Esad gibi diktatörler halkların, işçi sınıfının, Libya ve Suriye halkının dostu değildir. Yıkılması gereken diktatörlerdir. Bu diktatörlerin yıkılmasını ABD ve Batılı emperyalistler destekliyor diye diktatörleri savunamayız.”

    Bunu demekse, işin aslı pek de yürek isteyen bir şey değildi. AB ve ABD’nin fonladığı maşalar yıllardır emperyalistlerin hedef aldığı ülkelerdeki iktidarları devirmek isterken birilerine papağan gibi bu ezberleri tekrarlatıyordu işte.

    Birikim aynısını söylüyor, Yeni Şafak da farklı yoldan gidip benzer sonuca varıyor; işin tuhafı, Evrensel de bir şekilde aynı noktaya varmayı başarıyor.

    Peki, gerçekten büyük bir iştahla talep edilen bu devrimlerden/devirmelerden geriye ne kaldı?

    Kaddafi’yi ABD destekli cihatçı çeteler barbarca katlettiğinde Hillary Clinton’ın büyük sevincine ortak olunmuştur belki, hem de ‘sınıf’ adına, bilemiyoruz. Libya’dan geriye ise bir yanında AKP, diğer yanında Batılı emperyalist tekellerin akbaba gibi üşüştüğü, bölüp parçaladığı bir ülke kaldı.

    Evrensel için ikinci “devrilme haberi” Suriye’den geldi, biraz gecikmeli oldu ama olsun. Malum, geçtiğimiz yıl Esad da ABD, İsrail, İngiltere ve AKP iktidarının desteğiyle devrildi. Yerine cihatçı katiller Suriye’de iktidar koltuğuna oturdu. HTŞ’yi sınıf adına ne kadar destekliyorlar bilinmez ama Rojava’daki ittifak ortaklarının ‘devrimi’ ABD silahlarının ardından şimdi de ABD sermayesiyle büyümeye devam ediyor, gururlulardır elbette. 

    Arap Baharı’yla başladık, ‘teorik’ dergilerinde yaptıkları müthiş polemiklerden biriyle bu faslı kapatalım:

    “Arap ülkelerinde patlak veren ayaklanmalara baktığımızda, Marx’ın 1848 Devrimi öncesi Fransa’sı için söylediklerine benzer bir tablo çıkar karşımıza.

    …Neymiş ‘Leninistler, sadece meşru ve haklı bir temel üzerinde gelişiyor diye bir halk ayaklanmasının devrimci karaktere sahip olması için yeterli olmadığı önermesi üzerinde hareket eder’miş. Çok güzel! Öyleyse Arap ayaklanmalarının bölgede emperyalizmi güçlendiren mi, yoksa zayıflatan mı bir etkide bulunduğunu söyleyeceksin. TKP kendisini Arap ayaklanmalarının karşısında konumlandırarak, fiilen emperyalistlerin mevzisine düşmüş durumda. Bir de başkalarına ‘devrimcilik dersi’ vermeye kalkıyor.”

    Gerçekten muazzam bir analiz yeteneği!

    Bugün Mısır’a, Libya’ya, Suriye’ye ve diğer Arap ülkelerine bakıp ne kadar gurur duysalar da az.

    ***

    Biraz da iç siyasetle devam edelim.

    Türkiye’de AKP iktidarının yerleşiklik kazanmasını, Cumhuriyet’i tasfiye etmesini sağlayan siyasi davalara dönelim. Hepsine değil, ancak bunların en öne çıkanına; Cemaat, sermaye sınıfı ve ABD ortaklığıyla imal edilen Ergenekon’a bakalım örneğin.

    “Dava süreci ilerledikçe, çete organizasyonlarının ve çeteleşen devlet kurumlarının halka karşı işlediği suçları da kapsama imkanlarının ortaya çıktığı soruşturmanın, Türkiye’nin demokratikleşmesinin bir dayanağı olacak olguların ortaya çıkmasına da yol açacağını” vurguluyorlardı.

    AKP’nin patronların ve emperyalistlerin talimatıyla başlattığı operasyonların belki de en kritiğinde ‘demokrasi’ aramışlardı, sahiden…

    Araya düzenin birkaç kirli aparatı atılınca ‘demokrasi’ heyecanı yaşamışlardı yine.

    Üstelik onlara göre, “AKP’yi istemiyoruz” diyen komünistler düzen partisi CHP’yi istiyordu; ulusalcıydılar işte.

    O yüzden açılın lütfen; işçi sınıfı mücadelesi zayıf, birileri bu gündemi kaçırmayacak, ‘sınıf’ adına siyaset yapacak!

    Komik ama durum tam da bu.

    Bindiler AKP ile birlikte Ergenekon kayığına, “temizlemeye çalıştılar” düzenin bağırsaklarını.

    Liberallerle ortak mitingler de cabasıydı bu temizlik operasyonunun, “12 Eylül’den Ergenekon’a Darbeciler Yargılansın” dediler hep birlikte.

    Bir de ‘teorisini’ yaptılar bu işin.

    Birileri “yesinler birbirini” diyordu; bu kötü değildi ama yeterince ‘siyasi’ de değildi. Bir de, onlara göre en beteri vardı; tabii ki TKP’ydi o:

    “Yine de, bu tutumun, Kızılelmacı solcuların ya da daha geniş çerçevede CHP’den MHP’ye, Cumhuriyet gazetesi yazarlarından TKP’ye, bir kısmının AKP’yi güçlendirme kaygısıyla Ergenekon’a yönelik suçlamalarda neredeyse Baykal gibi avukatlık rolü üstlenmeleri ya da Ergenekon soruşturması ve iddianamesini gözden düşürmeye çalışarak dolaylı avukatlığa soyunmalarından evla olduğu söylenmelidir. Çünkü, bir defa, her iki çatışmacı tarafa karşı da bir tavır açıklamaktadır. “Taraf”ın bütün bir solu AKP kuyrukçuluğuna yönlendirme ve asıl olarak emperyalizme ve özellikle Amerikan emperyalizmine bağlanarak devrimden yüz çevirmeye ikna çabası yürütme taraflılığından ise yüz kere evla olduğu açıktır.”

    Sonra…

    Sonrasında bir de alınması gereken tutum vardı, o eşsiz analizlerine dönelim:

    “Ergenekon soruşturması ve açılırsa (açılması için de mücadele ederek), açıldığında, davasını, tekelci sermaye egemenliğini zayıflatıp devirmenin, oligarşik diktatörlüğün çeperlerinde gedikler açılması ve yıkılmasının hizmetine koşmaya çalışmanın ne engeli vardır? Bu ana doğrultuda ilerlemenin tek bir davadan yararlanarak gerçekleşip gerçekleşemeyeceği ayrı şeydir. Böyle olmayacağı şimdiden söylenebilir. Ancak Ergenekon denen şey tamamen gerici, kan içici, en küçük bir demokratikleşme imkanının bile önünü kesmeye yemin etmiş, düzenin ve diktatörlüğün iğrenç bir organından başka bir şey olmadığına göre, deşifre edilip tasfiyesi için mücadele ve bu mücadelenin kazançları, eğer “tarafsızlık” mevzilerinde seyircilikle vakit geçirilmezse, ancak halkın işine gelebilir ve onun demokrasi özleminin gerçekleşmesinin bir adımı olarak anlamlanır.”

    Gerçekten de AKP’nin ve düzenin gemisine ‘teorik’ sefalet taşımanın bu kadar utanç verici kaç örneği vardır acaba

    AKP iktidarının, sermaye sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda attığı tek bir adımı bile doğru değerlendirme yeteneğinden mahrum olanların, laiklik konusunda da tutarlı bir pozisyon takınması mümkün değildi haliyle.

    Bu yüzden AKP’nin türban operasyonuna da balıklama atlayacaklardı:

    “Mecliste dilediklerince çalışabilirler. Başörtüsü takarak gelmeleri kadın milletvekillerinin kendi inançları doğrultusunda verecekleri karar ve tercihtir.”

    Buna atlayan söz konusu Said Nursi olunca geri durur mu, şeyh anmasına gönderilen çelenk bunun nişanesi olacaktı.

    İşçi sınıfının sağcısı solcusu olmazdı. Öyle ya, zaten laiklik mücadelesinin sırası mıydı? Ulusalcı hezeyanlar işte!

    ***

    Buradan ittifaklar politikasına uzanalım, malum, “devrim stratejiniz varsa” oldukça kritik bir konu bu. Ya da ‘demokrasi stratejisi’ mi demeliydik?

    AKP’nin meşhur 1 Kasım seçimleri öncesi ‘solcu’ bir isme, Levent Tüzel’e bakanlık teklifi sonrası neler yaşandığını hatırlıyoruz değil mi?

    Bazıları çok istedi, bazılarıysa o kadar da uzun boylu değil, dedi. Sonuç olarak teklif reddedildi.

    Sonra ne oldu?

    Vekillik listelerine yeniden üst sıralardan girmeleri hayli zaman aldı. (Üstüne, bakanlıktan olmuşlardı bir de)

    Öcalan solu tamamen kendilerine bağlamak adına İmralı tutanaklarına da yansıdığı üzere “imkânlarımız geniş, vekillik, belediye başkanlığı verin” demişti ama solun emir komuta bilmezliği de olacak iş değildi.

    Sınır aşan, kırmızı ışıkta beklerdi.

    Onlar beklerken, araya ‘sol’ adına başkaları girip Meclis’e kancayı atıverdi.

    Bekleyiş uzun sürdü ama bitti nihayet.

    Müttefiklerinin Genişletilmiş Cumhur İttifakı hazırlıklarına, güçlü bir Yeni Osmanlıcı Türkiye stratejisine neden itiraz edeceklerdi ki?

    Bir kez daha kırmızı ışıkta beklemek için mi?

    Türkiye sermaye sınıfının, bölgede daha büyük bir güç olma hedefiyle açık açık ilan ettiği “din kardeşliği temelli güçlü Yeni Osmanlı” stratejisine de, sosyalizm fikrine açılan savaşa da kafayı kuma gömerek razı olmak düştü paylarına.

    Bir koltuk, çok şeylere kadir; ya da iki!

    ***

    Arap Baharı, AKP’nin yargı operasyonları, laiklik başlığı ve ittifaklar derken şimdi de CHP’ye; Evrensel’in son süreçte başladığı “CHP’ye rağmen CHP için vurgulu” büyük demokrasi savaşına geldik.

    Yok yok, bu sandığınız gibi CHP’cilik değil…

    Miting miting CHP peşinde koşunca, onun izin verdiği kadarına her seferinde razı olunca, otobüsün tepesine çıkarılıp mutluluk pozları verince ne olacaktı ki? Bu, ‘sınıf’ adına siyaset yapmaktı.

    Hem ortada işçi sınıfı mücadelesi mi vardı canım?

    Kuyrukçuluk mu, yok artık!

    ***

    Evet, bu uzun girişin nedeni olan o tuhaf yazıya geldik şimdi.

    soL’da düzen siyasetindeki çürümenin inanılmaz boyutlara ulaştığını uzun süredir yazıyoruz.

    Bunda şaşırılacak bir şey yok. Bu düzende çürümenin sonu yok, biliyoruz.

    Konumuzun düzen siyasetindeki çürümeyle dolaylı bir ilişkisi var. Başlıkta değindik, Evrensel gazetesinde köşe yazısı kaleme alan bir isim, Ahmet Yaşaroğlu ‘adlı’ yazar, belli ki düzen partilerinin çizdiği sınırlar içinde siyaset yapmaya ve yukarda satır başlarıyla işaret ettiğimiz çizgiye fazlasıyla kaptırmış kendini. E haliyle, çürümeden de fazlasıyla nasibini almış.

    Yaşaroğlu TKP’ye ve TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a ilişkin kaleme aldığı yazısıyla Evrensel’in değil, örneğin Hürriyet’in yazarı da olabilirdi, pekâlâ Sabah’ta ya da “bayrak indir” deyince indirdiği, “kaldır” deyince kaldırdığı düzen siyasetinin iki farklı unsurunun gazetelerinde de…

    Ne hikmetse bu yazıyı Evrensel’de yazabilmiş, kimse de önce bir yüzünü yıka dememiş.

    Biz diyelim.

    Gerçekten söz konusu yazı boyunca hissettiğimiz tek şey, Evrensel gazetesinin bu kadar bayat bir yazıya nasıl yer verebildiği oldu. (Bu yüzden sağlamasını yukarıdaki notlarla yapma ihtiyacı hissettik.)

    Karşımızda ne yazdığını bilmeyen bir yazar var o kesin, ancak işler ne okuduğunu da anlamayınca daha da trajikomik bir hâl almış.

    soL okurlarını durduk yere böyle vasat bir yazıya yönlendirmek istemeyiz.

    Konumuz soL TV’de Nevzat Evrim Önal’ın sunduğu Komünist Bakış programında TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a sorulan bir soruya uzanıyor.

    Programı izleyenler sorunun bağlamını da kapsamını da hatırlıyor sanıyoruz. (20.07’de başlayan üçüncü bölüm)

    Önal, soldaki CHP tartışmalarına ilişkin sorularının ardından Okuyan’a Yaşaroğlu’nun Evrensel’de yayımlanan yazısını hatırlatıyor ve “Formülasyon çok özetle şöyle: İşçi hareketi, işçi sınıfı hareketi zayıf. Dolayısıyla sosyalizm mücadelesi zayıf. Dolayısıyla sosyalizm mücadelesinin bu ortamda bağımsız ve kendi işini görecek bir güce dönüşmesi pek de mümkün değil, bu yüzden de CHP’yi sola çekmek gibi bir görevimiz zorunlu olarak vardır” diye aktarıyor. Sonrasında da sorusunu soruyor.

    Yaşaroğlu belli ki fazla heyecanlı biri. Bu heyecanın kaynaklarından biri, Evrensel’de son süreçte ısrarla TKP’yi hedef alan ve benzer vasatlıkta olan yazılara hiçbir yanıt verilmeyip, kendisinin CHP yazısının yanıt verilmeye değer bulunması olabilir.

    Öyleyse de üzücü, değilse de.

    Uzatmadan içeriğe gelelim ve keşke karşımızda ‘ciddi’ polemik yapmaya değer bir yazı olsaydı diyerek devam edelim.

    Yaşaroğlu çok özetle kendini savunmaya çalıştığı bir küfür yazısı kaleme almış.

    Yazısının temeline de Önal’ın Evrensel’deki yazısını çarpıttığı iddiasını koymuş.

    Hakkı var aslında.

    Öncelikle vurgulamak gerekir ki, sosyalistlerin -kim sosyalist kim değil ayrımını saklı tutarak- CHP’yi desteklemek, eleştirerek desteklemek, onu sola çekerek desteklemek gibi bir görevleri yoktur” diyor Yaşaroğlu. Burada da durmuyor, “CHP desteklenerek sosyalist hareket inşa edilemez ya da güçlendirilemez. Sosyalist hareketin güçleneceği alan işçi sınıfı ve emekçi yığınlardır” bile diyor, daha ne desin!

    Yazısından bu notları hatırlatıp, “bakın gördünüz mü, ben böyle bir şey demedim” diyor özetle, sonrasında ise TKP’ye yönelik oldukça sefil hakaret denemelerine girişiyor.

    Ancak tam da burada ilgili yazara kötü bir haberimiz. Maalesef bazıları sizin aksinize okuduğunu anlayabiliyor!

    Yazı boyunca ıkınıp sıkınılan, yukarıda alıntıladığımız sözlerin hemen sonrasında “ama” diye başlayan (Marksizm ve Leninizm’den eser miktarda dahi nasiplenmediğini kanıtlarcasına) düpedüz düzen içi önerilerinizle, sınıf mücadelesini CHP avlusuna (yeri gelince DEM’e) terk edişinizi ya da iyi niyetle havale edişinizi iyi anlıyoruz.

    Yaşaroğlu belli ki DEM’in ‘solculara’ verdiği koltuklar, Özel’in davet ettiği otobüs tepelerinden fazlasıyla heyecan duymuş biri. Belki de bu nedenle CHP’nin ilkeli ittifaklara yanaşmamasından üzüntü duyduğunu açıkça hissettirdiği yazısında, yılmaz ‘demokrasi’ mücadelesini CHP’ye rağmen CHP için veriyor adeta, tabii ki ‘sınıf için’ kılıfıyla.

    Gerçekten tebrikler!

    Peki, kendini savunmak için döktüğü bunca ter neden?

    Hadi bunca ter döktün; bunu demeye gerek var mıydı sahiden: “Bugün kitlesel politik mücadele CHP merkezli yürüyen ama seçimi hedefleyen, ufku dar, sınırlı bir çerçevede mitingler biçiminde sürmektedir. İşçi sınıfının, bir sınıf olarak ekonomik veya politik temelli genel kitlesel bir mücadelesi henüz ortada yoktur. Sendika bürokrasisi ve ağaları sınıf hareketini engellemeyi başarmaktadır. Tek tek fabrika ve iş yerlerindeki mücadeleler hep olsa da bunlar sınıfın birleşik genel hareketine dönüşememektedir. Bu durum sosyalistlerin sınıfın mücadelesine ilişkin çağrılarını ve taktiklerini doğrudan etkilemektedir.”

    Gerçekten ilgili yazarın neye itiraz ettiğini anlayamıyoruz.

    TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın aynı programda vekil pazarlıkları, koltuk kapışması ve düzen siyasetinin çürütücülüğüne dair yaptığı değerlendirmelere canı sıkıldıktan hemen sonra kaleme aldı belki de bu yazıyı, bilemiyoruz. Hatırlamayanlar varsa Okuyan’ın o sözlerini yeniden hatırlatalım: “Türkiye Komünist Partisi bir başka partinin koruması altında, şemsiyesi altında, himayesi ya da icazetiyle Meclis’e girecek bir parti değil. Bu pazarlığa kapalı.”

    İttifaklar konusunda Okuyan’ın yaptığı değerlendirmelere yazarın verdiği en kibar tabirle, ‘komik’ yanıtın kaynağı da yine bu can sıkıntısıdır belki de. Yoksa ilgili yazar illa Lenin’in adını duymuştur, öyle tahmin ediyoruz.

    TKP’nin mücadelenin içinde olmadığı uydurması için yazdığını ve okuduğunu anlamamak da yetmez, sadece kafasını kaldırıp biraz meydanlara baksa diyeceğiz ama orada hangi bayrağın kendisine ait olduğunu anlamak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya belli ki Yaşaroğlu.

    Sonuç olarak iktidarla girişilen Genişletilmiş Cumhur İttifakı’na, Yeni Osmanlı seferine sessizce ortak olabilir; CHP avlusundaki yılmaz demokrasi mücadelesine büyük bir kararlılıkla devam edebilirler, bizi gerçekten ilgilendirmiyor.

    TKP uzun yıllardır bu iki düzen partisinin kanatları altında siyaset yapan ‘solla’ arasına kalın bir çizgi çekti, bunu da açık açık ilan ederek yaptı.

    Bitirirken, Yaşaroğlu’na hatırlatmak zorundayız, istediğin bataklığa gitmekte özgürsün, gerçekten ilgilenmiyoruz.

    İstersen ‘bayrağını indir’ diyenlerle, istersen ‘koltuğun burada’ diyenlerle, istersen ikisiyle birlikte yürü…

    Herkes kendi yoluna.

    Son olarak Sovyetler Birliği’ne yıllarca burjuva ağzıyla “Sovyet Emperyalizmi” diyebilen, hatta buna bir de kendilerine yakışacak şekilde “kahrolsun” eki yapan bir hareketin zikzaklarına ilişkin hayretimizin de bir sınırı var.

    TKP ile Gorbaçov’un adını yan yana getirme hadsizliği Yaşaroğlu’nun sefil yazısına tüy dikme isteğinin bir tezahürü belli ki ama gerçekten yüzünü yıkamasını tavsiye ediyoruz, bu kadar hadsizlik ona bile fazla gelir!

    Bir Evrensel yazarının ya da Evrensel’in dramı 2025 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-11-10 12:13:41 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku

    ************** MAKALENİN ALTINA YORUM YAZIN **************

    *************************************

    Sektörde 25 yıllık tecrübeye güvenin!

    Toptan odun ve kömür tedarikçisi arıyorsanız kataloğumuzu ziyaret edin .

    Yakacak odun , kömür ve diğer temel ihtiyaç malzemeleri için  ONLINE MAĞAZALARIMIZA göz atın .

    Dünyanın her yerinden Bulgaristan'a TOPTAN ÜRÜN ithalatı yapmak için  İTHALAT ACENTEMİZ  (IUSTITIA Satın Alma İthalat Ofisi) ile  BURAYA TIKLAYARAK iletişime geçin  .

    Yüksek kaliteli yazılım hizmetleri için uzmanlarımızı seçin 

    ÇEVRİMİÇİ BAŞARINIZ İÇİN ORTAĞINIZ OLABİLİRİZ

    Web sitelerinin ve çevrimiçi mağazaların çevrimiçi  geliştirilmesi ve bakımı , DEV ve BT desteği, Google'da üst sıralarda yer almak için SEO optimizasyonu ve dijital pazarlama hizmetlerimizden yararlanmak için BURAYA TIKLAYIN .
    Ayrıca sağlık, güç ve canlılık da sunuyoruz. Eğitmenlerimizi görmek  için  TIKLAYIN . Kilo verme, gençleşme, kas kütlesini artırma, güç, kuvvet, dayanıklılık ve hız için programlar geliştiriyoruz .
     Profesyonel sporcular için iyi sonuçlar, ayrıca iyi bir fiziğe ve tona sahip olmak isteyenler için profesyonel ve kişisel beslenme ve antrenman rejimleribesin takviyeleri, vitaminler ve takviyeler.

    Bulgaristan veya Balkanlar'da gayrimenkul satın almak mı istiyorsunuz?

    • EMLAK ACENTEMİZİN deniz kıyısında, dağ başında, köyde veya büyük şehirde satılık ve kiralık daire, villa, ev, tarım arazisi, orman veya yatırım amaçlı arsa ilanlarına  ve  tekliflerine göz atın .
    • Bizimle  Bulgaristan ve yurtdışında ONLINE  Otel ve Tatil Evleri REZERVASYONU da yapabilirsiniz

    Siyasette ve toplumsal hayatta neler olup bittiğinden haberdar olmak için medyamızı okuyun:

    İşletmeniz Bulgaristan'da ve ...

    • Restoranınız, ızgaranız veya barbekünüz için toplu kömüre mi ihtiyacınız var? Kapınıza ücretsiz teslimatla
    • veya Küba, Afrika veya Güney Amerika'dan bir kamyon veya konteyner dolusu kömür ithal etmek istiyorsunuz.
    AMI SİPARİŞİ Charcoal Bay PER'den
    • Burgaz'dasınız ve kömür ateşinde pişirilmiş en lezzetli eti yemek istiyorsunuz ...
    Bay PER Kömür Izgarasından SİPARİŞ

    Bizi Facebook sayfamızdan takip  edin

    Bizi  Instagram'da da takip edin

    En ilgi çekici videolarımızı  TikTok ve YouTube kanalımızda izleyin

    Истории – Web Stories

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    • Rating