iustitia.bg
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Başkanı Özgür Burak Akkol bir ekonomi gazetesine konuk olmuş. Grev yasaklarından toplu sözleşme düzenine, işgücü maliyetlerinden imalat sanayisinde özel sektörün üretim kabiliyetine dek çarpıcı değerlendirmelerde bulunmuş. Gazete, bunların arasından MESS Başkanının en çok işçi sendikalarına dair şu sözlerini önemsemiş ve manşete çıkarmış: “İşçi sendikalarımızın genel kurullarında artık alkışlanıyoruz.”1
Röportajı yapan gazeteci Vahap Munyar. Kendisi halen Gazeteciler Cemiyeti Başkanı. Ekonomi gazeteciliğinin duayenleri arasında anılır, lakin uzundur üst düzey şirket yöneticileriyle röportajları ve yaptığı şirket haberleriyle öne çıkıyor. Adlı adınca reklamcılık olan bu gazetecilik biçimi, esasen ekonomi gazetelerinin para kazanma yöntemleri arasındadır.
Munyar, MESS Başkanının sendikalarla ilgili sözlerinin üzerine, kendisinin 78 kuşağından olduğunu, o dönemin akıllarda kalan sloganının ise ‘DGM’yi ezdik, sıra MESS’te’ olduğunu söyleyerek Türkiye sendikacılığının geldiği noktayı alkışlıyor.
MESS Başkanının sözleri ve Munyar’ın yorumlarını okuyunca insanın aklına ister istemez patron örgütlerinin Türkiye’de işçi sınıfına karşı işlediği suçlar geliyor. İşten atma, fişleme, sendikasızlaştırma, sendika kapatma, kendi güdümünde sendika açma… O kadar çok ki. Öncesi de var elbette fakat sonuçları hâlâ sürdüğü için 12 Eylül 1980 darbesini milat olarak kabul edebiliriz.
12 Eylül işçi sınıfına karşı yapılmış bir darbeydi, anti-komünistti ve patronların talebi doğrultusunda işçi sınıfının güçlü sendikal örgütlülüğünü dağıtmayı hedefledi. Her türlü yöntemi kullandılar. Bugün sendikal alanda tümüyle 12 Eylül rejimi sürüyor.
Bu iş böyledir. Suç, işleyenin yanına kâr kalınca zaman içinde unutulur. MESS Başkanının bugün ‘bizi alkışlıyorlar’ dediği sendikal düzen baştan aşağı işçi sınıfına karşı işlenen suçların ve 12 Eylül faşist darbesinin ürünüdür.
12 Eylül cunta yönetiminde patron temsilcileri en başından itibaren Kenan Evren’le birliktedir. Süreci birlikte yönettiler. Cunta hükümetinin Enerji Bakanı Fahir İlker, Koç Holding İdare Komitesi Başkanıydı. Bakanlık görevinden sonra karargâha, Koç Holding’e döndü, MESS üyesi Arçelik’in yönetim kurulu başkanı olarak öldü. Cuntanın Sanayi Bakanı Şahap Kocatopçu, Koç Holding Yönetim Kurulu üyesiydi. İstanbul Sanayi Odası Başkanlığı, TÜSİAD yönetim kurulu üyeliği ve TİSK başkanlığı yaptı. Turgut Özal 1977-79 arası MESS Başkanıdır. Darbeden hemen önce alınan 24 Ocak ekonomik kararlarını hazırlayan ekibin başındadır. Darbe sonrası kurulan cunta hükümetinde ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı, 1983 yılında ülkenin başbakanı, 89’da cumhurbaşkanıdır.
Önce DİSK’i kapattılar. 12 Eylül sabahı konfederasyona bağlı sendikalar basıldı, kapısına kilit vuruldu. Sendikacılar gözaltına alındı, işkenceden geçirildi. Gözaltına alınan DİSK’li sendikacı, sayısı 2 binin üstündedir. En çok gözaltı, darbeden birkaç ay önce, 22 Temmuz sabahı faşist tetikçiler tarafından evinin önünde katledilen Kemal Türkler’in başkanı olduğu Türkiye Maden-İş Sendikası’ndandır. Sayısı 600’ün üstündedir. Böylece MESS’in en dişli muhatabı hem kapatılmış hem de sendika temsilcileri işyerlerinden ‘temizlenmiştir’.
Patronların darbeden memnuniyetini ilk Vehbi Koç dile getiriyor. Koç grubunun kuruluştan bu yana MESS içinde en etkili grup olduğu düşünüldüğünde, Vehbi Koç’un Kenan Evren’e darbeden kısa bir süre sonra yazdığı mektubu MESS’in de kurumsal düşüncesi olarak okumakta tarihsel bir sakınca bulunmuyor.
Şunları yazıyor Koç, cuntacı başı Evren’e: “Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir.”
Belli ki Koç’a göre DİSK’li sendikacılar bu kapsamdadır ve derhal cezalandırılmalıdır: “Bazı sendikaların Türk Devleti’ni ve ekonomisini yıkmak için bugüne kadar yaptıkları aşırı hareketler göz önünde bulundurulmalıdır. DİSK’in kapatılmış olmasından dolayı bir kısım işçiler, sendikal münasebetler yönünden bekleyiş içindedirler. Militan sendikacılar bu işçileri tahrik etmek ve faaliyeti devam eden sendikaların yönetim kadrolarına sızarak kendi davalarını devam ettirmek niyetindedirler. Bu durum bilinmeli, hazırlanacak kanunlarda gerekli tedbirler alınmalıdır.” 2
Kısaca Vehbi Koç diyor ki, DİSK’i kapattınız, ne iyi ettiniz, ama yetmez. Bir daha asla benzeri olmasın diye hızla yeni yasaları çıkarmalı ve bu alanı düzlemelisiniz!
Cuntacılar Koç’un mektubundaki ‘dilekleri’ harfiyen yerine getirdi. Üç yıl sendikal faaliyeti, toplu sözleşme düzenini ve grevleri, yani her şeyi askıya aldılar. Sonra, 1983 yılında sendikal alanla ilgili yeni yasaları çıkardılar. 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, sendikal alanda bugüne dek süren 12 Eylül rejiminin temel iki yasası oldu. Sonraki yıllarda bu iki yasanın pek çok maddesinin değiştirilmesi, 2012 yılında ise AKP tarafından önemli ölçüde yenilenmesine rağmen patron örgütleri kırmızı çizgilerine hiç dokundurmadı.
Neydi o kırmızı çizgiler?
Sendika seçiminde işçi iradesine ipotek, toplu sözleşmeye erişimin zorlaşması ve geniş grev yasakları.
Konu MESS’in ‘sendikalar artık bizi alkışlıyor’ sözünden açıldığı için, sendika seçiminde işçi iradesine getirilen ipoteği konuşmakla yetinelim ve toplu sözleşme ile grev kısıtlarını başka yazılara bırakalım.
2821 ve 2822 sayılı iki 12 Eylül yasasıyla işçilerin sendika üyeliğine ve üyelikten ayrılmasına noter şartı getirildi. Böyle bir uygulama dünyanın başka hiçbir yerinde yoktu. Artık sendikaya üye olmak için işçi işyerinden izin alıp notere gitmek, burada beş nüsha üye kayıt fişi doldurup masrafları da cebinden karşılamak zorundaydı. Üstelik bu tasdikli sendika kayıt fişlerinden biri de noter tarafından işçinin çalıştığı işyerine yollanacaktı. Bu koşullarla herhangi bir işçinin, patron duymadan bir sendikaya üye olması, hatta patronun istemediği bir sendikaya üye olması mümkün değildi. Tersini deneyen ‘anarşist faaliyetten’ hapse atılmadıysa bile bile en hafifi işten atıldı.
DİSK ve bağlı sendikalar zaten kapatılmıştı. Üstüne işçilerin tercih edebilecekleri bağımsız sendikalara üyelikleri de sendika üyeliğine getirilen noter şartıyla daha baştan büyük ölçüde engellenmiş oldu.
Noter şartı işçiler için bir sendikasızlaştırma aracına dönüşürken, patronların işçileri kendi güdümündeki sarı sendikalara bağlama aracı olarak da kullanıldı. İşçi istediği sendikaya üye olmak için mesai saatleri içinde notere gidemiyordu belki ama patron onları kendi istediği sendikaya üye yapmak için noteri işyerine getirebiliyordu. Tabii işçinin kafasına kimse silah dayamıyordu ama işyerlerinde kurulan noter masalarına gelip patronun dayattığı sendikaya üye olmayan işçilerin ertesi gün işyerine girişte kartları basmıyordu. Noter şartı yıllarca işçiler için “ya patronun istediği sarı sendikaya üye olursun, ya da kapı dışarı” anlamına geldi.
Peki ya bunca zorbalığa rağmen işçiler hep birlikte hareket eder ve tek biri bile gidip patronun istediği sarı sendikaya üye olmak için imza atmazsa Oldu elbette. En çok da metal işkolunda oldu. MESS, kapatılan Maden-İş’in üyelerinin, bozkurt amblemli Türk Metal’e geçmelerini istiyordu. Buna karşın mücadele geleneği güçlü Maden-İş üyesi işçiler bağımsız Otomobil-İş sendikasında örgütlenmeye çalıştılar. Bunu az sayıda fabrikada başarabildiler. Çünkü patron örgütleri bu ihtimali de düşünerek yasaya bir geçici bir madde eklemişti. Noter şartını ilk seferde zorunlu olmaktan çıkaran bu madde şöyleydi:
“Bu kanunun yayımı tarihinde sendikalara kayıtlı üyelerin tespiti için kanunun yayımı tarihinden itibaren sekiz ay içinde, faaliyette bulunan her sendika, üyelerinin açık kimliklerini, ilgili işyerinde listeler halinde ilan eder ve bu listeleri aynı zamanda iki nüsha olarak bölge çalışma müdürlüklerine tevdi eder.” 3
Şaka gibiydi. Geçici madde, işçilere sendika üyeliğinde getirilen noter şartını, patronun kendi istediği sarı sendikaya işçiyi üye yapabilmesini kolaylaştıracak şekilde bir seferliğine kaldırıyordu. Şöyle yaptılar. Personel müdürlükleri, işyerinde çalışan işçilerin kimlik bilgilerini patronun işçileri üye yapmak istediği sarı sendikaya verdi. Sarı sendika, bu bilgileri geçici maddede yazdığı biçimde iki ayrı liste haline getirip birini işyerine astı, diğerini bölge çalışma müdürlüğüne yolladı. Yine geçici madde gereğince bu listelerde adı geçen işçilerin tamamı, Çalışma Bakanlığı tarafından listeyi ilan eden sendikanın üyesi kabul edildi.
Burada en büyük geçiş metal işkolunda oldu. Kapatılan DİSK’e bağlı Maden-İş Sendikası’nın pek çok üyesi, bu yöntemle Türk Metal’e üye yapıldı. Oyak Renault, Tofaş, Bosch, Arçelik, Man, Böhler, Altaş, Parsan, Sungurlar, Süpsan, Net Cıvata, Evar, Ferro Döküm, Simko, Beltan… Bu ve başka onlarca fabrikada işçiler, cunta tarafından kapatılan Maden-İş’ten sarı sendikaya, pek çoğunda yasaya koyulan ucube noter şartı bile uygulanmadan geçirildiler.
Bugünkü sendikal düzen alkışla değil zorbalıkla kuruldu. İşçiler bu zorbalığa karşı zaman zaman ayağa kalktı. İlki 1998 yılında oldu. 18 Eylül olayları diye hatırlanır. Binlerce metal işçisi Türk Metal’den istifa edip Birleşik Metal’e geçmeye çalıştı. MESS izin vermedi. Fabrikaların nizamiyesine noter masaları kurdular ve işçileri zorla yeniden Türk Metal’e üye yaptılar. İkincisinin adına işçiler ‘metal fırtına’ dedi. 5 Mayıs 2015’te başladı, sonraki birkaç ayda dalga dalga devam etti ve ülke çapında bir kez daha binlerce işçi Türk Metal’den istifa etti. MESS’in yanıtı yine işten atma, baskı ve tehdit oldu. O dönem Birleşik Metal’e geçtiği için işten atılan işçi sayısı sadece Reno’da 350’den fazladır.
MESS Başkanın sözünü ettiği alkışçılar işte 12 Eylül’den böyle nemalanan sendikalardır. Kendilerini var eden patron örgütlerine alkışları 46 yıldır devam etmektedir.
- 1
- 2
Vehbi Koç’un Kenan Evren’e yazdığı mektubun tamamını okumak bakınız: https://haber.sol.org.tr/turkiye/12-eylulu-en-net-anlatan-mektup-emrinize-amadeyim-247389 )
- 3
7.5.1983 tarihli Resmi Gazete; “2821 sayılı Sendikalar Kanunu, Geçici Madde-2; Sayfa 19; https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/18040.pdf
MESS’i alkışlamak 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-04-08 23:28:58 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku




