iustitia.bg
Bu temaya uygun bir şekilde, konferansın bu yılki raporunun adı “Under Destruction”, yani “Yıkım Altında” olarak belirlenmiş, kapağa da Trump’ı işaret edercesine bir fil çizimi yerleştirilmişti. Avrupa yönetici sınıfının eğilimlerinin bir yansıması olan raporda Trump’ın 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan Transatlantik düzeni, yani ABD-Avrupa ittifakını hedef aldığı söyleniyordu ve bunun da üç ayağı bulunuyordu.
Buna göre ABD Trump’la birlikte birincisi, “çok taraflı kurumların ve evrensel kuralların ABD gücünü kısıtlamak yerine artırdığı inancı”nı, ikincisi “açık bir uluslararası düzenin ve ekonomik entegrasyonun ABD’nin refahına ve güvenliğine hizmet ettiği inancı”nı ve üçüncüsü “demokrasi, insan hakları ve liberal demokrasiler arasındaki yakın işbirliğinin stratejik varlıklar olduğu ve ABD dış politikasını yönlendirmesi gerektiği varsayımı”nı terk etmişti.
Böyle fiyakalı cümlelerle ifade edilse de aslında şikâyet edilen şey ABD’nin uluslararası kapitalist sistemin BM ve NATO gibi temel kurumlarını devre dışı bırakması, serbest ticareti hedef alması ve hümaniter emperyalizmden vazgeçip ABD çıkarlarının önceliğini söyleminin merkezine yerleştirmesiydi.
Başta İngiltere Başbakanı Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merz olmak üzere Avrupalı liderler de buna uygun konuşmalar yaptılar ve Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığın azaltılması, daha özerk bir yapıya kavuşması, NATO’daki Avrupa etkisinin artırılması ve elbette ki hızla silahlanılması gerektiği yönünde açıklamalarda bulundular.
En çok merak edilen konuşma ise elbette ki “yıkım”ın faili ABD’nin Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun konuşmasıydı; çünkü geçen yıl ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Avrupalı yöneticileri gözlerinin içine baka baka azarlamış, onları Avrupa medeniyetinin temel değerlerine uymamakla suçlamış ve Avrupa elitlerini derin endişelere sürüklemişti. Rubio’nun üslubu JD Vance’inkinden farklı olarak daha yumuşak ve daha sakindi ama gösterdiği doğrultu aynıydı; Rubio Avrupa devletlerine tek şanslarının Trump’ın vizyonuna ayak uydurmak olduğunu, ancak bu şekilde yola birlikte devam edebileceklerini söylüyordu.
Rubio’nun konuşmasının esas önemi ise bugünkü ABD yönetiminin hem yakın tarihe hem de bugüne ve geleceğe bakışını bütün açıklığıyla ortaya koymasından kaynaklanıyordu. Rubio, konuşmasına Münih Güvenlik Konferansı’nın ilk toplandığı yıl olan 1963 yılındaki dünyanın durumunu hatırlatarak başlıyor ve “komünizm ile özgürlük arasındaki çizgi Almanya’nın kalbinden geçiyordu” diyerek Berlin Duvarı’na işaret ediyordu, ayrıca yine aynı yıl Küba Füze Krizi yaşanmış ve dünya kendisini “küresel bir felaketin” eşiğinde bulmuştu.
Rubio’ya göre ilk toplantı yapıldığında “Sovyet komünizmi yükselişte” ve “binlerce yıllık Batı medeniyeti tehlikede”ydi, “dinsiz komünist devrimler ve sömürgecilik karşıtı ayaklanmalar” Batı’nın yüzlerce yıllık yükselişini durdurmuştu. Ancak Avrupa ve ABD birlikte hareket ederek komünizmi yenmiş, Batı medeniyeti yeniden bütünleşmişti.
Alınan netice insanlık açısından son derece önemli bir galibiyete işaret ediyordu ama Batılı devletler liberal fikirlerin etkisi altında “tarihin sonu”na gelindiğine, liberal demokrasinin zaferine, ticaret ve alışveriş üzerine kurulu bağların ulus kimliğinin yerini alacağına, ulusal çıkarların yerini kurallara dayalı küresel düzene bıraktığına ve sınırları olmayan bir dünyada yaşayacağımıza inanmaya başlamışlardı ve bu korkunç bir yanılgıydı.
Korkunç bir yanılgıydı; çünkü Batı bunlara inanırken Batı’nın rakipleri kendi şirketlerini sübvanse edip ulusal sanayilerini korumuşlar, serbest ticaret ise Batı’ya sanayisizleşme, işsizlik ve zayıflayan bir ekonomi getirmişti. Batı, egemenliğini uluslararası kuruluşlara devredip refah devleti harcamalarını artırırken Batı’nın rakipleri tarihin en büyük askeri yatırımlarını yapmış ve sert güç kullanmaktan çekinmemişlerdi. Batı yeşil enerji, iklim krizi vs. ile uğraşırken rakipleri bunları ciddiye almamış ve fosil yakıt kullanarak büyümeye devam etmişti. Ayrıca sınırları olmayan bir dünya arayışı beraberinde büyük bir kitlesel göçü getirmiş, bu da Avrupa kültür ve medeniyetini temellerinden sarsmıştı.
Rubio, bu hataları Batı’nın, yani ABD ve Avrupa’nın birlikte yaptığını ve şimdi birlikte düzeltmesi gerektiğini söylüyor, bunun için de sömürgeci-emperyalist tarihe işaret ediyordu. ABD ve Batı birlikte hareket edecekti ama öncelikle ne için savaşılacağı sorusuna yanıt verilmesi gerekiyordu. Ordular soyut kavramlar için değil, bir halk, bir ulus, bir medeniyet, bir yaşam biçimi için savaşırdı ve ABD de bunu savunuyordu. Ancak ABD ile Avrupa’nın kuracağı yeni ittifak sadece askeri bir nitelik taşıyamazdı ve Rubio ittifakın kapsamını şöyle anlatıyordu:
Bu yeni ittifakın çalışmaları sadece askeri işbirliğine ve geçmişin endüstrilerini geri kazanmaya odaklanmamalıdır. Aynı zamanda, karşılıklı çıkarlarımızı ve yeni ufuklarımızı birlikte ilerletmeye, yaratıcılığımızı, zekâmızı ve yeni bir Batı yüzyılı inşa etme dinamik ruhumuzu serbest bırakmaya odaklanmalıdır. Ticari uzay yolculuğu ve en son yapay zekâ; endüstriyel otomasyon ve esnek üretim; diğer güçlerin şantaja karşı savunmasız olmayan kritik mineraller için Batılı bir tedarik zinciri oluşturmak ve Küresel Güney ekonomilerinde pazar payı için rekabet etmek üzere birleşik bir çaba…
Ticaretin uzaya taşınması, yapay zekânın genelleşmesi ve tam otomasyon, güvencesiz çalıştırma, kritik minerallerin sahipliği, tedarik zincirlerinin kontrolü ve giderek genişleyen bir pazar haline gelen Küresel Güney’de daha güçlü bir rekabet… Bunların hepsi günümüz emperyalizminin kodlarını ve yönelimlerini, Trump yönetiminin hedeflerini ve küresel egemenlik mücadelesinin gerçekleşeceği zemini açık bir şekilde ortaya koyuyordu.
Rubio’nun konuşması JD Vance’inki ile kıyaslandığında Avrupalı devletler tarafından çok daha olumlu bir şekilde karşılandı elbette ama yine de “yıkım”ı telafi edecek ölçüde değildi. Zaten o yüzden de Avrupalı devletlerin konferans değerlendirmelerine Avrupa’nın kendini savunması için atılacak adımlar damgasını vurdu. Avrupa’nın NATO’daki yerinin güçlendirilmesi, savunma harcamalarının artırılması, Almanya-Fransa merkezli bir Avrupa’nın inşası, Almanya’nın yeniden silahlanması, Almanya ile Fransa’nın nükleer bir çatı oluşturması, Rusya’yla savaşın devam ettirilerek Ukrayna’nın savunulması vs. öncelikli hedefler olarak ortaya konuldu. Dolayısıyla ABD’nin “yıkım” siyasetine Avrupa’nın verdiği yanıt daha fazla silahlanma, daha fazla militarizm oldu.
Trump’ın saldırgan ve kural tanımaz dış politikasına şimdi bir de Avrupa’nın yeniden militarizasyonu eklenecek ama uluslararası kapitalizmin insanlığı götürdüğü yıkımın işaretleri bununla sınırlı değil. Japonya’daki son seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki 465 sandalyenin 352’sini kazanarak büyük bir zafer kazanan Takaiçi Sanae’nin Liberal Demokrat Partisi içeride faşizmi yükseltirken dışarıda da tam da ABD’nin istediği bir şekilde Tayvan üzerinden Çin’le gerilimi artırmaya yöneldi ve bunun bir sonucu olarak Japonya Dışişleri Bakanlığı, Çin Dışişleri Bakanı Vang’ın Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada Sanae’ye yönelik eleştirilerini ve Çin’in egemenlik haklarının ihlal edildiği yönündeki sözlerini sert bir şekilde kınadı. Ayrıca Çin’in İpek Yolu Projesine alternatif olarak hazırlanan “Serbest ve Açık Hint-Pasifik” projesinin de “yükselen tehditler” nedeniyle güncellenmesine karar verildi.
Konferansa damgasını vuran hadiselerden biri “Şah” Rıza Pehlevi’nin öncülüğünde yapılan ve emperyalizmi İran’a müdahaleye çağıran mitingdi. Çok sayıda kişinin katıldığı bu mitingde devrik şah rejiminin bayrağı sallanırken, emperyalizmin günümüzdeki en şaklaban figürlerinden biri olan Lindsey Graham da sahnedeki yerini aldı ve İran’a saldırı çağrısında bulundu. Aynı gün Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ve SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi de “Suriye heyeti” olarak başka bir toplantıda Graham’la samimi pozlar verecek ve bunu bir başarı olarak göstereceklerdi.
Dünya, geçen yüzyıldakine benzer bir tablo ile karşı karşıya ve dünya pazarlarının kontrolü üzerine verilen emperyalist mücadele giderek yoğunlaşıp derinleşiyor. Buna yapay zekâ, robotlar, gözetim teknolojileri, nükleer savaş, nadir mineraller gibi günümüze dair fenomenler eşlik ediyor. Militarizm, diktatörlükler, yükselen faşizm… İnsanlığın yeni bir karanlık çağa, yeni bir yıkıma sürüklendiğini söylemenin kehanet anlamına gelmeyeceği günlerden geçiyoruz. Ya diyalektiğin yasaları işleyecek ve insanlık bu karanlığın içerisinden çıkmak için büyük bir mücadeleye girişecek ya da okuduğumuz, izlediğimiz bütün distopyalar yaşanacakların yanında çocuk oyuncağı gibi kalacak.
Yıkım: Münih Güvenlik Konferansı aynasındaki dünya 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-02-17 21:35:37 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku





