iustitia.bg
Komünist şair Nâzım Hikmet, 1962 yazında o zamanki Demokratik Alman Cumhuriyeti’nden yani nam-ı diğer “Doğu Almanya”nın Leipzig kentinden yayın yapan “Bizim Radyo”da çeşitli konuşmalar yapıyor ve yazılar yazıyordu. Nâzım, o dönemde “Sorular ve Karşılıklar” başlıklı bir yazı dizisi de başlatmıştı.
Dizinin bir başlığı da, “Toplanacak Olan Zonguldak Maden-İş Sendikası Kongresi Üzerine” idi. Nâzım Hikmet konuyla ilgili yazısında, öncelikle maden işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarını dile getiriyordu. Nâzım, yazısında şöyle diyordu:
“Zonguldak’ta ölümle karşı karşıya, ölmeyecek kadar ekmek parası kazanan 40 bin maden işçisi çalışıyor… Sekiz saatlik çalışmaya giren yeraltı işçisi, bir ekmek ve taş haline gelmiş bir parçacık helva yer…
Zaten çoğunda ciğer diye bir şey yoktur. Verem, maden işçisi arasında salgın bir hastalıktır. İdare, işçilere ayakkabı ve şayak kumaştan elbiseyi bile vermemektedir. Yeraltında çalışma şartları berbattır. Güvenlik tertipleri alınmamıştır”.
Sendikanın görevi
Nâzım Hikmet, bu durumda sendikanın görevini şu şekilde hatırlatıyordu: “İş ücretlerinin artırılması, çalışma ve güvenlik tedbirlerinin alınması için kongrede kararlara varılıp bu uğurda amansızca savaşmak”.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sağlık tesislerinin yapılması ve işçilere yaşayabilecekleri bir konutun sağlanmasının gerekliliğine de işaret eden Nâzım, “Kongre, bu konularda karar almazsa ona sendika kongresi denmez” diye yazıyordu.
Nâzım Hikmet, sendika delegelerini işçilerin seçmediğini, sendika başkanlarının işçilerle ilgilenmediğini ve bazı işçilerin kongreden haberdar dahi edilmediğini belirttikten sonra yazısına şöyle devam ediyordu:
“Gazetelerin yazdığına göre, madencilerin kongreden önce Ereğli’de yapılan mitinge büyük bir kitle halinde katılmak istedikleri ancak sendika liderlerinin mitingden yana olmadığı belirtiliyordu.
Kongreye daha çok puvantörler, kontrolörler iştirak edecekse bu kongreden bir sonuç çıkmaz. Kongreye maden işçileri, hele yeraltında çalışanlar tarafından seçilen delegeler katılmalıdır. Sendika üyelerinin çoğunluğunu puvantörler, kontrolörler gibi üst düzey elemanlar değil bizzat madeni çıkaranlar oluşturuyor”.
Sarı sendikacılığa eleştiri
Nâzım, bu yazısında gerçek madencilerin kongreye katılması halinde alınan kararların geniş işçi kitlelerini seferber edeceğini vurguluyordu. Şair Hikmet, “Bu madenciler sendika liderlerini aşarak kongreye kendi arkadaşlarını, kendi benzerlerini seçip göndermek için ellerinden geleni yapmalılar” diyerek görüşünü belirtiyordu.
(Nâzım Hikmet’in bu görüşleri için Yıldız Sertel’in 2008 yılında Everest Yayınları’ndan çıkan “Nâzım Hikmet ile Serteller” isimli kitabından yararlandık).
Nâzım’ın madencilerle ilgili yazısında, bir anlamda “sarı sendikacılığı” eleştiren bir tutum takınılıyor ve doğrudan doğruya işçilerin demokratik katılımını öngören bir anlayış savunuluyordu.
Doruk madenci direnişi
Eskişehir’den Ankara’ya 180 kilometre yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin de, Nisan ayında 9 günü açlık grevi olmak üzere 17 gün süren direnişlerinde bizzat kararlara katılımı, sendika yönetiminin işçilerle birlikte karar alması dikkat çekiciydi.
Direnişe öncülük eden Bağımsız Maden-İş Sendikası, üyeleri ve yöneticileriyle birlikte mücadeleci ve militan bir sendikacılık anlayışını yerine getirdi. Böyle bir sendikal anlayışın sonunda da, haklar ve önemli kazanımlar elde edildi. Polis baskısına, biber gazına, gözaltılara rağmen sınıf mücadelesinin nasıl yapılacağı bir kez daha gösterilmiş oldu.
Sendikanın başkanı Gökay Çakır, zafer sonrası yaptığı konuşmada, “Sarı sendikacılarla yola çıkmayacağız. Cüzdanımızla değil vicdanımızla sendikacılık yapacağız” diyordu. Örgütlenme uzmanı Başaran Aksu’nun şu sözleri de, mücadelenin ana temasını belirtiyordu:
“Yola çıktığımız zaman sendikanın beş kuruş parası yoktu. Sendika başkanımız, sadece emekli maaşıyla geçinen bir arkadaşımızdır. İmkanlarımızın yokluğuna rağmen halkımızdan büyük destek gördük. Otobüs tutulmasından beslenme ihtiyaçlarımıza kadar hepsini halk karşıladı. Aslında direnişimizi halkımızın desteği ile kazandık.
Diğer işçi arkadaşlara sesleniyorum: Sarı sendikacıların olduğu yönetimleri demokratik biçimde değiştirin. Sarı sendikacılık anlayışı yıkılmadan işçi sınıfının başarıya ulaşması mümkün değildir”.
Kara Mancar şiiri
Evet, artık başka bir söze gerek yok. Yazımızı Nâzım Hikmet’in madenciler için yazdığı bir şiirle bitirelim. Şairin Zonguldak’taki sınıfsal farklılığı, yabancıların sefasını ve maden işçisinin cefasını anlatırken tanımladığı ise, mancar yemeği olmuştur. Bu yemek, daha çok fakirlerin yediği bir yemektir. İşte Nâzım’ın “Kara Mancar” şiirinden bazı mısralar…
Deniz kıyısında bir dağ.
Dağın güzel sırtlarında villalar.
Eteklerinde mağaralar.
Villalarda patronlar,
mağaralarda, madenci adamlar.
Patronlar ama ne patron!
Çoğu ecnebiler, kravat-papyon.
Sofrada kuş sütünden başka her şey var.
Havyarından, şampanyasına kadar…
Şehrin alt kısmında,
madenci işçiler,
taş devrinde gibiler.
O zamandan aklımda kaldı:
Sabah akşam ha babam tok,
Kara mancar yiyoruz.
Sebze denemez, deve dikeninden
kömür kadar kara bir ot.
Nâzım’dan madencilere… 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-05-02 23:22:33 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku


