Yetkililere göre toplamda 2,5 milyon kamu bilgisayarı aşamalı biçimde dönüştürülecek. İlk etapta devlet kurumlarındaki masaüstü sistemleri hedeflenirken, sonraki aşamada Microsoft Teams ve Zoom Video Communications gibi iletişim yazılımlarının da değiştirilmesi planlanıyor.
ABD şirketlerine bağımlılığı azaltma hamlesi
Fransa’nın bu adımı, Avrupa’da uzun süredir tartışılan teknoloji bağımsızlığı gündeminin somut sonucu olarak görülüyor. Paris yönetimi, kritik devlet altyapılarında Amerikan teknoloji devlerine bağımlılığı azaltmak istiyor.
Tartışmalar, 2025 yılında International Criminal Court Başsavcısı Karim Khan’ın Microsoft hesabının siyasi baskılar sonrası kapatıldığı iddialarıyla daha da hız kazanmıştı. Bu gelişme, Avrupa kurumlarında “ABD merkezli dijital altyapılara aşırı bağımlılık” endişesini artırmıştı.
Tam geçiş hedefi 2027
Fransa hükümeti, sonbahara kadar ayrıntılı geçiş planını hazırlamayı amaçlıyor. İlk aşamadaki sistem dönüşümünün ardından, iletişim ve ofis yazılımlarının da 2027 yılına kadar yenilenmesi öngörülüyor.
Yeni modelde açık kaynak kodlu yazılımlar tercih edilecek. Böylece devlet kurumları, tek bir şirkete bağlı kalmadan sistemlerini yönetebilecek.
Maliyet düşecek, kontrol artacak
Fransız makamları, Linux tabanlı sisteme geçişin her 100 bin kullanıcı için yaklaşık 1 milyon euro avantaj sağlayabileceğini hesaplıyor. Tasarrufun temel kaynağı, lisans ücretlerinin ortadan kalkması ve donanımların daha uzun süre kullanılabilmesi.
Uzmanlara göre bu hamle yalnızca ekonomik değil, stratejik anlam da taşıyor. Çünkü devlet verilerinin kontrolü, güvenlik politikaları ve teknik altyapı üzerinde daha fazla ulusal denetim sağlanacak.
Almanya ve Bavyera’da tartışma sürüyor
Fransa bu adımı atarken Almanya’da ise farklı bir tablo bulunuyor. Özellikle Bavaria eyaletinde Microsoft Office 365 için milyar euroluk yeni sözleşme tartışma yaratmış durumda. Dijital egemenlik savunucuları sözleşmeye itiraz ederken, bazı yetkililer Microsoft ile çalışmanın sorun yaratmadığını savunuyor.
Avrupa için dönüm noktası
Fransa’nın kararı, Avrupa’da teknoloji politikalarında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Eğer proje başarılı olursa diğer AB ülkelerinin de benzer adımlar atması bekleniyor. Böylece kıta genelinde Amerikan teknoloji devlerine karşı daha bağımsız bir kamu bilişim modeli gündeme gelebilir.