iustitia.bg
Bu ülkede memleketinin gençlerinin yaşadığı işsizlik ve gelecek kaygısına duyarlı, anlamak ve elinden gelirse çözüm bulmak için emek veren insanlarda var elbette. İyi ki varlar.
Malum soru sorulunca bu genç kadın veya erkek ne yapar, ne düşünür, ne hisseder?
İlk zamanlar tüm samimiyeti ve enerjisiyle içinde bulunduğu duruma dair açıklamalar yapar, kendini anlatmak/anlaşılmak ister. Zamanla bu anlatma isteği karşısında gördüğü anlayışsız ve samimiyetsiz tavırlar ya da sürekli olarak aynı cümleleri kurmanın verdiği bıkkınlıkla yorucu ve yıpratıcı sohbetlere dönüşür. Çoğu kez bu soruya maruz kalmamak için sorunun sorulma ihtimalinin olduğu ortam ve kişilerden kaçınır. Bu durum sosyal çevresinden izole olmasına ve yalnızlaşmasına sebep olur elbette. Sorudan kaçamadığı durumlarda ise bazen sesli bazen sessiz cevaplar verir karşı tarafa. Bu cevaplar çıldırmanın eşiğinde gezmenin verdiği cesaretle: ‘Aynen, ben mezun oldum ama sistem beni atamıyor. Aramızda biraz soğukluk var.’ ‘KPSS çalışmak benim için bir yaşam biçimi, ben sürecin kendisini seviyorum. Bağımlılığım bu benim.’ ‘Şu an kendime özel ders veriyorum.’ ‘Atandım ama bu çok gizli bir bilgi o nedenle size söylemiyorum.’ şeklinde olabiliyor zaman zaman. Sonrası derin bir sessizlik.
Peki bu sorular sorulurken sorunun içinde boğuşan ve gelecek kaygısı yaşayanlar ne yaparlar? Süreç nasıl başlar, neler yaşanır ve nasıl sonuçlanır? Bu yazıda kendisi de bu süreçleri yaşamış ve süreç boyunca pek çok meslektaşının yaşadığı zorluklara tanık olmuş bir öğretmen olarak size bazı deneyimlerimi anlatmak isterim. Yetişkin bir öğretmen insanı öncelikle bin bir emek ve sınavdan geçerek lisans eğitimi alır. 4 yıl Eğitim Fakültesinde okur ya da Fen -Edebiyat fakültesinde okuyarak bir yandan pedagojik formasyonunu tamamlayıp yetki alır. Diplomayı alınca o ulvi mesleği yapması için bütün kapılar ona açılmaz elbette. Önünde pek çok zorluk ve seçenek vardır.
‘Dershane, etüt merkezi ya da özel okul’
Nedir bunlar diye düşünecek olursak eğitimin parayla alınır satılır hale geldiği özel sektörde; dershane, etüt merkezi ya da özel okulda çalışmak olabilir. Ancak diğer tüm mesleklerde olduğu gibi yeni mezun bir öğretmen için de bu pek kolay bir yol değildir. Çaldığı hemen her kapıda yeni mezun olmasını gerekçe göstererek asgari ücretin altına, belirsiz bir mesai saatiyle, güvencesiz çalışma teklif edilir. Özel okul patronları ağız birliği yapmışçasına hep birlikte aynı şeyi söyler. Öğretmen, bunu kabul etse bile iş güvencesi yoktur. Daha düşük bir maaşa aynı işi yapacak biri olduğunda hiç düşünmeden kapının önüne koyuverilir. Asgari ücretle ya da biraz üstüne çalışabilmesi için bir süre hırpalanarak çalışmaktan başka seçeneği olmaz pek. Her yıl yaşadığı ‘Acaba sözleşmem yenilenecek mi?’ ‘Yaz dönemi maaş alamayacağım, nasıl geçineceğim?’ gerilimi de cabası.
‘120 saat derse girmenize rağmen aldığınız maaş yine asgari ücreti bulmuyor’
Bir diğer seçenek ders ücreti karşılığı Millî Eğitim Bakanlığında çalışmak olabilir. Ama ne yazık ki burası da pek aydınlık değil. Çünkü bu işi yapabilmekteki temel kriter son zamanlarda referans adıyla anılan torpil meselesi. Ne kadar iyi bir öğretmen olursanız olun ön lisans ya da lisans mezunu, hangi bölümü bitirdiği önemli değil, şöyle kuvvetli referansı olan biri karşısında asla şansınız yok. Şans eseri başlasanız bile ayda 120 saat derse girmenize rağmen aldığınız maaş yine asgari ücreti bulmuyor, sigorta piriminiz saat üzerinden ödeniyor, tüm resmi tatiller maaşınızdan kesiliyor. Güvenceniz ise yine yok. Bu iki seçenek başka bir yazıya konu olacak derin ve karmaşık. Sadece durumu anlatmak için küçük bir özet geçmek istedim. Tüm bu süreçlere tahammülü kalmayan öğretmenlerin büyük bir kısmı ise askerlik, polislik başta olmak üzere market, mağaza, inşaat gibi pek çok farklı sektörde çalışıyor. Çünkü birazdan değineceğim üzere KPSS çalışmak zaman ve emek gerektirdiği gibi ciddi bir mali bütçe de gerektiriyor. Büyük bir çoğunluğu ev geçindiren ya da aile ekonomisine katkı sağlamak zorunda olan öğretmenler için bu ekonomik yükü kaldırmak başlı başına bir sorun. Peki, bunu göze alıp sınava hazırlanmaya karar verdiğinde onları neler bekler?
‘7 yıl sonra KPSS ile atanmak için istifa edip evde ders çalışmaya başladım’
2025 yılı itibariyle getirilen Akademiye Giriş Sınavına kısaca değineceğim elbette ama bu yazıda asıl değinmek istediğim kısım uzunca yıllar yürürlükte olan ve benim de parçası olduğum KPSS sistemi olacak. Ben de pek çok meslektaşım gibi yukarıdaki süreçlerin tamamından geçerek 2022 yılında mezuniyetimin üzerinden 7 yıl geçtikten sonra KPSS ile atanmak için işimden istifa edip evde ders çalışmaya başladım.
İstifa etmek zorundaydım çünkü daha önceleri bir işte çalışırken sınava hazırlanmayı denemiştim ama işin verdiği yorgunluk ve hayatın başka gündemleri sınava odaklanmamı zorlaştırmıştı.
Sınavı içerik itibariyle özetlersem ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Öğretmenler KPSS sistemiyle atanmak için ayrı ayrı uzmanlık becerileri gerektiren 3 sınava giriyordu. İlki her lisans mezununun girdiği 5 temel ders ve 120 sorudan oluşan Genel Yetenek ve Genel Kültür Sınavı, ikincisi tüm öğretmenlerin tabi olduğu 8 ders ve 80 sorudan oluşan Eğitim Bilimleri Sınavı, üçüncüsü ise her öğretmenin kendi branşından girdiği 75 sorudan oluşan ve branşıyla ilgili lisans eğitiminde öğrendiği bütün akademik bilgileri içeren Öğretmenlik Alan Bilgisi Sınavı. ÖABT tüm branşlarda olmasa da büyük çoğunluğunda yapılıyor. Sınava her yıl ortalama en az 500.000 öğretmenin girdiğini ve çok düşük sayılarda atama yapıldığını da düşünürsek atanmak için yüksek puan almak, onun içinde hayatı bir kenara bırakıp ders çalışmak kaçınılmaz oluyor. Sınava hazırlanmaya karar vermekle iş bitmiyor tabi ki. Sınavın içeriğini, kapsamını, mantığını anlamak bir çaba harcamanız gerekiyor elbette. Bir yüz yüze ya da online dershaneye kaydolmanız gerekiyor, her ders için ayrı ayrı ve birden fazla kitap almanız gerekiyor. Kitap ve dershane ücretleri dudak uçuklatacak düzeyde. Aynı şeklide ÖSYM’nin sınav ücretleri de öyle. 2024 yılında sınava girdiğimde 3 sınav için 1050 lira sınav ücreti ödemiştim. Sınava hazırlanan öğretmenlerin çoğunun işsiz olduğunu ya da düşük ücrete çalıştığını düşününce her biri yüklü maliyetler anlamına geliyor.
‘Boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, eklem ve kas ağrıları…’
İşin mali kısmında daha önemli olan başka kısımları da var elbette. Üç ayrı uzmanlık alanı gerektiren bu sınava hazırlanırken başarmak için hiç durmadan ders çalışmanız gerekiyor. O kadar fazla ders ve bilgi var ki birini öğrenirken diğeri aklınızdan çıkıyor. Bazen yeni bilgiye yer açılsın diye beyniniz anılarınızı siliyor ve en sevdiğiniz arkadaşınızın adını bir anlığına hatırlayamıyorsunuz. Bir odanın içinde tek başına saatleriniz ve günleriniz geçiyor.
Boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, eklem ve kas ağrıları, göz hasarı ve anksiyete garantili bir süreç bu aynı zamanda anlayacağınız.
Sevdiğiniz insanların iyi ve kötü günlerinde yanında olamıyorsunuz. Hatta bazen seslerini ve yüzlerini hatırlamakta zorlanıyorsunuz. Dışarda bir bardak kahve içmeye, tiyatroya gitmeye ya da ailenizle akşam aynı masada yemek yemeye bile zaman bulamadığınız günler oluyor. Bunu kimi zaman ders yoğunluğundan kimi zamansa o masadan kalktığınızda duyduğunuz vicdan azabı nedeniyle yapamıyorsunuz. Bazen çevrenizdekiler neden bu kadar çok ders çalıştığınızı anlamakta zorlanıp onunla vakit geçirmek istemediğiniz için bahane bulduğunuzu bile düşünebiliyor. Arkadaşlıklarınızı gözden geçirerek çalışmaya devam ediyorsunuz. Kendi sesinize yabancılaştığınız zamanlar oluyor. Sohbet etmek, iletişim başlatmak, sürdürmek nasıl yapılıyor onu bile unutabiliyorsunuz. Nasılsın, kendini iyi hissediyor musun, desteğe ihtiyacın var mı soruları çoğu zaman atlanarak ‘hala atanamadın mı?’ diye soruluyor bir yandan. Cevabın evet ya da hayır olması beklenerek. Cevap evetse işin zorlukları hayırsa bilmem kimin atandığı söyleniyor imalı bir şekilde. Hangi ara bu kadar düşüncesiz olduk diye düşüncelere dalıyorsunuz bir yandan. Aldığınız çok üzücü haberlerde bile sevdiklerinizin yanına gidemiyorsunuz gitseniz bile uzun süre kalamıyorsunuz. Masanın başına dönerek göz yaşınızı silip yüzmeye devam etmeniz gerekiyor çünkü. Günler, haftalar, aylar geçiyor böyle. Sınav günü geldiğinde ise tüm bu emek ve bilgi 275 soru ve sınırlı zamanla ölçülmeye çalışılıyor.
İş burada bitmiyor tabi ki. Millî Eğitim Bakanlığı son yıllarda yeni bir huy edindi. Artık eskisi gibi yılda 2 ya da 3 atama yapmıyor. Sınavın üzerinden aylar geçmesine rağmen atama açmıyor açsa bile her yıl tek atama ve çok düşük kontenjanla az sayıda öğretmen alıyor. Hal böyle olunca sizin sınavdan aldığınız puanla atanıp atanamayacağınıza dair net bir fikriniz olmuyor. Dolayısıyla aynı döngünün içine tekrar girip bir belirsizlikle ders çalışmaya devam etmeniz gerekiyor. İşin bu kısmını kendi girdiğim sınavlarla açıklamak isterim.
KPSS sorular sızdırıldığı için iptal edilince…
2022 yılının yazında, hazırlanarak girdiğim ilk KPSS soruların sızdırıldığı iddiasıyla iptal edilmişti. İptal süreci ile ilgili duygularımı ve görüşlerimi içeren bir yazıyı yine buradan paylaşmıştım sizlerle. Sınav iptal edilerek Eylül ve Ekim ayında yeniden sınav yapılmıştı. Bu durum pek çok öğretmen için büyük bir güvensizlik ve motivasyon eksikliğine sebep olmuştu. Yenilenen sınavın sonuçları Ekim ayının sonlarında ilan edildi fakat bakanlık öğretmen alımı yapmak için herhangi bir adım atmadı. Hal böyle olunca onca emek ve çaba düşük kontenjan karşısında boşa gitmesin diye ben ve pek çok meslektaşım bir belirsizlik içinde tekrar masaya oturarak ders çalışmaya başladık. Aynı ekonomik, sosyal ve duygusal süreçle beraber elbette. Birkaç ay sonra 6 Şubat depremi oldu. Binlerce yurttaşımızı kaybetmenin üzüntüsü de eklendi bu kaygıya. Her meselede olduğu gibi eğitim meselesini de kendi siyasi rant alanına dönüştüren iktidar, hem seçimi kazanmak hem de depremde zarar gören imajını düzeltmek istemiş olmalı ki bütün tuşlara basıyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’na 45.000 öğretmen ataması talimatını verdi. Bu son yıllarda verilen en büyük atama sayılarından biriydi bu. Mülakatı kaldıracağına dair sözler verdi, yerine getirmese de. Burada garip olan elbette 45.000 öğretmen alımı değil, zira bakanlığın daha da fazla sayıda öğretmen açığı olduğu yapılan araştırmalarla sabit. Garip olan kısmı bizim aylarca belirsizlik içinde hazırlandığımız sınavın, emeğimizin ve öğrencilerimizin eğitim hakkının ve daha birçok şeyin seçim malzemesi haline getirilmesi.
Seçimler ve KPSS müjdeleri
Seçim startıyla gelen atama duyurusu yapıldığında 2022 KPSS’nin üzerinden yaklaşık 6 ay geçmişti. 2023 sınavına ise 5 ay kalmıştı. Kontenjanda olanlarımız mülakata girip göreve başlamak için Eylül ayını bekledi. Benim branşımdan o yıl 1408 kişi alındı. Sıralamam 2000 de olduğu için kontenjan dışı kaldım ve benimle aynı durumda olan arkadaşlarımla ders çalışmaya devam ettim. 2023 yazında sınava tekrar girdim. Bu defa sıram 1113 idi. Bir önceki yıl genel seçim nedeniyle yüksek atama yapılmıştı, bu defa da yerel seçim vardı. İktidara yakın sendikalar ve gazeteler atamanın 2023 sınavı içinde yüksek olacağını söylerken bakanlar tasarruf tedbirleri açıklayıp duruyordu. Büyük bir belirsizlik içinde öğretmen atamasının nasıl seçim malzemesini yapıldığını bir kez daha izleyerek birkaç ay bekledikten sonra bakanlık yeni atama açmayınca tekrar masa başına oturduk.
2023 sınavına düşük kontenjan verilmesi halinde ek atama yapılmayacağı için atanamama ihtimalimiz vardı çünkü. Planlama konusunda muhteşem olan bakanlığımız 2023 sınavının üzerinden 8 ay geçtikten sonra ve 2024 sınavına 4 ay kalmışken zahmet edip 20.000 öğretmen alacağını duyurdu. Üstelikte üzerine çok çalışıp adaletli hale getirdiklerini söyledikleri yeni mülakat usulüyle. O yıl mülakata giren ve yazılı sınava göre atama kontenjanında olan pek çok meslektaşım, mülakatla kontenjan dışına çıkarıldı ve hala haklarını almak için mücadele ediyorlar.
Kalanlarımıza ne mi oldu?
Bir kısmımız seçim nedeniyle yüksek atama geleceğini düşünüp ders çalışmayı bıraktı, atama açıldığında ise yeni yapılacak sınava çok az bir süre kaldığı için dersleri toparlayamadı ve sürecin dışına itildi. Bir kısmımız ise tüm spekülasyona ve yalan habere rağmen ders çalışmaya devam etti. Benim branşıma o yıl 619 kontenjan verildi. Ben yine kontenjan dışı kaldım. 2024 sınavı için çalışmaya devam ettim. Kendimi bitmeyen bir döngünün içinde hissediyordum. Artık 3.defa hazırlandığım için bu beni hem maddi açıdan hem duygusal açıdan hem de sosyal açıdan oldukça zorlamaya başlamıştı. Bu keyfi atama düzeni beni ve pek çok öğretmeni çarkta durmadan dönen hamsterlara çevirmişti. Sürekli koşuyorduk, koşmaktan yorulmuştuk ama bir noktaya varamıyorduk. Büyük bir yorgunluk ve stresle geçen 3. seferin ardından 2024 sınavına girdim ve sonuçların açıklanmasını bekledim.
‘Sevinç çığlıkları yerine önce göz yaşına sonra sevdiklerimle kucaklaşmaya bıraktı’
Sonucun açıklandığı an stresten ekrana bakamadım bir süre. Ellerim titreyerek telefonu elime aldım ekrana baktığımda önce rüyada mıyım acaba diye düşündüm. 2024 yılında sınava giren ve benimle aynı branştan olan 19.639 öğretmen arasında 36. ve 466.912 toplam öğretmen arasından ise 4.116. olmuştum. Süreç boyunca yaşadığım her şey gözümün önünden geçti sevinç çığlıkları yerine önce göz yaşına sonra sevdiklerimle kucaklaşmaya bıraktı. Rüya değildi hayır, emeğimin sonucuydu gördüğüm. Bu defa oldu dedim, en kötü zamanda bile 50 kişi alındı branşımdan atanacağım kesinlikle. Böyle bir sıralamayla insan başka ne düşünür ki? Evde sınava dair ne varsa hepsini kaldırdım, adını bile duymaya tahammül edemeyecek durumdaydım artık. Atamanın ne zaman olacağı belli olmadığı için bir yandan işe başladım. Sınava hazırlanırken ihmal ettiğim sevdiklerime daha çok zaman ayırmaya çalıştım. Hayatı yaşamayı yeniden deneyimlemeye başladım.
Biz 2024 sınavı için atama için beklerken Öğretmen Akademisi yasallaştı. Bakanlık, 2024 yılında sınava girenlerin akademiden muaf olacağını söyleyerek içimize su serpmeye çalışsa da Akademiye dair verdiği tek bilginin akademinin açılacağı olması sınava tekrar hazırlanmayı düşünen öğretmenlerin endişelerini daha da artırdı. 2025 sınavı için dershaneler, öğretmenler, yayınevleri herkes eski usule göre sınava çalışmaya başlamışken öğretmen alım sistemi bir anda değişti. GYGK ve Eğitim Bilimleri sınavı yerine AGS getirildi. ÖABT sınavının ise kapsamı güncellendi. Ben yaptım oldu dedi haşmetli bakanlığımız. Daha sonra aylarca AGS’ye dair içerik ve örnek soru yayınlanmasını bekledi öğretmenler. Üzerinden 1 yıla yakın süre geçmesine rağmen Öğretmen Akademilerine ilişkin hala net olmayan pek çok şey var. Orası tüm krizleri ve belirsizlikleriyle ayrıca mercek altına alınması gereken bir mesele.
8 temel bilim dersine 384, din derslerine 2000 kontenjan
Peki, 2024 sınavında süreç nasıl ilerledi ve geldiğimiz nokta ne oldu? Sınavda iyi bir puan almanın verdiği heyecan ve mutluluk zamanla yerini tekrar kaygıya bırakmaya başladı. Çünkü aylar geçmesine rağmen 2024 sınavı için bir türlü atama açılmadı. Bir dizi belirsizlikle beklemek ve geleceğe dair plan yapamamak da bu gerginliğin dozunu artırıyordu. Bir yandan 2023 mülakat mağduru öğretmenler hak kayıpları için mücadele ederken diğer yandan 2024 öğretmenleri atamanın bir an önce açılması için mücadele ediyordu. Sınavın üzerinden geçen 8 ayın ardından 2024 KPSS ile 15.000 öğretmen alacağını ilan etti Milli Eğitim. Atama sayısının bir önceki yıla göre düşmesi bir üzüntü yarattı haliyle. Ondan kısa bir süre sonra da branş bazlı kontenjan dağılımlarını açıkladı. Ama bir gariplik vardı bu dağılımda. Bakanlık; biyolojiyi yaradılışla, fiziği ilahi düzenle, kimyayı simyayla, matematiği ilahi akılla, tarihi İslam tarihiyle, edebiyatı dini metinleri okuyarak, felsefeyi fıkıhla, coğrafyayı ise düz dünyacılıkla anlatmanın yeterli olacağını düşünmüş olacak ki liselerde okutulan 8 temel bilim dersine toplamda 384 kontenjan verirken tek başına Din Kültürü Öğretmenliğine 1802 kontenjan verdi. Arapça, İmam Hatip Meslek Lisesi Öğretmenliği vb. branşları da ekleyince İlahiyat alanına ayrılan toplam kontenjan 2000’i buluyor. Diğer öğretmenlik branşları içinde dağılım pek adaletli değil ama benim için en çarpıcı veri bu olduğu için bunu özellikle paylaşmak istedim.
Kontenjan dağılımındaki adaletsizlik 2024 sınavı ile atama bekleyen pek çok öğretmen için hayal kırıklığı ve öfke yarattı.
Çünkü bu alanında derece yapmış pek çok öğretmenin atanamaması demekti. Bir örnek vermem gerekirse Tarih branşına 28 kontenjan verildi. Bu onca zorluğu aşarak gelmiş ve sınavda 29. olmuş Tarih öğretmeninin atanamaması demekti.
Öğretmenler hızlıca bir araya gelip adaletli kontenjan dağılımı ve ek atama için mücadele etmeye başladılar. Ama kamusal ve bilimsel eğitim hakkından çoktan vazgeçmiş olan bakanlık tüm seslere kulağını kapattı. Mülakat başvuruları açıldı. Çoğu branşta kendi alanında ilk 100’e girmiş öğretmen düşük kontenjan nedeniyle mülakata başvuru bile yapamadı. Mülakatlar her zaman bildiğiniz gibi birçok şaibe ve belirsizlikle yapıldı. Ardından mülakat sonuçları açıklandı, sonuç şaşırtmadı. Mülakatta verilen puanlar nedeniyle değişen sıralamalar ve hak gaspları. Mülakat itirazları yapıldı. Gelen cevaplar fıkra gibi: ‘mülakat puan hesaplamanızda maddi hata yoktur.’ Emeğinin peşine düşüp mülakata itiraz eden öğretmene verilen yanıt komisyonlarda görev alan şube müdürü ve üstü pozisyonda çalışan kadroların puanlama ölçeklerini hesaplarken toplama hatası yapmadığıydı.
‘1 tane bile öğretmen ataması yapmış değiller’
Bütün süreçle beraber 2024 KPSS’nin üzerinden tam 14 ay geçti ve hala o sınavla 1 tane bile öğretmen atamış değiller. İddia o ki önümüzdeki günlerde tercihleri açıp yerleştirmeleri yapacaklar ve 24 Kasım’da sonuçları ilan edecekler. Ardından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıp 2026 Ocak ayında göreve başlatacaklar. Yani sınavın üzerinden 17 ay geçtikten sonra.
Bütün bunlar olurken Bakan; bir yandan 2023 yılı mülakat mağduru öğretmenlere provokasyoncu demeyi,2024 yılı düşük atama ve kontenjan mağduru öğretmenlere ‘herkes devlet memuru olmak zorunda değil’ derken özel sektörde çalışan öğretmenlere ‘onlar başarısız oldukları için özelde çalışıyor, itibar etmeyin’ demeyi, bir yandan da 14 aydır yapamadığı atamanın her bir basamağını sanki yeniden atama yapıyormuşçasına duyurarak spekülasyon yaratmayı da ihmal etmedi.
Bu durumda sormak gerek. Biz mi atanamıyoruz yoksa bakanlık mı bizi atamıyor? Bütün bu zorluğa ve belirsizliğe rağmen vazgeçmeden ders çalışmış, sınava defalarca kez hazırlanmış ve 28. olmuş Biyoloji öğretmeninin, 42.olmuş Felsefe öğretmeninin, 30. olmuş Edebiyat öğretmeninin, 118.olmuş Matematik öğretmeninin mi bu yetersizlik. Yoksa eğitimi hallaç pamuğuna çevirmiş bakanlığın mı? Cevabın netleşmesi için elimden geldiğince yazdığımı düşünüyorum.
Peki, biz öğretmenler ne yapacağız bu cendereden çıkmak için? Öncelikle yalnızlaşmayacağız, sorumlusu olmadığımız atama düzensizliği ile ilgili sorulardan kaçmak için köşelere saklanmayacağız. O buluşmalara gidip suçun kimde olduğunu anlatacağız göğsümüzü gererek. İkinci olarak yan yana geleceğiz mülakat mağduru, kontenjan mağduru, ek atama mağduru, AGS mağduru olarak ayrı ayrı bir yerlerde gücümüzü bölüp kavga etmeyeceğiz. Bizi mağdur eden tek şeye karşı biz de birlikte ve hep bir ağızdan mücadele edeceğiz. İşte o zaman çocuğu odanın kapısında oynamak için beklerken dolu gözlerle ders çalışan meslektaşlarımızın, inşaatta çalışırken ya da başka işlerde çalışırken ölen meslektaşlarımızın, tüm bunlara dayanamayıp akıl sağlığını yitiren ya da canına kıyan meslektaşlarımızın hesabını sorabiliriz. Hakkımız olanı o zaman alabiliriz. Öğrencilerimize, okullarımıza o zaman kavuşabiliriz.
Şimdi tekrar sorulsun o soru: “Eee sen hala atanamadın mı?”
Cevap: “Yoo, ben çoktan atandım da onlar buna ikna olmak istemiyor, gel beraber ikna edelim.”
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-10-17 04:14:05 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku





