iustitia.bg
Kuşkusuz bireylerin ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelir düzeyine sahip olması gerektiği yadsınamaz. Bu bağlamda ekonomik haklar ve özgürlükler insanların en temel ve kutsal ihtiyacı yaşam hakkını çağrıştırmaktadır. Yaşam hakkı bireysel hak ve özgürlükler ile sosyal ve ekonomik hak ve özgürlüklerden oluşmaktadır. Bir başka deyişle söz konusu hak ve özgürlükler İnsan Hakları Öğretisi’nin ayrılmaz ögeleridir. Bu kategorilerden ilki soyut insan varlığının, yani insanın biyolojik, entelektüel ve ahlaki yönlerinin gelişmesi sorununa bağlıdır. İkincisi, Prof. Bahri Savcı’nın vurguladığı üzere “bireyin, .., toplum içindeki somut varlığının, türlü kategorileri içindeki, türlü durumları içindeki ilişkilerini ve eylemlerinin sosyal ve ekonomik açılardan olan zayıflıklarının giderilmesi sorunundan doğan hak ve özgürlükleri” işaret etmektedir (B.Savcı, Yaşam Hakkı ve Boyutları, Ankara Üniv., SBF yayın., 1980, s.3).
Dolayısıyla insanın toplum içinde yaşamasından kaynaklanan hak ve özgürlükler söz konusudur. İşte tam bu noktada insan veya birey ile devlet arasındaki ilişkinin önemini vurgulamak gerekiyor: “İnsanın doğası devletin doğası içinde büyük harflerle yazılmıştır. Kitabın gizli anlamı devlette birdenbire ortaya çıkar. Daha önce bulanık ve karışık gözüken, açık ve okunabilir duruma gelir” (E. Cassirer, İnsan Üstüne Bir Deneme, Remzi Kitabevi, 1980, s.67). Çünkü insanın toplum içindeki somut durumu veya konumundan kaynaklanan sosyal ve ekonomik zayıflıkların toplum tarafından giderilmesi gereklidir. Nasıl ki demokratik ve sosyal devlet bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasını siyasal ilke olarak kabul etmişse, sosyal ve ekonomik zayıflıkları kaldırmaya veya daha gerçekçi bir yorum ile azaltmaya yönelik sosyal ve ekonomik hak ve özgürlüklerin geliştirilmesini de bir diğer ilke olarak kabul etmek durumundadır. Dolayısıyla devletten “soyut varlığımıza bağlı hak ve özgürlüklere saygı isteriz; somut varlığımızdan ve durumlarımızdan fışkıran hak ve özgürlükleri de bizzat yerine getirmesini isteriz” (Savcı, s.5).
İnsan Hakları Öğretisi’ni somut olarak ortaya koyan, güçlendiren ve evrensel düzeyde kabul edilirliğini sağlamaya yönelen metinlerin en iyi bilinenlerin başında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (kabul tarihi 10 Aralık 1948) ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (kabul tarihi 4 Kasım 1950), BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (yürürlüğe giriş tarihi 3 Ocak 1976), -Yeni Bir Avrupa İçin- Paris Şartı (imza tarihi 21 Kasım 1990) gelmektedir. Bu uluslararası sözleşmelere aynı doğrultudaki benzer bildirgeler ile sözleşmeleri, bu bağlamda ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmeleri ve devletlerin yazılı anayasa metinleri eklenmelidir.
Yukarıda belirtilen temel sözleşme hükümlerine gerek yerel gerekse uluslararası ölçekte ne derecede uyulduğu bir giz değildir. Yaşam hakkı dolaysız ve dolaylı olarak birçok ülkede ihlal edilmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemi ve özellikle de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin imzalandığı Aralık 1948 tarihinden bu yana dünya çapında yaşanan hukuksuzluk ve katliamlar (örneğin Cezayir, Vietnam, Şili ve Arjantin başta olmak üzere Latin Amerika, Rusya, Çin, Asya, Afrika, Balkanlar, Irak, İran, Suriye, Filistin) dikkate alındığında yaşam hakkının halklar ve her ülkede yönetime muhalif ve sömürü düzeninin parçası olmayan sosyal katmanlar yönünden kağıt üzerinde kaldığı görülmektedir.
Bireysel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı veya en azından kısıtlandığı koşullarda ekonomik ve sosyal haklar gelişebilir mi? Soruya yanıt olarak gerek kuramda gerekse uygulamada elbette HAYIR demek gerekiyor. Türkiye’de kırkbeş yıl öncesine dönmek ve 12 Eylül 1980 tarihinden sonra zaman şeridini ileriye doğru sarmak yeterlidir. Bireysel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı bir ortamda çalışan kesimlerin sosyal ve ekonomik haklarını ve özgürlüklerini nasıl ve ne ölçüde kaybettikleri belleklerde ve çok sayıda belgede somut olarak yer almaktadır. Buna karşın önce silahların gölgesinde, daha sonra sivil otoriter rejim altında ve gerekli yasal düzenlemeler çerçevesinde “piyasalar özgür” olmuştur. Piyasalar özgürleştikçe çalışan kesimlerin hakları ve özgürlükleri giderek kısıtlanmıştır. Artık özgürlük piyasa boyutuyla yorumlandığı için yeni bir ideolojik içerik kazanmış, özgürlük “serbest piyasa” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Bu süreçte piyasalar serbestleştikçe çalışanlar piyasalara daha fazla tutsak kılınmaya başlanmıştır.
Kuşkusuz bu süreç salt Türkiye’ye özgü değildir çünkü neoliberal ideoloji odaklı küreselleşmenin hızı arttıkça ve kapsamı genişledikçe, emekçi kitleler abluka altına alınmış ve ekonomik-sosyal hakları budanmıştır. Neoliberal sömürü politikaları sermaye birikimi rejiminde çıkan tıkanıklıkları, krizleri aşmak ve büyük sermayenin lehine üretmek için küresel planda uygulamaya konulmuştur. Neoliberal anlayış emek karşıtıdır çünkü tür politikalar yalnızca ekonomik alanda değil sosyal alanda da reform başlığı altında piyasaya, yani büyük sermaye gruplarına ve spekülatörlere özgürlük/serbestlik tanımakta, emekçilerin sahip olması gerekli özgürlüğün içini de boşaltmaktadır. Neoliberal ideoloji ve politikaların temel özelliği emek karşıtı olmalarıdır. Bu nedenle emekçilerin sosyal ve ekonomik haklarının kısıtlanması, buna karşın piyasalara “özgürlük” verilmesi söz konusudur. Kısa bir anımsatma: Irak’ın işgali sırasında piyasa profesyonellerinin sık sık dile getirdikleri “piyasalar savaşı satın aldı” söylemi bunun en güzel örneklerinden biridir. Piyasalar Ukrayna’daki başkanlık seçimini, herhangi bir ülkedeki siyasi krizi “satın alabilmektedir”. Kısaca serbest olduğu ileri sürülen piyasalar ülkelerin kaderine yön vermeye soyunmaktadır.
ABD emperyalizminin geçmişte Küba’ya karşı başlattığı işgal girişimi, Vietnam’ı işgali, uzun süren savaş ve yenilgi, Irak’ın ve izleyen yıllarda belirlenen diğer ülkelerin işgali, mevcut durumda Trump yönetiminin Venezuela’nın işgal tasarımını açıkça beyanı ve diğer birçok örnek arka planda kapitalizmin, bir başka deyişle piyasaların yer aldığını göstermektedir. Bunun anlamı ekonomik ve sosyal hakların küresel sermayenin çıkarı doğrultusunda yapılandırılmasıdır. Nitekim doğrudan veya dolaylı olarak reform başlığı altında uygulamaya konulan ve/veya koymaya çalışılan politikaların bir kısmına göz atalım: serbestleşme (ticaret, dış doğrudan yatırımlar, dış ticaret), deregülasyon (piyasanın kural koyucu olması), özelleştirme, kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesi, sosyal güvenlik sisteminin piyasaya açılması ve özelleştirilmesi, emeklilik sisteminin piyasaya açılması, sağlık hizmetlerinin piyasa konusu yapılması ve özelleştirilmesi, çalışma hayatına esnekliğin getirilmesi, ve diğer uygulamalardan hangisinin çalışan kesimlerin lehine olduğu söylenebilir?
Hiç kuşkusuz ülkenin ekonomik durumu, sosyal katmanlar ve/veya sınıflar arasındaki güç dengesi, siyasal ortam, sendikalaşma düzeyi ve sendikaların gücü, sosyal mücadele ortamı ve yoğunluğu gibi etkenler ülkelere göre çalışanların konumunu farklılaştırmaktadır. Özellikle iktisat ve sosyal politikalar açısından büyük sermayenin ve kurumlarının çizdiği rotadan çıkmayan ve sosyal yapıyı tekelci kapitalizmin belirlediği normlara göre şekillendiren siyasal yönetimlere sahip ülkelerde sosyal ve ekonomik hakların tasfiyesi daha hızlı olmuştur. Bu kategorideki ülkelerin en anlamlı ve tipik örneklerinden birini de Türkiye oluşturmaktadır. Neoliberal ideolojinin ve çözümlerin damgasını vurduğu koşullarda ekonomik ve sosyal hakların gaspı, buna karşın büyük sermayenin olabildiğince serbestliğe sahip olması şaşırtıcı gözükmemektedir. Ancak bizzat kapitalizmin özünde çalışanlar üzerinde ekonomik, sosyal ve siyasal haklar ve özgürlüklerin denetim altında tutulması bulunmaktadır. Üniversite öğretiminin ilk yılında Anayasa dersi hocası profesör Roche demokrasilerde tavan bellidir başınızı çarpmadan hareket edebilirsiniz, totaliter rejimlerde yerde sürünürsünüz, otoriter rejimlerde tavan hareketlidir, biraz yükselince rahatlarsınız ama birden tepenize iner ve sizi yere çakar demişti. Unutmadım.
Ekonomik haklar ve özgürlükler nerede? 2025 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-11-18 00:13:35 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku




