• News
  • Investigations
  • Online Store IUSTITIA
  • Real Estate agency
  • Petar Nizamov
  • Fitness & Wellness coach
  • Food Delivery
  • Charcoal retail
  • Firewood Wholesale
  • Charcoal Wholesale
  • Web Development agency
понеделник, ноември 2, 2026
Social icon element need JNews Essential plugin to be activated.
Лого на сайт за разследваща журналистика и задълбочени публикации по теми от обществен интерес
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас
No Result
View All Result
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас
No Result
View All Result
Лого на медия за разследваща журналистика с публикации, анализи и документирани материали от обществен интерес
No Result
View All Result

Suudi sermayesi Türkiye’de ne arıyor? 2026

Юстиция Иванова by Юстиция Иванова
февруари 5, 2026
in 2025, Analizler, Dünya Haberleri, Soruşturmalar, Türkiye Bugün - Türkiye'den Haberler
0
Suudi sermayesi Türkiye'de ne arıyor? 2026

Suudi sermayesi Türkiye'de ne arıyor?

iustitia.bg

Güneş her yerde doğar ama sermaye yalnızca en az direnç gördüğü coğrafyalara iner…

Basına yansıyan “Suudi Arabistan ile Türkiye arasında 2 milyar dolarlık güneş enerjisi anlaşması imzalandı” haberi, ilk bakışta Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artıran olumlu bir gelişme olarak okunabilir. Ancak bu tür haberler, biraz durup mekâna, toprağa ve coğrafyaya bakan bir gözle yeniden düşünüldüğünde, farklı soruları da beraberinde getirir. 

Peyzaj mimarlığı lisansına sahip biri olarak bu haberi okuduğumda aklıma gelen ilk soru şuydu: Güneşlenme potansiyeli bakımından dünyanın en avantajlı coğrafyalarından biri olan Suudi Arabistan varken, bu yatırım neden Türkiye’de gerçekleştirilmektedir?

Bu nedenle güneş enerjisi yatırımlarını yalnızca iklim verileri üzerinden değil, toprak rejimi, emek ilişkileri ve kamusal denetim düzeyi üzerinden okumak, daha açıklayıcı bir çerçeve sunar. Mesele; „güneş nerede daha çok?” değil, “sermaye güneşi nerede daha ucuza ve daha az dirençle toplayabiliyor?“ olduğudur. Bu sebeple de; güneş enerjisi yatırımlarının yönünü güneşlenme süresi değil de toprak rejimi, emek maliyeti ve kamusal denetimsizliğin belirlediği son yıllarda tartışmayı aslında iklimden çok politik iktisada doğru bakmamız daha doğru olacaktır. 

Suudi Arabistan güneş enerjisini kendi ülkesinde değil Türkiye’de kuruyorsa, bunun nedeni güneşin burada daha bol olması değil, toprağın daha kolay tahsis edilmesi, emeğin daha ucuz, çevresel itirazların daha zayıf ve kamusal denetimin daha esnek olmasıdır.

Yer seçimi ve ekolojik kayıp üzerinden ve coğrafyanın yol göstericiliğinde biçimlenmesi gereken peyzaj alanları perspektifiyle baktığımızda: Güneş enerjisi yatırımları, güneşin en güçlü olduğu coğrafyalara değil, tarım topraklarının, meraların ve kamusal arazilerin en kolay gözden çıkarılabildiği coğrafyalara yöneldiği görülmektedir. Burada ihraç edilen enerji teknolojisi değil ekolojik risk, mekânsal tahribat ve yerel emek üzerindeki baskıyı göremiyor olmak için kör olmak lazım.

Güneş panellerinin “yenilenebilir enerji “adı altında masum gözükür ancak yer seçimi ile ekolojik kayıplara neden olabilecek, bu tür yatırımlar güneşi değil, Türkiye’nin emeğini, toprağını ve coğrafyasını küresel enerji zincirine ucuz bir ara yüz olarak konumlandıracaktır. Bu durum, meseleyi emperyalizm demeden emperyalizm diye anlatır zaten.

Güneş her yerde doğar

Ancak güneşin doğması ile güneşten kimin, nerede ve hangi bedellerle enerji üretebildiği aynı şey değildir. Enerji yatırımlarını belirleyen şey, doğanın sunduğu potansiyel değil, bu potansiyelin hangi politik, ekonomik ve sınıfsal koşullar altında sermayeye açıldığıdır.

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında imzalandığı kamuoyuna yansıyan yaklaşık 2 milyar dolarlık güneş enerjisi yatırımı anlaşması, bu nedenle yalnızca bir enerji yatırımı olarak okunamaz. Bu anlaşma, güncel bir ekonomik gelişmeden çok daha fazlasını; coğrafyanın sermaye tarafından nasıl okunduğunu ve seçildiğini görünür kılan bir vaka sunmaktadır.

Güneşlenme süresi bakımından dünyanın en avantajlı coğrafyalarından biri olan Suudi Arabistan’ın, güneş enerjisi yatırımlarını kendi ülkesinde değil de Türkiye’de gerçekleştirmesi, teknik gerekçelerle açıklanabilecek bir durum değildir. Burada belirleyici olan, güneşin miktarı değil; toprağın, emeğin ve kamusal denetimin nasıl düzenlendiğidir.

Suudiler neden Türkiye’de?

3 Şubat 2026 tarihi itibariyle kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında yaklaşık 2 milyar dolar bütçe ile imzalanan güneş enerjisi yatırımı anlaşması, ilk bakışta Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinin artışı olarak değerlendirilebilir. Ancak mesleki bilgi birikimimizle birlikte son çeyrek asırdır iktidarda olan AKP’nin coğrafya–politik iktisat hattı üzerinden bakıldığında, AKP iktidarı döneminde Türkiye’de enerji politikaları, özellikle “yenilenebilir enerji” başlığı altında, kalkınma, yerlilik ve çevre duyarlılığı söylemleriyle meşrulaştırılmıştır. 

Ancak emeğin Cumhuriyeti politik iktisat perspektifinden bakıldığında bu süreç, bir enerji dönüşümünden ziyade sermaye birikim rejiminin coğrafya üzerinden genişlemesi olarak okunmalıdır.

Suudi Arabistan, dünyanın en yüksek güneşlenme potansiyeline sahip ülkelerinden biridir. Buna rağmen yatırımın Türkiye’ye yönelmesi, enerji yatırımlarında belirleyici olanın doğal potansiyel değil, coğrafyanın politik ve ekonomik olarak nasıl düzenlendiği olduğunu göstermektedir. Türkiye, bu bağlamda, tarım arazilerinin, meraların ve kamu topraklarının enerji yatırımlarına görece daha kolay tahsis edilebildiği, çevresel etki değerlendirme süreçlerinin esnetilebildiği, yerel itiraz mekanizmalarının sınırlı kaldığı bir yatırım coğrafyası olarak konumlanmaktadır.

Bu durum, güneş enerjisi yatırımlarının “yenilenebilir” niteliğini otomatik olarak ekolojik kılmaz. Aksine, yanlış yer seçimi, verimli tarım topraklarının üretim dışı kalmasına, kırsal emeğin yerinden edilmesine ve geri dönüşü zor ekolojik kayıplara yol açabilmektedir. GES yatırımları, bu yönüyle yalnızca enerji üretim alanları değil; coğrafyada yeni bir el koyma biçiminin mekânsal araçları hâline gelmektedir.

Kamucu perspektifinden bakıldığında, bu yatırım modeli, coğrafyanın sunduğu potansiyellerle uyumlu, küçük ölçekli ve yerel ihtiyaçlara dayalı bir enerji politikasından ziyade, sermaye için en az direnç gösteren mekânların tercih edildiğini ortaya koymaktadır. Burada ihraç edilen şey enerji teknolojisi değil, ekolojik risk, mekânsal tahribat ve yerel emek üzerindeki baskıdır.

AKP dönemi, Körfez sermayesi ve coğrafyanın ucuzlatılması

Suudi Arabistan’ın güneş enerjisi yatırımlarını Türkiye’de gerçekleştirmesi, teknik bir tercih değil, bölgesel sermaye hareketlerinin politik bir sonucudur. Güneşin Suudi Arabistan’da daha bol, daha kesintisiz ve daha yüksek verimle parladığı gerçeği ortadayken, yatırımın Türkiye’ye yönelmesi, doğanın değil, rejimlerin karşılaştırmasıdır. Bu tercih, Suudi sermayesinin Türkiye’yi bir enerji ortağı olarak değil; ucuz coğrafya, düşük dirençli mekân ve denetimsiz alan olarak okuduğunu göstermektedir.

Suudi sermayesi ne arıyor?

Suudi Arabistan açısından mesele enerji üretmek değildir. Mesele: sermayeyi dışarıda değerlendirecek güvenli alanlar bulmak, toprak rejimi gevşek, kamusal denetimi zayıf, yerel direnci bastırılabilir ülkelerde uzun vadeli arazi hâkimiyeti kurmak, enerji üzerinden coğrafi nüfuz alanı yaratmaktır.

Türkiye, AKP dönemi boyunca tam olarak bu ihtiyaçlara cevap verecek biçimde yeniden düzenlenmiştir.

Toprak, artık kamu yararıyla değil, yatırım dostu mevzuatla tanımlanmaktadır. Tarım alanları, meralar, orman vasıflı araziler; Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla hızla tahsis edilebilir hâle getirilmiştir. ÇED süreçleri bir formaliteye indirgenmiş, yerel itiraz mekanizmaları etkisizleştirilmiş, yargı yolları fiilen kapatılmıştır.

Bu koşullar altında Türkiye, Körfez sermayesi için yalnızca “yatırım yapılabilir” değil,  direnç üretmeyen bir coğrafya hâline getirilmiştir.

AKP iktidarı boyunca uygulanan enerji ve yatırım politikaları, Türkiye coğrafyasını kademeli olarak ucuz bir üretim alanına dönüştürmüştür. Bu ucuzlama yalnızca ekonomik değildir; aynı zamanda hukuki, ekolojik ve toplumsal bir ucuzlamadır.

Hukuk, yatırımın önünde engel olmaktan çıkarılmış, ekoloji, “katlanılabilir zarar” söylemiyle pazarlık konusu yapılmış, yerel halk, “kalkınma karşıtı” ilan edilerek siyasal meşruiyetten dışlanmıştır. Bu bağlamda yenilenebilir enerji yatırımları, AKP döneminde bir çevre politikası değil; coğrafya yönetim aracıdır.

AKP, yenilenebilir enerji söylemini ikili bir işlevle kullanmaktadır:

  1. Uluslararası alanda “yeşil dönüşüm” söylemiyle meşruiyet üretmek,
  2. İçeride büyük ölçekli arazi tahsislerini ve kamusal varlık transferlerini görünmez kılmak.

Bu nedenle GES yatırımları, halkın enerji ihtiyacını karşılamak için değil; sermayenin mekânsal hareketini kolaylaştırmak için planlanmaktadır. Enerji üretimi merkeziyetçidir, mülkiyet özel ellerdedir, kâr transferi yurt dışına açıktır. Buna karşılık ekolojik tahribat, gıda güvensizliği ve kırsal yoksullaşma yerelde bırakılmaktadır.

Bu yatırımın asıl zemini, iki ülke arasındaki enerji potansiyeli değil, rejim uyumudur.

Otoriter yönetimler, şeffaflık üretmez, hız üretir. Kamusal denetim üretmez, karar üretir. Suudi sermayesinin Türkiye’yi tercih etmesi, bu nedenle bir güven ilişkisinden çok, bir yönetim benzerliğinin sonucudur. 

Sermaye, demokratik coğrafyaları değil, itirazın bastırılabildiği alanları sever.

Coğrafya, enerji politikaları açısından nötr bir yüzey değildir. 

Toprak, su, rüzgâr ve güneş, yalnızca doğal varlıklar değil, aynı zamanda mülkiyet ilişkileri, üretim biçimleri ve devlet politikaları tarafından şekillenen politik alanlardır. Bu nedenle enerji yatırımları, doğayla kurulan teknik bir ilişki değil; coğrafyanın politik iktisadı üzerinden kurulan bir iktidar ilişkisidir.

Türkiye’de enerji yatırımlarının yöneldiği coğrafyalara bakıldığında, ortak bir desen açıkça görülür. Tarımsal üretimin görece zayıflatıldığı, kırsal emeğin örgütsüz olduğu, arazi tahsis süreçlerinin merkezi kararlarla hızla aşılabildiği ve çevresel denetimin sınırlı kaldığı alanlar. Bu durum, yer seçiminin bilimsel değil; siyasal ve sınıfsal bir tercih olduğunu göstermektedir.

Yer seçimi ve sermayenin coğrafyayı okuma biçimi

Enerji yatırımlarında yer seçimi, çoğu zaman teknik zorunluluklar üzerinden meşrulaştırılır. Oysa sahadaki gerçeklik, yer seçiminin enerji verimliliğinden çok, toprak rejimiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Tarım arazilerinin, meraların ve kamusal alanların enerji projelerine görece kolay tahsis edilebildiği ülkelerde, yenilenebilir enerji yatırımları hızla yayılmaktadır.

Toprak, burada ekolojik ya da üretim değeriyle değil,  sermaye için ne kadar hızlı ve düşük maliyetle erişilebilir olduğu üzerinden anlam kazanır. Bu nedenle güneş enerjisi yatırımları, güneşin en güçlü olduğu alanlara değil; toprağın en kolay gözden çıkarılabildiği coğrafyalara yönelmektedir.

Bu yer seçimi pratiği, coğrafyada yeni bir el koyma biçimi yaratır. GES alanları, yalnızca enerji üreten tesisler değil; tarımın, kırsal yaşamın ve yerel üretim ilişkilerinin tasfiyesinin mekânsal araçları hâline gelir.

Enerji dönüşümünün görünmeyen bedeli: Emek

Yenilenebilir enerji yatırımları çoğu zaman istihdam ve kalkınma söylemleriyle sunulur. Ancak bu söylem, emeğin yaşadığı dönüşümü görünmez kılar. Tarım topraklarının enerji alanlarına dönüştürülmesi, kırsal emeği üretici konumundan çıkararak ya işsizliğe ya da geçici, güvencesiz işlere mahkûm eder. GES, RES ve HES yatırımları, tarımsal emeğin sürekliliğini bozar, toprağa dayalı üretim bilgisini değersizleştirir ve kırsal yaşamı çözündürür. Bu süreçte kaybedilen yalnızca iş değildir. Kaybedilen, toprakla kurulan tarihsel emek ilişkisidir.

Enerji üretimi, böylece yalnızca doğayı değil;, emek süreçlerini de yeniden düzenleyen bir araç hâline gelir. 

GES yatırımları “temiz” ve “yenilenebilir” olarak sunulsa da, bu yatırımların ekolojik maliyetleri çoğu zaman enerji hesaplarının dışında tutulur. Toprak sıkışması, biyolojik çeşitlilik kaybı, mikroiklim değişimleri ve tarım topraklarının geri dönüşsüz biçimde üretim dışı kalması; piyasa mantığı içinde görünmezleştirilir. Bu durum, kapitalist üretim ilişkilerinin temel karakteristiğini yansıtır: kâr merkezde, doğa ve emek çevrede konumlanır.

ÇED süreçleriyle minimize edilmiş gibi gösterilen bu kayıplar, uzun vadede toplumun ve coğrafyanın üzerine bırakılır. Yenilenebilir enerji söylemi, bu dışsallaştırmayı meşrulaştıran ideolojik bir perde işlevi görür.

Başka bir düzlemden de bakıldığında; GES yatırımları geniş arazi gerektirir. Bu nedenle Türkiye’de pek çok projede verimli tarım toprakları doğrudan enerji üretimine ayrılmakta ya da tarım ve enerji arasında ciddi kullanım çatışmaları ortaya çıkmaktadır. Bu çatışma, yalnızca mekânsal değil; gıda güvenliği ve tarımsal sürdürülebilirlik açısından da yapısal bir risk yaratmaktadır. Tarım topraklarının enerji yatırımlarına açılması, ulusal gıda üretim kapasitesini zayıflatır ve yerel üretim dinamiklerini kırılgan hâle getirir.

Burada mesele enerjiye karşı olmak değil, enerjinin hangi coğrafyada, hangi ölçekle ve hangi bedellerle üretildiğidir.

Tarım ve enerji üretimini aynı alanda birleştirme potansiyeli taşır. Ancak mevcut mülkiyet ve üretim ilişkileri değişmeden, bu model de sermayenin yeni birikim araçlarından biri hâline gelebilir. Dolayısıyla mesele teknik entegrasyon değil; kamusal mülkiyet, yerel üretici denetimi ve gıda güvenliğini önceleyen bir planlama anlayışıdır. Aksi hâlde agrivoltaik, tarım topraklarının enerji piyasasına entegrasyonunun yeni bir biçimi olmaktan öteye geçemez.

Yenilenebilir enerji, kamusallaşmadıkça masum değildir

Türkiye’de GES, RES ve HES yatırımları; doğayla uyumlu bir enerji dönüşümünden çok, coğrafyanın sermaye lehine yeniden düzenlenmesinin araçları hâline gelmiştir. Dağlar, vadiler, nehirler ve ovalar; enerji potansiyeli adı altında sermayeye açılmıştır.

Sorun güneşte, rüzgârda ya da suda değildir.

Sorun, bunların kimin için, hangi coğrafyada ve hangi bedellerle kullanıldığıdır.

Emekçilerin cumhuriyetinde sanayi ve enerji politikası, coğrafyayı feda eden değil; coğrafyanın sınırlarını ve taşıma kapasitesini esas alan bir kamusal planlama anlayışıyla yeniden kurulmak zorundadır. Çünkü coğrafya, yalnızca analiz edilen bir veri değil toplumsal, ekolojik ve sınıfsal kararların pusulasıdır.

Coğrafyaya ihanet tesadüf değil politik bir tercihtir

AKP’nin son çeyrek asırda uyguladığı enerji politikaları, Türkiye coğrafyasını kamusal bir varlık olarak değil; sermaye birikiminin hammaddesi olarak ele almıştır. GES, RES ve HES yatırımları, doğayı, emeği ve yaşamı koruyan bir enerji rejimi değil; coğrafyaya yönelik sistematik bir el koyma sürecinin parçalarıdır.

Sorun rüzgârda, güneşte ya da suda değil; sorun bunların kimin için, hangi coğrafyada ve hangi bedellerle kullanıldığıdır.

Emekçilerin cumhuriyetinde enerji politikası, ancak coğrafyanın yeniden kamulaştırılması, yer seçiminin bilimsel ve toplumsal ölçütlerle yapılması ve emeğin merkeze alınmasıyla mümkün olabilir.

Coğrafya bir veri değil, yol göstericidir

Coğrafya, enerji politikaları açısından nötr bir yüzey değildir. Toprak, su, rüzgâr ve güneş, yalnızca doğal varlıklar değil, aynı zamanda mülkiyet ilişkileri, üretim biçimleri ve devlet politikaları tarafından şekillenen politik alanlardır. 

Bu nedenle enerji yatırımları, doğayla kurulan teknik bir ilişki olmaktan öte, coğrafyanın politik iktisadı üzerinden kurulan bir iktidar ilişkisi olarak ele alınmalıdır.

Emekçilerin cumhuriyetinde sanayi ve enerji politikası, coğrafyayı feda eden değil, coğrafyanın sınırlarını, taşıma kapasitesini ve toplumsal ihtiyaçlarını esas alan bir kamusal planlama anlayışıyla yeniden düşünülmeyi gerektirir. Çünkü coğrafya, yalnızca analiz edilen bir veri değil; toplumsal, ekolojik ve sınıfsal kararların pusulasıdır.

Suudi sermayesi Türkiye’de ne arıyor? 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2026-02-05 13:20:40 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku

Previous Post

„Водовод“ е најголем загубар, ама толерирал неплаќање и двојни водомери 2026

Next Post

Suudi sermayesi Türkiye’de ne arıyor? 2026

Next Post
Пазете се от тях! Жените с тези 4 имена владеят „черна магия“ по рождение 2026

Пазете се от тях! Жените с тези 4 имена владеят „черна магия“ по рождение 2026

Вашият коментар Отказ

Вашият имейл адрес няма да бъде публикуван. Задължителните полета са отбелязани с *

Search / Търси в сайта

No Result
View All Result
гугъл новини, гоогле новини, гугъл нюз, гъгъл нюз, google news, news google, google.bg, news.google.bg, Юстиция, новини, последното, най-важното, видео, телевизия, радио, Новини, петър низамов

Последни публикации

  • رئيس مجلس أمناء متاحف قطر تفتتح معرض "قوارب تلوح من الأفق البعيد: إرث الخزف الصيني عبر البحار" 2026
  • U Izraelu se sutra posle mnogo godina održavaju ključni izbori: Evo šta je ulog i šta morate da znate 2026
  • Πέθανε ο εμβληματικός ηθοποιός του Σταρ Τρεκ Γουόλτερ Κένινγκ 2026
  • Rönesans Rezidans davasında duruşma ertelendi 2026
  • Utku Çakırözer, gazeteci İsmail Arı’yı cezaevinde ziyaret etti: ‘İsmail yerde yatıyor’ 2026
  • “Neomalësorja erdhi nga hiçi dhe iku…”- Eksperti i sigurisë për protestën: Antifa nuk ka për qëllim të fitojnë pushtet në Europë, por synon destabilitetin! 2026
  • Ανοδική πορεία για Τσιτσιπά και Σάκκαρη – Νέο ρεκόρ για τον Σακελλαρίδη 2026
  • Sokol Kushta, emri shqiptar në historinë e “Topit të Artë” 2026
  • Города Украины готовятся к круговой обороне: Зеленский подписал указ 2026
  • وزير التجارة والصناعة يفتتح النسخة السابعة من معرض "ابنِ بيتك 2026" 2026
  • Schulprotest: Frankreichs Regierung geht auf Forderungen ein 2026
  • „Rendkívül kínos és politikailag elfogadhatatlan” – Trumpnak kampányolt az Audi-vezér, össztűz alá került Németországban 2026
  • Colau pide por carta a Feijóo, Sánchez y Abascal que se comprometan a no usar la IA de manera „vejatoria“ en campaña 2026
  • DNEVNIK POČEO ISPRIKOM Javni servis godinama nije ispunjavao funkciju. Prešućivalo se, zatvarale su se oči, informiralo se jednostrano 2026
  • Osman Korkut Kanadoğlu’na baro genel kurulundaki konuşması nedeniyle soruşturma 2026
  • Klarna: Clareza nas finanças pessoais traz mais bem-estar do que o nível de rendimento 2026
  • Microsoft’tan 60 bin çalışana tazminat teklifi 2026
  • Wolff, Marko’nun Russell yorumuna karşı çıktı 2026
  • Армия РФ продвинулась на юге и востоке Украины — DeepState 2026
  • Több mint 2 millióan látták már: különleges immerzív fényshow költözik a Bakáts téri templomba 2026
  • V Citypark ta četrtek prihajajo nastopajoči iz oddaje America’s Got Talent 2026
  • Pester počitniški teden v ALEJI: dirkaški spektakel, Gozd strahov in dogajanje v Planetu Lollipop 2026
  • انطلاق أعمال الاجتماع الثامن للمديرين العامين للطيران المدني في الشرق الأوسط 2026
  • Pizza Fan: Ποιος «σφύριξε» τον φορολογικό έλεγχο; Στο μικροσκόπιο υπάλληλοι της ΑΑΔΕ 2026
  • Mekke İttifakı’nın İran görüşmesinden tek cümlelik sonuç bildirisi: ‘Görüşmelere devam’ kararı 2026
  • El desfile de Halloween Arts in the Dark regresa con 100,000 asistentes 2026
  • Новооткрит императорски надпис свидетелства за престижа на Акве калиде в древността 2026
  • Kako se koža menja nakon menopauze? 5 stvari koje treba da znate 2026
  • Galp caiu mais de 10% e arrastou PSI para terreno negativo em contraciclo com Europa 2026
  • ASELSAN’ın yeni nesil güdüm kiti F-16’dan başarıyla ateşlendi 2026
  • JESEN U METKOVIĆU Berba mandarina jedan od najvećih aduta u posezoni doline Neretve 2026
  • Može li život bez dece biti potpun? Odgovor ruši jedno od najdubljih društvenih uverenja 2026
  • Újjáépíti Hitler leégett Sasfészkét, amit a hétvégén gyújtottak fel 2026
  • Új közéleti klub indul Vácon – Szűcs Gábor lesz a Váci Patrióta Klub első vendége 2026
  • ЕК договори споразумение с TEMU 2026
  • Avusturya’daki Mason Localarının Kuralları Gündemde 2026
  • Rückruf-Ticker: Vor diesen Lebensmitteln und Produkten wird aktuell gewarnt 2026
  • Antradienio „Gimtasis Rokiškis“ 2026
  • Чоловіку, який під час конфлікту у Києві застрелив хлопця, оголосили підозру 2026
  • Bogdan Chmielewski: PSFCU ma także misję społeczną 2026
  • CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Gürsel Tekin’den dikkat çeken açıklama 2026
  • Szentendre’s Japanese Garden Reopens After Major Renovation 2026
  • “Havia o receio de poder escapar ao controle nacional a única refinaria que temos”, diz Governo 2026
  • Nem Orbán az első magyar politikus, akit hírbe hoznak az ENSZ-főtitkársággal 2026
  • Gereken son onay da geldi: Mısır Meclisi’nden Sisi’ye Suudi Arabistan’a asker gönderme yetkisi 2026
  • Περί αρχείου 2026
  • Где в Европе самые дорогие и самые дешевые продукты: место Украины в рейтинге 2026
  • Бургас събира 63 творци от България и Турция в международна изложба в галерия Богориди 2026
  • Бургас се сбогува с изтъкнатия музикален педагог Бисерка Граматикова 2026
  • Кремљ го поддржува Вучиќ и покрај изборниот пораз, студентската победа ја загрижува Москва 2026
  • КЗП предупреждава: Вълна от фалшиви оферти и измами при онлайн пазаруването 2026
  • Od jutri nižje cene bencina ter višje cene dizla in kurilnega olja 2026
  • TEŠKA NESREĆA Potonula naftna platforma, jedna osoba poginula, među nestalima i Hrvat 2026
  • Yeşilay’dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar 2026
  • Зеленски: Украина е подготвена да ја прошири соработката со Србија 2026
  • TREĆI RIZLINGFEST U novom prostoru na vinskom festivalu predstavit će se tridesetak vinarija 2026
  • BM Komisyonu: Gazze’de soykırım sürüyor 2026
  • Полицијата уапси 15-годишник за пукањето во близина на стадионот во Флорида во кое беа повредени 12 лица 2026
  • Ebola-Patientin von Nigeria in die Schweiz evakuiert 2026
  • Wall Street abre no verde em semana de decisões na Fed 2026
  •  رئيس مجلس أمناء متاحف قطر تعلن تأسيس مجلس قطر للأزياء والحرف 2026
  • Ενδιάμεσες εκλογές ΗΠΑ: Τα «σύννεφα» στις Ρεπουμπλικανικές πολιτείες, το ελληνικό ενδιαφέρον και το «all in» των Δημοκρατικών 2026
  • Srbija: Rekordna udeležba, poraz Vučića in “študentska” zmaga z nejasnim vodstvom 2026
  • Dos magistrados, contra el portazo del Constitucional al voto de la ley de nietos: „Un caso clave para nuestra historia“ 2026
  • Dabartinis Klaipėdos rajono vadovas B. Markauskas kandidatuos į mero postą 2026
  • Ukrajna egy héttel hamarabb ültetné tárgyalóasztalhoz az oroszokat Abu-Dzabiban 2026
  • Feijóo y Abascal pactan en el Senado que Vox se retire en seis provincias y el PP en tres 2026
  • Po podaljšanju glasovanja sporna zmaga socialista Lule, Janša: “Povsod isti volilni triki in manipulacije komijev.” 2026
  • Nematomas pavojus nosiaryklėje: kaip vienas skiepas gali išgelbėti nuo komplikacijų 2026
  • New transit agency’s power could change neighborhoods 2026
  • Росіяни вдарили по Ясногірці: загинула людина, серед поранених – підлітка 2026
  • Nisu krokodilske suze vec krokodilski efekat. Najobičniju kombinaciju podiže za sekund – hit jeseni 2026. 2026
  • Nida Seramik’te 150’ye yakın işçi aylardır maaşsız: Fabrika durdu, muhatap ortada yok 2026
  • Hungarian Charity Launches Fundraiser for Christian Victims of Jordanian Terror Attack 2026
  • Какие повреждения после ударов ВСУ получили российские заводы „Энергия“, „Тольяттикаучук“ и „Протон-Электротекс“ 2026
  • Η Masdar διευρύνει το χαρτοφυλάκιό της στην Ελλάδα με μεγάλη εξαγορά φωτοβολταϊκού έργου 2026
  • Skoraj 150 tujcev prijetih zaradi nezakonitega prestopa meje 2026
  • Išgelbėti gyvybę žmogui galime išmokti kiekvienas 2026
  • Komandai pergalė, žiūrovams – finalo ketvertas 2026
  • Студентите пријавуваат неправилности на испити, лоши услови во домовите и доцнење на стипендиите 2026
  • Zelensky: I bëra tre propozime Trumpit për të ndaluar sulmet ndaj rafinerive ruse, ai nuk iu përgjigj asnjërës prej tyre 2026
  • Brasil resiste a la ola ultra: qué significa la victoria de Lula para su país y más allá 2026
  • «Питер Граймс» Бриттена в Израильской опере: человек против города 2026
  • The Latest: Blanche says Trump isn’t trying to meddle with Alaska election by suing over Senate race 2026
  • Öğrenciler kazandı, Vučić’in partisi muhalefete düştü 2026
  • AEP leva à Alemanha 15 empresas ligadas à indústria automóvel 2026
  • LJUDI, UTJEŠITE JU Jelena Karleuša u suzama: Doživjela slom zbog Vučića pa napala Hrvata! 2026
  • Hungarians Embrace AI for Financial Advice but Still Prefer Human Guidance 2026
  • Da li je Dara Bubamara potvrdila da NE VOLI “kad miriše ruzmarin”? Na mrežama kruži izjava, direktna je! 2026
  • Çin’in planındaki Türkiye detayı! Krize karşı önlem alıyorlar 2026
  • Украинский вратарь Лунин установил рекорд Эль-Класико и получил похвалу от Моуринью 2026
  • Spieler des Tages in Lünen: Vierer-, Dreier- und Doppelpacker 2026
  • Pizza Fan και «Χωριάτικο»: Δεσμεύτηκαν περιουσίες και τραπεζικοί λογαριασμοί – Τι ισχύει για τους εργαζόμενους 2026
  • Orbán 2018-ban: A bürokraták, néhány, otthon megbukott és aztán így az ENSZ-be ejtőernyőzött politikus szeretné folytatni a politikai pályáját 2026
  • Voto por correo para las elecciones 2026: cómo solicitarlo, requisitos, fechas y plazos 2026
  • Livestream execution plans may pushed more Americans to rethink death penalty 2026
  • Η μεγάλη ώρα έφτασε: Κέιν, Εμπαπέ και Γιαμάλ διεκδικούν τη «Χρυσή Μπάλα» 2026
  • Lula’nın ikinci turda geri dönüşü: Brezilya’da emekçileri ne bekliyor, sorunlar nasıl çözülecek? 2026
  • Music fans rally to support Dean Schlabowske of Waco Brothers after leukemia diagnosis 2026
  • Dear Abby: Mom isn’t keen on walk down memory lane with son 2026

[contact-form-7 id=“45ced39″ title=“Contact form 1″]

  • За Нас – агенция за разследваща журналистика ЮСТИЦИЯ – Бургас, България
  • Рекламирайте с ЮСТИЦИЯ
  • Прозрачно управление
  • Докладване на проблем
  • Условия за ползване
  • Защита на данните
  • Правила на форума
  • Политика за бисквитките
  • Екип
  • Помощ
  • Карта на сайта
  • Статистика
  • Реклама
  • Контакти
  • Етичен кодекс на българските медии
  • RSS емисия
  • Често задавани въпроси (FAQ)
  • Задайте въпрос във форума
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Езици

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

No Result
View All Result
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

This website uses cookies. By continuing to use this website you are giving consent to cookies being used. Visit our Privacy and Cookie Policy.