Başyazı, Yeni Vatan Gazetesi
Perihan Mansur, Viyana, 19.06.2026
Türk diplomasisinin Cumhuriyet dönemi ilke ve değerleriyle şekillenmiş en seçkin temsilcilerinden biri olan emekli Büyükelçi Pulat Yüksel Tacar, 4 Temmuz 2026 tarihinde 95 yaşında Muğla’nın Bodrum ilçesinde vefat etmiştir. Kabataş Erkek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden (Mülkiye) mezuniyetiyle başlayan entelektüel yolculuğunu 1955 yılında Dışişleri Bakanlığına taşıyan Tacar, kırk yılı aşkın aktif meslek yaşamı boyunca devleti uluslararası arenada başarıyla temsil etmiştir. Hariciye tarihindeki konumunun ötesinde, hukuk felsefesi, siyaset sosyolojisi ve kültür diplomasisi alanlarında ürettiği anıtsal eserlerle gerçek bir „Cumhuriyet aydını“ ve „citoyen“ (yurttaş) profili çizmiştir.
Merhum duayen büyükelçinin ardından Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan kısa, öz ama kapsamlı analiz; her ne kadar kısaltılarak verilmiş olsa da, onun sadece bir meslek memuru olmadığını, aynı zamanda Anadolu hümanizmini Batı’nın rasyonel düşüncesiyle harmanlayan bir “Yunus Emre ruhu” taşıdığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Analiz yazarı usta ve tecrübeli kalem Birol Kılıç’ın Viyana’dan sunduğu perspektif, Tacar’ın kişisel yaşam öyküsündeki zarafet ile mesleki disiplini arasındaki doğrusal ilişkiyi aydınlatmakta; hariciyenin klişeleşmiş ve zaman zaman haksızca „monşer“ olarak nitelendirilen kadrolarının entelektüel derinliğini ve sarsılmaz vatanseverliğini gözler önüne sermektedir. Pulat Tacar’ın mirası, devlet çıkarlarını savunurken hukukun üstünlüğünden taviz vermeyen, kültürü diplomasinin merkezine yerleştiren ve ömrünün son anına kadar öğrenmeye ve üretmeye devam eden bir bilgenin portresidir.

Beşero Portre: Cafe Mozart’tan Sonsuzluğa Uzanan Bir Ömür
Birol Kılıç’ın Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı analiz, Pulat Tacar’ın entelektüel ve beşerî kimliğinin şifrelerini çözebilmek adına çok kritik bir tarihsel kesite odaklanmaktadır. Kılıç, 9 Kasım 2021 tarihinde Viyana Devlet Operası’nın hemen yanı başında bulunan tarihi Café Mozart’ta, o sırada 91 yaşında olan Pulat Tacar ve altmış yılı aşkın süredir hayat arkadaşı olan Viyana doğumlu eşi Selda Sylvia Tacar ile gerçekleştirdiği sohbete atıfta bulunmaktadır. Bu buluşma, Tacar çiftinin ilerlemiş yaşlarına rağmen her yıl Viyana’ya gelerek opera, tiyatro ve yoğun kültürel programlarla dolu, son derece mütevazı ama rafine bir yaşam sürdüklerini belgelemektedir.
Bu birlikteliğin arkasında yatan insani ve kültürel bağ, Türk diplomasisinin Batı dünyasındaki saygın imajını doğrudan yansıtmaktadır. 1960 yılında, henüz 30 yaşındayken Viyana’da Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) nezdinde genç bir Türk diplomatı olarak görev yapan Pulat Tacar, 14 Ocak 1960’ta katıldığı özel bir davette Sylvia Hanım’a ilk görüşte aşık olmuştur. Ertesi gün, yani 15 Ocak 1960’ta Sylvia Hanım’ı Café Mozart’ta kahve içmeye davet eden Tacar, hayatı el ele paylaşma teklifinde bulunmuş ve çift tanışmalarından sadece bir gün sonra evlilik kararı almıştır.
Sylvia Tacar’ın analizde yer alan ifadeleri, o dönemin Atatürk Türkiye’si tarafından yetiştirilen genç diplomat kuşağının vizyonunu, görgüsünü ve ortalama bir Avrupalının çok üzerindeki entelektüel donanımını açıkça ortaya koymaktadır. Çevresinin hiçbir önyargı taşımadan bu evliliği desteklemesi, dönemin Türk hariciyesinin evrensel saygınlığına işaret etmektedir. Evlilikleri boyunca çocukları olmayan çift, yaşamlarını kedilerine ve akademik çalışmalara adamıştır.
Pulat ve Selda Sylvia Tacar’ın birlikte kaleme aldıkları ve 2020 yılında yayımlanan „Kedilerin Kaleminden Okuyun Bizi“ adlı eser, bu sevgi ve bilgelik dolu yaşamın edebi bir izdüşümüdür. Kitapta, yarım asrı aşan hayat hikayeleri bizzat evlerini paylaştıkları kedilerin gözünden ve onların anlatımıyla aktarılmaktadır. Kılıç’ın analizinde bu esere atıfla vurgulanan „Yunus Emre ruhu“, Tacar’ın tüm yaratılmışlara duyduğu derin şefkati, doğayla kurduğu barışık ilişkiyi ve hırslardan arınmış bilge kimliğini simgelemektedir.
Profesyonel Diplomasi Kariyeri ve Kritik Görev Dönemleri
Pulat Tacar’ın 1955-1996 yılları arasında kesintisiz devam eden mesleki kariyeri, Türkiye’nin çok taraflı diplomasi kanallarını yapılandırdığı ve uluslararası sisteme entegre olmaya çalıştığı Soğuk Savaş ve sonrası döneme tekabül etmektedir. Tacar, görev yaptığı her merkezde sadece bir icracı olmamış, derin hukuk bilgisi sayesinde kriz anlarında kurumsal ve yasal savunma mekanizmaları inşa etmiştir.
Aşağıdaki tablo, Büyükelçi Pulat Yüksel Tacar’ın diplomatik kariyerinin kilometre taşlarını, üstlendiği kritik görevleri ve bu dönemlerdeki stratejik katkılarını özetlemektedir:
| Görev Dönemi | Görev Unvanı ve Yeri | Stratejik Katkılar ve Gelişmeler |
| 1955 – 1981 | Bakanlık Merkez Teşkilatı ve Çeşitli Dış Misyonlar |
Hariciye kariyerine giriş, uluslararası örgütler (UAEA vb.) bünyesinde temsil yeteneklerinin geliştirilmesi ve kurumsal hafızanın inşası. |
| 1981 – 1984 | Cakarta Büyükelçisi (Endonezya) |
Güneydoğu Asya’nın en kalabalık Müslüman ülkesiyle ikili ilişkilerin, dostluk köprülerinin ve bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesi. |
| 1984 – 1987 | Avrupa Topluluğu (AT) Nezdinde Daimî Temsilci |
Brüksel’de Türkiye’nin 14 Nisan 1987 tarihli tarihi tam üyelik başvurusunun diplomatik altyapısının hazırlanması ve lobicilik faaliyetleri. |
| 1988 | Kültür İşleri Genel Müdürü (Ankara) |
Kaçırılan Lidya Eserleri’nin (Karun Hazinesi) iadesi davasının başlatılması ve Federal Almanya ile Karma Kültür Protokolü’nün imzalanması. |
| 1989 – 1995 | UNESCO Nezdinde Daimî Temsilci (Paris) |
Çok taraflı kültür diplomasisi, kültürel haklar normatif çalışmaları ve dünya mirasının korunması süreçlerinde etkin rol oynanması. |
| 1996 | Emeklilik ve Akademik Kurumsallaşma |
UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu ve AVİM Bilim Kurulu üyelikleri; uluslararası hukuk ve tarih yayıncılığı. |
1987 Avrupa Topluluğu Başvurusu ve Brüksel Diplomasisi
Pulat Tacar’ın Brüksel’deki Daimî Temsilcilik dönemi, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin kurumsal düzlemdeki en cesur hamlesine sahne olmuştur. Turgut Özal liderliğindeki hükümetin 1987 yılında yaptığı tam üyelik başvurusunun tüm diplomatik mutfak çalışmaları, üye ülke delegasyonlarının ikna edilmesi ve Brüksel bürokrasisiyle yürütülen çetin müzakereler Tacar’ın yönetiminde gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde, özellikle Avrupa Parlamentosu bünyesinde Türkiye aleyhine örgütlenen Ermeni ve Rum lobilerinin dezenformasyon faaliyetlerine karşı çok yönlü bir karşı koyuş sergilenmiştir. Tacar, Türkiye’nin demokratikleşme adımlarını ve ekonomik potansiyelini Brüksel platformlarında savunurken, Batılı müttefiklerin taraflı yaklaşımlarını uluslararası hukuk normlarıyla çürütmüştür.
Kültür İşleri Genel Müdürlüğü ve Karun Hazinesi Davası
1988 yılında üstlendiği Kültür İşleri Genel Müdürlüğü görevi esnasında Tacar, Türkiye’nin egemenlik haklarının tescili niteliğindeki kültürel miras diplomasisinde bir devrim yaratmıştır. Türkiye’den kaçak kazılarla çıkarılarak New York Metropolitan Müzesi’ne (Met) satılan paha biçilemez Lidya Eserleri’nin (Karun Hazinesi) geri alınması amacıyla açılan davanın mimarlarındandır.
Tacar, ABD’nin Ankara Büyükelçisini makamına davet ederek, Türkiye’nin kararlılığını bildiren ve ABD hükümetinin dava sürecinde Türkiye lehine bir „ilgi beyanında“ (Statement of Interest) bulunmasını talep eden resmi diplomatik girişimi başlatmıştır. Bu kararlı ve hukuki takibe dayalı süreç, Türkiye’nin kaçırılan tarihi eserlerini geri alma konusundaki uluslararası içtihatları kökten değiştirmiştir.
Uluslararası Hukuk ve Ermeni İddiaları Karşısındaki Duruş
Emeklilik yaşamında kendisini tamamen akademik araştırmalara, uluslararası hukuka ve tarih tezlerinin savunulmasına adayan Pulat Tacar, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) bünyesinde kurucu akıl olarak görev yapmıştır. Türkiye’ye yönelik tarihsel çarpıtmalara ve Ermeni iddialarına karşı duruşunu hiçbir zaman duygusal ya da şovenist bir düzleme çekmemiş; meseleyi her zaman 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’nin teknik-hukuki parametreleri çerçevesinde ele almıştır.
Büyükelçi Tacar’ın bu alandaki en büyük zaferlerinden biri, Dr. Doğu Perinçek’in İsviçre’de yaptığı konuşmalar nedeniyle „soykırımı inkâr“ suçundan mahkûm edilmesi üzerine açılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen tarihi davanın hukuki hazırlık sürecine sunduğu katkıdır. Tacar, 2012 yılında yayımladığı „Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Doğu Perinçek-İsviçre Davası: Bir Düşünceyi İfade Özgürlüğü Sorunu ve Adil Bellek Talebi“ adlı kitabıyla davanın teorik omurgasını çizmiştir.
Aşağıdaki karşılaştırmalı tablo, İsviçre yargısının ideolojik dogmaları ile AİHM Büyük Dairesi’nin Pulat Tacar’ın tezleriyle tam bir uyum gösteren nihai kararı arasındaki temel farkları ortaya koymaktadır:
| Hukuki Parametre | İsviçre Mahkemelerinin Yaklaşımı | AİHM Kararı ve Pulat Tacar’ın Analizleri |
| İfade Özgürlüğü Sınırları |
1915 olaylarının soykırım olmadığını savunmayı doğrudan ırk ayrımcılığı ve nefret söylemi kapsamında değerlendirmiştir. |
Siyasi ve tarihi nitelikteki tartışmaların cezalandırılamayacağını, „rahatsız edici“ fikirlerin de AİHS Madde 10 koruması altında olduğunu saptamıştır. |
| Tarihsel Oydaşma İddiası |
İsviçre’de 1915 olaylarının soykırım olduğu yönünde mutlak bir akademik ve toplumsal oydaşma (konsensüs) olduğunu öne sürmüştür. |
Bilim camiasında ve devletler düzeyinde 1915 olaylarının nitelendirilmesi konusunda hiçbir ittifak bulunmadığını tescil etmiştir. |
| Soykırım Suçunun Tanımı |
Soykırımı siyasi veya ahlaki bir etiket olarak kabul etmiş, tarihsel trajedileri bu kapsamda değerlendirmiştir. |
Soykırımın dar çerçeveli, ispatı son derece güç ve ancak yetkili bir ceza mahkemesi kararıyla hüküm altına alınabilecek hukuki bir kavram olduğunu vurgulamıştır. |
| Holokost ile Kıyaslama |
Yahudi Soykırımı’nın inkârı ile 1915 olaylarının reddini hukuken eşdeğer sayarak aynı cezai yaptırımları uygulamıştır. |
Holokost’un kesinleşmiş uluslararası yargı kararlarıyla (Nürnberg) sabit olduğunu, 1915 olaylarında ise böyle bir adli dayanak bulunmadığını belirterek iki olay arasında açık bir fark olduğunu ilan etmiştir. |
Pulat Tacar, AİHM kararıyla tescillenen bu kazanımın, Avrupa’da tarihsel tartışmaların dogmalaştırılmasını önleyen hayati bir baraj olduğunu savunmuştur. 2024 yılında AVİM tarafından çevrim içi olarak yayımlanan „The Truth Will Out“ (Gerçek Ortaya Çıkar) eseri, onun bu alanda uluslararası literatüre kazandırdığı son büyük akademik külliyat olmuştur.
Bilimsel ve Edebi Eserlerin Sosyolojik Derinliği
Pulat Tacar’ın entelektüel üretkenliği, hariciyenin dar kalıplarını aşan çok disiplinli bir yapıya sahiptir. Siyaset sosyolojisinden uluslararası hukuka uzanan geniş bir yelpazede kaleme aldığı eserler, Türkiye’nin modernleşme sancılarına ve küreselleşme çağındaki kimlik arayışlarına ışık tutmaktadır.
– Kültürel Haklar – Dünyadaki Uygulamalar ve Türkiye İçin Bir Model Önerisi (1996): Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından tırmanışa geçen etnik kimlik tartışmalarını ve azınlık hakları taleplerini ele alan bu öncü çalışmasında Tacar, ulus-devlet bütünlüğü ile kültürel farklılıkların tanınması arasındaki dengeyi aramıştır. Batılı sivil toplum kuruluşlarının tek taraflı dezenformasyon süreçlerini eleştirirken, toplumsal uyuşmazlıkların kaba kuvvetle değil, demokrasi ve „iyi yönetişim“ modelleriyle çözülebileceğini savunmuştur.
– Terör ve Demokrasi (1999): Küresel ölçekte terör, şiddet ve gayrinizami harp kavramlarını inceleyen bu anıtsal çalışma, 1999 yılında Türkiye’nin en prestijli ödüllerinden biri olan Yunus Nadi Sosyal Bilimler Ödülü’ne layık görülmüştür. Kitap, demokratik sistemlerin güvenlik endişeleriyle temel hak ve özgürlükleri askıya almadan terörle nasıl mücadele edebileceğini hukuki ve sosyolojik normlar ışığında analiz etmektedir.
– Siyasetin Finansmanı (2002): Sürdürülebilir bir demokrasinin inşasında siyasi partilerin finansman kaynaklarının şeffaflığını ve denetlenebilirliğini ele alan bu çalışma, Türkiye’de temiz siyaset ve kurumsal reform tartışmalarına yön veren ilk akademik kaynaklar arasındadır.
– 50. Yılında UNESCO: Mozart Gibi Beyhude mi?: UNESCO nezdindeki büyükelçilik görevinin doğrudan içeriden bir muhasebesi olan bu çalışmada Tacar, çok taraflı kültür diplomasisinin imkânlarını ve sınırlarını sorgular. Başlıktaki Mozart göndermesi, kurumun ideallerinin görkemiyle bürokratik gerçekliği arasındaki mesafeye yönelik ince bir ironidir. Eser, kültürün uluslararası ilişkilerde bir „yumuşak güç“ aracı olmaktan öte, halklar arasında ortak bir vicdan zemini kurup kuramayacağı sorusunu tartışmaya açar.
– Türk İmparatorluğunun Paylaşılması Hakkında Yüz Proje (1281–1913): Rumen diplomat Trandafir G. Djuvara’nın 1914 tarihli klasik eserini Fransızca aslından büyük bir titizlikle Türkçeye çeviren Tacar, Şark Meselesi’nin tarihsel arka planını Türk okuyucusuna sunmuştur. Eser, Batı dünyasının yüzyıllar boyunca Türk varlığını Anadolu ve Avrupa’dan tasfiye etmek için geliştirdiği planları belgeleriyle deşifre etmektedir.
– Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Doğu Perinçek – İsviçre Davası: Bir Düşünceyi İfade Özgürlüğü Sorunu ve Adil Bellek Talebi: Tacar’ın hukuk formasyonunu diplomatik tecrübesiyle birleştirdiği en olgun çalışmalarından biridir. Kitap, tarihsel uyuşmazlıkların ceza hukuku yoluyla dondurulmasına karşı ifade özgürlüğünü savunurken; „resmî tarih“ dayatmalarının hangi hukuki sınırlarda meşruiyetini yitirdiğini tartışır. Tacar burada tarihsel belleği bir çatışma alanı olmaktan çıkarıp, karşılıklı tanımaya dayalı „adil bellek“ kavramı etrafında yeniden kurma önerisi getirir.
– The Truth Will Out / Gerçek Ortaya Çıkar (AVİM, 2024): Tacar’ın siyaset bilimi ve hukuk alanında yıllar içinde yayımladığı önemli çalışmalarını bir araya getiren İngilizce derleme. Doksanlı yaşlarında dahi uluslararası tartışmalara müdahil olmayı sürdüren yazarın, Türk-Ermeni uyuşmazlığını duygusal polemik zemininden çıkarıp hukuki ve adli dayanaklar üzerinden ele alma yönündeki metodolojik ısrarının toplu bir belgesidir.
– Yaşam Bir Rüyadır: Pulat Tacar Kitabı: Bir hatırat olmanın ötesinde, Cumhuriyet’in kuruluş kuşağının yetiştirdiği bir aydının kendisiyle hesaplaşmasıdır. Çok kültürlü bir ailenin içinden geçen kişisel tarihini, Türkiye’nin batılılaşma ve dünyaya açılma serüveniyle iç içe anlatan Tacar, makam ve unvanların değil; bilginin, erdemin ve faniliği bilmenin biriktirdiklerini merkeze alır. Kitabın adı, aynı zamanda onun hayata bakışının da özetidir.
– Kedilerin Kaleminden Okuyun Bizi (eşi Silvia Tacar ile birlikte): Altmış yılı aşan bir birlikteliğin, evi paylaştıkları kedilerin gözünden anlatıldığı iki sesli bir otobiyografi. Türü itibarıyla hafif görünen bu eser, gerçekte iki insanın, iki kültürün ve iki coğrafyanın ortak yaşam kurma denemesinin sıcak bir belgesidir. Diplomasinin protokol diliyle yazılmış bir ömrün, en sonunda sevgi, sadakat ve gündelik şefkat üzerinden anlatılmayı seçmesi, Tacar’ın Yunus Emre’ye uzanan hümanist damarını en açık biçimde gösterir.
– Hans Kroll’un Türkiye Anıları (1936–1943) çevirisi: Alman diplomat Hans Kroll’un İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye gözlemlerini, Fransızca ve Almanca metinleri karşılaştırarak Türkçeye kazandırmıştır. Çalışma, Tacar’ın yalnızca bir yazar değil, kaynak metinleri titizlikle Türk tarih yazımının hizmetine sunan bir çevirmen-araştırmacı olduğunu da ortaya koyar.
Son Yolculuk ve Hariciyenin Taziye Hafızası
Büyükelçi Pulat Yüksel Tacar’ın 4 Temmuz 2026’daki vefatı, Türk diplomasi, hukuk ve akademi çevrelerinde derin bir üzüntü yaratmıştır. Bodrum Gündoğan Mahallesi Mezarlığı’nda (Yukarı Gölköy) düzenlenen cenaze töreni, devlet hayatının ve hariciye hafızasının en önemli aktörlerini bir araya getirmiştir. Cenaze törenine merhumun ailesinin yanı sıra eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, emekli Büyükelçiler Onur Öymen, Ahmet Süha Umar, Ertuğrul Kumcuoğlu, Orhan Güvener ve Yiğit Alpogan gibi Türk devlet bürokrasisinin sembol isimleri katılarak duayen büyükelçiye son görevlerini yerine getirmişlerdir.
Dışişleri Bakanlığı camiası ve meslektaşları tarafından gönderilen yüzlerce taziye mesajında Tacar, yalnızca üstün bir diplomat değil; aynı zamanda „bir kültür hazinesi“, „Cumhuriyet aydını“, „bilge“, „vizyon sahibi bir devlet insanı“ ve „son büyük sefirlerden biri“ olarak tanımlanmıştır. Geride bıraktığı anıtsal eserler, uluslararası hukuk mücadelelerinde çizdiği stratejik rotalar ve eşi Selda Sylvia Tacar ile birlikte inşa ettikleri sevgi dolu bilge yaşam öyküsü, Pulat Tacar’ı Türkiye’nin entelektüel hafızasında ölümsüz kılacaktır.
Kaynaklar
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/duayen-buyukelci-pulat-tacar-in-ardindan-2521977
https://www.yenivatan.at/eine-wienerin-85-und-ein-tuerkischer-diplomat-95-das-leben-ist-ein-traum/
Der Beitrag Türk diplomasisinin ve entelektüel düşüncesinin anıt şahsiyeti: Merhum Büyükelçi Pulat Yüksel Tacar’ın tarihsel ve beşerî mirası erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
Türk diplomasisinin ve entelektüel düşüncesinin anıt şahsiyeti: Merhum Büyükelçi Pulat Yüksel Tacar’ın tarihsel ve beşerî mirası 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2026-07-19 12:44:48
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.

