VİYANA,28.08.2026 – Die Presse gazetesi, Daniel Bischof imzasıyla yayımladığı “Unterwanderung von innen: So sickern Muslimbrüder in den Staat ein” başlıklı haberinde, Müslüman Kardeşler’in Avrupa’daki örgütlenme stratejisini ve özellikle devlet kurumlarıyla siyasi yapılara yönelik etkisini ele aldı. Haberin çıkış noktasını ise Avusturya’da yıllardır cezaevlerindeki radikalleşmiş mahkûmlarla çalışan Derad derneği hakkındaki ağır iddialar oluşturuyor.
Derad uzun yıllar radikalleşmeyle mücadele ve mahkûmların takibi konusunda örnek kuruluşlardan biri olarak kabul edildi. Dernek, Avusturya Adalet Bakanlığı için de görev yapıyor ve cezaevlerindeki İslamcı failleri radikalleşmeden uzaklaştırmaya çalışıyordu. Ancak federal hükümet, 28 Ağustos Cuma günü Derad ile tüm iş birliğini sona erdirdiğini açıkladı. Avusturya Anayasayı Koruma makamına göre dernek içinde önemli konumlarda bulunan “birden fazla aktörün” Müslüman Kardeşler’le bağlantıları bulunuyor. Güvenlik makamlarının iddiasına göre, Derad’ın bakım ve danışmanlığından geçen bazı kişilerin liberal Müslümanlara dönüşmek yerine fundamentalist İslamcı çizgide kaldıkları veya bu çizgiye yöneldikleri ileri sürülüyor. Viyana Belediyesi de suçlamaların ardından dernekle iş birliğini askıya aldı. Derad ise bütün bu suçlamaları reddederek iddiaları “völliger Irrsinn”, yani “tamamen saçmalık” olarak nitelendirdi.

Güvenlik makamları daha geniş bir ağdan söz ediyor
Die Presse, Derad vakasının Müslüman Kardeşler’in Avrupa’daki ağının ne kadar genişlemiş olabileceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığını yazdı. Gazeteye göre Avrupa’daki güvenlik makamları ve uzmanlar son yıllarda giderek daha açık biçimde, Müslüman Kardeşler’in yalnızca kendi derneklerini kurmakla yetinmediği, devlet ve toplum yapılarına nüfuz ederek bunları kendi anlayışları doğrultusunda biçimlendirmeye çalıştığı yönünde uyarılar yapıyor.
Haberde özellikle siyasi partilerin ve devlet kurumlarının da bu yapıların ilgi alanına girdiği belirtiliyor. Die Presse, Müslüman Kardeşler bağlantılı olduğu düşünülen çevrelerin artık yalnızca bağımsız dini veya sosyal yapılarda değil, siyaset ve kamusal kurumlarda da etkili olmaya çalıştığı yönündeki güvenlik değerlendirmelerine dikkat çekiyor.
Almanya’da siyasi partiler için alarm
Die Presse’nin aktardığına göre Almanya Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Sinan Selen, 2026 yılının yaz başında Federal Meclis’te yapılan gizli bir toplantıda Müslüman Kardeşler’in artan sızma girişimlerinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Alman güvenlik makamlarının değerlendirmesine göre özellikle siyasi partiler İslamcı çevrelerin hedefinde bulunuyor.
Son dönemde Berlin SPD’si de bu tartışmaların merkezine girdi. Alman güvenlik uzmanları ve İslamcılık araştırmacıları, partinin bazı İslamcı çevrelerle yakın ilişkiler geliştirdiğine yönelik uyarılarda bulundu. Die Presse, bu tartışmayı Almanya’daki daha geniş siyasi İslam ve parti ilişkileri bağlamında ele aldı.
Fransa’da Macron’a sunulan rapor
Fransa’da ise İçişleri Bakanlığı 2025 yılında Müslüman Kardeşler’in ülkedeki etkisine ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapor Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a da sunuldu. Die Presse’nin aktardığına göre raporda, İslamcı yapıların özellikle belediye ve yerel yönetim düzeyindeki yayılmasının Fransa’nın ulusal bütünlüğü açısından tehdit oluşturabileceği uyarısında bulunuldu.
Fransız makamlarının dile getirdiği temel kaygılardan biri, Müslüman Kardeşler’in bazı bölgelerde devletin cumhuriyetçi denetimini zayıflatabilecek ölçüde güçlü toplumsal ve kurumsal ağlar oluşturabilmesi. Bu nedenle Fransa’daki tartışma yalnızca dini örgütlenme üzerinden değil, devlet otoritesi ve toplumsal bütünlük üzerinden yürütülüyor.
DSN: Avusturya’da da siyasi ve devlet kurumlarına yönelik adımlar var
Die Presse’ye göre Avusturya güvenlik makamları da gelişmeleri yakından izliyor. Gazete, Müslüman Kardeşler’in Avusturya’da tarihsel olarak gelişmiş ve güçlü bir varlığa sahip olduğunu yazıyor. Avusturya Devlet Güvenliği ve İstihbarat Direktörlüğü DSN, Die Presse’nin sorularına verdiği cevapta oldukça açık bir değerlendirmede bulundu.
DSN, “İslami biçimde yönetilen bir devlet hedefine ulaşmak için siyasi ve devlet kurumlarına sızmanın uygun bir araç olduğunu” belirtti ve siyasi İslam aktörlerinin “Avusturya’da da buna yönelik adımlar attığını” ifade etti. Böylece Die Presse’nin haberinde devlet kurumlarına yönelik olası sızma girişimleri yalnızca uzman görüşü olarak değil, doğrudan Avusturya devlet güvenliğinin değerlendirmesi olarak yer aldı.
Ednan Aslan: „Avrupa İslamcı hareketlerin merkezlerinden biri haline geldi“
Viyana Üniversitesi’nden İslam araştırmacısı Ednan Aslan da Die Presse’ye yaptığı açıklamada Avrupa’nın “az çok İslamcı hareketlerin merkezi haline geldiğini” söyledi. Aslan’a göre özellikle Mısır’da baskı gören Müslüman Kardeşler mensupları 1950’li yıllardan itibaren çeşitli Avrupa ülkelerine sığındı; Avusturya da bu ülkeler arasında yer aldı.
Aslan, bu çevrelerin Avrupa’da kendi ülkelerindekinden çok daha geniş özgürlük alanlarına sahip olduklarını ve uzun yıllar boyunca siyaset ile güvenlik makamlarının dikkatinden uzak biçimde örgütlenebildiklerini savundu. Bu durumun İslamcı yapıların topluma derin biçimde kök salmasına olanak sağladığını belirten Aslan, Avrupa’nın bu tehdidi çok geç fark ettiğini ve bugün buna yeterli ve sağlam bir karşılık vermekte zorlandığını söyledi.
Müslüman Kardeşler tek tip bir yapı değil
Die Presse haberinde önemli bir ayrım da yapılıyor. Müslüman Kardeşler’in dünya çapında homojen ve tek merkezden aynı biçimde hareket eden bir yapı olmadığı belirtiliyor. Bu nedenle hareketin her ülkede ayrı ayrı incelenmesi ve bütün bağlantılı yapıların otomatik olarak aynı kategoriye sokulmaması gerektiği vurgulanıyor.
Habere göre Müslüman Kardeşler ilk aşamada kendi kurumlarını ve sosyal ağlarını kurmaya, ardından büyüyen Müslüman topluluklar içinde etkilerini genişletmeye çalıştı. Ancak kullanılan yöntemler ülkeden ülkeye farklılık gösterdi.
Milli Görüş de DSN’nin değerlendirmesinde
Die Presse, Fransa’da “Union islamischer Organisationen in Frankreich” adlı yapının Müslüman Kardeşler hareketinin önemli toplanma alanlarından biri olarak görüldüğünü yazdı. Almanya ve Avusturya’da ise güvenlik makamlarının dikkat ettiği çevreler arasında Milli Görüş hareketi ve çeşitli bağlantıları da yer alıyor.
Avusturya Devlet Güvenliği ve İstihbarat Direktörlüğü DSN, Die Presse’nin sorusu üzerine Milli Görüş hareketinin Avusturya’da “Müslüman Kardeşler ideolojisini veya benzer bir ideolojiyi takip ettiğini” ve “her hâlükârda İslamcı olarak sınıflandırılması gerektiğini” ifade etti. Die Presse bu değerlendirmeyi doğrudan DSN’nin görüşü olarak aktardı.
Yeni strateji: Paralel toplum kurmak yerine sistemin içine girmek
Die Presse’nin haberinde en dikkat çekici bölümlerden biri de Müslüman Kardeşler’in stratejisinin zaman içinde değişmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmeler. Fransız İçişleri Bakanlığı’nın 2025 raporunun ardından BBC’ye konuşan bir Élysée Sarayı yetkilisi bu gelişmeyi “yeni bir fenomen” olarak tanımlamıştı.
Bu değerlendirmeye göre Müslüman Kardeşler’in öncelikli hedefi artık yalnızca yerel düzeyde paralel toplumlar oluşturmak değil. Bunun yerine cumhuriyetçi devlet yapılarının içine girerek sistemi içeriden etkilemeye ve dönüştürmeye çalıştıkları ileri sürülüyor.
Die Presse, Avusturya’daki Derad vakasının da bu yöndeki yeni taktiğe işaret edebileceğini yazdı. Eğer güvenlik makamlarının Derad hakkındaki iddiaları doğrulanırsa, Müslüman Kardeşler’le bağlantılı kişilerin bu dernek aracılığıyla cezaevlerine ve devlet kurumlarıyla yakın çalışma alanlarına erişim sağlamış olabileceği ihtimali gündeme geliyor.
Sol partiler neden özellikle tartışılıyor?
Haberde siyasi partiler açısından özellikle sol eğilimli partilerin İslamcı çevrelerin hedefinde olduğu yönündeki değerlendirmelere de yer veriliyor. Berlin SPD’si etrafındaki tartışmalar buna örnek gösteriliyor.
Fransa’da ise “Islamo-Gauchisme” kavramının siyasi tartışmalara yerleştiği belirtiliyor. Kavram, belirli sol çevrelerle İslamcı yapılar arasındaki siyasi yakınlığı veya ortak hareket alanlarını tanımlamak için kullanılıyor.
Fransız antropolog Florence Bergeaud-Blackler, Müslüman Kardeşler konusunda Avrupa’nın önde gelen uzmanlarından biri olarak gösteriliyor. Bergeaud-Blackler, İslamcıların nüfuz ettiğini düşündüğü siyasi partileri “Kuckucksparteien”, yani “guguk kuşu partileri” olarak adlandırıyor. Kullandığı benzetmeye göre İslamcılar “yumurtalarını bu partilerin içine bırakıyor ve onları başkalarına kuluçkaya yatırıp korutuyor”.
DSN: Hedefte prensip olarak bütün devlet kurumları olabilir
Die Presse, DSN’ye Avusturya’da hangi siyasi partilerin veya devlet kurumlarının İslamcı yapıların hedefinde olabileceğini de sordu. DSN, prensip olarak “bütün devlet kurumlarının” hedef olabileceğini belirtti.
Devlet tarafından desteklenen bir kurum veya dernek ile Müslüman Kardeşler arasında bağlantı tespit edilmesi halinde DSN’nin ilgili finansman sağlayıcı kamu kurumunu bilgilendirdiği, ardından söz konusu derneğin devlet desteğinin kesildiği açıklandı. Derad konusunda da böyle bir inceleme gerçekleştirildi.
DSN’nin kendi içinde de şüpheli bir vaka
Die Presse, Müslüman Kardeşler’le bağlantılı olası sızma girişimlerinin Avusturya devlet güvenliğinin kendi bünyesine kadar ulaşmış olabileceğine ilişkin bir vakayı da hatırlattı.
2025 sonbaharında DSN’de görev yapan bir memur, Müslüman Kardeşler hakkında yetkisiz veri sorgulamaları yaptığı gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldı. Memurun bazı bilgileri gruba aktarmış olabileceği yönünde de şüphe bulunuyor. Soruşturmanın halen devam ettiği belirtildi.
Avusturya ordusu da güvenlik makamlarının gündeminde
Die Presse, güvenlik çevrelerinden aldığı bilgilere dayanarak genç İslamcıların zorunlu askerlik hizmeti üzerinden Avusturya Silahlı Kuvvetleri’ne girmesinin önlenmesine yönelik tedbirlerin de giderek önem kazandığını yazdı.
Siyasi düzeyde ise, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, özellikle sol partilerin İslamcı güçlerin sızma girişimlerine karşı daha kırılgan görüldüğü yönündeki değerlendirmelere haberde yer verildi.
Aslan: Derneklerden şirketlere büyük ekonomik ağ kuruldu
Ednan Aslan, Die Presse’ye yaptığı açıklamada Müslüman Kardeşler bağlantılı yapıların Avrupa ve Avusturya’da yalnızca dini veya siyasi alanlarda değil, ekonomik alanda da önemli ağlar oluşturduğunu savundu.
Aslan’a göre öğrenci yurtlarının işletilmesinden mağazalara, seyahat şirketlerinden kendi bankalarına kadar uzanan çok sayıda ekonomik faaliyet alanı bulunuyor. Çok sayıda dernek ve şirket üzerinden “devasa bir ekonomik ve örgütsel ağ” kurulduğunu ileri süren Aslan, bu ağın bazı bölümlerinin devlet tarafından da desteklendiğini söyledi ve bu yapıların dağıtılması gerektiğini savundu.
Aslan ayrıca Avusturya makamlarının İslamcılık konusunda çok daha fazla uzmanlık geliştirmesi gerektiğini, özellikle yargı alanında ciddi bilgi ve yetkinlik eksiklikleri bulunduğunu söyledi. İslamcılık tehlikesinin ciddiye alınmaması halinde ağır sonuçlarla karşılaşılabileceğini belirten Aslan, Die Presse’ye şu çarpıcı cümleyi kullandı:
“Wer mit dem Islamismus tanzt, wird mit Terror aufwachen.”
Türkçesiyle: “İslamcılıkla dans eden, terörle uyanır.”
Müslüman Kardeşler kimdir?
Die Presse, haberin sonunda Müslüman Kardeşler hakkında ayrıca bilgi verdi. Hareket 1928 yılında Hassan el-Benna tarafından Mısır’da kuruldu. Gazete, hareketin temel hedefini din ile devlet arasındaki ayrımı reddeden ve şeriata dayalı bir devlet düzeni kurmayı amaçlayan siyasi-dini bir anlayış olarak aktardı.
Die Presse’nin bilgi kutusuna göre bu hedefe doğrudan şiddet kullanılarak değil, toplumun uzun vadede içeriden dönüştürülmesi yoluyla ulaşılması öngörülüyor. Hareketin sempatizanlarının sosyal faaliyetleri de bu stratejinin araçları arasında değerlendiriliyor.
Mısır’da doğan Müslüman Kardeşler daha sonra çok sayıda ülkeye yayıldı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı ülkelerinde de örgütlenmeye başladı. Hüsnü Mübarek rejiminin devrilmesinin ardından Müslüman Kardeşler’e yakın Muhammed Mursi Mısır Cumhurbaşkanı seçildi; ancak daha sonra askeri müdahaleyle görevden uzaklaştırıldı.
Die Presse’ye göre hareket bugün Mısır’ın yanı sıra Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde de yasaklı. ABD ise Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki gibi bazı bölgesel kollarını terör listesine aldı.
Avusturya’da ise Müslüman Kardeşler kendi adıyla resmi bir örgüt veya dernek olarak faaliyet göstermiyor. Bu nedenle ülkedeki mensuplarının kesin sayısını belirlemek mümkün değil. Die Presse, tahminlerin genellikle birkaç yüz kişi ile düşük dört haneli rakamlar arasında değiştiğini aktarıyor. Avusturya’da Müslüman Kardeşler’in sembollerinin kullanılması ise 2019 yılından bu yana yasak. Gazete bu bölümde APA’yı kaynak gösteriyor.
DERAD suçlamaları reddediyor
Die Presse’nin haberinde Derad’a ilişkin suçlamaların henüz yargı kararıyla kesinleşmiş olgular olmadığı da açık biçimde görülüyor. Derad, Müslüman Kardeşler bağlantısı iddialarını reddediyor ve bunları “tamamen saçmalık” olarak nitelendiriyor. Buna karşılık federal hükümet ve Viyana Belediyesi, güvenlik makamlarının değerlendirmelerinin ardından dernekle iş birliğini durdurdu.
Bu nedenle tartışmanın merkezindeki soru şu: Yıllardır devlet adına İslamcı mahkûmların radikalleşmeden uzaklaştırılması için çalışan bir kurumda Müslüman Kardeşler’le bağlantılı aktörlerin gerçekten etkili olduğu doğrulanırsa, bu durum yalnızca Derad hakkında değil, Avusturya’da siyasi İslamcı ağların devlet kurumlarına ne ölçüde erişebildiği konusunda da çok daha geniş bir tartışmanın kapısını açacak.
Kaynak: Die Presse, Daniel Bischof, 28 Ağustos 2026, 11.47.
Die Presse – “Unterwanderung von innen: So sickern Muslimbrüder in den Staat ein”
Yeni Vatan Gazetesi, Güncellemeler 28.08.2026, Saat 16:52
Der Beitrag Die Presse: „Müslüman Kardeşler Avrupa’da devlet ve siyasete nasıl sızıyor?“ erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
Die Presse: „Müslüman Kardeşler Avrupa’da devlet ve siyasete nasıl sızıyor?“ 2026
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-08-28 15:12:17
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.
