iustitia.bg
Yazarımız Ali Ufuk Arikan’ın bundan tam 11 yıl önce kaleme aldığı “Büyük Tutsaklık” kitabı, geçtiğimiz günlerde 4. baskısıyla yeniden okurla buluştu.
Tahir Canan’ın işlemediği bir suç nedeniyle demir parmaklıklar ardında geçen 32 yılının hikayesi hem geçmişi hem kitabın yayımlandığı dönemi hem de bugünü anlamak adına geniş bir çerçeve sunuyor okura.
Geçtiğimiz gün Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan söyleşiyle okurlarıyla buluşan çalışma vesilesiyle Antep’ten cezaevine oradan da Türkiye’nin yakın tarihine uzanan öyküyü soL okurları için yeniden hatırlatmak istedik.

‘Her şey soL’a gelen bir ihbarla başladı’
“Her şey, bu öykünün ülkede gündem olması, bizim bunun parçası olmamız soL’a gelen bir maille başladı aslında. O e-postayı atan İlhan, babasını demir parmaklıklar dışında neredeyse hiç görmemişti. Bu sayede tanıştık Tahir Canan ve hayatıyla” diye başlıyor söze Arikan.
Ailesi Tahir Canan’ın demir parmaklılar arkasındaki uzun tutsaklığını gündem etmek ve Türkiye’ye duyurmak istiyordu.
Bu temas sonrası ilk haberlerden biri soL’da çıkıyor ve mücadele başlıyor.
Sonrasında çok zorlu ama aynı zamanda umutlu yeni bir dönem açılıyor.
Yargı paketlerinde adı geçiyor, çeşitli gazetelerde, televizyon programlarında ve köşe yazılarında gündem oluyor özgürlük mücadelesi.
Bu tür örnekler ne yazık ki Türkiye tarihinde çok sık yaşanıyor. Ama Tahir Canan’ın kamuoyuna yansıyan örneklerden bir farkı var. Onun özgürlük mücadelesi AKP’nin zaman zaman gündeme getirdiği “özgürlük yalanlarının” konusu olmuyor hiç. Ünlü ve popüler bir isim olmadığı, bir vekil ya da gazeteci olmadığı için belki de. Yani herhangi bir pazarlığın ya da siyasi çıkarın konusu olmuyordu terzi Tahir Canan’ın özgürlük mücadelesi.
Bu nedenle de sürekli infazı uzayan ve ülke gündeminin son sıralarına itilen bir duruma denk düşüyordu Canan’ın öyküsü.
Ancak vazgeçilmeyecekti mücadeleden, kavga sürüyordu sonuçta.
Takvimler 30 Nisan 2013 tarihini gösterdiğinde, soL’a gelen bir mailin sonrasında tanıştığımız mücadele, özgürlüğün ilk adımıyla buluşuyordu.
Tahir Canan zaman zaman hücre cezaları, zaman zaman firar eylemleriyle süregiden 32 yılın ardından elinde kıyafetleriyle kendini bu sefer duvarın öte tarafında buluyordu.
Ve ertesi gün 1 Mayıs’tı…

‘Terziler hep en önündedir mücadelenin’
Tahir Canan mücadeleyle nasıl tanıştığını gayet sade ve doğal bir ifadeyle anlatıyor.
Terzilerin her zaman devrimciler çıkardığını söylüyor Canan, “Terzileri, tekstil işçilerini hep en önünde görürsünüz mücadelenin, bizde de öyle biraz. Terzi Fikri de öyle değil mi? Terzilerin bu emek yoğun üretimi belki de onları devrimcileştiriyor” diyor.
Yaşadığı her gelişmede kendi hayatını yeniden biçimlendirdiğini ifade eden Canan için aslında cezaevi de terzihanesi de bir okul olmuş hep.
Antep’in sınıf mücadelesindeki en ilginç yaprakları bir yanıyla Tahir Canan’ın anlattığı yıllar. Tahir Canan’ın devrimcileşmesinde emeği olan İlhan Emre ve Mehmet Ali Özpolat, Antep’te iki genç devrimci. “Onların verdikleri kavgayla bu hayata veda etmeleri beni hep çok etkiledi” diyor Canan.
Böylelikle, soL’a gelen ilk maili atan oğlu İlhan’ın adını nereden aldığını da öğreniyoruz.

Sahici olanın ihtişamı
Ali Ufuk Arikan kitabın öyküsünü anlatırken “Tahir Canan’ın hayatı bir emekçi, devrimci olarak anlatılmayı hak ediyordu. Sadece 32 yıl cezaevinde yattığı, dik durduğu için değil, bizim öykümüzün, kavgamızın sade, duru bir parçası olduğu için de” diyor.
Canan’ın bu netliği ve sadeliği aslında söyleşiye de yansıyor. Okurlardan gelen her soruya birkaç cümlelik yanıtlar veriyor. Uzun süslü cümlelerden ve gereksiz ayrıntılardan uzak yanıtlar Canan’ın aslında mücadeleyle kurduğu ilişkiye benziyor.
Akıllara Salinger’in sözü geliyor. “Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir; olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
Arikan ekliyor:
“Mahalledeki o devrimci abilerden etkileniyor Tahir Canan. Devrimciler dürüst, ahlaklı, çalmazlar, yalan söylemezler, iyi ve güzel için mücadele ederler. Bu kadar. Ötesi başka şeylerin tartışması. Bedel ödemek ama bunu öderken dahi devrimcilere yakışan bir sadelikle sürdürmek yaşamı, kavgayı. Bunları hayatın içinde çok olağan, mücadelenin uzantısı olarak ele almak. Bazı şeyler için efsanelere ihtiyacımız yok. Emekçilerin sadeliğiyle güçleniyor bu mücadele.”

‘Bazen tek bir insan çok şeyi başarabilir’
Cezaevinde 32 yıllık deneyim 1980 darbesinin, Özallı yılların, Çiller’in, Mehmet Ağar’ın ve AKP’li yılların her türlü uygulamalarına maruz kalmak demek bir yanıyla. Bu nedenle Tahir Canan her türlü cezaevi uygulamalarını da görmüş. Bu günlerde gündem olan kuyu tipi cezaevleri haricinde Türkiye’deki baskı mekanizmalarının canlı tanığı, şahidi, sanığı aynı zamanda.
Bir de sonrası var, uzun yıllar uzak kaldığı bir dış dünya.
“Elime telefonu aldığımda beceremiyordum. Hala pek beceremiyorum. Sonra Gezi Eylemleri’nde çok tuhaf hissettim kendimi. Daha önce gezip tozduğum sokakları bilemiyordum. Hangi meydana çıkar, burası neresi anlamıyordum. 32 yıl sonra yeniden doğdum gibi bir şey oldu” diyor Tahir Canan.
Cezaevini bir okula dönüştüren Tahir Canan, 32 yıl boyunca hemen hemen her gün bir mesai gibi okuduğu kitaplar sayesinde aklını ve kalbini koruyabildiğinden bahsediyor.
“Neden yurt dışına çıkmıyorsun diyen birine devrimi nerede yapacağız dedim. Düşman bildim karşı tarafı. Düşman sana her şeyi yapabilir. Ona teslim olursan sen adileşirsin. Teslim olmazsan o adileşir. Bu kadar netti.” diye anlatıyor bunları.
Tahir Canan’ın yeni hayatının 12. yılında kendi hayat hikayesinin yeniden okurlarla bir araya geldiği buluşmada kitabın yazarı değil, öykünün mimarı imzalıyor kitabı.
Sadece benzerleri bir daha yaşanmasın diye değil. Yaşanan her şeyde tek bir insanın koca bir mücadelenin parçası olarak neleri başarabileceğini göstermesi için.

Gerçeklerin efsanelere ihtiyacı yok: ‘Büyük Tutsaklık’ın hikayesi IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-10-21 22:55:45 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku


