iustitia.bg
Oysa laiklik kişisel bir norm değildir ki! Yurttaşların dinsel inanç ve ibadetlerinin, dinsel inanca sahip olup olmadıklarının, nasıl bir ibadet yaptıklarının veya yapmadıklarının kamusal alanın dışına çıkarılmasıdır. Aslında yurttaşlığın temel bir koşulundan söz ediyoruz.
Laikliğin öncesinde erkin kaynaklarından en azından bir tanesinin tanrısal olma iddiasındaydı. Söz konusu olan, “ben böyle inanıyorum” biçiminde bir yargı da değil. Bireyler erkin kaynağına dair herhangi bir yorumu benimseyebilirler. Ama tanrısallık iddiası toplumsal yaşamda örgütlü olarak çıkar karşımıza. Kilisedir, hilafettir, tarikattır ve bir kurumsallığa sahiptir. Devlet katında da toplumun içinde de örgütlüdür bu kurumlar. Örgütlenen kitlelere ise tebaa diyoruz.
Söz konusu örgütlenme siyasal ve toplumsal olduğu için, üyeleri de ayrıcalıklıdır. Tebaadan farklı olarak yurttaşlar tanım gereği, hukuken eşittir. Kuşkusuz laiklik ilan edildi ve uygulandı diye, eşitsizliğin sınıfsal kaynakları buharlaşmaz. Ama dünyevi olmayan bağlardan kurtulan yurttaş artık hakkını aramakta özgürdür. Hukuken eşit olunacak ki, sınıfsal eşitsizlikleri kurutmak için verilen mücadeleler de meşruiyet kazansın…
Üstelik erkin “tanrısal kaynağı” her zaman egemen sınıfın hizmetindedir. Büyük Fransız Devrimi’nin kilise kurumuna karşı konumlanışıyla aristokrasiye karşı mücadelesi bitişik gündemlerdir. Soyunun ayrıcalıklı ve toprak mülkiyetinin doğuştan hakkı olduğunu iddia edenler, “tanrı”yı tanıklığa çağırmak durumundadır.
Anayasacı, meşrutiyetçi, cumhuriyetçi demokratik akımlar, uzlaşmalar yoluyla veya devrimci hamlelerle iktidarı yeryüzüne indirdiler. Bu değişim dünya çapında başarıya ulaştı ulaşmasına, ama sonrasında mülk sahibi sınıflar, kendilerine çalışan toplumsal eşitsizliği aklamak için yine dini toplumsal yaşamın belirleyici referansları arasına katmayı denemişlerdir.
Türkiye’de olan da budur. AKP’li yıllarda iktidarın kendisini “göklerden gelen bir emirle” açıklaması rastlantı değildir. İş cinayetinin, kadın cinayetinin, işsizliğin, ataması yapılamamanın, yoksul doğmanın ve yoksul ölmenin ve akla gelebilecek diğer eşitsizlik ve adaletsizliklerin fıtrata bağlandığı yerde yurttaş kalmaz. Kullar cennet ödülünü almak üzere sınava tabi tutulmaktadır. Bununla mücadele edilmez. Biat edilir.
Madem öyle, laiklik bir anayasal “durum” değil, bir mücadele alanıdır. Üstelik bütünüyle sınıfsal bir mücadele!
Erdoğan Müslüman laik olamaz derken, toplumun dini inanç sahibi emekçi çoğunluğunun hak arayışına ambargo koyuyordu. Haklarındaki karar bu dünyaya ait olmadığı için değiştirilmesi de söz konusu olamazdı. Ambargo inananlar adına değil, bir sınıf adına getirilmek istenmiştir.
Düzen muhalefeti de laikliğin bir yaşam biçimi tercihi olduğunu benimsediğinde, aynı sınıfın safını seçmiş oluyordu.
Türkiye toplumunda laikliğin kökleri derindir ve laiklik marjinal bir tercihe bir türlü indirgenememiştir. Ama yetmez. Laiklik bütün toplumsal yaşamın ilkesi haline getirilmek üzere, başta emekçilerin mücadele programının ilkesi kılınmalıdır.
10 Kasım 2025’te bu başlıkta bir adım daha geri atıldı. Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünde mevlit okutma tartışması, yüzeysel bir bakışla Cumhuriyetçiliğin, dolayısıyla laikliğin meşruiyet alanını genişletme uğraşı olarak okunabilir ve iyi bir şey sayılabilir. Oysa Atatürk’ün imza attığı hamle, dinin toplumsal meşruiyet kriterleri arasından çıkarılması anlamına geliyordu. Laiklik kutsal kitabın bireysel inançlar alanına itilmesiyken şimdi laiklik için kutsallıktan güç devşirmeye kalkışmak saçma olmuyor mu?
Burada “ama reel politika” denmemelidir; “ne yani mütedeyyinlere hitap etmeyelim mi” denmemelidir. Emekçilerin bu dünyada hak arayışına konsantre olmak, bu anlamda laikliği kitlelerin içinde güçlendirmek varken bunlar boş argümanlardır. Kaldı ki, Türkiye toplumu dinselliğin o denli belirleyiciliği altına girmiş falan da değildir. Muhalefetin dinsel referanslara başvurması düpedüz bir tercihtir. Bir mücadele tercihi değil, AKP düzeninin yerleşiklik kazandığını varsayan bir tercih…
2025 bu açıdan bir dönüm noktası değildi. Yakın tarihimizin en etkili kitle hareketinin, Gezi/Haziran direnişinin yaşandığı 2013’te CHP’nin 10 Kasım mevlidini icat etmesi rastlantı sayılmamalıdır. O yıl halk gericiliği sokakta, gaz altında, barikatta reddetmişti. Eminönü Yeni Cami’de ise CHP grup başkanvekilleri, il başkanı ve başka yöneticiler yerlerini aldılar ve laikliğe dinsel kaynak arayışı üstünden halk hareketine şerh koydular.
Geçtiğimiz hafta ise Özgür Özel uçak kazasında yaşamını yitiren askerler için miting kürsüsüne imam çıkarttı. Miting alanında dua okundu. Siyaset kamusal bir etkinliktir ve bu yapılan laikliğin açık ihlalidir. Oysa 10 Kasım’da Anıtkabir’e akan milyonlarca yurttaşın Atatürk’te sahip çıktığı değerlerin başında dinselliğin kamusal alandan çıkarılması vardı.
Laiklik bir tercih değildir. Siyaset ise kamusal bir etkinliktir. Siyasi partilerin, liderlerin, sözcülerin dinsel göndermelerde bulunup bulunmamaları tercih konusu olamaz.
* * *
Perşembe sabahına sevgili Ayça Öztorun’un ölüm haberiyle uyandık. Ayça bir sanatçıydı; şiir, roman, öykü, senaryo, kısa film gibi alanlarda eserler verdi. Yazışmalarımıza göz atınca, ta 2014’te uzun zamandır ağır bir hastalıkta mücadele ettiğini söylediği satırlara denk geldim önce. Sonra da Sol portalda Uğur Pişmanlık’ın yaptığı röportajına…
Ayça’yı anarken babasını, İsmail Hakkı Öztorun’u hatırlamamak mümkün mü? Öztorun 1977’de 32 yaşında CHP listesinden Adana milletvekili oluyor. Söyleşide de geçiyor; aslında o dönem gizli faaliyet sürdüren Türkiye Komünist Partisi’nin üyesidir. Barış Derneği davasında yargılandıktan sonra henüz 41 yaşındayken hayata gözlerini yumuyor… Keşke onu bize birden fazla eserinde anlatan Ayça, böyle erkenden ölmekte de babasını takip etmeseydi…
Laiklik 2025 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-11-15 00:41:44 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku


