• News
  • Investigations
  • Online Store IUSTITIA
  • Real Estate agency
  • Petar Nizamov
  • Fitness & Wellness coach
  • Food Delivery
  • Charcoal retail
  • Firewood Wholesale
  • Charcoal Wholesale
  • Web Development agency
alarbyh العربية dk Dansk de Deutsch gr Ελληνικά en English bg български czech Čeština es Español fr Français il עברית hr Hrvatski hu Magyar it Italiano lt Lietuviškai lv Latviešu valoda mk македонски јазик no Norsk Bokmål nl Nederlands pl Polski pt Português ro Română ru Русский sk Slovenčina si Slovenščina sr Српски језик se Svenska tr Türkçe ua Українська japan 日本語 thai ไทย iran فارسی china 中文 (中国) belarus Беларуская мова osterreich Deutsch Austria schweiz Deutsch Switzerland shqiperia shqiperia usa English USA bih Bosanski
Sunday, November 8, 2026
Kamuoyunu ilgilendiren konularda araştırmacı gazetecilik ve derinlemesine haberler sunan bir web sitesinin logosu
  • Bizimle Reklam Verin Adalet – IUSTITIA.BG
  • Adalet | araştırmacı gazetecilik, haberler, analiz | iustitia.bg | ЮСТИЦИЯ – Türkçe
  • Hakkımızda – Araştırmacı gazetecilik ajansı IUSTITIA – Burgaz, Bulgaristan
  • Sorular ve cevaplar – tartışma
  • Analizler
  • Dünya Haberleri
  • Siyaset
  • Soruşturmalar
  • Türkiye Bugün – Türkiye’den Haberler
  • Türkçe
    • العربية
    • Dansk
    • Deutsch
    • Ελληνικά
    • English
    • български
    • Čeština
    • Español
    • Français
    • עברית
    • Hrvatski
    • Magyar
    • Italiano
    • Lietuviškai
    • Latviešu valoda
    • македонски јазик
    • Norsk Bokmål
    • Nederlands
    • Polski
    • Português
    • Română
    • Русский
    • Slovenčina
    • Slovenščina
    • Српски језик
    • Svenska
    • Türkçe
    • Українська
    • 日本語
    • ไทย
    • فارسی
    • 中文 (中国)
    • Беларуская мова
    • Deutsch Austria
    • Deutsch Switzerland
    • shqiperia
    • English USA
    • Bosanski
  • İletişim
No Result
View All Result
  • Bizimle Reklam Verin Adalet – IUSTITIA.BG
  • Adalet | araştırmacı gazetecilik, haberler, analiz | iustitia.bg | ЮСТИЦИЯ – Türkçe
  • Hakkımızda – Araştırmacı gazetecilik ajansı IUSTITIA – Burgaz, Bulgaristan
  • Sorular ve cevaplar – tartışma
  • Analizler
  • Dünya Haberleri
  • Siyaset
  • Soruşturmalar
  • Türkiye Bugün – Türkiye’den Haberler
  • Türkçe
    • العربية
    • Dansk
    • Deutsch
    • Ελληνικά
    • English
    • български
    • Čeština
    • Español
    • Français
    • עברית
    • Hrvatski
    • Magyar
    • Italiano
    • Lietuviškai
    • Latviešu valoda
    • македонски јазик
    • Norsk Bokmål
    • Nederlands
    • Polski
    • Português
    • Română
    • Русский
    • Slovenčina
    • Slovenščina
    • Српски језик
    • Svenska
    • Türkçe
    • Українська
    • 日本語
    • ไทย
    • فارسی
    • 中文 (中国)
    • Беларуская мова
    • Deutsch Austria
    • Deutsch Switzerland
    • shqiperia
    • English USA
    • Bosanski
  • İletişim
No Result
View All Result
Kamu yararına yayınlar, analizler ve belgelenmiş materyaller içeren araştırmacı gazetecilik platformunun logosu
No Result
View All Result

Nâzım’ın kavgası: Bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026

Юстиция Иванова by Юстиция Иванова
January 14, 2026
in 2025, Analizler, Dünya Haberleri, Soruşturmalar, Türkiye Bugün - Türkiye'den Haberler
0
Nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026

Nâzım’ın kavgası: Bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula

iustitia.bg

“Ben yine söylüyorum aynı şarkıları
Döndürmedi rüzgâr beni havada yaprağa,
ben kattım önüme rüzgârı…”

Nâzım Hikmet’in doğum günü kutlu olsun!

1902 yılının 15 Ocak’ında dünyaya geldi, kabaca altmış yıllık ömrünün kırk yılını bir komünist olarak yaşadı ve sonsuzluğa karıştı.

Yaşadığı dönemde zaten bir sürü tartışmanın, polemiğin içindeydi; ölümünden sonra belli açılardan bu tartışmalar ve polemikler sürdü: mücadelesi ve şiiri – aynı olgunun farklı ifadeleriydi bunlar – geçersizleştirilmeye, unutturulmaya, daraltılmaya, kısırlaştırılmaya çalışıldı.

Bugün toplumun geniş bir kesimi tarafından okunmuyor, tanınmıyor, bilinmiyor.  Eşitlikten, özgürlükten, kardeşlikten, sınıfların olmadığı bir yurt ve dünyadan (hayalinden bile) mahrum edilişimiz gibi, Nâzım’dan da mahrumuz.

2026 yılı doğum gününde bu iki mahrumiyeti bir arada düşünmek zamanı.

Nâzım için mücadele

Geçersiz, değersiz, hantal, dar, kısır bir şiir olduğu iddiası en “tehlikesizi”. Onun şiir denizinde, sözlerinde kulaç atmaya başlayanlar geçerli, değerli, engin, doğurgan olanla karşılaşacaklar, yürekleri ve zihinleri yerinde duramayacak, başkalarını da Nâzım’a ve dalgalara çağıracaklar, kuşku yok. Daha tehlikeli olan, Nâzım’ı unutmamış gibi yapıp onu gözyaşlarıyla anmak… Bu belki son derece insani duygu ve davranış, Nâzım’ın içerideyken bile aşmayı becerdiği duvarları ve parmaklıkları gözyaşlarıyla yeniden kurmak ve onu oraya hapsetmek, başta Nâzım’a ama ondan daha önemlisi Nâzım’a ihtiyaç duyanlara kötülük.

Kendi yaşamı boyunca iki dünya savaşına, işgallere, iç savaşlara, kurtuluş savaşlarına, devrimlere, karşı-devrimlere tanıklık etmiş; ateşi ve ihaneti görmüş, dayanmış ve tüm bu hengamede taraf olup iyinin, güzelin, haklının, barışın karşısında olanlara 19 yaşından itibaren meydan okumayı ve örgütlenmeyi bilinçle seçmiş birini sadece mahrumiyetleri, ayrı düştükleri ile anmak, meydan okumayı bir kenara koymak, olacak şey değil.

“Nâzım için mücadele”nin bir boyutu bu işte: onu sevenlerin, “göz yaşlarını / ağır bir / zincir / gibi” Nâzım’ın boynuna geçirmesine karşı durmak…

Bir diğer boyutu ise şu: Meydan okumayı ve örgütlenmeyi seçen Nâzım için “mücadele” ne anlama geliyordu? İddia ettiğimiz “meydan okuyuşun” niteliği neydi?

Bunu hep birlikte biraz düşünelim.

Nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 nazimin kavgasi bir komunist sairin bugune biraktigi pusula 2026 iustitia. Bg “ben yine söylüyorum aynı şarkılarıdöndürmedi rüzgâr beni havada yaprağa,ben kattım önüme rüzgârı…”nâzım... Iustitia. Bg nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 2026-01-14 01:53:56 adalet - iustitia. Bg
Nâzım Hikmet’in annesi Celile Hanım, Galata Köprüsü’nde hapisteki oğlu için imza toplarken. Nâzım’ın 1950 yılının Mayıs ayında cezaevindeki koşullarını protesto etmek ve serbest bırakılmak için yürüttüğü açlık grevi edebiyat dünyasından da geniş destek bulmuştu.

Mücadele: ne için, kiminle, nasıl?

Mücadele denilen şey, “ekmek kavgası”, “hayat gailesi” türünden ifadelerle, hep dilimizde…

“Yaşam mücadelesi” diyoruz:

Gündelik yaşamımızın bir sürü kesitinde, bir sürü alanda, yüzeysel ya da derine inen, memleket ölçeğinden iç dünyalara uzanan sorunlarla sarmalanmış vaziyetteyiz.

Mücadele etmeden olmuyor.

Peki neyle, nasıl ve ne için mücadele ediyoruz?

Bu basit, hatta ilkel görünen soruya verilecek yanıt önemli.

Dünya bir yana, kendi ülkemize gözümüzü çevirdiğimizde görünen o ki insanımız ya da Nâzım’ın toplumu yeniden tasnif ederek kullandığı tabirle “büyük insanlık” adeta bir savaş meydanında savaşır gibi bir mücadele veriyor, hem de ne mücadele: Barınmak, karnını doyurabilmek, çocuklarına bir gelecek için; zeytinliklerini, derelerini yağmalatmamak için çırpınıyor; kurtlanmış yemeğe, maaş alamamaya karşı çırpınıyor; içine sıkıştırıldığı politik akıl ve ufuk izin verdiği ölçüde siyasete bulaşmaya çalışıyor, sonuç alamayınca küsüyor, kendisini yeniden umutlandıracak birileri çıkmasını bekleyerek, çırpınıyor da çırpınıyor…

Böyle bakınca mücadele edilmediğini kim söyleyebilir?

Bir “hürriyet mücadelesi”, bir “haysiyet mücadelesi”, bir “hayatta kalma mücadelesi” …

Çırpınma hali bir mücadele olmasına mücadele ama umuda ve kararlılığa taşımıyorsa bir daha sormalı:

Neyle, nasıl ve ne için mücadele ediyoruz?

Tam da karanlığın koyulaştığı böyle bir zamanda, iki dünya savaşı, iç savaşlar, işgaller, kurtuluş savaşları ve devrimlere tanık olmuş ve karanlık ile aydınlığın mücadelesinde safını tutmuş, aklımızı açacak bir arkadaşa sahip olduğumuzu hatırlayalım istiyoruz, Nâzım’ı doğum gününde selamlarken.

Bir ortamda adı anıldığında “anlamak”, “meydan okumak”, “heyecan”, “umut” kelimelerini de adıyla beraber getiren bir yol arkadaşı Nâzım.

Nâzım Hikmet’in mücadelesi, yukarıda ifade edilen tüm o hazin hürriyet, haysiyet, hayatta kalma mücadelesine bir doğrultu verebilmesiyle (Nâzım’ın “inanın, göreceğiz” dediği “güzel günler” adlı adınca sosyalizmdir!), “yaşam mücadelesi”ni bir başka mücadeleye dönüştürmeyi becerebilmesiyle farklılaşıyor: “içinizden biri / can verebilse bile / açıklıktan ölen öküzümüze / burjuvaysa eğer / gözükmesin gözümüze” demenin gereğini yerine getirebilmesiyle, büyük insanlığı mücadele vermeye mecbur bırakan meselelerin gerçek politik-toplumsal-iktisadi temellerini kavramış oluşuyla ve bu kavrayışının hakkını verebilmesiyle, çırpınan ve morali bozulup küsen bir ufuktan farkını ortaya koyuyor.

Nâzım’ı “özel” kılansa, güneşli güzel bir bahar günü gibi insanın içine ferahlık verecek ölçüde berrak bir politik bilince ve ufka sahip olması, karanlığın ve soğuğun içinde bile bu bilincini aydınlık ve canlı tutmasıdır.

Nâzım: Duymakla anlamak arasındaki köprü

Ara başlıktaki ifadeyi Maksim Gorki’ye seslendiği bir şiirinde kullanıyor Nâzım: “Şuurun / çok uzun / bir köprüsü var / duymakla anlamanın arasında” diyor.

Bir bilinmezlik ve “mucize” değil Nâzım; onu biçimlendiren temel etmenler kavranabildiği ölçüde, çağdaşlarının da ortaya çıkabileceğine inancımızı pekiştiren bir serüveni var ve yaşamı duyumsamak ile anlamak arasındaki kendi köprüsünü Nâzım’ın nasıl inşa ettiğini rahatlıkla izleyebiliyoruz.

1908’de henüz küçük bir çocukken solumaya başladığı “hürriyet” havası, Balkan Savaşları ile nasıl barut kokmaya başladı; Britanya İmparatorluğu’nun işgal girişimi sırasında Çanakkale’de yurdunu savunan dayısını kaybettikten sonra, aynı işgalci güçler padişahın onayıyla önce Mondros’la 1918’de, sonra 16 Mart 1920’de başkenti nasıl ele geçirdi, bunları hep kendi benliğinde deneyimledi.

16 MART

                                                                 Adalı Haydut’a

Daha dün aldığın, daha dün kovulduğun,
Daha dün kaçmak için ummanı dar bulduğun.
Daha dün kapısında dövüldüğün bir yere,
Girdin bir kahpe gibi sığınıp hilelere.
Girdin karanlıklarda adi bir hırsız gibi!
Şimdi de diyorsun ki: Artık benim sahibi,
Ölmez güzelliğiyle artık İstanbul benim!
Ben bütün bir cihanı yumruğuyla ezenim!..
Ah bu senin yumruğun! Ah bu kirlenmiş yumruk!..
Bu bütün hakikati hileyle yenmiş yumruk
Bizim dik alnımızın üstünde yükselemez!..
Sen! Ezilmez hakkını çiğnettirenleri ez!..
Ey! Sade acizleri düşkünleri titreten!
Ey! Daima zulmette arkadan hücum eden!
Ah ey! Adalı Haydut şunu unutma ki biz
Mukaddes haklarını ezdirmiyenlerdeniz!..

[Anadolu’da Yeni Gün, 16 Mart 1337/1921]

1919 Mayıs’ında Sultanahmet’te İzmir’in işgalini protesto ederken, Milli Mücadele’ye katılmak için Ankara’ya yola çıkarken henüz sadece yurdunu kurtarma kaygısının damga vurduğu bilinci, yolda gördükleri ve duyduklarıyla bambaşka renkler ve derinlikler kazanmaya başladı. “19’umdan beri bir düş görürüm (…) / Mapusanelerde ışığıydı hürriyetimin / (…) ulu kurtuluş düşü memleketimin.”

Nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 nazimin kavgasi bir komunist sairin bugune biraktigi pusula 2026 iustitia. Bg “ben yine söylüyorum aynı şarkılarıdöndürmedi rüzgâr beni havada yaprağa,ben kattım önüme rüzgârı…”nâzım... Iustitia. Bg nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 2026-01-14 01:53:56 adalet - iustitia. Bg
“Putları Kırıyoruz” kampanyası karikatürlerinin çizeri Ratıp Tahir Burak’tan.

Mücadele etmeye başlamak, bilincin yalnızca bir yansıtıcı olarak değil, bir öznenin bilinci olarak biçimlenmesine yardımcı oluyor.

1917 Ekim Devrimi, 1918-1919 sonrası artçı sarsıntıları 1923’e kadar süren ve heyecan yaratan Alman Devrimi, Nâzım’ın bilincinde yepyeni yangınlar çıkarmaya başlamıştı; ulu kurtuluş düşüne, artık bilimsel-politik-tarihsel temellere sahip bir mücadele niteliği yüklemeye başlıyordu.

YOLDAŞIM

İlkönce nerde ne zaman duydum adınızı yoldaşım
İstanbul esir
Boğaz’da Fıransız İngiliz Amerikan diretnotlan
                                                          İtalyanlarınki de
                                                          Averof’u da Yunanlılann
Haliç’te kıçtan kara zincirli Hamidiye gemisinde güvertede geceleyin
gedikli Osman’ı dinliyor on sekiz yaşım
kaması çıkarılmış baş taretin karanlığındayız
Berlin sokaklarında Spartaküslerle yan yana dövüşmüş Osman
o mu söyledi bana adınızı
adınızı ilkönce Süleyman’dan mı duydum
yirmi birde Anadolu’da bir köy odasında
yirmi birde Anadolu’da bir köy odasında kurumuş kanla karışık
          toprak kokuyordu
yaralılar sırtüstü yatıyor
                      gözleri alabildiğine açık
                                               inlemiyorlar
sizin yolladığınız silahlarla dövüştü Türk milleti emperyalizme
karşı yoldaşım
adınızı bir köy odasında çıra ışığında Süleyman’dan mı duydum
öğretmendi
adınızı belki ne Osman’dan duydum ne Süleyman’dan
belki de adınız en sevdiğim insanın adı oluverdi onu ilkönce nerde
ne zaman kimden duyduğumu kendim de farketmeden
memleketim esirdi
insanlarım yoksuldu alabildiğine ve zulüm altında inliyordu
inim inim
adınızı duymamazlık edemezdim
sevdim seviyorum saydım sayıyorum sizi adınızı ilk duyduğum
             günden beri yoldaşım
o gün bugündür şaşıp kalıyorum karşınızda
denizin kıyısında doğup büyüse de ve haşır neşir olsa da insan
bütün ömrünce balıkları güneşleri tanyerleriyle onun
                       yine de karşısında sevinçle şaşıp kalıyor
sevdik seviyoruz saydık sayıyoruz sizi yoldaşım
                                 ama korkmadık sizden
kimi kere kaderleri ağzınızdan çıkacak tek söze bağlı olanlar bile
sevdiler saydılar sizi ama sizden korkmadılar
ve biliyoruz
biliyoruz kahır kahır kahırlanarak biliyoruz
bin kat daha telâşsız bin kat daha ağrısız geçilirdi dönemeçler
            siz öyle vakitsiz siz öyle genç elli dört yaşında ölmeseydiniz
yoldaşım
ne güzel şey size yoldaşım diyebilmek.
                                                         [1962]

Sovyetler Birliği’nde insanlık tarihinin ilk sınıfsız toplumunun heyecan verici kuruluş sürecine eşlik eden, entelektüel ve politik anlamda oldukça gelişkin bir ufka sahip bir TKP üyesi olduktan sonra, artık ülkesine dönüp bir kavgayı örgütlemeye kararlıdır. Eski dünyanın artık köhnemiş estetik ifadelerini ve biçimlerini aşma iddiasını ve “bir başka âlem” isteyenlerin yeni biçimler ve içeriklerle söz söyleme cüretini de kuşanarak geri döner ülkesine.

1928’den 1938’a, bir yandan sınıf karakteri giderek belirginleşen yeni Cumhuriyet’in ideologlarını hedef almaya başlar, bir yandan da bağımsız bir hattın örgütlenmesine kafa yorar. Bu dönemi “Putları Kırıyoruz” kampanyasından tekil polemiklere kadar kavgasının politik bir çıkışa taşımaya çalıştığı bir dönemdir. Muarızlarının dahi “Teşkilatsız her kavga havai fişekler gibi sönmeye mahkûm ve faydasız” diye düşündüğünü söyledikleri Nâzım, Peyami Safa’dan Hamdullah Suphi’ye, Yakup Kadri’ye, Vedat Nedim Tör’e kadar çok sayıda figürle giriştiği polemiklerinde bir dizi görevi karşısına koyar: Bir yandan Avrupa’da yükselen faşizmin Türkiye’deki sevdalılarını, bir yandan sınıfsız bir toplum hülyasından ve mücadelesinden geri basanları, bir yandan da genç cumhuriyette giderek güçlenen anti-komünist refleksleri, kovuklarında sinsice güç toplayan dinci Osmanlıcı gericileri ve sesi daha çok çıkmaya başlayan emperyalizm borazanlarını hedefine koyduğu yoğun bir ideolojik-politik mücadeleye girişir.

Günlük gazetelerde yazılarında bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlanmacı damarının güç verdiği genç aydınlara dönük ilgisini de emperyalizmin sesinin giderek daha çok çıkmasına dönük öfkesini de görmek mümkündür. Orhan Selim imzasıyla 1936’da yazdığı bir yazı bugün için dahi manidardır:

“Dün gece bir sinemaya gittim. Bir film oynuyor. Alakadarlar ismini merak ederlerse söyleyebilirim. Bu film nasıl oluyor da Türkiye’de gösterilebiliyor? İstilacı bir emperyalizme karşı memleketini müdafaa eden bir millet adi eşkiyalar, çapulcular haline sokulmuş. Emperyalizmin uşakları kahraman olmuşlar. Film öyle tertip edilmiş ki seyirci zorla istilacılarla beraber oluyor ve onların zaferini alkışlamaya mecbur ediliyor. Türkiye’nin en büyük hususiyetlerinden birisi de vaktiyle bir antiemperyalist kavgaya girişmiş olmasıdır. Milli Kurtuluş Hareketi bir bakımdan antiemperyalist bir kavgadır. Böyle bir kavganın hatıraları hâlâ taptazeyken, emperyalist istilanın bütün acılarını çekmiş bir şehirde nasıl olur da emperyalizmin methiyesini yapan böyle bir kepazelik gösterilir? (…) Memleketlerini kurtarmak için ölenlerin üstünde yükselen emperyalist bandırasını alkışlamaya biz nasıl zorlanabiliriz?” diye yazabiliyor; benzer temada henüz 1931 yılında yazdığı bir başka sinema yazısında “Elimden gelse bu filmleri bir casus gibi tevkif eder, kurşuna dizerdim…” diyordu.

Kendi kendisiyle yarışta bir ozan

Bu dönemi diğer yandan estetik ufkunun da kendi toprağına yoğun bir şekilde kök saldığı bir dönemdir: Edebi biçimler açısından halk edebiyatından destanlara, türkülere, yeni damarlardan beslenirken, Anadolu’yu ve emekçi halkı daha da yakından tanımaya başlıyordu. Halkını örgütlemek zorundaydı, bu zorunluluk kullandığı biçimler ve araçlar açısından da özgürleştiriyordu onu: Şiirden tiyatroya, gazete yazılarından sinema filmlerine, araçları; halk şiirinden bilinç akışı tekniğine, gerçeküstücülükten sinematografik anlatıma, üslup ve biçim denemeleriyle; çalışkanlığıyla ve üretkenliğiyle önemli bir döneme girmişti.

Derken uzun cezaevi dönemi başladı 1938’de: Orduyu isyana teşvik suçlamalarıyla oldu bittiye getirilerek aldığı 28 yıl 4 aylık cezayı yatmaya başladığı dönem, aynı zamanda o “bir başka âlemi” kuracak olanlarla da yakınlaştığı bir dönemdi. “Onlar” olarak andığı ve “sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı / bir sabah vakti değişmiş olur / bir şafak vakti karanlığın kenarından / onlar ağır ellerini toprağa basıp / doğruldukları zaman” dediklerinin, yani mücadelesinin omurgasına çaktığı emekçi halkın gözünden ülkesinin tarihini yazdığı büyük eserlerini kaleme almaya başladı: Kendi yurdunun tarihini bir sınıflar mücadelesi tarihi olarak baştan yazıyor, bir halkın Kurtuluş Savaşı’nı olduğu kadar, mülk sahiplerinin “devrimin frenine basarak” Cumhuriyet’e ihanet edişlerini de ölümsüzleştiriyordu. Dünya edebiyatı açısından 20. yüzyılın en önemli eserlerinden, yepyeni bir biçim ve içerikle kurduğu “Memleketimden İnsan Manzaraları”nda (MİM), Anadolu Sürat Katarı’nın yemekli vagonundaki bir burjuva, şöyle konuşuyordu mesela yanındaki “büyüklerle”, 1941 baharındaki Ankara yolculuğunda:

“(…) Dudakları kanıyormuş gibi konuşuyordu Burhan: 
“- Bugün çocuklara okutulan tarihler gibiymiş
                                 yeni harp tarihlerimiz de, paşam.
Fatihleri, Selimleri, Süleymanları bile inkâr edeceğiz. 
Çocukların haberi yok koskoca Osmanlı İmparatorluğu’ndan.
Padişah dendi mi umacı sanıyorlar.
Bana öyle geliyor ki yıkacağımız kadar yıktık, 
burda durmalıyız, 
                               yeter artık.
Demokratlıkta İngilizden ileri gitmeye lüzum yok, 
anane kuvvetine bakın heriflerde.
Biz mevlut okumayı unuttuk. 
İnkılapsa yaptık, kâfi. 
Biraz da maziye sarılıp kökleşelim.
Çocuklarımızın rüyasına 
                    şahane heybetiyle girmeli Yavuz Sultan Selim.”
Heyecanlandı üç demir iki yıldız :
“- Bu fikirlerinize iştirak ederim, haklısınız…”
Konuştu büyüklerden insan: “-Mesele kalmadı demek…”
(…)”

1930’ların sonları, artık II. Savaş’ın başladığı dönem, vatanı sevmenin, vatan için dövüşmenin ne anlama geldiğinin bir kez daha sorgulandığı dönem… Nâzım MİM’de (ve bu dönemde yazdığı hemen tüm eserlerinde) sadece politik karakteri olan bir tarih bilinci inşasına soyunmuyor; dünyada kopan bu kıyamet ortamında insana dair sorulacak ne kadar soru varsa, felsefi düzlemde idealizm-materyalizm karşıtlığına ve etik tartışmalarına, emekçi halkın değerlerinden o değerleri çürütenlere, dünya siyasetinden Sovyetler’in verdiği anayurt savunması savaşına kadar, her şeyi dehşetli bir ideolojik kavganın unsurları haline getirmiştir. Yine “Manzaralar”daki bir başka bölümde, yukarıdaki tren gibi Ankara yolunda olan bir başka trenle (“bu tiren / yataklı vagonuna rağmen / tirenlerin en külüstürüdür / altı kuruşluk cigara gibi bir şey”) Anadolu’nun içlerine gönderilen TKP’li mahkûmlar kendi aralarında tartışıyorlar, o dönemde de “koklayıp çekip içen” kimi gazetecilerin “vatan” üzerine atıp tutmaları hakkında:

“(…) Bir yandan vatanı satıp
bir yandan böyle bahsettiler.
Vatan sevgisi mi bu hergelelerde?
Hangi vatan sevgisi?
Sandalya, depo, fabrika, çiftlik, apartıman sevgisi.
Mülkünü, sermayesini al 
sandalyasını çek altından, 
heriflerde düşman toprağı olur vatan.
Bütün tarih boyunca bu böyle.
Fıransız İnkılabında
düşman ordulara rehber oldu asilzadeleri 
                 Fıransa’yı ezmek
                            kırallığı kurtarmak için…
Ve Beyaz Rus ordularının iplerini çeken, 
Vırangel’in, Kolçak’ın, Denikin’in, 
                 Alaman, İngiliz, Japon kapitalistleriydi.
Ve bizde
Hânedânı Âli Osman
ve etrafındakiler
Londra bankaları ve Venizelos’la beraber
             yürüdüler fethetmeye Türk milletinden Anadolu’yu.(…)”

Devrim: Nâzım’ın ve insanlığın gençliği

Nâzım 1951 yılında, cezaevinden çıkıyor; canıyla tehdit edildiği için Türkiye’den ayrılmak zorunda bırakılıyor, ömrünün geri kalanını Sovyetler Birliği’nde geçiriyor. Bu dönem, emperyalizmin tetiklemesiyle yaşanan o korkunç II. Dünya Savaşı ve yıkımın ardından barış mücadelesini omuzlayan dünya sosyalist hareketinin en önemli simgelerinden biri haline geliyor Nâzım. Savaş karşıtlığının en etkileyici ve çarpıcı ifadelerini ortaya koyduğu bu dönem, Türkiye’nin Kore Savaşı’na asker göndererek müdahil olduğu, böylelikle NATO’ya girdiği ve yeni savaşlarda emperyalizmin ileri karakolluk görevini üstlenmeye hevesli hale geldiği sürecin asıl mimarlarından Adnan Menderes başta olmak üzere, Türkiye’de örgütlenen sermaye iktidarının asli figürlerini ve emperyalist işbirlikçilerini de şiirinin ve mücadelesinin hedef tahtası haline getiriyor, emekçi halkı daima sözünün omurgası ve pusulası kılarak.

Nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 nazimin kavgasi bir komunist sairin bugune biraktigi pusula 2026 1 iustitia. Bg “ben yine söylüyorum aynı şarkılarıdöndürmedi rüzgâr beni havada yaprağa,ben kattım önüme rüzgârı…”nâzım... Iustitia. Bg nâzım’ın kavgası: bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 2026-01-14 01:53:56 adalet - iustitia. Bg“(…) 
Bacımınkiler gibi gök gözlü şehrim,
                     İstanbul’um,
                                  seni düşünüyorum.
Oturmuşun deniz kıyısına,
bakıyorsun limana giren Amerikan zırhlısına.
Hastasın, açsın, öfkelisin.
O da bakıyor sana,
hem de nasıl,
efendinmiş,
            patronunmuş,
                          sahibinmiş gibi itoğlu it. (…)”

Dünyanın dört bir yanında, Viyana, Paris, Stockholm, Roma, Moskova, Berlin, Prag, Havana, Dar-es-Selam, demeden, yetişebildiği her yerde kardeşliği büyütmeye uğraşırken, diğer yandan “aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz” dediği büyük insanlık için hülyalarını ifade etmeye devam ediyordu:

“Aya gidilecek
             daha da ötelere,
teleskopların bile görmediği yere.
Ama bizim dünyada ne zaman kimse aç
                                                     kalmayacak,
            korkmayacak kimse kimseden,
            emretmeyecek kimse kimseye,
            yermeyecek kimse kimseyi,
umudunu çalmayacak kimse kimsenin?

İşte ben komünistim bu soruya karşılık
                                                         verdiğim için.”

Hülyalarının ve kavgasının öznesi hiç değişmedi Nâzım’ın; 19’undan 60’ına dek: “el kapısının yokluğu değil de imkânsızlığının” peşindeydi, “paranın padişahlığını, karanlığını yobazın ve yabancının roketini yenecek” işçi sınıfını selamlıyordu hâlâ son şiirlerinde bile: onu “kafası karışmış bir ihtiyar” gibi sunanlara inat (Birikim gericiliğinin “kurucu babaları” Orhan Koçak ve Murat Belge gibileri, Nâzım’a dair yazı kaleme almaya nasıl utanmıyorlar, insan hayret ediyor!), 1917 Ekim Devrimi’yle bilincine işlenen o sosyalist devrimin peşindeydi daima – 1959’daki Küba Devrimi’ni yerinde görmek için 1961’de gittiği Havana’da yazdığı şiirlerinde “somos sosyalistas / palante palante” ifadesiyle, “her gün biraz daha sık rastlıyorum Lenin’e güneşli duvarlarda minicik kızıl yıldızların ve İspanyolcanın içinde” diyerek, avuçlarındaki çizgileri yumuşatan ve kendi kurtuluş düşünün gerçekleşmesi olarak nitelediği o Devrim’i heyecan ve keyifle selamlayan bir devrimciydi ömrünün sonuna dek.

***

Bugün, üstümüze çöken karanlığı aydınlatacak dev bir projektör, takatimiz kesildiğinde kolumuza girecek bir dost, kafamız karıştıran meseleleri onun ölçüleriyle tartabileceğimiz bir hassas terazi, bunaldığımızda içimizi ferahlatacak bir tazelik; iyi, haklı, doğru olan için yürümeye, dövüşmeye, örgütlenmeye çağıran bir komünist (Rasih Nuri İleri’nin dediği gibi, “bir ağır silah” hatta)… Nâzım, onu okuyan kadar çok şey olabilecek bir sonsuzluk ve hep aynı meseleye odaklanmış bir tutku, kararlılık ve iddia.

Bugüne çok şey söylüyor hâlâ: tüm canlılığıyla:

“(…)
bütün soruları sorabilmeli
bütün ışıkları derebilmeli
yol başlarında durabilmeli
                   kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
                                        büyük hürriyete şiirlerimiz.
[1962]

Şiirinde söylediği gibi yaşadı, şiiri gibi yaşamaya devam ediyor.

Onu gözyaşlarına teslim etmeden anmak bir sorumluluk; bugün birlikte onun mücadelesinde buluşmak ise, her şeyin yanında “bir müthiş bahtiyarlık”.

İyi ki doğdu, yaşadı, mücadele etti ve yoldaş olduk.

Nâzım’ın kavgası: Bir komünist şairin bugüne bıraktığı pusula 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2026-01-14 01:53:56 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku

Previous Post

ASELSAN tarihe geçti, ilk Türk şirketi oldu! Avrupa’ya imzasını attı 2026

Next Post

İki arkeoloğun hikâyesi 2026

Next Post
İki arkeoloğun hikâyesi 2026

İki arkeoloğun hikâyesi 2026

Leave a Reply Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

  • Rating

Search / Търси в сайта

No Result
View All Result
гугъл новини, гоогле новини, гугъл нюз, гъгъл нюз, google news, news google, google.bg, news.google.bg, Юстиция, новини, последното, най-важното, видео, телевизия, радио, Новини, петър низамов

Recent Posts

  • Patronlar da korkar: Grev sürecinde psikolojik savaş 2026
  • Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Emre Belözoğlu oldu 2026
  • Rönesans Rezidans davasında duruşma ertelendi 2026
  • Utku Çakırözer, gazeteci İsmail Arı’yı cezaevinde ziyaret etti: ‘İsmail yerde yatıyor’ 2026
  • Osman Korkut Kanadoğlu’na baro genel kurulundaki konuşması nedeniyle soruşturma 2026
  • Mekke İttifakı’nın İran görüşmesinden tek cümlelik sonuç bildirisi: ‘Görüşmelere devam’ kararı 2026
  • ASELSAN’ın yeni nesil güdüm kiti F-16’dan başarıyla ateşlendi 2026
  • CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Gürsel Tekin’den dikkat çeken açıklama 2026
  • Gereken son onay da geldi: Mısır Meclisi’nden Sisi’ye Suudi Arabistan’a asker gönderme yetkisi 2026
  • Yeşilay’dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar 2026
  • Nida Seramik’te 150’ye yakın işçi aylardır maaşsız: Fabrika durdu, muhatap ortada yok 2026
  • Çin’in planındaki Türkiye detayı! Krize karşı önlem alıyorlar 2026
  • Lula’nın ikinci turda geri dönüşü: Brezilya’da emekçileri ne bekliyor, sorunlar nasıl çözülecek? 2026
  • Atilla Karaoğlan 3. kez derbide! Geçmiş iki maçın kart ve penaltı rakamları 2026
  • Şengal’de yeni denklem: PKK’yle bağlantılı 2 bin kişilik askeri güç Irak ordusuna entegre ediliyor 2026
  • Meteoroloji saat verip duyurdu! İstanbul dahil birçok ilde sağanak ve fırtına alarmı 2026
  • TKP’den 29 Ekim çağrısı: ‘Çalınan Cumhuriyeti geri almak için yürüyoruz’ 2026
  • Piyasalar yeni haftaya hızlı başladı! Altın ve petrol fiyatlarında hareketlilik! 2026
  • Yunanistan’ın hevesi kursağında kaldı! Macron’dan Türkiye kararı 2026
  • Amed’in başarısında kritik iki isim öne çıktı! 2026
  • Türkiye’nin 506’ncı kuş türü Manavgat’ta kaydedildi 2026
  • İran’dan Almanya’ya uyarı: Tüm askeri üs ve tesisleriniz hedef olur 2026
  • Sırbistan’da Vucic yenilgiyi kabul etti: ‘Seçimi kaybettik’ 2026
  • Avrupa’da uyanan sınıf bilinci 2026
  • Sırbistan’da sıcak saatler! Erken seçimde ülke karıştı! Vucic yenilgiyi kabul etti 2026
  • Üç işçi yaşamını yitirmişti: Zonguldak’taki madenin işletme müdürü tutuklandı 2026
  • Miçotakis Riyad’da: Yunanistan Suudi Arabistan’ın Patriot bataryası talebini kabul etti 2026
  • İsrail seçimlerinde sandıkta yerini alan eski genelkurmay başkanı Gadi Eisenkot kimdir? 2026
  • İzmir’de Yeni Parti’den istifa eden yaklaşık 200 kişi CHP’ye katıldı 2026
  • Görevden alınan Oktay Saral kimdir, onu hangi vukuatlarıyla tanıyoruz? 2026
  • Göğsümüzü kabarttı! Milli sporcumuz dünya ikincisi! 2026
  • Gümüşte sert düşüş! 54 doların altına indi, UBS’den 80 dolar tahmini geldi 2026
  • Fon soruşturması: AKP’li eski vekil Ertan Aydın savcılık itirazı sonrası gözaltına alındı 2026
  • Dün ev hapsi verilmişti: Erdoğan’ın eski danışmanı Ertan Aydın hakkında yakalama kararı 2026
  • Türkiye’den denizde tarihi tatbikat: Geleceğin savaşı böyle olacak 2026
  • Turistik Doğu Ekspresi’nde bilet satışları yarın başlıyor! İlk sefer belli oldu! 2026
  • İmamoğlu’ndan fon vurgununa dair açıklama: ‘İBB operasyonlarıyla somut ilişkisi var’ 2026
  • Anne-kız aynı okulda KPSS’ye girdi 2026
  • ‘Beyaz TV’de jandarma araması’ iddiası: Osman Gökçek reddetti 2026
  • Italiano, transfer raporunu sundu! Kartal’ın ilk hedefi ortaya çıktı 2026
  • Fona para kaptıran AKP Genel Başkan Yardımcısı Zeybekci: Altı kamu kurumunun ihmaliyle ilgili 2026
  • Kabe ve Mescidi Nebevi imamlarından açıklama: Allah’ın emrine aykırı! Dinen suç! 2026
  • Kanada Başbakanı Mark Carney Kariye Camii’ni ziyaret etti! 2026
  • Yemen’den sürpriz Türkiye açıklaması! ‘Kilit bir ülke’ deyip duyurdu! Husilere kötü haber 2026
  • TGRT: CHP, Mekke İttifakı’na ‘evet’ oyu verecek 2026
  • Trump’tan bomba açıklama! İran’ı alarma geçirecek 2026
  • COP31 sınavı: Cengiz’in ortağı olduğu zirveyle aynı gün Cengiz’in 60 bin ağaca mal olacak madeni için karar verilecek 2026
  • NATO’ya verilen söz bütçede: Silahlanmanın zammı yoksullukla mücadeleyi aştı 2026
  • Yemen’den Türkiye açıklaması! ‘Kilit bir ülke’ deyip duyurdular! Mekke İttifakı mesajı 2026
  • AKP’nin kültür savaşlarında yeni raunt: Müstehcenlik, milli değerler ve diğer hassasiyetler 2026
  • Fon vurgununda gözaltına alınmıştı: Erdoğan’ın eski danışmanı Ertan Aydın serbest bırakıldı 2026
  • Üreticilerden glikozlu bal tepkisi! 2026
  • Fransa’da sokağa çıkma yasağı ve polis şiddeti halkı durduramadı: Yüz binler meydanları doldurdu 2026
  • İstanbul’da sıcak saatler: Türkiye ve Yemen’den son dakika görüşmesi 2026
  • Fon soruşturması: İnan Altınbaş ve Taha Çakmak dahil 15 tutuklama 2026
  • Aile geçmişini araştırırken sadrazam torunu çıktı! “Çeşme’nin üçte ikisi bizim” 2026
  • Yüzlerce gazeteci, binlerce yurttaş iktidarın saldırısına karşı sokakta: ‘Artık yeter, nefes alamıyoruz!’ 2026
  • Tüketenlere etkili çözüm sunuyor! Kan şekerinizi hızlıca düşürüyor 2026
  • Tutuklu gazeteci Ağırel’den Osman Gökçek iddiası: ‘Yurtdışında 13 şirketle bağlantılı 150 milyon avroluk yatırım var’ 2026
  • Rafa kaldıran yandı: Metabolizmayı yavaşlatıyor! Direnci düşürüyor 2026
  • Abluka Günlükleri 234 | 23 Ekim 2026 Cuma 2026
  • Yunanistan Erdoğan siyasetinden ders almaya devam ediyor: ‘Libya’da masada yoktuk’ 2026
  • Murat Ağırel’in avukatı: Yalnızca iki soru soruldu, para hareketi sorulmadı, MASAK incelemesi talep ettik 2026
  • Trump’tan savaş gemisi tehdidi, Rubio’dan sefil çağrı: Küba tehditlere bağımsızlığına sahip çıkarak yanıt veriyor 2026
  • Çankırı’da feci kaza! Otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü, 1 yaralı 2026
  • Esad’ın Türkmen bölgesindeki katliamı: Erdoğan diyeni öldürdüler 2026
  • Türkiye’nin dibinde kirli ittifak! İsrail’den satın aldıkları füzeleri ateşlediler 2026
  • Yazar Cevat Özkaya için İstanbul’da taziye programı düzenlendi 2026
  • Kurtuluş Savaşı’na katılan 5 askerin mirasçılarına İstiklal Madalyası verilecek 2026
  • Trump’tan İran’a yeni saldırı tehdidi: ‘Bir operasyon daha yapabiliriz’ 2026
  • Zonguldak’taki maden patlaması: İşletmeci Salih Demir hakkında gözaltı kararı 2026
  • İzmir’de siyasi ilkesizlik, vurgun düzeni ve çözüm yolları konuşuldu: Barış Terkoğlu ve Kemal Okuyan İzmirlilerle buluştu 2026
  • Bayram tebriki 2026
  • MHP Genel Başkanı Bahçeli, Azerbaycan Büyükelçisi Reşad Aslanov’u ağırladı 2026
  • Eski SPK daire başkanı hakkında gözaltı kararı 2026
  • Gaziantep’in dev projeleri genç mimarlar için açık hava dersliğine dönüştü 2026
  • Zonguldak’ta bina çökmesi soruşturmasında 3 tutuklama 2026
  • Bakan Çiftçi, Erzurum Tanıtım Günleri’nde vatandaşlarla buluştu 2026
  • Yandaş yazar itiraf etti, Diyanet yalanladı: Gazze bağışları fonda eridi, yöneticiler görevden alındı 2026
  • Tunus’taki uluslararası tekstil fuarına Türkiye’den 72 firma katıldı 2026
  • Türk Telekom’da taşeron sonrası işçi kıyımı: Ya istifa ya sürgün 2026
  • Fransa’da halka yapılan saldırının arkasındaki şirketi Gezi Direnişi’nden hatırlıyoruz! 2026
  • Togg’dan göz alıcı tasarım! Adı belli oldu… 2026
  • Sırma, Hayat, Akmina… Üç ünlü marka da satıldı! İşte yeni alıcısı 2026
  • MEB denetiminde içeriği belirsiz ‘yarışma’: Okulların kapısı yine Hizbullah ile anılan vakfa açıldı 2026
  • Kilosu 50 bin TL! Üretimi için 5 yılda 50 bin ağaç dikildi 2026
  • Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye 2026
  • Avrupa sıcaktan kavruldu: 50 bin can kaybıyla tarihe geçti! 2026
  • Yeni Partili Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay ‘yolsuzluk’ soruşturmasında tutuklandı 2026
  • Libya kararı sonrası İsrail dağıldı! Tel Aviv, Türkiye’ye ateş püskürdü 2026
  • Hükümetten acil durum uyarısı! ‘3 günlük gıda ve su stoku yapın’ 2026
  • Yerel yönetimler reformu geliyor! AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Demir detayları anlattı 2026
  • Trump ‘her şeyin bir bedeli var’ deyip duyurdu: Son dakika İran duyurusu 2026
  • Süleymancılar soruşturmasında 19 tutuklama 2026
  • Çakalın İncili: Palamutlar, ACME ve yeni medya tekelleri 2026
  • Saramago’nun Görmek romanıyla bugüne bakmak 2026
  • TEDMEM raporu 2025! 2026
  • Kılıçdaroğlu’ndan AKP’ye: ‘Ülke yangın yeriyken hangi erken seçimi yapacaksınız?’ 2026
  • Hacıosmanoğlu, Sergen Yalçın tercihinin sebebini açıkladı! ‘Ayağıyla basket atan adam’ 2026
  • İletişim emekçileri 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: ‘Artık yeter, nefes alamıyoruz!’ 2026

    BİZE ULAŞIN

    Nelerle ilgileniyorsunuz?





    • За Нас – агенция за разследваща журналистика ЮСТИЦИЯ – Бургас, България
    • Рекламирайте с ЮСТИЦИЯ
    • Прозрачно управление
    • Докладване на проблем
    • Условия за ползване
    • Защита на данните
    • Правила на форума
    • Политика за бисквитките
    • Екип
    • Помощ
    • Карта на сайта
    • Статистика
    • Реклама
    • Контакти
    • Етичен кодекс на българските медии
    • RSS емисия
    • Често задавани въпроси (FAQ)
    • Задайте въпрос във форума
    • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
    • العربية
    • Dansk
    • Deutsch
    • Ελληνικά
    • English
    • български
    • Čeština
    • Español
    • Français
    • עברית
    • Hrvatski
    • Magyar
    • Italiano
    • Lietuviškai
    • Latviešu valoda
    • македонски јазик
    • Norsk Bokmål
    • Nederlands
    • Polski
    • Português
    • Română
    • Русский
    • Slovenčina
    • Slovenščina
    • Српски језик
    • Svenska
    • Türkçe
    • Українська
    • 日本語
    • ไทย
    • فارسی
    • 中文 (中国)
    • Беларуская мова
    • Deutsch Austria
    • Deutsch Switzerland
    • shqiperia
    • English USA
    • Bosanski

    © 2026 JNews - Jegtheme tarafından geliştirilen Premium WordPress haber ve dergi teması.

    No Result
    View All Result
    • Bizimle Reklam Verin Adalet – IUSTITIA.BG
    • Adalet | araştırmacı gazetecilik, haberler, analiz | iustitia.bg | ЮСТИЦИЯ – Türkçe
    • Hakkımızda – Araştırmacı gazetecilik ajansı IUSTITIA – Burgaz, Bulgaristan
    • Sorular ve cevaplar – tartışma
    • Analizler
    • Dünya Haberleri
    • Siyaset
    • Soruşturmalar
    • Türkiye Bugün – Türkiye’den Haberler
    • Türkçe
      • العربية
      • Dansk
      • Deutsch
      • Ελληνικά
      • English
      • български
      • Čeština
      • Español
      • Français
      • עברית
      • Hrvatski
      • Magyar
      • Italiano
      • Lietuviškai
      • Latviešu valoda
      • македонски јазик
      • Norsk Bokmål
      • Nederlands
      • Polski
      • Português
      • Română
      • Русский
      • Slovenčina
      • Slovenščina
      • Српски језик
      • Svenska
      • Türkçe
      • Українська
      • 日本語
      • ไทย
      • فارسی
      • 中文 (中国)
      • Беларуская мова
      • Deutsch Austria
      • Deutsch Switzerland
      • shqiperia
      • English USA
      • Bosanski
    • İletişim

    © 2026 JNews - Jegtheme tarafından geliştirilen Premium WordPress haber ve dergi teması.

    Bu web sitesi çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı inceleyin.