• News
  • Investigations
  • Online Store IUSTITIA
  • Real Estate agency
  • Petar Nizamov
  • Fitness & Wellness coach
  • Food Delivery
  • Charcoal retail
  • Firewood Wholesale
  • Charcoal Wholesale
  • Web Development agency
събота, октомври 31, 2026
Social icon element need JNews Essential plugin to be activated.
Лого на сайт за разследваща журналистика и задълбочени публикации по теми от обществен интерес
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас
No Result
View All Result
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас
No Result
View All Result
Лого на медия за разследваща журналистика с публикации, анализи и документирани материали от обществен интерес
No Result
View All Result

1959’da barış amacıyla kurulan eski AB’nin Fransa, bugün Yunanistan ile gerilim ve savaş nasıl ihraç ediyor? 2026

Юстиция Иванова by Юстиция Иванова
април 25, 2026
in Politik, Без категория
0
Investigative Journalismus mit tiefgehenden Recherchen, öffentlichen Angelegenheiten, Nachrichten und ausgewählten journalistischen Berichten

Eine Auswahl investigativer Artikel und journalistischer Veröffentlichungen. Das Bild unterstreicht den Fokus der Website auf investigativen Journalismus und Themen von öffentlichem Interesse.

Cezayir milli marşından üçüncü kıta : „Ey Fransa, geçti o hesap sorma günleri, Bir kitap gibi kapattık o eski defteri! Ey Fransa, hazır ol o dehşet gününe, Al işte cevabımız; yaklaşıyor sonun işte! Bizim devrimimiz biter mi sandın? Ve kararlıyız ki Cezayir yaşayacak! Şahid olun! Şahid olun! Şahid olun!“

Birol Kılıç,  Viyana´dan  gözlem ve analizler,  26.04.2026

Fransa ile Yunanistan arasında Atina’da yenilenen savunma anlaşması, sıradan bir diplomatik gelişme olarak değil, uzun süredir devam eden Türkiye karşıtı stratejinin ikiyüzlü yeni adımı olarak değerlendiriliyor. AB merkezi bunu görmüyor mu? Bir NATO üyesinin, diğer bir NATO üyesine karşı üçüncü bir müttefik üzerinden pozisyon alması, ittifakın savunma doktriniyle bağdaşmamaktadır. Bu durum, bölgesel güvenlik mimarisini istikrarsızlaştırma potansiyeli taşımaktadır.

Viyana’dan meseleyi yakından izleyen ve bu konularda uzun süredir kalem oynatmış bir gözlemci olarak şunu açıkça ifade etmek gerekir: AB üyelerinin önemli bir kısmı yeni cephe istemiyor. Almanya istikrar istiyor, İspanya pragmatizm istiyor, Doğu Avrupa Rusya’ya odaklanmış durumda, İtalya çıkar hesabı yapıyor. Fransa ise zaman zaman liderlik gösterisiyle öne çıkıyor. Bu nedenle „AB Türkiye’ye karşı birleşti“ tezi abartılıdır. Avrupa parçalı düşünüyor, ortak refleks vermiyor.

Herkes Yunanistan kadar meseleye duygusal da yaklaşmıyor. Birçok ülke için temel soru şudur: Türkiye ile kavga ederek mi Avrupa güvenliği sağlanır, yoksa Türkiye ile iş birliği yaparak mı? Bu nedenle Fransa-Yunanistan ekseni tüm Avrupa’nın ortak çizgisi değildir. Daha çok Paris ve Atina’nın öncülük ettiği, diğer üyelerin ise farklı derecelerde desteklediği ya da sessizce izlediği bir hat olarak görülmektedir.

İşte bu yüzden hem Fransa hem de Yunanistan özellikle büyüteç altına alınmalıdır. Fransa, AB içinde ve AB komşu ülkeleri arasında sorumsuz ve denetimden kopmuş bir tutumla etrafa istikrarsızlık saçmaktadır. Bu, bir büyük güç refleksi değil, hesapsız bir şımarıklıktır.

Şantaj altındalar

AB içinde herkes Fransa kadar Türkiye’ye sert değildir. Üstelik Türkiye’nin 1 Ocak 1996’da TBMM onayı alınmadan, yani usulüne uygun biçimde ratifiye edilmeden yürürlüğe giren ve dönemin Başbakanı Çiller’in „2000 yılında AB tam üyesi olacağız“ saflığıyla imzaladığı Gümrük Birliği anlaşmasının modernleştirilmesini bugün fiilen engelleyen ülke bizzat Fransa’dır. Bu anlaşmazlık yalnızca Türkiye’ye değil, Avusturya dahil pek çok AB üyesine de zarar vermektedir. Fransa’nın son otuz yılda Türkiye’ye karşı sürdürdüğü kötü niyetli siyaset artık bardağı çoktan taşırmıştır.

Macron’un Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yaşça büyük olmasına karşın kendini beğenmiş bir edayla kucaklaması, münafıkça bir beden dili ve „sizi her fırsatta köşeye sıkıştırırım“ mesajının tescilidir. Fransa’nın yıllarca suratına güle güle bu oyunu oynaması, tarihin kendisine öğrettiklerinden hiçbir ders çıkarmadığının kanıtıdır.

Kaldı ki nükleer silahlara sahip bir ülke olarak Fransa, bu şımarıklığını bölge ülkelerinin nükleer kapasiteden yoksun olmasından güç alarak sergilemektedir.  Türkiye’nin bu konuda eli kolu şu anda bağlıdır ve yöneticileri ne yazık ki kişisel hataları nedeniyle  başta ABD ve AB’nin şantajları altındadır. Bugün İsrail’in nükleer bir güç haline gelmesini mümkün kılan ülkenin Fransa olduğu tarihin sayfalarına geçmiş bir gerçektir. Tarih bunu böyle yazmaktadır.

Atina’daki imza yalnızca ikili anlaşma değil

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis arasında Atina’da yenilenen savunma anlaşması, resmi açıklamalarda stratejik ortaklık ve Avrupa güvenliği başlığıyla sunuldu. Ancak birçok gözlemciye göre bu adım, yalnızca iki ülke arasındaki savunma iş birliği değil, Türkiye’ye karşı uzun süredir sürdürülen siyasi hattın yeni halkası niteliğinde. Bu anlaşmanın temeli ilk olarak 28 Eylül 2021’de Paris’te atılmıştı. Taraflardan birine saldırı halinde askeri yardımı öngören madde, o gün de Türkiye’ye mesaj olarak okunmuştu. Şimdi anlaşmanın uzatılması, Fransa’nın geri adım atmadığını gösteriyor.

Avrupa Birliği savaşları bitirmek için kuruldu

Avrupa tarihini bilen çevrelere göre Paris yönetimi bugün kurucu ruhla çelişen bir siyaset izliyor. European Union projesi, Fransa ile Almanya arasında yıkıcı savaşların bir daha yaşanmaması amacıyla 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, ardından 1957 Roma Antlaşması temelinde doğdu. Bir zamanlar savaşları önlemek için ekonomik ortaklık kuran Fransa’nın, bugün Doğu Akdeniz ve Ege’de yeni gerilim eksenlerine taraf olması dikkat çekiyor. Birçok gözlemci, Paris’in denge sağlayan Avrupa gücü olmaktan uzaklaşıp krizlerden siyasi nüfuz devşirmeye çalışan müdahil devlet görüntüsü verdiğini savunuyor.

Bugünkü Fransa kurucu ruhla çelişiyor

Eleştiriler tam da bu noktada yoğunlaşıyor. Bir zamanlar Almanya ile barış inşa eden Fransa’nın bugün Doğu Akdeniz’de yeni bloklaşmalar üretmesi, Avrupa’nın kuruluş mantığıyla ters düşüyor. Paris yönetimi ortak çözüm üreten denge gücü olmak yerine, kriz alanlarında taraf olan ve gerilim dili kullanan aktör görüntüsü veriyor.

2020 Doğu Akdeniz krizi unutulmadı

Ağustos 2020’de Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz gerilimi tırmanırken Fransa arabulucu rolüne yönelmek yerine bölgeye savaş gemileri ve Dassault Rafale uçakları gönderdi. O dönem Paris’in tavrı, tansiyonu düşürme çabası değil, krizi askeri gösteriye çevirme girişimi olarak yorumlandı.

Silah satışlarıyla büyüyen gerilim

Yunanistan’ın Fransa’dan 24 Rafale savaş uçağı satın alması ve fırkateyn anlaşmalarına gitmesi de dikkat çekti. Avrupa güvenliği söylemi ile milyarlarca euroluk silah satışlarının aynı anda yürütülmesi, Paris’in politikalarına yönelik samimiyet tartışmasını derinleştirdi. Birçok uzmana göre Fransa, güvenlik dili kullanırken aynı zamanda kriz ortamlarından ekonomik ve stratejik kazanç elde etmeye çalışıyor.

AB değerleri mi, güç siyaseti mi?

Fransa ve Yunanistan’ın son açıklamalarında „değerler“, „medeniyet“, „stratejik özerklik“ ve „ortak savunma“ vurguları öne çıktı. Ancak Avrupa Birliği’nin temel ilkeleri hukuk devleti, eşitlik, diplomasi ve barışçıl çözüm anlayışıdır. Bu nedenle askeri eksenli bloklaşma siyaseti, AB’nin normatif iddialarıyla çelişiyor.

NATO içinde yeni ayrışma riski

NATO üyesi ülkeler arasında dengeleyici siyaset beklenirken, Fransa’nın açık biçimde Yunanistan yanında konumlanması da tepki çekiyor. Türkiye’ye karşı özel güvenlik hattı kurulması, ittifak içi güven sorunlarını artırabilecek gelişme olarak görülüyor.

Avrupa çoklu kriz içindeyken yanlış öncelik

Bugün Avrupa; Russo-Ukrainian War, enerji baskısı, ekonomik durgunluk, göç krizi ve Orta Doğu’daki çatışmalarla karşı karşıya. Böyle bir dönemde Fransa’dan beklenen yeni cepheler açmak değil, soğukkanlılık ve istikrar üretmektir. Ancak mevcut çizgi, çözümden çok gerginlik üreten diplomasi olarak değerlendiriliyor.

Atina’daki savunma anlaşması Paris tarafından başarı olarak sunulabilir. Ancak Avrupa’nın kuruluş tarihini bilen çevreler açısından tablo farklıdır. Bir zamanlar savaşları durdurmak için ortaklık kuran Fransa’nın bugün yeni gerilim eksenlerinde yer alması, hem Avrupa idealine hem bölgesel istikrara zarar veren bir tutum olarak görülüyor. Fransa barışın kurucu ülkesi olmaktan uzaklaşıp, gerilimin ve savaşın ihracatçısı gibi AB kurucu ruhuna karşı davranmaktadır.

Atina’da imzalanan yeni savunma anlaşmasıyla Fransa, Yunanistan üzerinden Türkiye’ye karşı yürüttüğü hattı resmileştirdi. Paris yönetimi artık arabulucu görüntüsünü bile koruyamıyor. Söylemde barış, uygulamada Türkiye karşıtı askeri blok siyaseti var.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis tarafından Atina’da verilen mesajlarda „Avrupa değerleri“, „güvenlik“, „medeniyet“ ve „Hristiyan toplulukların korunması“ vurgusu öne çıktı. Ancak bu söylem, Avrupa tarihindeki sömürgecilik, etnik temizlik, dini ayrımcılık ve katliamlar hatırlandığında ciddi çelişkiler doğurdu.

2020’de savaş gemisi gönderdi, şimdi anlaşma uzatıyor

Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında gerilim yükseldiğinde tarih Ağustos 2020 idi. Fransa kriz düşürmek yerine bölgeye savaş gemileri ve Dassault Rafale savaş uçakları gönderdi. Paris açıkça Atina safına geçti. Bugün de değişen bir şey yok. O gün askeri gösteri yapan Fransa, bugün aynı siyaseti diplomatik törenle sürdürüyor.

Silah tüccarlığına jeopolitik kılıf

Yunanistan’ın Fransa’dan 24 Rafale savaş uçağı alması, ardından fırkateyn siparişleri vermesi, Paris’in gerçek motivasyonunu ortaya koydu. Fransa bir yandan Avrupa değerleri anlatıyor, diğer yandan bölgesel krizlerden milyarlarca euroluk silah geliri çıkarıyor. Türkiye’de bu tablo şu şekilde okunuyor: Gerilim varsa Fransa için fırsat vardır; komşular arasında kriz varsa Paris için pazar vardır.

NATO içinde Türkiye’ye karşı kampanya

NATO üyesi olan Türkiye’ye karşı başka bir NATO üyesini silahlandırıp siyasi destek vermek, ittifak ruhuyla bağdaşmıyor. Fransa’nın Avrupa güvenliği söylemi, Türkiye söz konusu olunca yerini dar çıkar hesaplarına bırakıyor. Paris yönetimi, NATO dayanışmasını sadece kendi çıkarına uygun olduğunda hatırlıyor.

Libya’dan Kafkasya’ya aynı çizgi

Libya’da Türkiye’nin karşısında konumlanan Fransa, Güney Kafkasya’da da Ankara-Bakü hattına karşı farklı denklemler aradı. Ege’de Yunanistan kartı, Orta Doğu’da başka kartlar, Afrika’da başka hamleler… Hepsinin ortak noktası Türkiye’nin yükselen etkisini frenleme isteği.

Türkiye açısından gerçek durum

Fransa’nın hesabı Türkiye’yi baskılamak olabilir. Ancak 1990’ların, 2000’lerin Türkiye’si artık yok. Savunma sanayisini güçlendirmiş, sahada kapasite üretmiş, diplomatik manevra alanını genişletmiş bir Türkiye var. Paris hâlâ eski sömürge refleksleriyle hareket ediyor olabilir. Fakat bölge değişti, dengeler değişti, Türkiye değişti.

Avrupa Birliği bir değerler birliği mi, din eksenli kulüp mü?

Yunanistan Başbakanı Mitsotakis’in „Hristiyan toplulukların korunması ortak çıkarımızdır“ açıklaması birçok çevrede tartışma yarattı. Çünkü European Union resmi olarak hukuk devleti, insan hakları, demokrasi ve eşit yurttaşlık ilkeleri üzerine kurulu bir siyasi birliktir; herhangi bir dini kimliğin korunması üzerinden tanımlanan bir yapı değildir. Eğer Avrupa Birliği evrensel değerleri savunuyorsa neden yalnızca Hristiyan topluluklar öne çıkarılıyor? Aynı hassasiyet Müslümanlar, Yahudiler, Ezidiler, Dürziler veya diğer azınlıklar için neden aynı açıklıkla dile getirilmiyor?

Yunanistan’ın kendi tarihindeki karanlık sayfalar

Atina yönetiminin dini azınlıklar konusunda ahlaki üstünlük dili kullanması, tarihsel hafıza açısından sorgulanıyor.

Tripoliçe Katliamı (1821): Şehrin Yunan isyancı güçlerce ele geçirilmesinden sonra binlerce Müslüman ve Yahudi sivil öldürüldü. Dönemin Avrupalı gözlemcileri de şehirde geniş çaplı kıyım yaşandığını aktardı.

Mora Yarımadası Tasfiyeleri (1821–1828): Peloponnese bölgesindeki Osmanlı döneminden kalan Müslüman nüfus büyük ölçüde öldürüldü, sürüldü veya tamamen bölgeden silindi. Bugün Mora’daki Müslüman varlığının neredeyse tamamen yok olmuş olması bu tarihsel sürecin sonucudur.

Selanik Yahudilerinin  ve Türkleri‘ nin yok oluşu ve sessizlik: Thessaloniki yüzyıllar boyunca önemli Yahudi merkezlerinden biriydi.  Türk nüfus tüm şehirde en yükseklerdeydi. İkinci Dünya Savaşı döneminde Yahudi nüfusun büyük bölümü Nazi deportasyonlarıyla yok edildi. Sonraki yıllarda ise şehirdeki Yahudi mirasının korunması konusunda uzun süre yetersiz tutum sergilendiği yönünde eleştiriler yapıldı.

Etnik/Dini Grup 1890 Sayımı 1913 (Yunan Sayımı) Değişim Durumu
Yahudiler 55.000 61.439 Nüfusun en büyük unsuru
Müslüman Türkler 25.000 45.889 Muhacir akınıyla artış gösterdi
Yunanlar/Rumlar 18.000 39.956 İşgal sonrası yoğun yerleşim
Bulgarlar 10.000 6.263 Azalma kaydedildi
Diğer (Ermeni, Levanten vb.) 12.000 4.342 –
TOPLAM ~120.000 ~157.889 –

1912 Balkan Harbi’nin ardından Selanik’in Yunanistan kontrolüne geçmesiyle birlikte, şehirde asırlardır hüküm süren demografik denge ve toplumsal huzur geri dönülemez biçimde bozulmuştur. Yunan işgal kuvvetlerinin ve düzensiz çetelerin şehre girişiyle eş zamanlı olarak, savunmasız Müslüman Türk sivil halka ve Musevi cemaatine yönelik sistemli saldırılar, yağma faaliyetleri ve yerinden etme politikaları yürürlüğe konulmuştur. Dönemin resmi kayıtlarına ve tanık raporlarına göre, Türk mahalleleri kuşatma altına alınmış, mülkiyet hakları hiçe sayılarak on binlerce kişi göçe zorlanmıştır.

Bu süreçte yalnızca fiziki saldırılar değil, aynı zamanda şehrin kültürel kimliğine yönelik ağır bir tahribat da gerçekleştirilmiştir. Asırlık camiler ve vakıf eserleri tahrip edilmiş veya işlev dışı bırakılarak şehrin İslam kimliği silinmeye çalışılmıştır. Benzer şekilde, ticaretin merkezi konumundaki Yahudi mahalleleri de yağmalanmış, cemaat üyeleri can güvenliği endişesiyle bölgeyi terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. On binlerce Türk’ün limanlarda ve göç yollarında açlık, hastalık ve çete saldırıları altında can verdiği bu tarihi kesit, Balkanlar’daki Türk varlığının tasfiyesine yönelik en ağır darbelerden biri olarak kayıtlara geçmiştir.

Batı Trakya meselesi: Western Thrace bölgesindeki Türk/Müslüman azınlığın vakıf hakları, müftü seçimi, eğitim kurumları ve kimlik tanımı konularında yıllardır uluslararası kurumlara taşınan sorunlar bulunuyor. Bu tablo sürerken Atina’nın başka coğrafyalarda azınlık hakları dersi vermesi eleştiriliyor.

Fransa’nın sömürge sicili

Cezayir (1830–1962): Algeria’nın Fransız sömürge yönetimi altında yüz binlerce insanın öldüğü, işkence, toplu cezalandırma ve zorla yerinden etme politikalarının uygulandığı geniş literatürde yer alıyor. Özellikle Bağımsızlık Savaşı yılları en sert dönemlerden biri oldu.

Sétif ve Guelma Katliamları (1945): Fransız güçlerinin on binlerce Cezayirliyi öldürdüğü yönünde tarihsel değerlendirmeler bulunuyor.

Madagaskar 1947: Madagascar ayaklanmasının bastırılmasında Fransız yönetimi sert yöntemler kullandı; binlerce kişi hayatını kaybetti.

Ruanda ve Afrika politikaları: Fransa’nın Afrika’daki birçok krizde uzun yıllar tartışmalı rol oynadığı, eski sömürge alanlarında askeri ve siyasi müdahalelerini sürdürdüğü sıkça eleştiriliyor.

Seçici vicdan eleştirisi

Bu nedenle Atina’daki „Hristiyan toplulukların korunması“ söylemi, birçok yorumcu tarafından evrensel insan hakları değil, seçici kimlik siyaseti olarak görülüyor. Eğer mesele gerçekten sivillerin korunmasıysa din ayrımı yapılmaksızın herkes için aynı dil kullanılmalıdır.

Yunanistan ve Fransa’nın ortak açıklamalarında kullanılan değerler dili, kendi tarihleriyle yüzleşmeden inandırıcı bulunmuyor. Mora’da öldürülen Müslümanlar, Tripoliçe’de katledilen Yahudiler, Batı Trakya’daki azınlık sorunları, Cezayir’deki sömürge vahşeti ve Afrika’daki müdahaleler hatırlandığında, Atina’daki söylem birçok çevrede ahlaki tutarlılıktan uzak bir siyasi gösteri olarak değerlendiriliyor.

1918–1921: Fransa’nın Anadolu’da kanlı işgal sicili – Türk ve Müslüman halka karşı şehir şehir şiddet dönemi

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa, Güney Anadolu’da işgal gücü olarak yalnızca askeri varlık göstermedi; yerel toplumsal fay hatlarını kullanarak Türk ve Müslüman halka karşı ağır baskı döneminin parçası oldu. Adana’dan Maraş’a, Urfa’dan Antep’e kadar birçok şehirde siviller öldürüldü, mahalleler yakıldı, halk göçe zorlandı.

Mondros sonrası başlayan işgal: Fransa, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında Osmanlı topraklarının paylaşım sürecinde Güney Anadolu’ya yöneldi. Fransa’nın hedefi yalnızca güvenlik değil, Doğu Akdeniz hattında siyasi ve ekonomik nüfuz alanı kurmaktı. Bu amaçla işgal birlikleri bölgeye sevk edildi.

Adana – 1918 sonu ve 1919: Adana, Fransız işgalinin merkezlerinden biri haline geldi. Aralık 1918’den itibaren şehirde sert yönetim uygulamaları başladı. Müslüman mahallelerinde baskılar, keyfi gözaltılar, mallara el koymalar ve sivillere yönelik kötü muamele iddiaları yayıldı. Bölgedeki çok sayıda aile kırsala çekilmek zorunda kaldı.

Maraş – 1919–1920: Kahramanmaraş’ta Fransız işgali sırasında şehirde büyük gerilim oluştu. Özellikle Ekim 1919 ile Şubat 1920 arasında Müslüman halka yönelik aşağılayıcı uygulamalar, silahlı baskılar ve sivil ölümleri iddiaları yerel direnişi tetikledi. Maraş halkı buna karşı ayaklandı. Şehirde yaşanan çatışmaların temelinde işgal yönetiminin toplumsal barışı bozması yatıyordu.

Urfa – 1919–1920: Şanlıurfa, Fransız birliklerinin baskıcı uygulamaları nedeniyle tepkinin yükseldiği şehirlerden biri oldu. 1919 sonu ile 1920 başı arasında sivillere yönelik sert muamele, ev baskınları ve silahlı gerilimler halk direnişini büyüttü. Sonunda Fransız kuvvetleri şehirden çekilmek zorunda kaldı.

Antep – 1920–1921: Gaziantep, Fransa’nın Anadolu’daki en ağır kuşatma ve şiddet sahnelerinden birine dönüştü. Nisan 1920’den Şubat 1921’e kadar süren kuşatma sırasında şehir açlık, bombardıman ve ağır sivil kayıplarla karşı karşıya kaldı. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar büyük acılar yaşadı. Bu nedenle Antep’e sonradan „Gazi“ unvanı verildi.

Amaç neydi? Tarihçilere göre Fransa’nın temel hedefi, Anadolu’nun güneyinde kalıcı nüfuz bölgesi oluşturmaktı. Bunun için yerel topluluklar arasındaki güvensizlikler kullanıldı, dini ve etnik ayrımlar derinleştirildi. Ancak bu politika ters tepti ve Milli Mücadele direnişini güçlendirdi.

Türk hafızasında nasıl yer aldı? Türkiye’de bu dönem, Fransa’nın yalnızca işgalci değil, sivil halkın acılarıyla anılan dış güçlerden biri olarak hatırlanır. Adana’da baskı, Maraş’ta provokasyon, Urfa’da direniş, Antep’te kuşatma hafızalarda canlılığını koruyor.

Bugün insan hakları ve Avrupa değerleri söylemi kullanan Fransa’nın, Anadolu’da 1918–1921 arasında Türk ve Müslüman halka yaşattığı ağır dönem unutulmuş değildir. Tarih, yalnızca Paris’in anlattıklarıyla değil, Adana’nın, Maraş’ın, Urfa’nın ve Antep’in hafızasıyla da yazılır.

Fransa’ya karşı yazılan milli marş: Cezayir’in Kassamanı

Algeria milli marşı Kassaman, modern dünyada doğrudan bir sömürge gücüne karşı yazılmış en sert milli marşlardan biri olarak kabul edilir. Marşın sözleri, Cezayir Bağımsızlık Savaşı sürerken 1955 yılında şair Moufdi Zakaria tarafından kaleme alındı. O dönem Fransa, Cezayir’i yalnızca koloni olarak değil, kendi toprağının parçası gibi görmekteydi. Ancak Cezayir halkı için bu dönem, baskı, sürgün, zorla asimilasyon ve kanlı sömürge yönetimi anlamına geliyordu.

Kassaman’ın dikkat çeken yönü, klasik vatanseverlik şiiri olmanın ötesinde, Fransa’ya doğrudan hitap eden meydan okuyucu bir metin olmasıdır. Marşta „Ey Fransa, konuşmanın zamanı geçti, hesap günü geldi“ anlamına gelen sert satırlar yer alır. Bu sözler, 1830’da başlayan Fransız işgalinin ve 1962’ye kadar süren sömürge rejiminin Cezayir toplumunda bıraktığı derin öfkenin ifadesidir.

Fransız yönetimi boyunca milyonlarca Cezayirli toprağından edildi, kültürel kimliği bastırıldı, bağımsızlık talep edenler hapsedildi veya öldürüldü. Özellikle 1954–1962 Bağımsızlık Savaşı sırasında işkence, toplu cezalandırma, köy boşaltmaları ve kitlesel ölümler uluslararası tarihe geçti. Bu nedenle Kassaman yalnızca bir marş değil, sömürgeciliğe karşı verilmiş silahlı ve siyasi mücadelenin sesi haline geldi.

Cezayir bağımsızlığını kazandıktan sonra Kassaman resmi milli marş olarak kabul edildi. Ancak marşın anlamı devlet törenlerinin çok ötesindedir. Bugün her çalındığında, yalnızca bayrak ve devlet değil; Fransa’ya karşı verilen özgürlük savaşı, dökülen kan ve ödenen bedeller hatırlanır. Bu yönüyle Kassaman, tarihin unutulmadığını gösteren güçlü sembollerden biridir. Çünkü bazı marşlar sadece bir milleti anlatır; Kassaman ise aynı zamanda bir sömürge imparatorluğuna karşı açılmış tarihî hesap defteridir.

Kassaman (Yemin Olsun) – Türkçe Tercümesi

Cezayir Ulusal Marşı olan „Kassaman“ (Yemin Olsun), bizzat bağımsızlık savaşı sırasında, 1955 yılında şair Müfdi Zekeriya tarafından bir hapishane hücresinde kaleme alınmıştır. Marşın müziği ise sömürge karşıtı mücadelenin ruhunu yansıtan sert ve kararlı bir tona sahiptir.

Dünya üzerindeki ulusal marşlar arasında, bir başka ülkeye (Fransa’ya) doğrudan ve isim vererek meydan okuyan nadir metinlerden biridir.

I. Bölüm Yemin olsun o parlayan şimşeklere, Yemin olsun o tertemiz akan kanlara, Yemin olsun tepelerde dalgalanan o şerefli bayraklara, Ki biz, hayatı veya ölümü seçen bir savaşa girdik, Ve kararlıyız ki Cezayir yaşayacak! Şahid olun! Şahid olun! Şahid olun!

II. Bölüm Biz ordularız, isyanla yoğrulduk, Zalimleri dize getirmek için yemin ettik, Barutun gürlemesiyle yankılandık, Yolumuz kılıçla çizildi, Ve kararlıyız ki Cezayir yaşayacak! Şahid olun! Şahid olun! Şahid olun!

III. Bölüm (Fransa’ya Yönelik Sert Bölüm) Ey Fransa, geçti o hesap sorma günleri, Bir kitap gibi kapattık o eski defteri! Ey Fransa, hazır ol o dehşet gününe, Al işte cevabımız; yaklaşıyor sonun işte! Bizim devrimimiz biter mi sandın? Ve kararlıyız ki Cezayir yaşayacak! Şahid olun! Şahid olun! Şahid olun!

IV. Bölüm Kahramanlarımızın sesidir yükselen meydanlarda, Ufukta bağımsızlık güneşi doğmakta, Cezayir’in evlatları tek yürek, tek safta, Hürriyetin bedeli ödeniyor bu topraklarda, Ve kararlıyız ki Cezayir yaşayacak! Şahid olun! Şahid olun! Şahid olun!

Marşın üçüncü kıtası, Fransa ile Cezayir arasındaki diplomatik krizlerin merkezinde yer alır. Fransa hükümetleri yıllardır bu kıtanın marştan çıkarılması için baskı yapsa da, Cezayir yönetimi sömürge tarihini ve verilen bedelleri unutmamak adına bu sert ifadeleri marşın ayrılmaz bir parçası olarak korumaktadır. Hatta 2023 yılında çıkarılan bir kararname ile bu kıtanın resmi törenlerde eksiksiz okunması zorunluluğu pekiştirilmiştir.

Cezayir’in bu bağımsızlık mücadelesinin diğer Afrika ülkeleri üzerindeki etkisini ve Fransa’nın günümüzdeki „neo-kolonyal“ politikalarıyla olan bağını daha derinlemesine incelemek ister misiniz?

Fransa’nın Avrupa Birliği Vizyonu: Barış projesinden savaş çığırtkanlığına

Avrupa Birliği’nin temel kuruluş felsefesi olan „kıtasal barış ve istikrar“ ilkesi, son dönemde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un militarist politikalarıyla ciddi bir eksen kaymasına uğramıştır. Paris yönetimi, AB’yi bir barış projesi olarak tahkim etmek yerine, kendi jeopolitik hırsları doğrultusunda bölgesel çatışmaları körükleyen bir „savaş organizatörü“ rolüne soyunmaktadır. Özellikle Doğu Akdeniz ve Ege’de izlenen tutum, Fransa’nın birleştirici bir Avrupa gücü değil, kışkırtıcı bir silah tedarikçisi olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Bölgesel İstikrarsızlığın Mimarı: Paris-Atina Hattı

Fransa’nın Yunanistan üzerinden yürüttüğü siyaset, diplomatik bir dayanışmanın ötesine geçerek müttefiklik hukukunu zedeleyen bir provokasyona dönüşmüştür. Macron’un „Egemenliğiniz tehdit edilirse buradayız“ şeklindeki çıkışı, uluslararası hukuk normlarını savunmaktan ziyade Türkiye’nin meşru haklarını hedef alan bir gözdağı niteliği taşımaktadır. Bu söylem, AB’nin yumuşak güç olma iddiasını yerle bir ederek birliği askeri bir tehdit unsuru haline getirme çabasının ürünüdür.

Üç nokta

1-Silah Ticareti Altında Güvenlik İllüzyonu: Paris, Atina’ya milyarlarca dolarlık fırkateyn ve savaş uçağı satışı gerçekleştirirken bu ticareti „Avrupa dayanışması“ ambalajıyla meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

2-Müttefiklik Ruhuna Aykırı Tutum: Bir NATO müttefiki olan Türkiye’ye karşı açıkça cephe alınması, Avrupa’nın güvenlik mimarisini güçlendirmek yerine müttefikler arası uçurumu derinleştirmektedir.

3- Stratejik Özerklik Maskesi: Macron’un sıkça vurguladığı „Avrupa’nın stratejik özerkliği“ kavramı, uygulamada Fransa’nın savunma sanayisine pazar oluşturma ve bölgedeki Fransız nüfuzunu artırma stratejisine hizmet etmektedir.

AB’nin güvenilirliği tehlikede – Bu işin sonu kötü

Macron’un Yunanistan ziyareti sırasında sergilediği tutum, Avrupa Birliği’nin „öngörülebilir ve güvenilir“ ve „gerek AB üyeleri gerekse AB komşu ülkelerine istikrarsızlık ihracat etmemesi gereken“ bir aktör olduğu iddiasıyla taban tabana zıttır.

Tarihsel Arka Plan: 1980 Darbesi ve Yunanistan’ın NATO’ya Dönüşü

Türkiye’nin NATO içindeki konumunu etkileyen en kritik dönüm noktalarından biri, 1980 askeri müdahalesi sonrasında yaşanmıştır. Dönemin askeri yönetiminin lideri Kenan Evren’in, uluslararası aktörlerin de etkisiyle Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne onay vermesi, bugün bölgedeki güç dengelerinin temelini oluşturan tarihsel bir karardır. Bu kararın demokratik bir süreçten değil askeri bir yönetim altında alınmış olması; stratejik güvencelerin tam olarak sağlanmadan verilmiş bulunması, günümüzde Yunanistan-Fransa yakınlaşmasının zeminini hazırlayan unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir.

Fransa’nın bölgedeki rolü ve AB’nin barış vizyonu

Günümüzde Fransa’nın Yunanistan’a verdiği silah satmak amacıyla abartılı, küstahlık kokan açık siyasi ve askeri destek, Avrupa Birliği’nin barış projesi kimliğiyle çelişen bir tablo ortaya koymaktadır. Paris yönetiminin bu tutumu çeşitli riskler barındırmaktadır:

1. Müttefiklik Ruhunun Zedelenmesi: Bir NATO üyesinin, diğer bir NATO üyesine karşı üçüncü bir müttefik üzerinden pozisyon alması, ittifakın savunma doktriniyle bağdaşmamaktadır. Bu durum, bölgesel güvenlik mimarisini istikrarsızlaştırma potansiyeli taşımaktadır.

2. Güç Politikalarının Öne Çıkması: Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki sert tutumu, AB’yi küresel bir barış aktörü olmaktan uzaklaştırarak Paris merkezli güç politikalarının etkisine açık hale getirme riski taşımaktadır. Bu yaklaşım, AB’nin normatif gücünü zayıflatabilir.

3. Silahlanma Yarışının Teşviki: Savunma işbirliği anlaşmalarının yenilenmesi ve bölgeye yoğun silah transferi, tansiyonu düşürmek yerine olası bir çatışma zeminini beslemektedir. Bu durum, Rusya ve Çin gibi aktörlerin AB karşısındaki konumunu güçlendirebilir.

NATO’nun Rolü ve Soru İşaretleri

Fransa’nın son dönemdeki söylem ve eylemleri, ittifakın dayanışma ruhunu zedeleyen bir görüntü oluşturmaktadır. Bu durum, NATO’nun bölgesel krizlerde nasıl bir rol oynayacağına dair soru işaretlerini artırmaktadır. Bölgesel huzur, silah ticareti ve siyasi provokasyonlar üzerinden değil; müttefiklik hukukuna sadakat, diplomatik nezaket ve tarihsel gerçeklerin doğru okunmasıyla tesis edilebilir.

Bu gidişatın sonu iyi değildir.

İlgili kaynaklar

Birol Kılıç  konuyla ilgili diğer analizleri

21.02.2021
Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı üç ayrı silahlanma programının başında niye Avusturya Schiebel şirketi var?
https://www.yenivatan.at/yunanistanin-tuerkiyeye-karsi-uec-ayri-silahlanma-programinin-basinda-niye-avusturya-schiebel-sirketi-var/

Türkiye, AB mahkemeleri ve yeni göç yasalarıyla sığınmacı hapishanesine hapsedildi

Ege denizine dikkat!

AB mülteci ve kaçak göç anlaşmasını yayınladı:Türk halkına kötü haber

“Keriz silkelemesiyle” Türkiye, özelde AB’nin ama genelde Batı’nın çöplüğü mü yapılıyor?

Der Beitrag 1959’da barış amacıyla kurulan eski AB’nin Fransa, bugün Yunanistan ile gerilim ve savaş nasıl ihraç ediyor? erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.

1959’da barış amacıyla kurulan eski AB’nin Fransa, bugün Yunanistan ile gerilim ve savaş nasıl ihraç ediyor? 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2026-04-25 19:32:07

Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.

Previous Post

Schützenfest: Gasleck in Geeste – Fahnenmast in Leitung gerammt 2026

Next Post

اللجنة الوطنية لحقوق الإنسان تواصل حملتها السنوية التوعوية بالمدارس 2026

Next Post
موقع صحافة استقصائية يعرض تحقيقات معمقة وقصصًا تهم الجمهور وأخبارًا وتقارير صحفية موثوقة حول قضايا مهمة

اللجنة الوطنية لحقوق الإنسان تواصل حملتها السنوية التوعوية بالمدارس 2026

Вашият коментар Отказ

Вашият имейл адрес няма да бъде публикуван. Задължителните полета са отбелязани с *

Search / Търси в сайта

No Result
View All Result
гугъл новини, гоогле новини, гугъл нюз, гъгъл нюз, google news, news google, google.bg, news.google.bg, Юстиция, новини, последното, най-важното, видео, телевизия, радио, Новини, петър низамов

Последни публикации

  • رئيس مجلس أمناء متاحف قطر تفتتح معرض "قوارب تلوح من الأفق البعيد: إرث الخزف الصيني عبر البحار" 2026
  • U Izraelu se sutra posle mnogo godina održavaju ključni izbori: Evo šta je ulog i šta morate da znate 2026
  • Πέθανε ο εμβληματικός ηθοποιός του Σταρ Τρεκ Γουόλτερ Κένινγκ 2026
  • Rönesans Rezidans davasında duruşma ertelendi 2026
  • Utku Çakırözer, gazeteci İsmail Arı’yı cezaevinde ziyaret etti: ‘İsmail yerde yatıyor’ 2026
  • “Neomalësorja erdhi nga hiçi dhe iku…”- Eksperti i sigurisë për protestën: Antifa nuk ka për qëllim të fitojnë pushtet në Europë, por synon destabilitetin! 2026
  • Ανοδική πορεία για Τσιτσιπά και Σάκκαρη – Νέο ρεκόρ για τον Σακελλαρίδη 2026
  • Sokol Kushta, emri shqiptar në historinë e “Topit të Artë” 2026
  • Города Украины готовятся к круговой обороне: Зеленский подписал указ 2026
  • وزير التجارة والصناعة يفتتح النسخة السابعة من معرض "ابنِ بيتك 2026" 2026
  • Schulprotest: Frankreichs Regierung geht auf Forderungen ein 2026
  • „Rendkívül kínos és politikailag elfogadhatatlan” – Trumpnak kampányolt az Audi-vezér, össztűz alá került Németországban 2026
  • Colau pide por carta a Feijóo, Sánchez y Abascal que se comprometan a no usar la IA de manera „vejatoria“ en campaña 2026
  • DNEVNIK POČEO ISPRIKOM Javni servis godinama nije ispunjavao funkciju. Prešućivalo se, zatvarale su se oči, informiralo se jednostrano 2026
  • Osman Korkut Kanadoğlu’na baro genel kurulundaki konuşması nedeniyle soruşturma 2026
  • Klarna: Clareza nas finanças pessoais traz mais bem-estar do que o nível de rendimento 2026
  • Microsoft’tan 60 bin çalışana tazminat teklifi 2026
  • Wolff, Marko’nun Russell yorumuna karşı çıktı 2026
  • Армия РФ продвинулась на юге и востоке Украины — DeepState 2026
  • Több mint 2 millióan látták már: különleges immerzív fényshow költözik a Bakáts téri templomba 2026
  • V Citypark ta četrtek prihajajo nastopajoči iz oddaje America’s Got Talent 2026
  • Pester počitniški teden v ALEJI: dirkaški spektakel, Gozd strahov in dogajanje v Planetu Lollipop 2026
  • انطلاق أعمال الاجتماع الثامن للمديرين العامين للطيران المدني في الشرق الأوسط 2026
  • Pizza Fan: Ποιος «σφύριξε» τον φορολογικό έλεγχο; Στο μικροσκόπιο υπάλληλοι της ΑΑΔΕ 2026
  • Mekke İttifakı’nın İran görüşmesinden tek cümlelik sonuç bildirisi: ‘Görüşmelere devam’ kararı 2026
  • El desfile de Halloween Arts in the Dark regresa con 100,000 asistentes 2026
  • Новооткрит императорски надпис свидетелства за престижа на Акве калиде в древността 2026
  • Kako se koža menja nakon menopauze? 5 stvari koje treba da znate 2026
  • Galp caiu mais de 10% e arrastou PSI para terreno negativo em contraciclo com Europa 2026
  • ASELSAN’ın yeni nesil güdüm kiti F-16’dan başarıyla ateşlendi 2026
  • JESEN U METKOVIĆU Berba mandarina jedan od najvećih aduta u posezoni doline Neretve 2026
  • Može li život bez dece biti potpun? Odgovor ruši jedno od najdubljih društvenih uverenja 2026
  • Újjáépíti Hitler leégett Sasfészkét, amit a hétvégén gyújtottak fel 2026
  • Új közéleti klub indul Vácon – Szűcs Gábor lesz a Váci Patrióta Klub első vendége 2026
  • ЕК договори споразумение с TEMU 2026
  • Avusturya’daki Mason Localarının Kuralları Gündemde 2026
  • Rückruf-Ticker: Vor diesen Lebensmitteln und Produkten wird aktuell gewarnt 2026
  • Antradienio „Gimtasis Rokiškis“ 2026
  • Чоловіку, який під час конфлікту у Києві застрелив хлопця, оголосили підозру 2026
  • Bogdan Chmielewski: PSFCU ma także misję społeczną 2026
  • CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Gürsel Tekin’den dikkat çeken açıklama 2026
  • Szentendre’s Japanese Garden Reopens After Major Renovation 2026
  • “Havia o receio de poder escapar ao controle nacional a única refinaria que temos”, diz Governo 2026
  • Nem Orbán az első magyar politikus, akit hírbe hoznak az ENSZ-főtitkársággal 2026
  • Gereken son onay da geldi: Mısır Meclisi’nden Sisi’ye Suudi Arabistan’a asker gönderme yetkisi 2026
  • Περί αρχείου 2026
  • Где в Европе самые дорогие и самые дешевые продукты: место Украины в рейтинге 2026
  • Бургас събира 63 творци от България и Турция в международна изложба в галерия Богориди 2026
  • Бургас се сбогува с изтъкнатия музикален педагог Бисерка Граматикова 2026
  • Кремљ го поддржува Вучиќ и покрај изборниот пораз, студентската победа ја загрижува Москва 2026
  • КЗП предупреждава: Вълна от фалшиви оферти и измами при онлайн пазаруването 2026
  • Od jutri nižje cene bencina ter višje cene dizla in kurilnega olja 2026
  • TEŠKA NESREĆA Potonula naftna platforma, jedna osoba poginula, među nestalima i Hrvat 2026
  • Yeşilay’dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar 2026
  • Зеленски: Украина е подготвена да ја прошири соработката со Србија 2026
  • TREĆI RIZLINGFEST U novom prostoru na vinskom festivalu predstavit će se tridesetak vinarija 2026
  • BM Komisyonu: Gazze’de soykırım sürüyor 2026
  • Полицијата уапси 15-годишник за пукањето во близина на стадионот во Флорида во кое беа повредени 12 лица 2026
  • Ebola-Patientin von Nigeria in die Schweiz evakuiert 2026
  • Wall Street abre no verde em semana de decisões na Fed 2026
  •  رئيس مجلس أمناء متاحف قطر تعلن تأسيس مجلس قطر للأزياء والحرف 2026
  • Ενδιάμεσες εκλογές ΗΠΑ: Τα «σύννεφα» στις Ρεπουμπλικανικές πολιτείες, το ελληνικό ενδιαφέρον και το «all in» των Δημοκρατικών 2026
  • Srbija: Rekordna udeležba, poraz Vučića in “študentska” zmaga z nejasnim vodstvom 2026
  • Dos magistrados, contra el portazo del Constitucional al voto de la ley de nietos: „Un caso clave para nuestra historia“ 2026
  • Dabartinis Klaipėdos rajono vadovas B. Markauskas kandidatuos į mero postą 2026
  • Ukrajna egy héttel hamarabb ültetné tárgyalóasztalhoz az oroszokat Abu-Dzabiban 2026
  • Feijóo y Abascal pactan en el Senado que Vox se retire en seis provincias y el PP en tres 2026
  • Po podaljšanju glasovanja sporna zmaga socialista Lule, Janša: “Povsod isti volilni triki in manipulacije komijev.” 2026
  • Nematomas pavojus nosiaryklėje: kaip vienas skiepas gali išgelbėti nuo komplikacijų 2026
  • New transit agency’s power could change neighborhoods 2026
  • Росіяни вдарили по Ясногірці: загинула людина, серед поранених – підлітка 2026
  • Nisu krokodilske suze vec krokodilski efekat. Najobičniju kombinaciju podiže za sekund – hit jeseni 2026. 2026
  • Nida Seramik’te 150’ye yakın işçi aylardır maaşsız: Fabrika durdu, muhatap ortada yok 2026
  • Hungarian Charity Launches Fundraiser for Christian Victims of Jordanian Terror Attack 2026
  • Какие повреждения после ударов ВСУ получили российские заводы „Энергия“, „Тольяттикаучук“ и „Протон-Электротекс“ 2026
  • Η Masdar διευρύνει το χαρτοφυλάκιό της στην Ελλάδα με μεγάλη εξαγορά φωτοβολταϊκού έργου 2026
  • Skoraj 150 tujcev prijetih zaradi nezakonitega prestopa meje 2026
  • Išgelbėti gyvybę žmogui galime išmokti kiekvienas 2026
  • Komandai pergalė, žiūrovams – finalo ketvertas 2026
  • Студентите пријавуваат неправилности на испити, лоши услови во домовите и доцнење на стипендиите 2026
  • Zelensky: I bëra tre propozime Trumpit për të ndaluar sulmet ndaj rafinerive ruse, ai nuk iu përgjigj asnjërës prej tyre 2026
  • Brasil resiste a la ola ultra: qué significa la victoria de Lula para su país y más allá 2026
  • «Питер Граймс» Бриттена в Израильской опере: человек против города 2026
  • The Latest: Blanche says Trump isn’t trying to meddle with Alaska election by suing over Senate race 2026
  • Öğrenciler kazandı, Vučić’in partisi muhalefete düştü 2026
  • AEP leva à Alemanha 15 empresas ligadas à indústria automóvel 2026
  • LJUDI, UTJEŠITE JU Jelena Karleuša u suzama: Doživjela slom zbog Vučića pa napala Hrvata! 2026
  • Hungarians Embrace AI for Financial Advice but Still Prefer Human Guidance 2026
  • Da li je Dara Bubamara potvrdila da NE VOLI “kad miriše ruzmarin”? Na mrežama kruži izjava, direktna je! 2026
  • Çin’in planındaki Türkiye detayı! Krize karşı önlem alıyorlar 2026
  • Украинский вратарь Лунин установил рекорд Эль-Класико и получил похвалу от Моуринью 2026
  • Spieler des Tages in Lünen: Vierer-, Dreier- und Doppelpacker 2026
  • Pizza Fan και «Χωριάτικο»: Δεσμεύτηκαν περιουσίες και τραπεζικοί λογαριασμοί – Τι ισχύει για τους εργαζόμενους 2026
  • Orbán 2018-ban: A bürokraták, néhány, otthon megbukott és aztán így az ENSZ-be ejtőernyőzött politikus szeretné folytatni a politikai pályáját 2026
  • Voto por correo para las elecciones 2026: cómo solicitarlo, requisitos, fechas y plazos 2026
  • Livestream execution plans may pushed more Americans to rethink death penalty 2026
  • Η μεγάλη ώρα έφτασε: Κέιν, Εμπαπέ και Γιαμάλ διεκδικούν τη «Χρυσή Μπάλα» 2026
  • Lula’nın ikinci turda geri dönüşü: Brezilya’da emekçileri ne bekliyor, sorunlar nasıl çözülecek? 2026
  • Music fans rally to support Dean Schlabowske of Waco Brothers after leukemia diagnosis 2026
  • Dear Abby: Mom isn’t keen on walk down memory lane with son 2026

[contact-form-7 id=“45ced39″ title=“Contact form 1″]

  • За Нас – агенция за разследваща журналистика ЮСТИЦИЯ – Бургас, България
  • Рекламирайте с ЮСТИЦИЯ
  • Прозрачно управление
  • Докладване на проблем
  • Условия за ползване
  • Защита на данните
  • Правила на форума
  • Политика за бисквитките
  • Екип
  • Помощ
  • Карта на сайта
  • Статистика
  • Реклама
  • Контакти
  • Етичен кодекс на българските медии
  • RSS емисия
  • Често задавани въпроси (FAQ)
  • Задайте въпрос във форума
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Езици

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

No Result
View All Result
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

This website uses cookies. By continuing to use this website you are giving consent to cookies being used. Visit our Privacy and Cookie Policy.