iustitia.bg
Bu AKP için de CHP için de böyle, diğer Meclis partileri için de.
Ancak bu, temel belirleyenle ilişkilerin her zaman düz bir çizgide ilerlediği anlamına gelmiyor elbette.
Bunun en net örneği AKP’nin 23 yıllık pratiği aslında.
İktidara gelişi öncesi Erdoğan’ın hiçbir sıfatı bulunmamasına rağmen yaptığı ABD seyahati, yola çıkış için alınan güçlü destekle ilişkiliydi.
Türkiye’de Cumhuriyet’in tasfiyesine kadar uzanan, yeni Ortadoğu tasarımıyla da yakından ilişkili bu süreçte AKP kritik roller üstlendi.
Ancak bir şerh koyduk, ilişkiler her zaman “düz bir çizgide ilerlemiyor” diyerek.
Bu sadece Türkiye’deki siyasi iktidarın yaşadığı sıkıntı ve krizle değil, bir bütün olarak emperyalist hiyerarşinin tepesindeki ülkenin yaşadığı bunalımla da yakından ilişkili.
Uzun detaylara girmeden sadece iki örnek; ABD’deki kongre baskınını hatırlayalım veya Trump’a seçim öncesi suikast girişimini.
Kapitalizm dünyanın her yanında krizlerle ilerliyor ve yaşanan bu krizler bazı aktörlere kimi hareket serbestlikleri ve pazarlık alanları sunuyor.
AKP iktidarı, bu hareket alanını patronlar lehine uzun yıllardır tepe tepe kullanıyor.
Ancak kullandığı bu geniş hareket alanı, hiçbir zaman Türkiye’nin dış politikadaki ABD eksenini, NATO’culuğu değiştirmedi, bu düzen sınırları içinde de değiştirmesi mümkün değil.
Bu yüzden de 23 yılın sonunda ve bir kez daha meşruiyet kapısı ABD’de aranıyor.
Sonuç olarak ortada bir kapışma var, bu doğru. Türkiye’de birçok aktör kendisini daha Amerikancı, daha batıcı olarak pazarlıyor ve hatta AKP’den daha fazla yararlı olabileceğinin mesajını veriyor.
Bu mesajlardan sonuncusu bu haberimizin ana konusunu oluşturuyor.
CHP’nin Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı sıfatını verdiği MYK üyesi Namık Tan, t24’te kaleme aldığı yazısında AKP’nin Beyaz Saray kapısında sonuçlanan son dönem pratiğini CHP’ye bağlıyor.
Tam olarak şunu söylüyor Tan:
“Trump’ın yeniden ABD başkanı seçilmesinin ve ne yapılsa düzelme yoluna sokulamayan ekonomik bunalımın, Ankara’nın AB üyeliği hedefine aniden ilgisinin canlanmasında ve kimilerine göre “Batı’ya U dönüşünde” öne çıkan etmenler olduğu ileri sürülebilir. Özetle “aklın yoluna” dış etmenlerin zorlamasıyla girildiğini belirtmek yanlış olmaz. İktidar her ne kadar deyim yerindeyse “kuyruğu dik tutmak” adına içeriye dönük anlatısını değiştirmese bile bu hat değişikliğinde ana muhalefet CHP’nin etkisinin de olduğunu herhalde teslim ederler.”
Sonra da bu aklın yoluna nasıl girildiğini başlık başlık sıralıyor, aynen aktaralım:
* KKTC’de Erhürman’ın açık ara seçim zaferinin engellenememesi
* Trump’ın Kıbrıs’ta (da) bir çözüm önerisi sunmaya hazırlandığı iddiası
* Ukrayna ve göç konularını öne çıkaran Merz’in Türkiye’yi AB’nin yanında tutmak vurgusu
* Gazze’de Hamas’la bizatihi Hamas’ın sonunu getirecek arabuluculuk katkısı ve uluslararası askeri güce katılımda ısrarcı olmamak
* Barrack’ın Manama’da dile getirdiği yakın vadede savaşmak bir yana Türkiye ile İsrail arasında bir ticaret anlaşması imzalanacağı öngörüsü
* Mitsotakis’in Doğu Akdeniz diyalogu girişiminin Ankara’dan da olumlu karşılanması
* Türkiye’deki rafinelere Rus petrolü girişinin çarpıcı biçimde düşmesi
* “Terörsüz Türkiye” diye adlandırılan sürece Erdoğan’ın sahip çıkmaya başlaması ve bunun hasıraltı edilen Suriye boyutunda SDG varlığına uzlaşmacı yaklaşım
Tan, AKP’nin başından bu yana özü itibariyle hiç değişmeyen çizgisini, pazarlıkçılığı baskın gelen dönemler nedeniyle hedefe koyarak daha koşulsuz bir batıcılık gösterisi yapıyor aslında.
Tan, belli ki yönetiminde olduğu CHP adına „daha fazlasına hazırız“ mesajını verme niyetinde, bu yüzden de şöyle sonlandırıyor sözlerini:
“Her hâl ve kârda dış politika doğası gereği olması gereken yere yani gündelik siyasal çekişmelerin ötesine kendiliğinden itiliyor. Trump’la kol kola girilip, dümen yeniden AB’ye kırılırken “Batıcı”, “Natocu” veya “Atlantikçi” gibi tarihsel yönelim ve kurumsal kimlikle temelden çelişkili ucuz suçlamaların zemini ortadan kalkıyor.”
Türkiye’deki Amerikancılık tartışmasının kökeninde ne var?
Türkiye’de bir dizi aktör, AKP’yi batıdan uzaklaşmakla eleştiriyor.
Tan’ın yazısı da bunun örneklerinden. Üstelik Tan, AKP’nin bu yanlış politikaya CHP basıncı nedeniyle son verdiği ve “aklın yolunu” bulduğunu da söylüyor.
Peki, gerçekten öyle mi?
AKP gerçekten Amerikancılıktan uzaklaştı mı?
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, geçtiğimiz hafta gazeteci Hilmi Hacaloğlu’nun YouTube’ta yayınlanan “Biz Burada Ne Yaşıyoruz?” adlı programına konuk olmuş, ilgili gündeme dair şu ifadeleri kullanmıştı:
“Dünyada artık hiçbir ülke, çok zayıf da olsa, ki Türkiye hallice orta gelişmişlikte, ileri gelişmeye giden bir kapitalist ülke, bütünüyle, her şeyiyle bir yere bağlı olmaz. O dönem kapandı. Pakistan bile, Suudi Arabistan bile belli hareket alanı içinde politika üretiyor. Türkiye, bir savaş hali olmadığı sürece Rusya ile ilişkilerini kesmez. Öte yandan da şunu unutmayalım, Türkiye kapitalizminin kaderinde Batı ittifakı var, buradan kopmazlar. Köklü nedenleri var, başta ekonomik olmak üzere. Bunu unutmayalım. Türkiye döner dolaşır ABD ile ilişkiler tazelenir. Biz bunu Rusya ile en yakın ilişkiler sürdürüldüğünde de söyledik, bunun bir pazarlık olduğunu söyledik. Rusya da bunu biliyordu. Türkiye kapitalizmi NATO’dan çıkmaz, çıkamaz. Rusya da bunu hiç düşünmedi, düşünmez de. Türkiye sağı, bazı küçük eğilimler dışında ana akım muhafazakarlar, liberaller, islamcılar ve milliyetçiler, hepsi Amerikancıdır. Rotaları Amerikancılıktır, değişmez. Zaman zaman batı karşıtı söylemlerini ciddiye almamak gerekiyor. Türkiye sağından bir tepki var mı bu son dönemdeki güçlü Amerikancılıktan? Neredeyse Trump’ı da ABD karşıtı olarak yutturmaya çalışacaklar. Gıkları çıkmıyor.”
Tan’ın yazısının boşa düştüğü kısım işte tam da bu değerlendirmelerde saklı.
CHP, AKP’yi ‘aklın yoluna’ nasıl getirdi? 2025 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-11-10 12:11:15 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku


