• News
  • Investigations
  • Online Store IUSTITIA
  • Real Estate agency
  • Petar Nizamov
  • Fitness & Wellness coach
  • Food Delivery
  • Charcoal retail
  • Firewood Wholesale
  • Charcoal Wholesale
  • Web Development agency
вторник, октомври 27, 2026
Social icon element need JNews Essential plugin to be activated.
Лого на сайт за разследваща журналистика и задълбочени публикации по теми от обществен интерес
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас
No Result
View All Result
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас
No Result
View All Result
Лого на медия за разследваща журналистика с публикации, анализи и документирани материали от обществен интерес
No Result
View All Result

Gerçek, baskı, şantaj ve iftiraya galip gelecektir!

Петър Низамов Petar Nizamov by Петър Низамов Petar Nizamov
октомври 28, 2025
in 2025, Analizler, Dünya Haberleri, Soruşturmalar, Türkiye Bugün - Türkiye'den Haberler
0
Derinlemesine araştırmalar, kamu yararına konular, haberler ve seçilmiş gazetecilik raporları sunan araştırmacı gazetecilik web sitesi

Araştırmacı gazetecilik makaleleri ve gazetecilik yayınlarından bir seçki. Görsel, web sitesinin araştırmacı gazeteciliğe ve kamu yararını ilgilendiren konulara odaklandığını vurgulamaktadır.

iustitia.bg

„Küba Gerçeği“, 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba’da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği’nde çıkan makaleler, artık soL’da paylaşılıyor.

Küba Gerçeği Dosyasında bugün, Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla’nın, 28 ve 29 Ekim tarihlerinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda görüşülecek olan “ABD tarafından Küba’ya uygulanan ekonomik, ticari ve mali ablukaya son verilmesi zorunluluğu” başlıklı karar tasarısına ilişkin 23 Ekim’de yaptığı basın açıklaması metnini paylaşıyoruz. 

Katılımınız için çok teşekkür ederim. Sizleri bu kadar kısa bir süre içinde toplantıya çağırdığım için özür diliyorum; ancak halkımızla ve uluslararası toplumla, 28 ve 29 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumlarında görüşülecek olan “Küba’ya karşı Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan ekonomik, ticari ve mali ablukaya son verilmesinin zorunluluğu” başlıklı karar tasarısına ilişkin önemli bilgileri paylaşmak istiyoruz. Bu oturum, Birleşmiş Milletler’in ve uluslararası toplumun en temsili ve en demokratik organında, uluslararası toplumun neredeyse oybirliğiyle -ezici bir çoğunlukla- Küba’ya uygulanan ablukaya son verilmesi yönündeki çağrısının bir kez daha kabul edilmesi için bir fırsat olacaktır. Oturum, uluslararası ölçekte, BM Genel Kurulu’nun on yıllardır reddettiği ekonomik saldırganlığın güçlendiği bir dönemde gerçekleşecektir. ABD hükümeti bu bağlamda son derece saldırgan, baskıcı ve hatta en yakın ortaklarına ya da müttefiklerine karşı dahi tehditkâr bir dış politika izlemektedir. 
ABD hükümetinin, özellikle Latin Amerika ve Avrupa’daki çeşitli ülkeler üzerinde baskı kurmak, onları geleneksel ve tarihsel tutumlarını —yani ablukaya karşı olan ve Küba lehine oylayan tutumlarını— değiştirmeye zorlamak amacıyla tehditkâr ve yanıltıcı bir şekilde baskı uyguladığına dair güvenilir bilgilerimiz vardır.

ABD hükümeti bu aşırı baskı politikasını —olağanüstü boyutlarda, tamamen alışılmadık, belki de bu konu bağlamında şimdiye dek eşi benzeri görülmemiş ölçekte dünya çağında yürütülen bir uygulamayı— bir diplomatik seferberlikle birleştirmektedir. Bu seferberlik, yalnızca Küba’nın imajını çarpıtmakla kalmayıp, diğer ülkeler üzerinde de kendi ulusal tutumlarını değiştirmeleri yönünde baskı oluşturmayı hedefleyen iftira dolu, yalanlarla örülü bir dezenformasyon kampanyasıyla desteklenmektedir. Böylece bir dezenformasyon ve kafa karışıklığı ortamı yaratmayı, umutsuzluk ve moral bozukluğu oluşturmayı, Birleşmiş Milletler üye devletlerinde güvensizlik ya da korku duygusu yaratmayı amaçlamaktadır.

Şu anda olağanüstü bir yoğunlukla sürdürülen ve son iki hafta içinde tırmanışa geçen bu kampanyaya dair inkâr edilemez kanıtlar sunacağım. Hatırlayacaksınız, Reuters haber ajansının geçtiği bir telgraf, bir şekilde eriştiği ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine dayanarak, Bakanlığın çeşitli hükümetleri baskı altına almak ve açıklamalarını ya da Genel Kurul’daki oy tercihlerini değiştirmek üzere uyguladığı aktif stratejiyi ifşa ettiği belirtilmişti. Bu, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hükümetlere gönderdiği yazışmaların bazı bölümlerini de içeren zamanında yapılmış bir ifşaydı.

Reuters’ın tam metne erişip erişmediğini bilmiyorum; ancak ben metni şu anda elimde tutuyorum. Bu, devletlerin egemenliğine ve bağımsız hükümetlere saygısızlık eden, yalanlarla, iftiralarla dolu, tehditkâr bir yazıdır. Eğer ülkeler Küba lehine oy vermeye devam ederlerse, kaba tehditler ve baskılar içermektedir. Ve gerçekten çok ilginç bir yapısı var. Sahtekâr, yalana dayalı, yüzsüz bir yaklaşımı var. Öyle ki belgede yer alan alt başlıklardan biri “Küba rejimi desteğinizi hak etmiyor” ifadesi taşıyor ve yıllardır —bazı ülkeler için 30 yılı aşkın bir süredir— tutarlı ve kararlı bir şekilde ablukaya son verilmesi, uluslararası hukukun yeniden tesis edilmesi ve ilgili sözleşmede tanımlanan soykırım suçunun sona erdirilmesi yönünde oy veren hükümetlere hitap ediyor. Bu hükümetler, BM üye devletlerinin ezici çoğunluğunu oluşturmakta ve aynı zamanda Amerikan vatandaşlarının büyük çoğunluğunun düşünce ve tavrını yansıtmaktadır. Ki zaten bu vatandaşlar, ABD’nin bu baskı ve tehdit girişimlerde görev alan temsilci ve diplomatlarının maaşlarını vergileriyle ödeyen kişilerdir. Aynı şekilde bu tutum, ABD’de yaşayan Kübalıların da çoğunluğunun görüşünü yansıtıyor; ki onlar da bu düşmanca ve saldırgan abluka politikasının mağdurlarıdır.

İkinci bir yaklaşım ise, bilgisizliği yansıtan, beceriksiz bir Soğuk Savaş dili. Hükümetlerle ciddiyetle tartışma gereği duymuyorlar; belli ki kaba baskı ve tehditlerin yeterli olacağını düşünüyorlar. Belgeyi okudukça anlıyorum ki aslında kimseyi gerçekten ikna etmeyi değil, sindirmeyi, baskı kurmayı hedefliyorlar.

Şöyle diyorlar: “Küba ekonomisindeki sorunların nedeni abluka değildir.” Ben ise bunu verilerle açık ve kesin biçimde kanıtladım ve yeniden kanıtlamaya da hazırım. Bu konuda tartışmaya hazırız; Kübalı uzmanlar, ekonomimiz konusunda uzman kişiler de buna hazır: evet, abluka ekonomimizdeki sorunların başlıca nedenidir ve kalkınmamızın önündeki en büyük engeldir.

Üçüncü iddia ise şu: “Küba’daki insan hakları ihlalleri her zamankinden daha büyük boyutta.” Bunu söyleyen ülke, Filistin’de işlenen soykırımın artık neredeyse suç ortağı değil, doğrudan faili konumundadır; başka ülkelerdeki korkunç insan hakları ihlallerine imza atmıştır; özellikle düşük gelirli insanlar ve azınlıklar söz konusu olduğunda, kendi ülkesinde de kitlesel, apaçık ve sistematik insan hakları ihlalleri sergilemektedir. Büyük toplumsal gösterilerde bu durum açıkça görülmüştür. Yine, sosyal politika ve sağlık alanındaki kesintilere karşı protestolar nedeniyle hükümeti adeta “karartmaya” gitmiş, işleyemez hale gelmiştir. Aynı zamanda bugün acımasız bir göçmen karşıtı, baskıcı ve ırkçı politika yürüten bir ülkeden söz ediyoruz. Dahası, Venezuela’yı ve Bizim Amerika diye adlandırdığımız Latin Amerika’yı tehdit eden askeri operasyonlar kapsamında, sistematik ve tekrarlayan şekilde keyfi infazlar gerçekleştiren bir ülkedir.

Ama bu belgenin en gülünç ve en sahtekârca bölümü son bölümdür. Şöyle deniliyor: “Küba uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturuyor.” Bu bir alay konusu gibidir, şaka yapıyor olmalılar. Eğer Dışişlerimiz böyle bir belge alsaydı, haklı olarak bundan alınırdı. Şöyle söylerdik: Aklımıza saygı duyun, ciddiyetimize saygı gösterin. Utanç verici şekilde yalan ve iftira dolu mesajlar bunlar.

Dışişleri Bakanlığımızın 11 Ekim tarihli açıklaması açık ve netti; oradaki her ifadenin ve her kelimenin altını burada yeniden çiziyorum. Bizim Amerikamızın tüm devlet ve hükümet başkanları tarafından Latin Amerika ve Karayipler’in “Barış Bölgesi” bildirgesi, başkentinde imzalanmış olan Küba’yı suçlamak; barış ülkesi olan, saldırılara maruz kalmış, hatta ABD’nin doğrudan saldırılarına uğramış bir ülkemizi suçlamak olağanüstü bir iki yüzlülüktür.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Bakanının ve kimi müsteşarlarının yaptıkları şey diplomasi değildir. Bu, kimsenin inanmadığı ve inanmayacağı argümanlarla yürütülen baskı girişimidir. Amaç, 28 Ekim günü boyunca ve 29 Ekim sabahının bir bölümünde gerçekleşecek tartışmayı saptırmaya yöneliktir. Konuyu saptırmak, başkalarını suçlamak, başkalarına baskı yapmak, asıl meseleden —yani ABD hükümetinin bir süper gücün tüm gücüyle küçük, onurlu, çalışkan, dayanışmacı ve barışçıl bir halka karşı uyguladığı zulümden— dikkatleri uzaklaştırmaktır. Uluslararası toplumun, Küba halkının insan haklarını ağır şekilde ihlal eden ablukaya odaklanmasını engelleme çabasıdır.

Suçu gizlemeye, halkımıza bugün mahrumiyetler, acılar, zorluklar, sıkıntılar yaşatan gerçeğin üzerini örtmeye çalışıyorlar; sizlerin de her gün bizlerle paylaştığınız sıkıntılar bunlar. Halkımızın elektrik kesintilerinin ve enerji sistemindeki kırılganlığın ardında ABD’nin yakıt tedarikini hedef alan yaptırımları ve üçüncü ülkelere uyguladığı yasakların bulunduğunu söylemesini engellemeye çalışıyorlar. Birkaç hafta önce, söylediğim gibi, Küba ile olumlu ilişkilere sahip bir ülkenin hükümeti ve bir uluslararası şirket, en büyük üç termik santralimizden birini onarmak için gerekli yedek parçaları veya teknik yardımı sağlamayı reddetti. Yine yakıt taşıyan denizcilik şirketlerine, sigorta ve reasürans şirketlerine karşı yürütülen baskılar…

Uluslararası toplumun, ailelerimize acı çektirmeyi hedefleyerek, kasıtlı biçimde şiddetlendirilmiş bu ablukanın olağanüstü insani sonuçları ve yarattığı yıkıcı etkileri bir kez daha kınamasını önlemeye çalışıyorlar. Bu tür duman perdelerinin ardına saklanıyorlar; ama kimse bunlara inanmıyor.

Bu belge, ABD hükümeti tarafından pek çok başkente dağıtıldı. Amacı gerçeği çarpıtmak, bahane üretmek; ama esas olarak, tekrar ediyorum, gözdağı vermektir. Fakat 8 Ekim’de dolaşıma soktukları belge yeterli gelmemiş olmalı; zira sonuç vermedi, kimse inanmadı, kimse korkmadı. Bu yüzden 17 Ekim’de aynı belgenin yeni bir “dozunu” yayınladılar. 8 Ekim tarihli belgede, örneğin şu vahim ifadeler yer alıyor: “Küba bu tartışmayı ve bu kararı bir silah olarak kullanıyor.” Bununla ne demek istiyorlar? Birleşmiş Milletler yüzlerce karar alıyor ve kimse bunları “silah” olarak görmüyor. ABD hükümeti ise kendi politikalarının BM kararlarıyla desteklenmesi için yoğun çaba gösteriyor ama çoğu zaman başarısız oluyor.

Ayrıca belgede “Küba rejiminin uluslararası toplumun desteğine sahip olduğuna dair kanıt var” deniliyor. Ne büyük keşif! Ama yine de bu itiraf dikkat çekici. Bana Bay Mallory’nin, “Küba hükümeti halkın çoğunluğunun desteğine sahip” dediği günleri hatırlatıyor. Yani Amerikalılar diyor ki, tamam, kabul ediyoruz, neredeyse hepiniz ablukaya son verilmesini destekliyorsunuz.

17 Ekim’de yayımlanan —yani dokuz gün sonra— yeni “doz” bir diğer belgeyi burada elimde tutuyorum. Reuters burada mı? Sizde var mı? Güzel. Eğer ellinizde olsaydı, o zamanki gibi yayımlayabilirdiniz, değil mi? Neyse, bende var. Daha kısa ama daha sahtekâr ve daha tehditkâr bir metin. Bu belge, bağımsız ülkelerin isimlerini zikretme cüretini bile gösteriyor. Latin Amerika’daki ülkelerden bahsediyor örneğin. Bu gerçekten olacak iş değil. Bu şekilde dünya çapında bir belge dolaşıma sokmaları ve yalanlarını desteklemek için gülünç rakamlar vermeleri büyük bir saygısızlıktır.

Aynı belgede örneğin şöyle diyor —alıntı yapıyorum, İngilizceden çeviriyorum—: “Açıkça söylemek gerekirse, Küba’ya karşı hiçbir abluka yoktur.” Böyle yazıyor, belge burada işte, gösteriyorum: “Küba’ya karşı hiçbir abluka yoktur.” Ardından şu ifadeye yer veriliyor: “Küba’nın üçüncü ülkelerle ekonomik ilişki kurmasını engelleyen hiçbir şey yoktur.” Oysa Helms-Burton Yasası’nın 3. maddesi; Torricelli Yasası; sindirme ve gözdağı politikaları; ABD mahkemelerinde açılan davalar; ABD yasalarının keyfi biçimde diğer ülke ve kişilere dayatılması tam da bunun aksini gösteriyor. Gerçekten utanmazca bir yalan bu. Ve ardından soruyorlar: “Abluka nerede?” Aynı belgede böyle yazıyor. Ancak tekrar konuyu saptırarak, Küba’nın ABD için bir tehdit olduğu bahanesiyle Küba aleyhine oy verilmesi yönünde baskı yapıyorlar. Bu bir safsatadır, ama çok tehlikeli bir safsatadır; çünkü bu tür bahanelerle dünyanın farklı bölgelerinde pek çok ülkede başlayan saldırgan eylemler korkunç sonuçlar doğurmuştur; bugün de Karayiplerin güneyinde bütün bölgeyi tehdit eden bir askeri yığınak söz konusudur.

Belgede açıkça şöyle yazıyor, çeviriyorum: “Küba, uluslararası düzeyde barış ve güvenliği aktif olarak baltalamaktadır.” Bu, ciddiye alınamayacak bir iddiadır. Ve önceki belgede olduğu gibi doğrudan tehdit içeren ifadeler de mevcuttur: “Bu kararı reddetmeniz yönünde ısrar davet ediyoruz.”

Bunları sadece ABD’nin vergi mükelleflerinin maaşını ödediği yetkililer, Dışişleri Bakanı ya da bazı yardımcıları değil, aynı zamanda zehir saçan sosyal medya platformları, Küba karşıtı Kongre üyeleri de söylüyor. Sanki bu belgeleri hazırlayanlar Mallory’nin ünlü memorandumunu hiç okumamış gibiler. Sanki bugünkü Dışişleri Bakanı, Mallory’nin yeniden doğmuş hâli gibi.

Sanki ablukanın Küba’daki elektrik altyapısıyla, ulaşımla, iletişimle, su teminiyle, gıda üretimiyle, ilaç üretimiyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi davranıyorlar. Bazı Küba karşıtı kongre üyeleri — Florida’dakiler gibi — öncelikli olarak ilgilenmeleri gereken meselelerle, yani ABD hükümetini yeniden açmaya, on binlerce kamu çalışanının maaş alamamasına, örneğin Amerikan halkının sağlık hakkı ve erişimine çözümler bulmaya çalışacaklarına Küba’ya yönelik ablukayla uğraşıyorlar.

Kendi seçmenleri olan göçmenlere, onların ailelerine, Kübalı, Latin Amerikalı, Karayipli vb. göçmenlere yönelik ağır baskılarla ilgilenmek yerine ablukayla meşguller. Yürüttükleri politikalarla göçe katkıda bulunup, ayrıcalık vaatleriyle onları ABD’ye çekip bunu siyasi bir araç olarak kullandıktan sonra bu insanlarla ilgilenmek yerine —ki bu insanlar hastanelerde, çocuklarını götürdükleri okullarda, alışverişe gittikleri marketlerde takip edilip kitlesel olarak sınır dışı ediliyorlar — onların tek derdi Küba ablukası.

Ayrıca birçok ülkeye tehditkâr mektuplar gönderdiler; bu mektuplarda söz konusu ülkelerin BM kararına ilişkin verecekleri oylar, ABD ile ilişkileri, ABD özel şirketleri ve Kuzey Amerika ekonomisiyle bağları, dış politika çıkarları, barış-güvenlik-bölgesel istikrar açısından ülke çıkarları ile ilişkilendiriliyor. Ticari tarifeler, vize uygulamaları gibi yaptırımlarla düpedüz şantaj yapılıyor. Yani gerçekten hakaretamiz mektuplar bunlar. Yanımda bu mektuplardan birini getirdim ve bazı parçalarını okuyacağım, çevirisini de yapacağım.

Küba’nın Avrupa’daki çatışmaya, Ukrayna savaşına dahil olduğu yönündeki büyük yalan: Diyorlar ki “Sayıları 20.000’e varan Küba vatandaşı asker olarak seferber edildi.” Herkes bunun yalan olduğunu biliyor.

Mektupta, karar lehine tutumlarını yineleyenlerin, Küba propagandasını meşrulaştıracaklarını; ABD’nin kendisine ve Batı Yarımküre’deki demokratik müttefiklerine zarar vereceklerini öne sürülüyor. Bu, 1962–63 yıllarından kalma bir mantıktır. Bu ülkeler “Moskova’nın en yakın askeri müttefiklerinden birini meşrulaştıracaklar” diyor. Bu oylama (Küba lehine oy kullanmak) ülkelerin, bölgenin ve hatta ABD’nin “ahlaki otoritesini zedeliyor” diyerek şu sözlerle bitiriyor: “Tamamen açık olacağım: ABD’nin müttefiki olmak, özgürlüğü ve Batı Yarımküre’deki ulusal güvenliği zayıflatan, aşındıran, tehdit eden güçlere karşı ABD’yi desteklemek anlamına gelir.” Müttefik olmak demek ABD’yi desteklemek zorundasınız demek.

Devamında şöyle diyor: “Eğer bunu yapmazsanız, Moskova ve Caracas’tan gelen otoriter saldırganlığın bölgesel ölçekte kolaylaştırıcısı hâline gelirsiniz ya da tüm Amerikan kıtasının istikrarını tehdit eden yasadışı ağların faaliyetlerine ortak olursunuz.” Burada neden söz ediliyor? Terörizmden, uyuşturucu kaçakçılığından. Yani, terörizmle uyuşturucu kaçakçılığını birbirine karıştırarak bölgeye yönelik askerî tehditleri meşrulaştıran aynı yalan üzerine inşa edilen söylemden bahsediyor.

Ardından devam ediyor: “Bu davranışı mazur göstermek ya da savunmak” —artık sadece savunmak değil, “mazur göstermek” bile— yani Birleşmiş Milletler’de oylamak gibi davranışlarda bulunmak “ortak güvenlik çıkarlarına zarar verir.”

Bu mektup bir devlet yetkilisine gönderilmiş durumda, yani herhangi bir kuruluşa değil; doğrudan dışişleri bakanlarına, devlet başkanlarına, büyükelçilere hitap eden bir mektup. Dolayısıyla bu büyük bir saygısızlıktır.

Mektup daha da devam ediyor: “Hükümetim her zaman demokratik ortaklarını desteklemiştir.” Ve bunu takiben tehdit geliyor: “Hükümetinize ısrarla çağrıda bulunuyorum” —İngilizcedeki I urge ifadesi İspanyolcadakinden çok daha sert bir tonda duyuluyor— “Hükümetinizin aynı netlik, hedeflere olan mutlak bağlılık ve etik kararlılığı göstererek söz konusu karara kararlılıkla karşı çıkmasını istiyorum.”

Sonra, bu acımasız topçu diplomasisi kampanyasında gördüğüm en doğrudan tehditle bitiriyorlar: “Bu mektupta ele alınan konunun son derece önemli olduğunu dikkate alarak gerekli ve uygun biçimde değerlendirme yapmanızı bekliyorum; ancak bunu yürürlükteki yasalar, yönetmelikler ve yasal yetkiler çerçevesinde yapmanızı rica ediyorum.” Bu cümlenin anlamı nedir? Bu cümle, eğer bu mektupta ısrarla talep edilen şeyi yapmazsanız, yaptırımlara maruz kalacaksınız anlamına gelir. Son cümlenin kastettiği tam olarak budur. Yani mektubu okuyun ve ciddiye alın, çünkü bu mektubun arkasından “yürürlükteki yasalar, yönetmelikler ve yasal yetkiler”e dayalı fiili yaptırımlar gelecektir diyor.

ABD Dışişleri Bakanı, bazı müsteşarlar ve çok sayıda ABD büyükelçisi şu anda yoğun ve agresif diplomatik faaliyet içindeler. BM merkezinde, Washington’da ve sayısız ülkenin başkentlerinde bu çabalar sürüyor. Özellikle Avrupa ve Latin Amerika üzerindeki baskılar son derece ağır ve olağanüstü derecede saygısızca. Öyle ki bazı özel elçilerden bile söz ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanı’nın, önceliklerine—örneğin, Gazze’ye yönelik barış anlaşmasına rağmen İsrail’in sürdürdüğü bombardımanları engellemeye, sivillere verilen zararı durdurmaya ya da Gazze’ye insani yardımların girişine getirilen kısıtlanmalarını kaldırmaya, barış için çalışmaya, sözde Başkan Trump’a atfedilen Nobel için başka adaylar sunmaya, ya da ABD dış politikasının bu kritik andaki temel meseleleriyle ilgilenmeye — yoğunlaşmak yerine bu konuyla uğraşması şaşırtıcıdır.

Biz, bu olayların halkımız tarafından bilinmesinin ve uluslararası toplum tarafından da öğrenilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Şunu kendime soruyorum: ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve hükümetinin bu olağandışı telaşının nedeni ne olabilir? Eğer bu telaş, ablukadan kaynaklanan tam bir tecrit durumunun farkında olmalarından, dış politikalarının derin bir itibar kaybına uğradığını anlamalarından ve bir kez daha uluslararası toplum tarafından tam bir izolasyon, eleştiri ve ablukanın kaldırılması yönünde evrensel çağrı ile karşılaşacaklarından kaynaklanmıyorsa, başka nasıl açıklanabilir?

Bu telaş, ABD hükümetinin uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun ablukaya son verilmesi gerektiğine inandığını ve bunu anladığını yansıtmaktadır. 29 Ekim günü, yani 28’inde yapılacak tartışmaların ardından 29’unda sabah veya öğle saatlerinde gerçekleşecek oylamada bunun böyle olacağına ben kesin olarak inanıyorum.

Bunun halkların, uluslararası hukukun, Güney halklarının bir zaferi olacağına inanıyorum. Üye devletlerin ezici çoğunluğunun, bir kez daha, gerçeğin yanında ve gerçekle, adaletin yanında ve adaletle oy kullanacağına; ablukanın sona erdirilmesi için oy kullanacağına güvenim tamdır. Gerçeğin baskı, şantaj ve iftiraya galip geleceğine inanıyorum. Sonucun, insanlığın ABD hükümetinin politikalarına karşı zaferi olacağına eminim.

Uluslararası toplum, güçlü BM Genel Kurulu ABD hükümetinin ablukasına karşı. Eminim ki, ABD hükümeti, olsa olsa birkaç uydusuyla birlikte, oylamada izole kalacaktır. Bu, Küba Devrimi’nin ve Küba’nın büyük bir zaferi olacaktır, uluslararası yaşamın bu zorlu koşullarında iki kat kıymetli bir zafer.

Çok teşekkür ederim.

Konuşmacı: Bruno Rodríguez Parrilla
Yayınlandığı Yer: Cubahora
Yayın Tarihi: 23.10.2025
Çeviri: Can Seven 

Gerçek, baskı, şantaj ve iftiraya galip gelecektir! IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-10-28 14:19:50 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku

Previous Post

Александра Попова от Кърджали пробяга полумаратона в София за час и 58 минути

Next Post

„Рекордний жовтень“: прикордонники показали відбиття механізованого штурму РФ

Next Post
Вебсайт розслідувальної журналістики з поглибленими розслідуваннями, матеріалами суспільного інтересу, новинами та вибраними журналістськими репортажами

"Рекордний жовтень": прикордонники показали відбиття механізованого штурму РФ

Вашият коментар Отказ

Вашият имейл адрес няма да бъде публикуван. Задължителните полета са отбелязани с *

Search / Търси в сайта

No Result
View All Result
гугъл новини, гоогле новини, гугъл нюз, гъгъл нюз, google news, news google, google.bg, news.google.bg, Юстиция, новини, последното, най-важното, видео, телевизия, радио, Новини, петър низамов

Последни публикации

  • رئيس مجلس أمناء متاحف قطر تفتتح معرض "قوارب تلوح من الأفق البعيد: إرث الخزف الصيني عبر البحار" 2026
  • U Izraelu se sutra posle mnogo godina održavaju ključni izbori: Evo šta je ulog i šta morate da znate 2026
  • Πέθανε ο εμβληματικός ηθοποιός του Σταρ Τρεκ Γουόλτερ Κένινγκ 2026
  • Rönesans Rezidans davasında duruşma ertelendi 2026
  • Utku Çakırözer, gazeteci İsmail Arı’yı cezaevinde ziyaret etti: ‘İsmail yerde yatıyor’ 2026
  • “Neomalësorja erdhi nga hiçi dhe iku…”- Eksperti i sigurisë për protestën: Antifa nuk ka për qëllim të fitojnë pushtet në Europë, por synon destabilitetin! 2026
  • Ανοδική πορεία για Τσιτσιπά και Σάκκαρη – Νέο ρεκόρ για τον Σακελλαρίδη 2026
  • Sokol Kushta, emri shqiptar në historinë e “Topit të Artë” 2026
  • Города Украины готовятся к круговой обороне: Зеленский подписал указ 2026
  • وزير التجارة والصناعة يفتتح النسخة السابعة من معرض "ابنِ بيتك 2026" 2026
  • Schulprotest: Frankreichs Regierung geht auf Forderungen ein 2026
  • „Rendkívül kínos és politikailag elfogadhatatlan” – Trumpnak kampányolt az Audi-vezér, össztűz alá került Németországban 2026
  • Colau pide por carta a Feijóo, Sánchez y Abascal que se comprometan a no usar la IA de manera „vejatoria“ en campaña 2026
  • DNEVNIK POČEO ISPRIKOM Javni servis godinama nije ispunjavao funkciju. Prešućivalo se, zatvarale su se oči, informiralo se jednostrano 2026
  • Osman Korkut Kanadoğlu’na baro genel kurulundaki konuşması nedeniyle soruşturma 2026
  • Klarna: Clareza nas finanças pessoais traz mais bem-estar do que o nível de rendimento 2026
  • Microsoft’tan 60 bin çalışana tazminat teklifi 2026
  • Wolff, Marko’nun Russell yorumuna karşı çıktı 2026
  • Армия РФ продвинулась на юге и востоке Украины — DeepState 2026
  • Több mint 2 millióan látták már: különleges immerzív fényshow költözik a Bakáts téri templomba 2026
  • V Citypark ta četrtek prihajajo nastopajoči iz oddaje America’s Got Talent 2026
  • Pester počitniški teden v ALEJI: dirkaški spektakel, Gozd strahov in dogajanje v Planetu Lollipop 2026
  • انطلاق أعمال الاجتماع الثامن للمديرين العامين للطيران المدني في الشرق الأوسط 2026
  • Pizza Fan: Ποιος «σφύριξε» τον φορολογικό έλεγχο; Στο μικροσκόπιο υπάλληλοι της ΑΑΔΕ 2026
  • Mekke İttifakı’nın İran görüşmesinden tek cümlelik sonuç bildirisi: ‘Görüşmelere devam’ kararı 2026
  • El desfile de Halloween Arts in the Dark regresa con 100,000 asistentes 2026
  • Новооткрит императорски надпис свидетелства за престижа на Акве калиде в древността 2026
  • Kako se koža menja nakon menopauze? 5 stvari koje treba da znate 2026
  • Galp caiu mais de 10% e arrastou PSI para terreno negativo em contraciclo com Europa 2026
  • ASELSAN’ın yeni nesil güdüm kiti F-16’dan başarıyla ateşlendi 2026
  • JESEN U METKOVIĆU Berba mandarina jedan od najvećih aduta u posezoni doline Neretve 2026
  • Može li život bez dece biti potpun? Odgovor ruši jedno od najdubljih društvenih uverenja 2026
  • Újjáépíti Hitler leégett Sasfészkét, amit a hétvégén gyújtottak fel 2026
  • Új közéleti klub indul Vácon – Szűcs Gábor lesz a Váci Patrióta Klub első vendége 2026
  • ЕК договори споразумение с TEMU 2026
  • Avusturya’daki Mason Localarının Kuralları Gündemde 2026
  • Rückruf-Ticker: Vor diesen Lebensmitteln und Produkten wird aktuell gewarnt 2026
  • Antradienio „Gimtasis Rokiškis“ 2026
  • Чоловіку, який під час конфлікту у Києві застрелив хлопця, оголосили підозру 2026
  • Bogdan Chmielewski: PSFCU ma także misję społeczną 2026
  • CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Gürsel Tekin’den dikkat çeken açıklama 2026
  • Szentendre’s Japanese Garden Reopens After Major Renovation 2026
  • “Havia o receio de poder escapar ao controle nacional a única refinaria que temos”, diz Governo 2026
  • Nem Orbán az első magyar politikus, akit hírbe hoznak az ENSZ-főtitkársággal 2026
  • Gereken son onay da geldi: Mısır Meclisi’nden Sisi’ye Suudi Arabistan’a asker gönderme yetkisi 2026
  • Περί αρχείου 2026
  • Где в Европе самые дорогие и самые дешевые продукты: место Украины в рейтинге 2026
  • Бургас събира 63 творци от България и Турция в международна изложба в галерия Богориди 2026
  • Бургас се сбогува с изтъкнатия музикален педагог Бисерка Граматикова 2026
  • Кремљ го поддржува Вучиќ и покрај изборниот пораз, студентската победа ја загрижува Москва 2026
  • КЗП предупреждава: Вълна от фалшиви оферти и измами при онлайн пазаруването 2026
  • Od jutri nižje cene bencina ter višje cene dizla in kurilnega olja 2026
  • TEŠKA NESREĆA Potonula naftna platforma, jedna osoba poginula, među nestalima i Hrvat 2026
  • Yeşilay’dan yeni rapor! Bağımlılığın görünmeyen yüzünü ele aldılar 2026
  • Зеленски: Украина е подготвена да ја прошири соработката со Србија 2026
  • TREĆI RIZLINGFEST U novom prostoru na vinskom festivalu predstavit će se tridesetak vinarija 2026
  • BM Komisyonu: Gazze’de soykırım sürüyor 2026
  • Полицијата уапси 15-годишник за пукањето во близина на стадионот во Флорида во кое беа повредени 12 лица 2026
  • Ebola-Patientin von Nigeria in die Schweiz evakuiert 2026
  • Wall Street abre no verde em semana de decisões na Fed 2026
  •  رئيس مجلس أمناء متاحف قطر تعلن تأسيس مجلس قطر للأزياء والحرف 2026
  • Ενδιάμεσες εκλογές ΗΠΑ: Τα «σύννεφα» στις Ρεπουμπλικανικές πολιτείες, το ελληνικό ενδιαφέρον και το «all in» των Δημοκρατικών 2026
  • Srbija: Rekordna udeležba, poraz Vučića in “študentska” zmaga z nejasnim vodstvom 2026
  • Dos magistrados, contra el portazo del Constitucional al voto de la ley de nietos: „Un caso clave para nuestra historia“ 2026
  • Dabartinis Klaipėdos rajono vadovas B. Markauskas kandidatuos į mero postą 2026
  • Ukrajna egy héttel hamarabb ültetné tárgyalóasztalhoz az oroszokat Abu-Dzabiban 2026
  • Feijóo y Abascal pactan en el Senado que Vox se retire en seis provincias y el PP en tres 2026
  • Po podaljšanju glasovanja sporna zmaga socialista Lule, Janša: “Povsod isti volilni triki in manipulacije komijev.” 2026
  • Nematomas pavojus nosiaryklėje: kaip vienas skiepas gali išgelbėti nuo komplikacijų 2026
  • New transit agency’s power could change neighborhoods 2026
  • Росіяни вдарили по Ясногірці: загинула людина, серед поранених – підлітка 2026
  • Nisu krokodilske suze vec krokodilski efekat. Najobičniju kombinaciju podiže za sekund – hit jeseni 2026. 2026
  • Nida Seramik’te 150’ye yakın işçi aylardır maaşsız: Fabrika durdu, muhatap ortada yok 2026
  • Hungarian Charity Launches Fundraiser for Christian Victims of Jordanian Terror Attack 2026
  • Какие повреждения после ударов ВСУ получили российские заводы „Энергия“, „Тольяттикаучук“ и „Протон-Электротекс“ 2026
  • Η Masdar διευρύνει το χαρτοφυλάκιό της στην Ελλάδα με μεγάλη εξαγορά φωτοβολταϊκού έργου 2026
  • Skoraj 150 tujcev prijetih zaradi nezakonitega prestopa meje 2026
  • Išgelbėti gyvybę žmogui galime išmokti kiekvienas 2026
  • Komandai pergalė, žiūrovams – finalo ketvertas 2026
  • Студентите пријавуваат неправилности на испити, лоши услови во домовите и доцнење на стипендиите 2026
  • Zelensky: I bëra tre propozime Trumpit për të ndaluar sulmet ndaj rafinerive ruse, ai nuk iu përgjigj asnjërës prej tyre 2026
  • Brasil resiste a la ola ultra: qué significa la victoria de Lula para su país y más allá 2026
  • «Питер Граймс» Бриттена в Израильской опере: человек против города 2026
  • The Latest: Blanche says Trump isn’t trying to meddle with Alaska election by suing over Senate race 2026
  • Öğrenciler kazandı, Vučić’in partisi muhalefete düştü 2026
  • AEP leva à Alemanha 15 empresas ligadas à indústria automóvel 2026
  • LJUDI, UTJEŠITE JU Jelena Karleuša u suzama: Doživjela slom zbog Vučića pa napala Hrvata! 2026
  • Hungarians Embrace AI for Financial Advice but Still Prefer Human Guidance 2026
  • Da li je Dara Bubamara potvrdila da NE VOLI “kad miriše ruzmarin”? Na mrežama kruži izjava, direktna je! 2026
  • Çin’in planındaki Türkiye detayı! Krize karşı önlem alıyorlar 2026
  • Украинский вратарь Лунин установил рекорд Эль-Класико и получил похвалу от Моуринью 2026
  • Spieler des Tages in Lünen: Vierer-, Dreier- und Doppelpacker 2026
  • Pizza Fan και «Χωριάτικο»: Δεσμεύτηκαν περιουσίες και τραπεζικοί λογαριασμοί – Τι ισχύει για τους εργαζόμενους 2026
  • Orbán 2018-ban: A bürokraták, néhány, otthon megbukott és aztán így az ENSZ-be ejtőernyőzött politikus szeretné folytatni a politikai pályáját 2026
  • Voto por correo para las elecciones 2026: cómo solicitarlo, requisitos, fechas y plazos 2026
  • Livestream execution plans may pushed more Americans to rethink death penalty 2026
  • Η μεγάλη ώρα έφτασε: Κέιν, Εμπαπέ και Γιαμάλ διεκδικούν τη «Χρυσή Μπάλα» 2026
  • Lula’nın ikinci turda geri dönüşü: Brezilya’da emekçileri ne bekliyor, sorunlar nasıl çözülecek? 2026
  • Music fans rally to support Dean Schlabowske of Waco Brothers after leukemia diagnosis 2026
  • Dear Abby: Mom isn’t keen on walk down memory lane with son 2026

[contact-form-7 id=“45ced39″ title=“Contact form 1″]

  • За Нас – агенция за разследваща журналистика ЮСТИЦИЯ – Бургас, България
  • Рекламирайте с ЮСТИЦИЯ
  • Прозрачно управление
  • Докладване на проблем
  • Условия за ползване
  • Защита на данните
  • Правила на форума
  • Политика за бисквитките
  • Екип
  • Помощ
  • Карта на сайта
  • Статистика
  • Реклама
  • Контакти
  • Етичен кодекс на българските медии
  • RSS емисия
  • Често задавани въпроси (FAQ)
  • Задайте въпрос във форума
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Езици

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

No Result
View All Result
  • Новини
  • Разследвания
  • Анализи
  • На фокус
  • Проекти
  • Съдебна Система
  • Наука
  • Политика в България
  • Икономика
  • Фитнес
  • Спорт
  • Култура
  • Развлечение
  • Търсачки
  • Предавания
    • Антидемагогия
  • Радио
    • Подкаст Юстиция
  • ЮСТИЦИЯ във ФейсБук
  • Вестник “ЮСТИЦИЯ”
  • Прехода
  • Полезни съвети
  • Книги
  • Женска мода
  • Мъжка мода
  • Контакти
  • Езици
  • Рекламирайте при нас

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

This website uses cookies. By continuing to use this website you are giving consent to cookies being used. Visit our Privacy and Cookie Policy.