iustitia.bg
Söz konusu sosyal medya paylaşımları çarpıcı gerçekten. Geçen yılın Ağustos ayında TikTok’ta öne çıkan bir şarkı güncel bir akım yarattı. Emekçilerin video paylaşımlarının arkasında fon müziği ve görüntülerin sözü oldu. İlk olarak bir garson çalışırken yere yığılıyor. Ardından bir kasiyer müşterilerin gözleri önünde bayılıyor. Sonra bir reyon görevlisinin üstüne transpalet devriliyor. Görüntüler farklı ama anlatılan hikaye aynı: ağır çalışma koşulları, tükenen bedenler. Hepsinin arkaplanında aynı şarkı ve aynı dize var: “Belki de şarjın bitti ya da biz bittik.”
Emekçilerin paylaşımları, sermayenin hız ve verimlilik buyruğuna karşı sessiz ama sarsıcı bir tanıklık üretiyor. Bu görüntüler, tekil anlatılar değil, güvencesizliğin, aşırı çalışmanın ve örgütsüz bırakılmışlığın kolektif fotoğrafıdır. Elbette kimse bir videonun tek başına çalışma rejimini sarsacağını sanmıyor. Beklenti düşük, umut temkinli. Ama yine de paylaşıyorlar. Çünkü o birkaç saniyelik görüntü, içine sıkıştırıldıkları hayatı görünür kılmanın en çıplak, en dolaysız yolu. Bu hikayeler, tıkanmış hayatlara, güvencesizlikle kuşatılmış bir geleceğe, yön duygusu elinden alınmış bir kuşağa ait. Aynı anda hem görünür olma çabası hem çağrı: “Gör beni”, “bu düzene bak.” Çünkü görünür olmak, yok sayılmaya karşı atılmış ilk siyasal adımdır.
Peki bu görünürlük, gerçekten yeni bir sınıfsal mevzi midir?
Öncelikle şunun altını çizmek önemli: Sosyal medya, emekçilerin gündelik yaşam deneyimlerini ve itirazlarını görünür kılan yeni bir zemin sunuyor. Deneyimler, artık eşzamanlı olarak farklı kentlerdeki, farklı sektörlerdeki işçiler tarafından paylaşılabiliyor. Parçalı deneyimler, birbirini tanıyabiliyor. Sömürü biçimlerinin tekrar tekrar görüntülenmesi, ortak bir dil üretme imkanı taşıyor. İşçiyle-işveren arasında tekilmiş gibi görünen ilişkinin, işçilerle işverenler arasındaki kolektif ilişkinin bir parçası olduğunu vurguluyor: Orada bayılan işçi genç, sizin çocuğunuz da olabilirdi!
Diğer yandan sosyal medya, işçi sınıfı kültürünü kolektif değerlerden bireysel temsillere doğru iten güçlü eğilimler barındırıyor. Kişisel hikayeler, bireysel dayanma stratejileri, “başarı” anlatıları… Sınıfsal tepki ve öfke çoğu zaman bireysel varoluş mücadelelerine indirgeniyor. Bu indirgeme, öfkenin yönünü değiştiriyor. Düzeni hedef alması gereken itirazı, bireyin kendi “yetersizliğine” kilitleyen bir ideolojik kuşatma yaratıyor.
Şüphesiz ki bireyselleştirilen ve yönü değiştirilen öfkenin dolaşıma girdiği dijital alan, sermayeden bağımsız bir özgürlük mekanı değil. Platformlar, algoritmalar hangi sesin yükseleceğine, hangisinin görünmez kalacağına karar veriyor. Beğeni, izlenme ve paylaşım sayıları yalnızca niceliksel veriler değildir, aynı zamanda yeni sömürü ve denetim mekanizmalarıdır. Sermaye yalnızca üretim alanında değil, dolaşım ve temsil alanında da belirleyicidir.
Dolayısıyla dijital alan, sınıf mücadeleyle yeniden kurulması gereken bir alandır. Nerede işçi sınıfı varsa, işçi hareketi de orada olmak zorundadır. Bugün işçi sınıfı dijital alandaysa, mücadele de dijital alanda örgütlenmek zorundadır. Ama bu, dijitalleşmeye teslim olma değil onu dönüştürme iddiasıdır. Bireysel hikayeleri kolektif bir mücadele zeminine bağlamak ve dağınık öfkeyi örgütlü bir güce dönüştürmek tam da bu iddianın parçasıdır.
Öncelikle, dijital alanın yalnızlaştırıcı kodlarına karşı sınıf kültürünü yaratacak imkanlar üzerine düşünmeliyiz. Sınıf kültürü, sosyal medyada “bireysel hikaye”lerin ötesinde, işçilerin ortak deneyimlerini görünür ve birbirine bağlanır kıldığında filizlenebilir. Bu alan, emekçilerin yalnız olmadıklarını fark ettikleri, kendi hayatlarının neden böyle olduğunu sorgulamaya başladıkları bir karşı hat olarak işlev gördüğünde anlam kazanır. Sosyal medyada sınıf kültürü yaratmak, parçalanmış deneyimleri ortaklaştırmaktır.
Ardından, dijital alanı sermayenin hız, rekabet ve itaat rejiminin uzantısı olmaktan çıkarıp, işçi sınıfının kendi sözünü kurabildiği işçi kamusallığına nasıl dönüştürebiliriz? İşçi kamusallıkları, emekçilerin yalnız bireyler olarak değil, sınıfın üyeleri olarak yan yana gelebildikleri, deneyimlerini, öfkelerini ve taleplerini ortaklaştırabildikleri zaman ve mekanlardır. Bu kamusallıklar, sermayenin dayattığı zamana ve mekana karşı işçilerin kendi zamanını ve mekanını örgütleme iradesinin ifadesidir. Dijital mecralar bugün emekçilerin yalnızlıklarını derinleştiren, deneyimlerini parçalayarak görünürlük yarışına hapseden bir işleyişe sahip. Oysa bu alanlar, işçilerin gündelik sömürü biçimlerini, güvencesizlik deneyimlerini ve öfke birikimlerini paylaştıkları dijital mekan ve dijital zaman olarak inşa edilebilir.
Ve biliyoruz ki, bu düzen örgütlü olmayan her sesi, her görüntüyü yok eder. Bireysel kalan paylaşımlar, gösteriyor ki işçiler hayatlarında örgütlü yapılarla ya buluşamıyor ya karşılaşamıyor ya da uzak duruyor. Yine gösteriyor ki, örgütlü yapılar da işçi sınıfının bu kesimine ulaşmada güçlük çekiyor. Mahallelerde, işyerlerinde örgütlü yapıların zayıflığının sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Var edilmesi gereken ise işyerlerinden dijital alanlara uzanan bağlarla, sınıfın dağılmış parçalarını sermaye karşısında bir araya getiren örgütlülüktür. Dijital alan da ancak siyasal hatlarla ve örgütlü mücadeleyle birleştiği ölçüde gerçek bir mevziye dönüşebilir. Siyasallaşamayan, kolektif eylemliliğe yönelmeyen dijital görünürlük, görünür olma olarak kalır. Görünür olma, örgütlenmeyle birleşmediğinde soğurulur, sınıf bilinci algoritmalar tarafından yok edilir.
Bugün önümüzdeki soru şudur: Sosyal medya, sınıf mücadelesinin ilerlediği bir zemin mi olacak yoksa sınıf bilincinin soğurulduğu bir ara alan mı? Yanıt, teknolojide değil sınıfın kendi hikayesini örgütlü olarak yazma iradesindedir.
Tükenişten örgütlenmeye: Bize yeni hikayeler gerek 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-02-16 00:14:35 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku


