Akın Demir, Viyana, 1.101.2026
Çocuklar İçin Vergisiz Zukunftsdepot 2026
profil dergisinde 16 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan ve Raphael Bossniak imzasını taşıyan dosya, Lazkiye çevresinde yaşanan katliamları iki hayatta kalanın tanıklıkları üzerinden anlatıyor. Derginin elinde, tanıkların yaşadıklarını ayrıntılı biçimde aktardığı iki video ile bunların yazılı dökümleri bulunuyor. Tanıkların isimleri güvenlik gerekçesiyle değiştirilmiş durumda. profil, dergisi anlatımların uluslararası medya kuruluşlarının haberleriyle örtüştüğünü belirtiyor.
Brutales Fazit – Alaba „völlig verloren, kaum wiederzuerkennen“ 2026
Haberde özellikle Türkiye bağlantılı Sultan Murad Tümeni’nin rolü öne çıkıyor. profil, bu grubu Türkiye tarafından desteklenen bir milis yapılanması olarak tanımlıyor. Hayatta kalan Laura’nın anlatımına göre 9 Mart 2025’te köye gelen isimlerden biri, Sultan Murad Tümeni Komutanı Fahim Issa’ydı. Issa’nın üzerinde Suriye Savunma Bakanlığı üniforması bulunduğu, köylülerin öldürülen yakınlarını gömmek için kendisinden izin istediği aktarılıyor. Avrupa Birliği, ´Fahim Issa´nın yıllarca komutanlığını yaptığı Sultan Murad Tümeni’ni Alevi sivillere yönelik keyfî öldürmeler ve insanlık dışı muamele nedeniyle yaptırıma alırken, Fehim İsa yeni Suriye devletinin Savunma Bakanlığı içinde üst düzey görevini sürdürüyor.
profil ayrıca Sultan Murad Tümeni’nin katliamlara katıldığının doğrulanmış kabul edildiğini, Avrupa Birliği ve İngiltere’nin bu nedenle gruba yaptırım uyguladığını yazıyor. Katliamlardan yaklaşık bir ay sonra Fahim Issa’nın Suriye Savunma Bakanlığı’nda üst düzey bir göreve getirilmiş olması da dosyanın en dikkat çekici ayrıntılarından biri.
Miedler/Oberleitner Shanghai Masters kazandı 2026

Fehim İsa (Fahim Issa) kimdir?
Fehim İsa, Suriyeli Türkmen bir askerî komutan ve Sultan Murad Tümeni’nin uzun yıllar komutanlığını yapmış isimdir. Halep’in kuzeydoğusunda, Türkmen nüfusun yoğun olduğu Çobanbey (El-Rai) yakınlarındaki Tel el-Hava köyünde doğdu. Suriye iç savaşından önce Halep’te ayakkabıcılık yaptı; 2011’den sonra silahlı muhalefete katıldı ve ağırlıklı olarak Türkmen savaşçılardan oluşan Sultan Murad Tümeni’nin önde gelen komutanı oldu. Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) içinde yükseldi; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarında yer aldı. 2022’de SMO’nun 2. Kolordu komutanlığına getirildi. Nisan 2025’te ise Ahmed Şara yönetimindeki yeni Suriye Savunma Bakanlığı’nda Kuzey Bölgesi’nden sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Brisante Debatte – Billa und Co. wollen 6 Stunden länger offen halten 2026
Türkiye ile yakın ilişkisi kamuya açıktır: 2017’de Anadolu Ajansı’na “Türkiye ile inşallah zaferlere gideceğiz” dedi. Temmuz 2023’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti; ziyaretin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Bahçeli’ye “yürekten bağlı” olduklarını açıkladı.

Üniversite bütçesi azalıyor, çocuklara 500€ 2026
İsa’nın uzun yıllar komutanlığını yaptığı Sultan Murad Tümeni, 28 Mayıs 2025’te Avrupa Birliği’nin küresel insan hakları yaptırım listesine alındı. AB kararında grubun, Esad rejiminin düşüşünden önce Kürt nüfusa yönelik operasyonlarda işkence ve keyfî gözaltılara karıştığı; Mart 2025’te ise Suriye’nin kıyı bölgesinde başta Arap Alevi toplumu olmak üzere sivillere yönelik şiddete, insanlık dışı muameleye ve keyfî öldürmelere katıldığı belirtildi. Ancak önemli bir ayrım var: AB yaptırımı doğrudan Fehim İsa’ya değil, Sultan Murad Tümeni’ne yöneliktir. Aynı kararla iki başka grubun komutanları şahsen listeye alınırken, İsa’nın kendisi AB yaptırım listesinde yer almıyor.
Kaynaklar
Tausende Euro verlangt – Schock für Wienerin: Absurde Nachzahlung für Gas 2026
Anadolu Ajansı – ÖSO Sultan Murat Tümeni Komutanı İsa: Türkiye ile inşallah zaferlere gideceğiz
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/oso-sultan-murat-tumeni-komutani-isa-turkiye-ile-insallah-zaferlere-gidecegiz/763743
Türkgün – Türkmen Beyimiz güven kaynağımızdır
https://www.turkgun.com/gundem/turkmen-beyimiz-guven-kaynagimizdir/214551
Vorbild Frankreich? – Ausschreitungen bei Protesten in mehreren Ländern 2026
Türkgün – Fehim İsa’ya yeni görev! Türkmen komutan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı oldu
https://www.turkgun.com/gundem/fehim-isaya-yeni-gorev-turkmen-komutan-suriye-savunma-bakan-yardimcisi-oldu/283195
Rudaw – Fehim İsa Savunma Bakan Yardımcısı ve Kuzey Bölge Komutanı
https://www.rudaw.net/turkish/categories/syria/864015
Kärnten’de engellilerde kurumsallaşma eleştirisi 2026
EUR-Lex – Council Implementing Regulation (EU) 2025/1111
https://eur-lex.europa.eu/eli/reg_impl/2025/1111/oj/eng/pdf
Yeni Vatan Gazetesi, profil’in “Bir katliamın tutanağı – Hayatta kalanlar anlatıyor: İslamcılar 2025’te yüzlerce Suriyeliyi böyle öldürdü” başlıklı haberini Türkçeye çevirdi.
Nach „Arbeitstreffen“ – Zukunftsdepot ab 1. Juli, 16 Milliarden für Unis 2026

Profil: Bir katliamın tutanağı
Hayatta kalanlar anlatıyor: İslamcılar 2025’te yüzlerce Suriyeliyi böyle öldürdü
Raphael Bossniak, Profil, 16.10.2026
2025 yılında Suriyeli İslamcılar yüzlerce Aleviyi öldürdü. Hayatta kalan iki kişi, başlarına gelenleri videolarla profil’e anlattı. Tanıklıkları, bugün Suriye ordusunda üst düzey görevde bulunan bir komutanın katliamlar sırasında orada bulunduğuna işaret ediyor.
Hamida’nın kapısının önünde hücum tüfekleri taşıyan silahlı adamlar duruyor. Tarih Mart 2025, yer Suriye’nin liman kenti Lazkiye yakınları. Alevi olan Hamida uykusundan sıçrayarak uyanıyor ve otizmli oğlundan endişe ediyor. Bir asker, “Bütün erkekler dışarı çıksın” diyor. Kayınpederi, kayınbiraderi ve kocası götürülüyor. Hamida, kocasını canlı olarak son kez o an görüyor. On dakika sonra kayınbiraderi kanlar içinde kapıya geliyor. “Bize ateş ettiler” diyor, “saklan!”
Mart 2025’te, diktatör Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki Alevi azınlığa yönelik katliamlar yaşandı. profil bu şiddeti bir intikam eylemi olarak tanımlıyor: Esad’ın kendisi de Arap Aleviydi ve iktidarı ele geçiren İslamcı gruplar, bütün bu Şii azınlığı onun korku rejiminden sorumlu tuttu. Birleşmiş Milletler verilerine göre 1.400 kişi öldürüldü. Hamida, Sünni komşusundan Alevileri savaşçılara teslim etmesinin istendiğini anlatıyor.
İki gün sonra Hamida kocasına ne olduğunu öğreniyor. Bir dükkânın önünde vurularak öldürülmüş. Cesedini açık sokakta buluyor. Dizlerinin üzerine çöküyor ve kocasıyla vedalaşmak için yalnızca birkaç saniyesi oluyor. Savaşçılar hâlâ sokaklarda dolaşırken Hamida eğilerek koşup evine dönüyor; yolu üzerinde yanan ve yağmalanmış dükkânların yanından geçiyor.
Bunlar, Esad’ın devrilmesinden sonra HTŞ İslamcılarının öncülüğündeki geçiş hükümetinin kontrolüne giren yeni Suriye’nin en karanlık saatleriydi. Yeni rejim uluslararası kamuoyu önünde kendisini ılımlı göstermeye çalışıyor.
profil’in elinde şiddet olaylarından kurtulan iki kişinin yaşadıklarını anlattığı iki video ile bunların yazılı dökümleri bulunuyor. Videolar, profil’in uzun süredir temas halinde olduğu Suriyeli bir insan hakları savunucusu tarafından kaydedildi. İnsan hakları savunucusu ile iki tanık, Hamida ve Laura — bunlar gerçek isimleri değil — misillemeden korktukları için kimliklerinin gizli kalmasını istiyor. profil anlatılanları inandırıcı buluyor ve tanıklıkların uluslararası medya kuruluşlarının haberleriyle de örtüştüğünü belirtiyor.
Mart 2025’te işlenen suçlar hâlâ bütünüyle aydınlatılmış değil. profil’in elindeki dökümler, hükümete yakın ve bugün Suriye Savunma Bakanlığı’nda üst düzey görevde bulunan bir komutanın katliamlar sırasında olay yerinde olduğuna işaret ediyor.
Perşembe, 6 Mart
Videolardaki hayatta kalanlardan biri Laura. Lazkiye yakınlarındaki bir köyde yaşıyor ve ailesinin başına gelenleri ayrıntılarıyla anlatıyor. Ramazan ayı. Laura ve ailesi tam oruçlarını açarken oğlu bir arkadaşından uğursuz bir telefon alıyor. Telefonda aileye dikkatli olmaları, kötü bir şeyler yaşanacağı söyleniyor. Akşam saatlerinde uzaktan makineli tüfek ve patlama sesleri duyuluyor, gökyüzüne duman yükseliyor. Laura ve ailesi balkonlarından yanan bir atölyeyi görüyor. Ardından uzaktan savaş naraları, “Allahu Ekber” sesleri geliyor. Aile canından endişe ediyor ve dua etmeye başlıyor.
Cuma, 7 Mart
Sabah saatlerinde Halep yönünden köylerine doğru yaklaşan araçları görüyorlar. Konvoy, geleneksel olarak çok sayıda Alevinin yaşadığı Lazkiye çevresindeki kıyı bölgesine dağılıyor. Araçlardaki savaşçılar, Suriye’nin geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile müttefik aşırıcı gruplardan geliyor. El-Şara’nın kendisi de DEAŞ yakın geçmişte İslamcı bir milisin lideriydi. HTŞ’yi kurdu
Laura’ya, babasının yaşlı bir arkadaşının, eski bir okul müdürünün öldürüldüğü söyleniyor. Bu, annenin duyduğu ilk cinayet haberi oluyor. Ardından savaşçılar evlere girmeye, dükkânları boşaltmaya ve yağmalamaya başlıyor. Laura, “Kardeşimin evinin kapısını ateş ederek açtıklarını gördüm” diye anlatıyor. Komşular saklanmak için Laura’nın evine geliyor. Erkekler ise dağlık iç bölgelere kaçıyor; çünkü savaşçıların asıl hedefinin erkekler olduğu, kadınların ise çoğu zaman sağ bırakıldığı anlaşılıyor.

Cumartesi, 8 Mart
Laura, 17 kadınla birlikte evine barikat kuruyor. Sonunda bir komutan pencereye geliyor ve kadınlara, “Siz Aleviler 14 yıl boyunca bizi öldürürken cennette yaşıyor, üniversiteye gidiyordunuz. Şimdi eğlenme sırası bizde” diyor. Suriye iç savaşı 14 yıl sürdü ve yarım milyondan fazla insanın yaşamına mal oldu. Komutanın savaşçıları üniformalarında Suriye Savunma Bakanlığı logosunun bulunduğu armalar taşıyor.
Kadınlar askerleri konuşmaya çekiyor ve ortam bir süreliğine sakinleşiyor. Ancak bir savaşçı, diğerlerinin arkasından Laura’ya yaklaşıp, “Kızlarınıza iyi dikkat edin. Aramızda hayatında hiç kadın görmemiş askerler var” diye uyarıyor.
Pazar, 9 Mart
Laura videoda, sonunda “lüks” bir dört çeker aracın geldiğini anlatıyor. Aracın içinde Fahim Issa’yı tanıyor. Issa, Türkiye tarafından desteklenen ve adı sık sık tartışmalarla anılan “Sultan Murad Tümeni”nin komutanı. Milis lideri Suriye Savunma Bakanlığı üniforması giyiyor. Köylüler ölülerini gömebilmek için izin istiyor, Issa da buna izin veriyor.
“Sultan Murad Tümeni”nin katliamlara katıldığı doğrulanmış kabul ediliyor. Avrupa Birliği ve Büyük Britanya bu nedenle milise yaptırım uyguladı. Olayı daha da dikkat çekici hale getiren nokta ise Issa’nın katliamlardan yalnızca bir ay sonra Suriye Savunma Bakanlığı’nda üst düzey göreve getirilmiş olması. profil’e göre Issa bugün hâlâ Suriye’nin kuzey bölgelerinden sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı olarak görev yapıyor.

Cumhurbaşkanı el-Şara daha sonra yaşananları katliam olarak kabul etti, ancak sorumluların isimlerini vermedi. Reuters’a göre el-Şara’nın isyancı grubu Heyet Tahrir eş-Şam’dan, yani HTŞ’den savaşçılar da şiddet olaylarına katıldı.
Aynı akşam Laura’nın üniversitede okuyan iki oğlu savaşçılar tarafından gözaltına alınıyor. Laura, bu kişilerin “Sultan Murad Tümeni” mensupları olduğuna inanıyor. Oğulların sorgulanacağı söyleniyor. Laura’nın kocası da onlara eşlik ediyor. Üçü de bir daha geri dönmüyor. Laura’nın içine kötü bir his doğuyor. Videoda kalbinin “yandığını” ve uyuyamadığını anlatıyor. Kendisine, sorguya götürülen hiç kimsenin şimdiye kadar geri dönmediği söyleniyor.

Pazartesi, 10 Mart
Laura artık kendisini güvende hissetmiyor. Kızıyla birlikte bölgeden ayrılmak istiyor. Cumartesi günü konuşarak ortamı sakinleştirmeyi başardıkları komutan gitmelerine izin veriyor. Yakındaki başka bir kente gidiyorlar. Burada başka bir savaş ağası söz sahibi. Uzun sakallı, siyah giysili erkekler sokaklarda devriye geziyor.
Laura kocasını tekrar tekrar arıyor. Sonunda telefona bir erkek sesi cevap veriyor. Kocasının ve iki oğlunun öldüğünü söylüyor ve telefonu kapatıyor. Laura yere yığılıyor. Mart ayının başında hükümete bağlı güçler, Esad yanlılarının başarısız ayaklanmasını bastırmıştı. Katliamlar da bu gelişmenin ardından yaşandı.

Laura’nın ailesi oğulları ve kocayı aramaya devam ediyor. Konuştukları bazı savaşçılar üçünün hâlâ hayatta olduğunu iddia ediyor ve aile umudunu koruyor. Ancak 19 Mart’ta Laura’nın erkek kardeşi cesetleri bir hastanede buluyor. Laura’nın kocası ancak ev anahtarları ve tütün kesesi sayesinde teşhis edilebiliyor. Üç Suriyelinin büyük ihtimalle pazar günü, “sorgulanmak üzere” götürüldükten kısa süre sonra öldürüldüğü anlaşılıyor. Ertesi gün Laura ve kızı üç erkeği evlerinin yakınında toprağa verebiliyor.
Katliamlar Suriye Alevileri için kolektif bir travmaya dönüştü. profil’e göre Aleviler büyük ölçüde susturuldu ve siyasi taleplerini ancak sınırlı biçimde dile getirebiliyor. Cumhurbaşkanı el-Şara ise Suriyelilere yakında seçim yapılacağını vaat ederken Batı ile temaslarını artırmaya çalışıyor.

Uluslararası baskı üzerine Suriye makamlarının başlattığı soruşturmalar ise büyük ölçüde etkisiz kaldı. İki hükümet savaşçısı eylül ve ekim aylarında 20’şer yıl hapis cezasına çarptırıldı; dört başka asker ise üç yıldan daha kısa hapis cezaları aldı. Hükümet tarafından kurulan bir komite, Alevi bölgelerinde yaşanan şiddetin “sistematik olmadığını” savundu. Birleşmiş Milletler soruşturması ise bunun tersine ulaştı ve “sistematik saldırılar” yaşandığını belgeledi.
Katliamların üzerinden bir buçuk yıl geçti. Şiddetin büyük bölümü hâlâ aydınlatılmış değil ve kurbanlar adalet beklemeye devam ediyor.
Kaynak: profil – Raphael Bossniak, 16 Ekim 2026.
Analiz: Suriye’deki silahlı ağlar yarın nereye gider?
Akın Demir, Viyana, 16.10.2026
Yarın bu silahlı ağlar Türkiye’ye dönerse Alevileri kim koruyacak?
Sultan Murad Tümeni yalnızca Suriye içinde faaliyet göstermiş yerel bir silahlı grup değil. Avrupa Birliği’nin yaptırım kararında örgütün Suriye Milli Ordusu içinde 5 bin ile 10 bin arasında savaşçısı bulunduğu, daha önce Kürt sivillere yönelik işkence, keyfî tutuklama ve zorla kaybetme vakalarına karıştığı, ayrıca Libya, Dağlık Karabağ ve Nijer’de askerî operasyonlara katıldığı açıkça kayda geçirildi. Aynı AB belgesi, Mart 2025’te Suriye’nin kıyı bölgelerinde özellikle Alevi sivillere yönelik insanlık dışı muamele ve keyfî öldürmeler nedeniyle Sultan Murad Tümeni’ni ağır insan hakları ihlallerinden sorumlu tuttu.
Bu geçmiş, Türkiye açısından ister istemez başka bir soruyu gündeme getiriyor: Suriye’de oluşturulan, farklı cephelere sevk edilebildiği belgelenen bu silahlı ağların yarın başka bir siyasi veya mali çıkar doğrultusunda hatta arkasında bir Müslüman olmayan bir ülkenin kullanılması kim ve nasıl önlenecek?
Burada henüz Türkiye’de Alevilere yönelik hazırlanmış böyle bir plan bulunduğuna dair kamuya açık hiçbir belge veya istihbarat bilgisi yok. Ancak bu savaşçıların daha önce para karşılığı farklı ülkelere gönderilmiş olması teorik bir korkudan ibaret değil. Birleşmiş Milletler belgelerinde ve insan hakları örgütlerinin çalışmalarında Sultan Murad Tümeni dahil Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu gruplarından savaşçıların Libya’ya ücret karşılığında sevk edildiği; Dağlık Karabağ savaşında da Suriyeli savaşçıların kullanıldığı yönünde bulgular yer aldı. Avrupa Birliği de grubun Libya, Dağlık Karabağ ve Nijer’de savaşmış olduğunu resmî yaptırım gerekçesine yazdı.
Dolayısıyla tartışılması gereken yalnız Suriye’de geçmişte ne olduğu değil, bu silahlı insan gücünün gelecekte kimin kontrolünde olacağıdır. Para, siyasi çıkar veya başka devletlerin hesapları devreye girdiğinde bu savaşçıların yeniden başka coğrafyalara taşınmasının önünde hangi mekanizmalar bulunuyor? Türkiye’nin içinde yıllardır yaşayan Türkmen, Kürt, Zaza, Arap, Balkan ve farklı kökenlerden 30 milyondan fazla milyonlarca Alevi-Bektaşi vatandaşın güvenliğini böyle bir ihtimale karşı kim ve nasıl garanti edecek? Alevi-Bektaşi toplumu ülkenin en büyük inanç topluluklarından biri ve etnik olarak da tek bir gruptan oluşmuyor.
Uluslararası kurumların dosyasında artık Sultan Murad da var
Bu mesele artık yalnız Alevi örgütlerinin veya insan hakları aktivistlerinin gündeminde değil. Avrupa Birliği 28 Mayıs 2025’te Sultan Murad Tümeni’ni ağır insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırım listesine aldı. İngiltere de Aralık 2025’te grubu Suriye’de sivillere yönelik baskı ve şiddetteki rolü nedeniyle yaptırım kapsamına aldı.
Birleşmiş Milletler özel raportörlerine iletilen Mart 2025 Suriye dosyasında ise Aleviler ve diğer dini azınlıklara yönelik geniş çaplı ve sistematik infazlar, zorla kaybetmeler, zorla yerinden etmeler, evlerin yağmalanması ve yakılması gibi iddialar kayda geçirildi. BM’ye ulaşan bilgilerde 1.476 kimliği açıklanmayan mağdurdan söz edildi.
Türkiye bakımından Avrupa Konseyi’nin 2025 tarihli ECRI raporu da önemli. Raporda dini ve etnik azınlıklara yönelik ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğün hâlâ sorun olduğu, medyada nefret söyleminin yaygın biçimde görüldüğü belirtildi. Avrupa Komisyonu’nun 2025 Türkiye Raporu da Alevi toplumunun hukuki kişilik ve ibadethanelerin statüsü gibi temel meselelerinin hâlâ çözülemediğini kayda geçirdi.
AB’nin resmî kararındaki ifade son derece ağır: Sultan Murad Tümeni’nin Mart 2025’te Suriye’nin kıyı bölgelerinde sivilleri ve “özellikle Alevi toplumunu” hedef alan şiddete katıldığı; insanlık dışı muamele ve sivillerin keyfî biçimde öldürülmesi dahil ağır ihlallerden sorumlu olduğu belirtiliyor. AB ayrıca grubun daha önce Kürt nüfusa karşı işkence, keyfî gözaltı, zorla kaybetme ve tutuklulara kötü muamele eylemlerine karıştığını kayda geçirdi.
İngiltere de Aralık 2025’te Sultan Murad Tümeni’ni yaptırım listesine aldı ve gerekçe olarak grubun Suriye’de sivil nüfusa yönelik baskıda rol oynadığını bildirdi
Alevi örgütleri ne yapıyor?
Suriye’deki katliamların ardından Alevi örgütleri sessiz kalmadı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu ve başka kuruluşlar Köln’de kitlesel gösteriler ve ortak çalıştaylar düzenledi. Mart 2025’te Köln’de yapılan dayanışma mitingine on binlerce kişinin katıldığı bildirildi; daha sonra düzenlenen çalıştaylarda katliamların belgelenmesi, uluslararası kurumlara taşınması ve ortak savunma stratejileri tartışıldı.
Konu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de taşındı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve arkadaşları, Suriye’de Arap Alevilere yönelik saldırıların araştırılması için Meclis araştırması istedi. Görüşmelerde CHP milletvekilleri de saldırıların araştırılması ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini savundu. TBMM tutanaklarında ayrıca Türkiye’nin Suriye yönetimi nezdinde diplomatik girişimde bulunması, bölgeye bir Meclis heyeti gönderilmesi ve Türkiye’de Alevilere yönelik nefret ve şiddet çağrılarının etkin biçimde soruşturulması talepleri yer aldı.
Ama burada Alevi kurumlarının önündeki mesele yalnız geçmişteki katliamların anılması değil. Sultan Murad Tümeni gibi sınır ötesinde kullanılabilen silahlı ağların kim tarafından finanse edildiği, kim tarafından denetlendiği, gelecekte hangi ülkelerde veya hangi hedefler için kullanılabileceği sorusu da uluslararası gündemde tutulmalı.
Suriye’de Alevilere karşı suç işlediği gerekçesiyle bugün AB ve İngiltere’nin yaptırım listesine alınan bir silahlı yapının yarın başka bir ülkede aynı yöntemi kullanmayacağının güvencesi yalnız iyi niyet olamaz. Bunun güvencesi şeffaf denetim, silahlı ağların dağıtılması, finansman kanallarının izlenmesi, savaş suçlarının soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasıdır.
Türkiye açısından soru da bundan ibaret: Bu yapılara geçmişte verilen destek ve bugün sahip oldukları insan, silah ve bağlantı ağı karşısında devlet hangi güvenlik ve hukuk mekanizmalarını kuruyor; Alevi-Bektaşi toplumu böyle bir tehdit ihtimaline karşı yalnızca olay olduktan sonra mı korunacak, yoksa risk daha ortaya çıkmadan mı önlem alınacak?
Bu soruyu sormak, ortada kanıt bulunmadan bir katliam planı varmış gibi davranmak değildir. Tam tersine, Suriye’de yaşananlardan sonra aynı tür silahlı ağların başka toplumlara karşı kullanılmasını önceden tartışmaktır.
Der Beitrag Profil: Suriye’de HTŞ bağlantılı Sultan Murad Tümeni’nin Arap Alevilere yönelik katliamının tutanakları erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-10-17 12:59:18
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.

