Ankara, 10.08.2026- Avusturya Başbakanı Christian Stocker’ın Ankara ziyaretinde Türkiye’deki insan hakları ve basın özgürlüğü konularına yalnızca lafta değineceğini öne süren, Ankara’daki bir Avusturyalı analist, adının yazılmaması kaydıyla şunları söyledi: „Çünkü Avusturya’nın en büyük dertlerinden biri olan Suriyeli ve Afgan sığınmacıların — başta suç kaydı bulunanlar, hapis cezası alanlar ve başvurusu reddedilenler olmak üzere — 2016’daki AB-Türkiye Mülteci Anlaşması’ndan yararlanılarak doğrudan Türkiye’ye gönderilmesi için yollar arandığı öğrenildi. Bu haberleri yapan Avusturyalılar ise Türkiye’nin 2016’da AB ile imzaladığı mülteci anlaşmasının ülkede yol açtığı ağır sonuçlara, demografik değişimlere, suç ve mafya sorunlarına hiç değinmiyor. Türkiye adeta AB’nin mülteci ve sığınmacıları için bir açık hapishane gibi görülüyor; çünkü AB, Suriye’deki savaşın ve mültecilerin Avrupa’ya gelişinin sorumlusu olarak Ankara’daki iktidarı görüyor. Sonuçta Türk vatandaşları ve Türk devleti, taşınamaz maliyet ve sorunlarla boğuşuyor.“
Stocker’ın 10 Ağustos’taki Ankara ziyareti, Avusturya’nın önde gelen gazetelerinden der Standard’da yer aldı. Haberi, gazetenin muhabiri Flora Mory Ankara’dan geçti; metin kısmen Avusturya’nın ulusal haber ajansı APA (Austria Presse Agentur) kaynaklı. Türkiye’deki Anadolu Ajansı’nın (AA) muadili sayılan APA, Avusturya’nın en büyük ve en köklü haber ajansıdır. Haberin ana hatlarını Yeni Vatan okurları için Türkçe olarak aktarıyoruz:
Stocker Ankara’da Erdoğan’la ile görüşüyor: „Türkiye giderek daha önemli bir rol oynuyor.”
Flora Mory (Ankara), APA, 10 Ağustos 2026.
Avusturya Başbakanı Christian Stocker (ÖVP), pazartesi günü Ankara’da bulundu. Öğleden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Stocker’ın gündeminde ekonomik iş birliği; Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırı savaşı ve Orta Doğu’daki durum gibi jeopolitik başlıklar; ayrıca güvenlik ve göç konuları yer aldı. Bu, iki lider arasındaki ikinci yüz yüze görüşme oldu; ilki Mayıs 2025’te, Tiran’da düzenlenen „Avrupa Siyasi Topluluğu“ zirvesi kenarında gerçekleşmişti.
Çocuk bakımı tartışması ziyarete gölge düşürdü
Ziyarete, Stocker’ın çocuk bakımına ilişkin sözlerinin yol açtığı tartışma da eşlik etti. „Çocuk bakımı ücretsiz bir iş değildir“ ifadesi nedeniyle cuma günü özür dileyen Başbakan’a tepkiler sürerken, pazartesi akşamı için Viyana’da Başbakanlık binası önünde protesto düzenleneceği duyuruldu.
Ankara’ya hareketi öncesinde gazetecilere konuşan Stocker, kimseyi incitmek istemediğini, ancak çocukların „bir hesap kalemi“ gibi görülmemesi gerektiği yönündeki görüşünün arkasında durduğunu söyledi. Kastettiğinin ücret karşılığı yapılan iş olduğunu belirten Stocker, „Elbette çocuk bakımı çok emek isteyen bir iştir“ dedi. Ona göre aile, karşılıklı sorumluluk taşımak anlamına geliyor ve bu parayla ölçülemez. Bakım emeğinin toplum ve aile için „paha biçilemez bir emek“ olduğunu vurgulayan Başbakan, kadınların, babaların ve büyükannelerin üstlendiği yükün farkında olduğunu kaydetti.
Ailelerde bakım yükünün üçte ikisini üstlenen kadınlar aleyhine oluşan eşitsizliğe karşı olası önlemler sorulduğunda Stocker, hükümetin babalık izni (Väterkarenz) alanındaki çalışmalarına işaret etti; ancak bu konuda zorunluluk yerine gönüllülük ilkesini savunmayı sürdürdüğünü belirtti.
„İnsan hakları ve hukuk devleti pazarlık konusu değil“
Erdoğan’la görüşmesinde ekonomi ve göçün yanı sıra Türkiye’deki demokrasi eksikliklerini de dile getireceğini söyleyen Stocker, Türkiye’yi „önemli bir ekonomik ortak“ olarak niteledi ve iki ülke arasında iyi ikili ilişkiler bulunduğunu ifade etti. Başbakan’a göre turizm ve Avusturya yatırımları alanında ek potansiyel mevcut; Avusturyalı firmalar son on yılda 11 milyar avroluk yatırımla „büyük bir hacme“ ulaştı.
Stocker, Türkiye’yi aynı zamanda göç alanında bir ortak ve Orta Doğu’da istikrar unsuru olarak değerlendirdi; Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurulan yeni savunma iş birliğinin de Türkiye’nin giderek daha önemli bir rol oynadığını gösterdiğini söyledi. Bununla birlikte önemli görüş ayrılıkları bulunduğunu belirten Başbakan, insan hakları ve hukuk devletinin Avusturya için „pazarlık konusu olmadığını“ vurguladı.
Stocker’a ziyarette Yenilik, Mobilite ve Altyapı Bakanı Peter Hanke (SPÖ) ile Avusturya Ekonomi Odası’nın (WKO) başkan yardımcısı Wolfgang Hesoun eşlik etti.
İlişkileri „yeni bir zemine oturtma“ arayışı
Türkiye ile diplomatik ilişkiler son dönemde inişli çıkışlı seyretti. Bir yandan güvenlik ve göç politikaları alanında yakın bir iş birliği arandı: Türkiye, Avusturya ve AB için insan kaçakçılığıyla mücadelede kilit ortak sayılıyor ve Suriyeli mültecilerin ağırlanmasına yönelik Türkiye’nin çabaları mali olarak da destekleniyor. Öte yandan Avusturya, AB içinde Türkiye’nin üyelik müzakereleri gibi konularda sıklıkla eleştirel bir tutum takındı.
Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger (Neos), nisan sonunda Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ın Viyana ziyareti sırasında AB-Türkiye ilişkilerinde yeni bir başlangıç çağrısı yapmıştı. Fidan, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefini yinelerken; Meinl-Reisinger, yıllardır donmuş olan üyelik müzakerelerini bir „ayak bağı“ olarak nitelemiş ve ilişkileri „yeni bir zemine oturtmak“ için yoğun görüşmelere ihtiyaç duyulduğunu söylemişti.
Avusturya’nın Türkiye’nin tam üyeliğine yönelik katı „hayır“ tutumunu gözden geçirip geçirmeyeceği sorusuna Meinl-Reisinger, 2018’den bu yana müzakerelerin tarafları yakınlaştırmak yerine bir engele dönüştüğü yönünde bir „paradoks“ bulunduğu yanıtını vermiş; jeopolitik gerçekler karşısında „ortak çıkarları gözeten, çok daha stratejik“ bir yaklaşımın gerektiğini belirtmişti.
Ekonomide üst düzey masa
Ziyaret vesilesiyle ikili ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesine yönelik üst düzey bir yuvarlak masa toplantısı da düzenlenecek. Türkiye, Avusturya’nın AB dışındaki en önemli ihracat pazarları arasında yer alıyor. ITC İhracat Potansiyeli Haritası’na göre Avusturya’nın 2030’a kadar ek olarak gerçekleştirebileceği ihracat potansiyeli yaklaşık 1,2 milyar avro düzeyinde. Başbakanlık, özellikle çevre teknolojileri, enerji, ambalaj, otomotiv, bilişim ve kimya alanlarında Avusturya’nın güçlü bir konuma sahip olduğunu vurguladı.
Mobilite Bakanı Hanke ise Ankara’da Türk Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüşecek. Görüşmenin öne çıkan başlıkları arasında ulaşım altyapısının modernizasyonu –özellikle yük lojistiği ve demiryolu iş birliği– ile hava ulaşımı, otonom sürüş ve teknoloji transferi yer alıyor.
Enflasyona rağmen büyüme
Türkiye ekonomisi, 2025’te yavaş düşen enflasyona karşın yüzde 3,5–3,6 arasında büyüdü. WKO’ya göre bu oran ülkenin tam potansiyelini yansıtmasa da, 2025 için yüzde 1,7 olan OECD ortalamasının belirgin biçimde üzerinde. Kişi başına düşen gelir Türkiye’de 42.317 avroya yükselirken, Avusturya’da bu rakam 55.870 avro düzeyinde bulunuyor.
250’yi aşkın Avusturya şirketiyle Türkiye, Avusturya’nın AB dışındaki en önemli ortaklarından biri konumunda. Merkez Bankası verilerine göre doğrudan yatırımlar 1,4 milyar avroyu aşıyor. Türkiye, Avusturya için (ABD, İsviçre, İngiltere ve Çin’in ardından) AB dışındaki beşinci büyük ihracat pazarı. WKO’nun Ankara’daki dış ticaret temsilciliği, bu sıralamanın Türkiye’nin birçok Avusturyalı şirket için Avrupa ile Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika arasında bir „köprü“ işlevi görmeyi sürdürdüğünü ortaya koyduğunu belirtiyor.
Erdoğan’ın yönetim tarzı tartışma konusu
Erdoğan, otoriter yönetim tarzı ve demokratik kurumların sistematik biçimde zayıflatıldığı yönündeki eleştiriler nedeniyle tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Eleştirmenler, ülkenin adım adım otokrasiye dönüştürüldüğünü öne sürüyor ve yargının hükümetin bir uzantısı gibi hareket ettiğini savunuyor.
Görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2025 baharından bu yana tutuklu. En büyük muhalefet partisi CHP’nin siyasetçisi olan İmamoğlu, gelecekteki seçimlerde Erdoğan’ın güçlü bir rakibi olarak görülüyordu; muhalefet, süreci siyasi saikli buluyor. Habere göre birkaç gün önce İzmir’de bir başka CHP’li belediye başkanı da gözaltına alındı; mayıs sonunda ise bir mahkeme Özgür Özel’i CHP genel başkanlığından uzaklaştırdı ve Özel temmuzda „Yeni“ adlı yeni bir parti kurdu.
2014’ten itibaren sistem değişikliği
Erdoğan, İslamcı-muhafazakâr AKP’nin (Adalet ve Kalkınma Partisi) 2002 seçimlerini kazanmasından bu yana iktidarda. 2003–2014 arasında başbakanlık yapan Erdoğan, Ağustos 2014’ten bu yana cumhurbaşkanı. 2017’deki referandum ve 2018 seçimlerinin ardından Türkiye, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçti.
Bu değişiklikle başbakanlık makamı kaldırıldı; cumhurbaşkanı hem devlet hem hükümet başı hâline geldi. Cumhurbaşkanı, bakanları ve üst düzey yetkilileri atayıp görevden alabiliyor, kanun hükmünde kararname çıkarabiliyor ve Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere yüksek yargı üyelerinin belirlenmesinde doğrudan etkiye sahip.
Haberde ayrıca Erdoğan’ın, devletin kurucusu Atatürk’ün laiklik ilkesinden bilinçli biçimde uzaklaştığı; dinî okulların yaygınlaşması ve Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesi gibi adımlarla toplumda bir yeniden İslamlaşmayı desteklediği belirtiliyor. Kürt siyasi hareketini temsil eden DEM Parti’nin (eski adıyla HDP) ise seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve terör suçlamalarıyla sistematik biçimde zayıflatıldığı ifade ediliyor.
Türkiye’nin bölgesel güç iddiası
Dış politikada Erdoğan, Türkiye’yi bölgesel bir lider güç olarak konumlandırıyor ve ülkenin Batı, Rusya ile Orta Doğu arasındaki jeopolitik anahtar rolüne vurgu yapıyor. Ankara bu çerçevede çok kutuplu bir çizgi izliyor: Bir yandan önemli bir NATO üyesi, diğer yandan –arabuluculuk yapabilmek adına– Rusya ile yoğun ekonomik ve güvenlik ilişkileri sürdürüyor.
NATO müttefiki Yunanistan ile ilişkilerde ise gerilim sürüyor. İki ülke, Doğu Akdeniz ve Ege’de bulunan doğal gaz ve hidrokarbon kaynakları üzerinde uzun süredir anlaşmazlık yaşıyor. Türkiye bu bağlamda „Mavi Vatan“ doktrini çerçevesinde geniş egemenlik hakları talep ediyor; bu da Yunanistan ve AB ile sık sık anlaşmazlığa yol açıyor.
Yunanistan, Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs’taki askerî varlığını tehdit oluşturacak biçimde artırmakla suçluyor. Kıbrıs, 1974’teki Yunan darbesi ve Türk askerî müdahalesinin ardından fiilen ikiye bölünmüş durumda; adanın kuzeyinde yalnızca Türkiye’nin tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bulunuyor, güneyi ise Lefkoşa’daki AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti kontrol ediyor.
Yunan Silahlı Kuvvetleri, perşembe günü Ege üzerinde Türk savaş uçakları ve insansız hava araçları tarafından toplam 17 hava sahası ihlali gerçekleştirildiğini bildirdi. Yunan Genelkurmayı’na göre olaylara silahlı F-16’lar, bir deniz keşif uçağı ile Aksungur, Bayraktar TB-2 ve ANKA tipi insansız hava araçları karıştı; Midilli ve Limni adaları arasında da Yunan ve Türk savaş uçakları karşı karşıya geldi.
Denizaltı elektrik kablosu anlaşmazlığı
Söz konusu olaylar, Fransız yatırım şirketi Meridiam’ı Great Sea Interconnector (GSI) projesinin çoğunluk yatırımcısı hâline getiren anlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra yaşandı. GSI, Yunanistan (Girit), Kıbrıs ve nihayetinde İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı hedefleyen, Akdeniz’de yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğunda bir denizaltı elektrik kablosu. Kablonun güzergâhı, sınırları Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye arasında ihtilaflı olan sularda yer yer geçiyor.
Ankara, projeye kesin biçimde karşı çıkıyor; Türkiye’nin ve uluslararası alanda tanınmayan KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki haklarının göz ardı edildiğini savunuyor ve Kıbrıs’ın bunun yerine doğrudan Türk elektrik şebekesine bağlanmasını talep ediyor. Bu talep ise AB ve Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından reddediliyor. Yetkililer, anlaşma ile perşembe günkü hava sahası ihlalleri arasında doğrudan bir bağ olduğunu doğrulamasa da, böyle bir bağlantıdan şüpheleniliyor. ( Flora Mory (Ankara), APA, 10 Ağustos 2026.)
Der Beitrag Stocker Ankara’da tatlıya tuzluya dokunmadan Erdoğan’la görüşüyor erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
Stocker Ankara’da tatlıya tuzluya dokunmadan Erdoğan’la görüşüyor 2026 IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2026-08-10 08:21:44
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.


