iustitia.bg
Cumhuriyet’in 102 yaşını doldurması, “bahisçi hakem” skandalıyla karşılanırken, aklıma bir bu geldi, bir de Lenin’in o “kır yoksulları”na lotaryayla kandırmacılığın sistemini anlatırken verdiği 50 rublelik inek vaadiyle 1’er rubleden 100 ruble toplanması örneğindeki “naif dolandırma”…
Günümüzde işin çapı 50 ruble kârı hafifçe aşmış durumda “bahis piyasası”nda tabii. Ama anladığım “sıfır, bir, iki” de kalmamış. Karşılaşma sonucundan, oyuncuların kart görmesine, ofsayt dakikasına, korner adedine ve sıralamasına kadar, bir futbol karşılaşmasında uzatmalar dahil, olabilecek her şeye, her yönüyle para yatırılır ve kazanılır hale gelmiş. Haliyle amca oğlumla tezimiz güçlenmiş bir açıdan. “Maçta taç olur”a para yatırıp tutturamamak mümkün mü? Mümkün olsa, bu ödüllük değil midir?
Her şeye bahis oynayabilmenin, futbolun saha içi ve dışı tüm paydaşlarına, hele hele de hakemlere ve birlikte hareket edenlere doğurduğu muazzam fırsata baksanıza. Nitekim, çarpıcı bir örnek, bir maçtaki kırmızı kart’a oynanan milyon dolarlık bahisle açığa çıktı. Bu bahiste, “üstelik kart bariz haksız olacak” diye bir çarpan da var mıdır, ve hakem elindeki kartı buna mı basmıştır bilmiyorum. Tabii, yasal / yasadışı bahis, şike, kara para filan üzerine söylenecek şeyler var, hem de epeyce var da, yeri değil. Futboldaki “endüstriyelleşme”yle lekelenmenin özellikle son yıllardaki belirleyeni olmuş bahisle artan pasta diliminin bölüşenleri çok…
Bu açığa vurulmak zorunda kalınan duruma, ahlak / şeref hamaseti, insanların geçinemediği, kısa yoldan zenginlik hayali kurduğu kötü ekonomik koşulların kaçınılmaz kıldığı türü “derinlikli söylem”ler de eklendi ve dağın fare doğurup, Gövemiş Gücü ile Hıçkırdı İdman Yurdu amatör maçında rica üzerine düdük çalan mahalle kasabının ve kumarbaz manifaturacının ibretleneceği belli oldu.
Dağın doğurduğu farenin insan kirlenmişliğini sıvayan sistem olduğunun önemsizleştirileceği zaten açık…
Yine o sıralarda, Gebze’de bir apartman, “durduk yere” çöktü ve bir aile, tek ferdi dışında yok oldu. Önce, perde kolona zarar verilmiş denilip insan kirlenmesine işaret edildi, sonra çevre binaların statik analizleri umursanmadan girişilmiş metro inşaatı üzerinden bakanlık ve sisteme çevrildi parmaklar. Bir aile trajedisinden geriye, sistemin ve insanlarının kirlenmişliği kaldı, ölüme “meçhul”ün sisi örtüldü… Cumhuriyet 102 yaşını doldururken.
Çöken bina ve Cumhuriyet analojisiyle öyle çok yazdık ki, şimdi yeri değil bunun da, bu pazar yazısında…
Bir de Eda Saraç adlı tiyatro oyuncusu, ters kelepçeyle gözaltına alındı o ara. Suçu, zamanında sahne almasını önleyebilecek olan Cumhurbaşkanı teşrif konvoyu için kurulan güvenlik bariyerine “mızırdanmak”tı.
Kendisini darp eden korumanın şikâyetiyle, bir de tutuklandı… Bariyere itirazın Cumhurbaşkanı’na hakaretten hapis anlamı taşıdığı gün, 102 yılı tamamladı Cumhuriyet.
Şikâyetlerle, “itiraf”larla tutuklamaların süreklileştiği, normalleştiği koşulların, yani sistemin insan çürütücülüğünün doruğu olan, “alınıp satılabilen”lerin “sayın muhbir vatandaş”lığın iade-i itibarla, utanç sayfalarına gömüldüğü tarihten muteberlikle hortlatılması ayrı bir yazı konusu. Şakası yapılamaz.
Konvoy bariyerine dönelim. “Selamsız Bandosu” misali, geçişini bile görmediğiniz bir âdeme, onun için kurulmuş bariyer nezdinde saygı gösterilmesini yasa olarak beklemek, 29 Ekim münasebetiyle yürürlüğe giren bir talimatın uzantısı. MEB’in okullara dayattığı ve bir anda MSB, TSK binaları dahil Erdoğan posteri asma zorunluluğu olarak fiilen yürürlüğe giren ve itirazsız boyun eğilen bir ferman…
Bayrağın solundaki Atatürk posteriyle aynı boyutta olacak ve bayrağın sağ tarafına konulacak. Bayrak, “şimdilik” dursun böyle, öbürünü, yakında…
Erdoğan posterini dalgalandırarak, suretin suratını eğip büken yelin, ters kelepçeyle…
Pazar yazısı bu…
Bariyer ve poster. Geçişini görmediniz, rüzgâr uçurdu, önemli değil. Temsiliyeti var. Aslın sureti onlar.
Suretinin asılması bizzat kendi talimatı olduğuna göre, biraz Narkissos’un kendine hayranlığını çağrıştırıyor. Gerçi o, durgun suda bakmıştı kendine ve âşık olduğu Ekho sanmıştı gördüğünü, geriye de nergis bırakmıştı. Binadan sallanan Erdoğan’ın böyle bir şansı yok, ama, hikâyeyi değilse de kavramı temsil edebilir.
Böyle bakarsak, biraz hafifletmiş oluruz, narsisizm filan.
Çünkü işin bir de o surete bakanları, bakmalara doyamazları var. Garipsemeyin, bu bir şans olabilir.
Tasavvufun da edebiyatta aşina kıldığı bir kavram, “suret-i aşk”. Surete âşık olma hâli. Narkissos kendine, kendini kurutup yok edesiye âşık olmuştu. Bu kendini yok ediş mertebesi aşkın en üst basamağı kabul edilir. Derinliği boşverelim şimdi.
Baktığın her yerde Erdoğan görmeni sağlamak, surete âşık oluşa yasal zorlanma olarak ilktir muhtemelen. “Sevmek Zamanı” filminde Meral’in portresine âşık olan Boyacı Halil’i hatırlayın. Kürk Mantolu Madonna’nın Raif’ini… Ömer Kavur’un “Gizli Yüz”ünü… Ve “Şark aşk destanları”nı, Şirîn ve Hüsrev’i…
Suret-i aşk… Bariyer-i aşk…
Bu tasavvufanî surete âşık olmanın, suret sahibi için artıları bariz de, bizim için “şans”ı nerede? Bu aşkın derinleşmesinde. Yok, fesatlık etmeyin, kendilerini yok edişlerinde değil. Asılı inkâra varmalarında.
Meral, aşkına karşılık vermek için Halil’in karşısında zuhur ettiğinde, reddedilmişti. O, âşık olunan ve bütün kimliği Halil’in hayalleriyle örülmüş portre değildi ki. Onun dışında bir varlıktı. Başka bir gerçeklikti. Ona âşık olmamıştı Halil. Surete sarıldı ve asılı terk etti… “Resminle aramıza girme!”
Bu suretin gerçeğe, gerçeğin yokluğa dönüşümüdür.
Pazar yazısı için ağırlaşmaya başladı mevzu.
Cumhuriyet 103 yaşına basarken, Anıtkabir’de devlet ricalinin mahut kof töreni ve Cumhuriyet’i sahiplenen milyonların ziyaret akını vardı. Orada bir şey oldu. Bir güruh, bütün kabir protokollerini de çiğneyerek, avluda Cumhurbaşkanı’na tezahürat yaptı. Bizzat tezahür eden de, bu rezilliğe elini sallayarak katıldı. İktidarın ortağı, resepsiyonlar için saat kurmamıştı, gitmedi.
Basit bir edepsizlik değildi tezahüratla el sallama. Anıtkabir nezdinde Cumhuriyet’e, Atatürk’e meydan okumanın merhale kaydedeceğinin işaret fişeğiydi.
Yukarıda biraz ti’ye aldığımız, poster zorlamasıyla birlikte düşünün bu boy ölçüşmeyi. Atatürk’ün eşiti olarak Erdoğan. Atatürk’ü koruma kanununun, Erdoğan’a iç geçirilmez kanunu karşısında esamisi okunmaz oluşuyla, onun da üzerine çıkışı, putlaşma günahının kutsanması.
Kimi anıtlar, birer işaret olarak, toplumların belleği işlevi görür. İnsanlar için yaptırılan anıtların gerçek işlevi, bu insanların sembolize ettiği tarihsel olguların toplumsal belleğe kazınmasıdır. Anıta dönüşmüş işaretler ya da anımsatmalar, toplumda, sınıfların karşıt çıkar perspektifleriyle gelen karşıt anlamlar ifade ederler.
Bu anlamda anıtların suretleşmesi, farklı niteliktedir.
Örneğin Anıtkabir, bütün topluma bir bellek dürtüsüdür. Bu anıta bakan insan, mensup olduğu sınıfın ve sosyal katmanın belirlediği bir anımsama yaşar. Çünkü, o anıt, bakan insanların tarihinde ilişkiler ağının yeniden düzenlenmesini, bir dönemeci temsil eder. Saygı ve minnet duyanlar, yaşadıkları o dönemecin getirdiklerini daha da ileriye taşımak isterler. O anıtın simgelediklerine sahip çıkarlar. Dönemeçten nefret edenler ise, o anıtı da, o anıtın yaşama geçirdiklerini de tarihten ve toplumsal bellekten silmek uğraşına girerler.
Öyle anlar olur ki, sınıflar, anıtlar biçimine bürünerek, toplumsal çatışma alanına damgalarını vururlar…
Turgut Özal, Süleyman Demirel anıt-mezarları da bu minvaldedir. Bir sınıf damgası, bir dönemeç vurgusu. Bu dönemeçte çıkarlarını bulanların zafer takıdır, minnet duygularıdır… Saray da, elbet anıt-mezarlaşacaktır.
Anıtlar, insanların hatırlamasını sağlarlar…
Nasıl hatırlanacakları, hatırlayanlara bağlıdır.
Şeriat, laikliğe meydan okuyor… Emperyalizm, bağımsızlığa… Sermaye emeğe, para insana meydan okuyor…
Erdoğan, Anıtkabir’de devir teslim pozu veriyor…
Sınıflar, bazen, bayrak yerine anıt dikerler mücadele alanlarına… Her anıt her sınıfa birşeyler hatırlatır… Suretler silinse de kalır…
Ah, unutuyorduk, bir şey daha oldu 103’üncü yılın ilk saatlerinde. 1923’te dağıtılan Osmanlı ümmetçiliğine dönüşün Türk-Kürt birliğini sağlayacağı söylendi. Bunun karşılığı burada verilemez…
Sınıflar bazen suretlerle, anıtlarla çarpışır evet. Kıtık bezden bir top yuvarlanır çamur arsada, tuğlalara harç döker bir amele, bir sahnede tirat olur kelepçe, bir lisede dürülür, büzülür bir emir sureti, bir saray, utanç abidesine dönüşür. Sınıflar, bazen Türk’ü, Kürt’ü…
Suret-i Aşk ve Anıtkabir IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2025 2025-11-01 22:39:47 Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku


