
Okulların açılması, bireylerde de, toplumda da yeni bir umut yaratmıyor. Gerici ve piyasacı iktidarlar var oldukça, toplumun geleceğe umutla bakabilmesi mümkün görülmüyor.
Bilindiği gibi, okul denen kurum, genelde üç işlev görüyor:
- Toplumsal değerleri çocuklara aktarıyor.
- Çocukların, bilişsel, devinimsel ve duyuşsal gelişimlerine yönelik eğitim-öğretim süreçleriyle, toplumunu ve doğayı gerçekçi bir biçimde algılamasını sağlayıp özgür bireye dönüştürüyor.
- Toplumsal yaşamın gerektirdiği insan kaynağını yetiştiriyor.
Bu nedenle okulların açılması, veli, öğrenci, öğretmen, iş çevreleri, iktidar ve toplum gibi pek çok kesimi ilgilendiriyor.
Kimi veli çocuğunun tercihlerine saygı duyuyor; kimileri de çocuğunu ailenin tercihleri doğrultusunda yönlendiriyor. Kimi veli, “Çocuğum ilkokula başlıyor; bu yıl ilkokuldan/ortaokuldan/liseden/ üniversiteden mezun olacak” diye seviniyor. Kimi veli ise aynı düşüncelerle “Ben şimdi ne yapacağım” diye kara kara düşünüyor! Bazı veliler, büyük bir coşku ve heyecanla gerekli alışverişleri yapıp çocuğunun mutlu bir şekilde okula başlamasını sağlıyor. Bazıları ise çocuğunu okula göndermemenin yollarını arıyor! Çocuğunu meslek lisesine ya da MESEM’e göndermek zorunda kalan veli ise, iş kazasında ölen ya da yaralanan öğrencileri anımsayıp çocuğunun sağlığından endişe ediyor. Çocuğu ilkokula başlayacak veliler de, çocuğunu gerici öğretmenin eline bırakma kaygısı yaşıyor. Ayrıca eğitim bakanları ne kadar “Kesinlikle yasak” dese de, okulların bağış ve kayıt parası istemesi, velilerin çoğunu kara kara düşündürüyor. Velilerin okula randevusuz girmesinin yasaklanması ise, iktidarın velileri paydaş değil müşteri olarak gördüğü anlamına geliyor.
Okulların açılması, yükseköğretim öncesindeki 18 milyon öğrenciyi ilgilendiriyor. Geçmiş yaşantısıyla ilgili olarak olumlu anıları olan çocuk okula hevesle ve koşa koşa giderken, olumsuz anıları olanların ayakları geri geri gidiyor, kerhen okula devam ediyor, okulu kırıyor ya da terk ediyor! Okullarda yaşanan akran zorbalığı, öğretmenlerin ayrımcı davranışları ya da ırkçı-gerici söylemleri ve tutumları, okula aç açına gidenlerin okul kantininden istediği an istediğini alabilenlere tanık olmaları olumsuz anıların artmasına yol açıyor. Çocuk sınav kaygısıyla öğrencilik yaşamını sürdürüyor. Mezun olduğunda da iş bulma kaygısı başlıyor. Bir de engelli olan çocukların durumunu düşünün!
Öğrenciler için okul araç gereçleri satanlar, okullarda kantin çalıştıranlar, öğrenci servisi çekenler ve kaçak olsa da nasıl oluyorsa bir şekilde işlerini yürütüp okulların etrafında konuşlanan satıcılar ise okulların açılmasına en çok sevinen kesim oluyor.
Öğretmenler de çeşit çeşit: Kadrolusu var, ücretli çalışanı da! Gerici olanı var, laik ve bilimsel eğitimden yana olanı da! Yandaş olanı var, muhalif olanı da! Öğretmenliğini bir “öğretmen” titizliğiyle yapan var, dostlar alışverişte görsün diye yapanlar ya da öğretmenliği imamlıkla karıştıranlar da! Tüm öğretmenlerin günümüzdeki bir ortak özelliği geçim sıkıntısı çekmeleri, ikinci ortak özellikleri de bu yıl giymek zorunda oldukları önlük olacak. Eee kolay değil çağdaş giysilerden, çeşitlilikten hoşlanmayan bir iktidarımız var; bu iktidar devam ederse kadın öğretmenlere türban zorunluluğu gelse kimse şaşırmayacak. Bilindiği gibi önümüzdeki yıllardan itibaren Milli Eğitim Akademisi (MEA) mezunları öğretmen olarak istihdam edilecek. Bu yıl MEA’ya alınacak öğretmen adaylarıyla yapılan mülakatta, “İslamofobi ve İslam karşıtlığı kavramlarından hangisi daha doğru? Hangisini tercih edersin?” ve “Yeni öğretmenlere okullardaki son ramazan etkinliklerini nasıl uygulamalarını öğretirsin?” gibi sorular sorulduğuna göre, MEA’dan mezun olacakların nitelikleri üç aşağı beş yukarı bugünden belli oluyor! Bu nedenle, iktidar değişmezse, gelecek yıllarda öğretmenlerin üçüncü ortak özelliği gericilik olacak.
Türkiye, iktidarlar açısından özellikle 66 yıldır talihsiz bir ülke. 12 Eylül 1980’den bu yana giderek koyulaşan gerici ve piyasacı iktidarlar tarafından yönetiliyor. Bu iktidarlar okullarda çocuklara çağdaş Cumhuriyet değerlerini değil de, gerici Osmanlı değerleriyle rekabetçilik gibi piyasacı değerleri aktarmaya çalışıyor. Çocukların özgürleşmesinden korktukları kadar, başka bir şeyden korkmuyorlar. Ülke gereksinimlerine uygun insan kaynağı yetiştirmek yerine, emeği sömürenlerin işine yarayacak ucuz emek gücü ya da yurt dışına gidenlere bakınca da beyin gücü yetiştirmeye çalışıyorlar. Bu nedenle gerici tarikatçılık prim yapıyor; yolsuzluk, rüşvet, uyuşturucu ticareti, emek ve doğa sömürüsü artıyor. Bu olumsuz gelişmelere son yıllarda, seçmenini satan milletvekilleri ile belediye başkanları da eklenmiş bulunuyor.
AKP iktidarının eğitim bakanlığına uygun gördüğü kişi ise (Prof. Dr. Yusuf Tekin), hem ümmetçiliği savunuyor, hem de tarikatları sivil toplum kuruluşu olarak görüyor! 23 Haziran 2026’da TBMM’ye verdiği resmi yanıtta, 10 yılda MESEM’lerde iş kazalarında 13 çocuğun yaşamını yitirdiğini açıklayan Y. Tekin; 3 Eylül 2026’da bir başka soru önergesi üzerine MESEM’lerde yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında 37 çocuğun yaşamını yitirdiğini açıklıyor (Evrensel, 10 Eylül 2026)! Bu açıklamasıyla bile, bakan ne dediğine güvenilecek (!) bir kişi olduğunu gösteriyor.
Bu arada Türkiye toplumunun, genelde Amerikalılara mesafeli olsa da, Cumhuriyet ile laiklik, bilimsellik ve insan hakları gibi değerlere sahip çıksa da, Amerikancı ve Osmanlı hayranı iktidarlara prim verdiğini söylemek pek yanlış olmuyor. Toplum, gericileşmenin ve piyasacılığın ülkeyi nerelere götüreceğinin ayrımına varmamış gibi davranıyor. Örneğin laiklik elden giderse ülkenin Afganistan’a dönüşeceğini ya görmüyor ya da umursamaz bir görüntü veriyor.
Bu ortamda okulların açılması, bireylerde de, toplumda da yeni bir umut yaratmıyor. Gerici ve piyasacı iktidarlar var oldukça, okulların yukarıda değinilen işlevleri üstlenmesi ve toplumun geleceğe umutla bakabilmesi mümkün görülmüyor.
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-09-17 22:12:00
Son haberler Dünya haberleri Ülke haberleri En önemli haberler son haberler en önemli günün son haberleri Yargıç Petar Nizamov Tüyler Petar Nizamov- Tüyler Adalet bg iustitia.bg iustitia iusticia usticia soruşturma Burgaz Bulgaristan haberleri son saat haberleri günün haberleri bugünün haberleri Bulgaristan haberleri Bulgaristan haberleri yıldırım haberleri en önemli haberler en çok yorumlanan son haberler Boyko Borisov haberleri hava durumu koronavirüs haberleri haber hava durumu facebook youtube facebook instagram bugünün haberleri son dakika haberleri bugünün haberleri haberler bg haberler önde gelen haberler sıcak haberler bg haber sitesi tüm haberler haberler bg son saatin haberleri son dakika haberleri bg bugünün haberleri bugünün haberleri bugünün haberleri son saatin haberleri bugünün haberleri bg haberler 24 saat haberler vesti bg novini haberleri dünya kuşu bg bivol bg bivol trud bg novini bugünün son haberleri novinite bg haberleri merhaba bulgaristan siyasi parti arması delyan peevski skandal Bulgar Ulusal Televizyonu Free Europe Television skandal özel canlı tv şu anda canlı tv tv çevrimiçi tv programı bg canlı şimdi tv haberleri çevrimiçi tv çevrimiçi canlı mahkeme Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas bölge mahkemesi Burgas temyiz mahkemesi Burgas savcısı Burgas savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Burgas bölge savcılığı Başsavcı Ivan Geshev Savcı Geshev Tsatsarov İçişleri Bakanlığı Burgas ODMR Burgas ODPR Burgas polisi Burgas bölge polisi Burgas savcısı Tsatsarov SGS davaları Varna mahkemesi SGS mahkemesi başkanı hukuk davalarına ilişkin kararlar davalara ilişkin kararlar Plovdiv mahkemesi mahkeme kararı kararları davalar Varna mahkemesi ceza davaları bölge bölge mahkemesi kararları mahkemede çalışma SGS SGS başkanı hakimler Sofya mahkemesi görevi hakimler Plovdiv mahkemesi Plovdiv hakimleri Plovdiv Yüksek Mahkeme Müfettişliği Yüksek Mahkeme Yüksek Yargı Konseyi avukat avukat ceza davaları avukat hukuk davaları avukat evlilik davaları avukat idari ceza hukuku ceza süreci medeni hukuk medeni süreç idare hukuku anayasa hukuku

