Viyana/Berlin 20.09.2026 – Berlin’de seçimin dikkat çeken ismi kuşkusuz Elif Eralp oldu. Seçim kampanyasının başında Berlin kamuoyunda çok geniş tanınırlığı olmayan Eralp, aylar içinde Die Linke’nin yüzüne dönüştü. Tagesspiegel’in seçim günü yayımladığı portreye göre parti özellikle kapı kapı dolaşan kampanyaya ağırlık verdi; Eralp de sosyal medyada farklı dillerde ve günlük hayata yakın bir üslupla seçmenlere ulaşmaya çalıştı. İlk yüksek hesaplamalar, bu kampanyanın Die Linke’ye 2023’e göre yaklaşık 13 puanlık artış getirdiğini gösterdi.
1980 darbesinden kaçan bir ailenin kızı
Elif Eralp 1981 yılında Münih’te doğdu. Anne ve babası sosyalist ve sendikacıydı; 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından siyasi baskı korkusuyla Türkiye’den Almanya’ya kaçtılar. Eralp’in annesi Almanya’ya geldiğinde ona hamileydi. Aile önce Münih’te, ardından Dortmund ve Hamburg’da yaşadı. Eralp daha sonra Hamburg Üniversitesi’nde hukuk okudu ve iki devlet hukuk sınavını da tamamladı. Berlin Eyalet Meclisi’nin resmî kayıtlarına göre Türkçe, Almanca, İngilizce ve İspanyolca biliyor. 2010’dan itibaren Die Linke Federal Meclis Grubu’nda hukuk politikaları danışmanı olarak çalıştı; 2021’den bu yana Berlin Eyalet Meclisi üyesi, 2024’ten bu yana da grup başkan yardımcılarından biri.
Eralp’in ailesinin hikâyesi yalnız göç hikâyesi de değil. Tagesspiegel’e göre annesi Almanya’da kadın ve göçmen çalışmaları yürüttü, babası doktor olarak çalıştı. Eralp çocukluğunun erken dönemlerinden itibaren siyasi gösterilere katıldı; 1993 Solingen ırkçı saldırısının ardından düzenlenen protestoları siyasi bilincini şekillendiren olaylardan biri olarak anlatıyor.
Die Linke’nin yükselişinde genç seçmen etkisi
Seçim gecesinin en çarpıcı rakamlarından biri genç seçmenlerde görüldü. RBB’nin Infratest dimap verilerine dayanan seçim analizine göre 25 yaşından küçük seçmenlerin yüzde 43’ü Die Linke’ye oy verdi. 25-34 yaş grubunda bu oran yüzde 48’e çıktı. İlk kez oy kullananlarda parti yüzde 38’e ulaştı. 25 yaşından küçük kadın seçmenlerde ise Die Linke’nin oranı yüzde 51 olarak ölçüldü.
Bu rakamlar tesadüfi görünmüyor. Berlin’de özellikle gençlerin gündeminde kira, konut fiyatları ve yaşam maliyetleri bulunuyor. Seçim öncesi araştırmalarda da genç seçmenlerin en önemli sorun olarak kiraları ve konutu gördüğü ortaya çıkmıştı.
Berlin’de bu seçimde 16 ve 17 yaşındaki gençler de eyalet parlamentosu seçiminde oy kullanabildi. Yaklaşık 2,5 milyon kişinin oy kullanma hakkına sahip olduğu seçim, bu yönüyle de Berlin siyasetinde yeni bir seçmen kuşağının ağırlığını ortaya koydu.
Die Linke yalnız sandıkta değil, üyelikte de büyüdü
Partinin yükselişi yalnız seçim gecesine ait değil. Berliner Zeitung’un ağustos ayında yayımladığı araştırmaya göre Berlin Die Linke’nin üye sayısı yaklaşık 18 bine çıktı ve parti üye sayısı bakımından Berlin’in en büyük siyasi partisi haline geldi. Gazete, seçim öncesindeki dönemde partiye günde ortalama yaklaşık 20 yeni kişinin katıldığını bildirmişti.
Bu gelişme, Die Linke’nin 2025 Federal Meclis seçiminde de Berlin’de yaklaşık yüzde 20 ile birinci parti olmasının ardından gelen ikinci önemli başarı oldu. Parti birkaç yıl önce Sahra Wagenknecht’in ayrılması, BSW’nin kurulması ve kendi içindeki antisemitizm tartışmaları nedeniyle ciddi kriz yaşamıştı.
Eralp’in ana konusu: Kira ve konut
Elif Eralp’in seçim kampanyasının merkezinde Berlin’in kronik konut sorunu vardı. Die Linke, büyük konut şirketlerinin mülklerinin “Vergesellschaftung”, yani toplumsallaştırılmasını istiyor. Bu konu Berlin’de yeni değil. 2021’de yapılan “Deutsche Wohnen & Co enteignen” referandumunda katılanların yüzde 57,6’sı büyük konut şirketlerinin konut stoklarının toplumsallaştırılması yönünde oy kullanmıştı.
Eralp seçimden önce bu talebin olası koalisyon görüşmelerinde de masada kalacağını açıkça söyledi. Seçim gecesi ARD’ye yaptığı açıklamada da büyük konut şirketlerinin toplumsallaştırılmasının temel seçim vaatlerinden biri olduğunu ve bundan vazgeçmeyeceğini belirtti.
Eralp’in seçimden birkaç gün önce açıkladığı beş maddelik ilk icraat planında, Berlin belediyesine ait yaklaşık 400 bin konutta kiraların önce bir yıl dondurulması da yer aldı. Ayrıca Berlin’in 56 mahallesini tek tek ziyaret edeceği bir “Berlin birlikte” turu ve evsizlerin davet edileceği bir yılbaşı resepsiyonu planladığını açıkladı.
New York’tan Berlin’e uzanan kampanya modeli
Alman basınının dikkat çektiği bir başka ayrıntı ise Eralp’in kampanya tarzı oldu. Taz gazetesine göre New York’ta Zohran Mamdani’nin başarılı belediye başkanlığı kampanyasının arkasındaki stratejistlerden biri Elif Eralp’e de danışmanlık yaptı. Taz, Eralp’in kişisel hikâyesini öne çıkaran, kısa videolar ve sosyal medya üzerinden yürüyen kampanyasında Mamdani kampanyasının izlerini gördüğünü yazdı.
Eralp de Mamdani’nin New York’taki başarısının ardından, “New York’ta bir solcu kazanabiliyorsa Berlin’de de kazanabilir” demişti.
Ancak Die Linke’nin önünde kolay bir hükümet yolu yok
Yeni Vatan Gazetesi´nin Berlin´de yaptığı kısa bir araştırma birinci parti olmak Elif Eralp’in otomatik olarak Berlin Eyalet Başbakanı olacağı anlamına gelmiyor. Berlin’de hükümet başkanı halk tarafından doğrudan seçilmiyor; Eyalet Meclisi’nde çoğunluk gerekiyor. Seçim öncesinde CDU, Die Linke, Yeşiller, AfD ve SPD arasındaki dağılım nedeniyle iki partili bir çoğunluk zaten zor görünüyordu. Siyasi olarak tartışılan seçeneklerden biri Die Linke-Yeşiller-SPD üçlü koalisyonu, diğeri ise CDU-Yeşiller-SPD ittifakıydı.
Ancak özellikle büyük konut şirketlerinin toplumsallaştırılması konusu Die Linke ile SPD arasında ciddi bir anlaşmazlık oluşturuyor. Die Linke bunu koalisyonun temel şartlarından biri olarak görürken SPD bu talebe mesafeli yaklaşıyor.
Parti içindeki Filistin ve antisemitizm tartışmaları
Eralp’in önünde yalnız koalisyon matematiği değil, kendi partisindeki tartışmalar da bulunuyor. Berlin Die Linke’nin özellikle Neukölln örgütündeki bazı isimler, İsrail ve Filistin konusunda antisemitik söylemlerde bulunmakla suçlandı. Seçim kampanyası sırasında bir rapçinin Die Linke etkinliğinde “Yalla Yalla Intifada” sözlerini kullanması da büyük tartışma yarattı.
Seçimden birkaç gün önce Eralp’i “intifadayı parlamentoya taşımakla” suçlayan sahte bir afiş de sosyal medyada dolaştırıldı. Die Linke bunun kendi materyali olmadığını açıkladı ve polise suç duyurusunda bulundu. Bazı siyasetçiler afişin sahte olduğu anlaşılmadan önce paylaşmış, ardından paylaşımlarını silmişti.
Eralp ise İsrail’in var olma hakkını savunduğunu, aynı zamanda Berlin’de hem Yahudi hem Müslümanların güvenliğinin korunması gerektiğini söyledi. 7 Ekim Hamas saldırısını açık biçimde “korkunç bir katliam” olarak nitelendirirken Filistinlilerin acılarının da görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtti.
Mecklenburg-Vorpommern’de AfD iki kattan fazla büyüdü
Berlin’de Die Linke’nin yükselişi konuşulurken aynı akşam Almanya’nın kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Vorpommern’de tamamen farklı bir siyasi tablo ortaya çıktı.
NDR’nin saat 19.31 itibarıyla yayımladığı Infratest dimap yüksek hesaplamasına göre AfD yüzde 37,7 ile birinci sıradaydı. SPD yüzde 35,5, Die Linke yüzde 6,9, Yeşiller yüzde 5,5, CDU yüzde 5,2 ve BSW yüzde 5 civarında görünüyordu. AfD böylece 2021’deki yüzde 16,7 seviyesine göre oyunu 21 puan civarında artırmış oldu.
AfD’nin eyalet baş adayı eski radyo sunucusu Leif-Erik Holm. Mecklenburg-Vorpommern AfD teşkilatı, eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırılmıyor. Bununla birlikte parti kamu yayıncılığını yeniden yapılandırmayı, “Müslüman göçünü” sınırlandırmayı ve devlet desteklerini belirli “demokrasi şartlarına” bağlamayı savunuyor.
Diğer büyük partiler seçim öncesinde AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamıştı. Bu nedenle AfD’nin birinci parti çıkması tek başına hükümet kurabileceği anlamına gelmiyor. NDR’nin seçim gecesi verileri de eyalet parlamentosundaki çoğunluk tablosunun küçük partilerin yüzde 5 barajını aşıp aşmamasına bağlı olarak değişebileceğini gösteriyor.
Berlin’de iki ayrı siyasi mesaj
20 Eylül seçim gecesi Almanya’dan iki farklı siyasi mesaj çıktı. Berlin’de Türkiye’den göç etmiş bir ailenin kızı olan Elif Eralp’in öncülüğündeki Die Linke özellikle genç seçmenlerde büyük bir sıçrama yaptı; Mecklenburg-Vorpommern’de ise AfD tarihinin en yüksek eyalet sonuçlarından birine ulaştı.
Gençler Berlin’de Eralp’e yöneldi
Berlin seçiminde Die Linke’nin sıçramasının arkasında yalnız göçmen kökenli seçmenler yok. İlk analizlerde 25 yaş altındaki seçmenlerin yaklaşık yüzde 43’ünün, 25–34 yaş grubunun ise yüzde 48’inin Die Linke’ye oy verdiği görüldü. 25 yaş altındaki kadınlarda bu oran yüzde 51’e çıktı. Üstelik Berlin’de 16 ve 17 yaşındakiler bu seçimde ilk kez Eyalet Meclisi için oy kullandı. Böylece Eralp’in başarısı, yalnız Türkiye kökenli bir adayın yükselişi değil, aynı zamanda Berlin’de genç seçmenin belirgin biçimde sola yönelmesi olarak da okunuyor.
12 Eylül’den Berlin’in yönetimine
Eralp’in aile hikâyesinin bilinmeyen ayrıntıları da dikkat çekici. Anne ve babası 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türkiye’den ayrılırken annesi sekiz aylık hamileydi. Güvenlik nedeniyle tren yolculuğunda ayrı kompartımanlarda seyahat ettikleri, Bulgaristan sınırında pasaport sorunu nedeniyle saatlerce bekletildikleri ve Yugoslavya üzerinden Almanya’ya ulaşabildikleri anlatılıyor. Eralp birkaç ay sonra Münih’te doğdu. Yaklaşık yarım yüzyıl sonra o ailenin kızı Berlin’in yönetimine talip.
Aynı gençlik, iki ayrı Almanya
20 Eylül 2026 akşamı Almanya iki çok farklı siyasi tablo verdi. Berlin’de 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye’den Almanya’ya sığınan bir ailenin kızı Elif Eralp’in baş aday olduğu Die Linke, özellikle genç seçmenin güçlü desteğiyle birinci parti oldu. Buna karşılık Mecklenburg-Vorpommern’de AfD oyunu yaklaşık 21 puan artırarak yüzde 37’nin üzerine çıktı; ilk kez oy kullanan gençlerde de yaklaşık yüzde 32 ile ilk sıraya yerleşti.
Ortaya dikkat çekici bir tablo çıktı: Berlin’de gençler ağırlıklı olarak Die Linke’ye yönelirken, Almanya’nın kuzeydoğusunda aynı yaş kuşağı güçlü biçimde AfD’ye yöneldi. Berlin’de kira, konut ve sosyal eşitsizlik öne çıkarken; Mecklenburg-Vorpommern’de göç, güvenlik, ekonomi ve federal hükümete tepki belirleyici başlıklar arasında yer aldı. Sonuçlar, Almanya’daki siyasi ayrışmanın yalnız klasik sağ-sol ekseninde değil, büyük kentlerle doğu eyaletleri ve genç seçmen grupları arasında da giderek derinleştiğini gösteriyor.
Berlin’in kesin geçici sonucu gece saatlerinde açıklanacak, resmî nihai sonuç ise daha sonra Berlin Eyalet Seçim Kurulu tarafından kesinleştirilecek. Bu nedenle seçim gecesindeki yüzdeler şimdilik yüksek hesaplama niteliğinde. ( yenivatan.at, Berlin-Viyana, 20.09.2026)
Der Beitrag Berlin’de Türk asıllı aday Elif Eralp ile Die Linke zaferi, AfD yükselişte erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
Berlin’de Türk asıllı aday Elif Eralp ile Die Linke zaferi, AfD yükselişte 2026
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-09-20 19:17:34
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.
