Viyana, 10.09.2026– Viyana’nın 1683’teki ikinci Osmanlı kuşatmasının sona erdiği Kahlenberg Savaşı, 343 yıl sonra bu kez aşırı sağ ile antifaşist grupların karşı karşıya geleceği siyasi bir sembole dönüşüyor. Identitäre Bewegung, 12 Eylül’de Kahlenberg’de meşaleli bir gösteri düzenleyerek “Viyana’nın kahramanlarını” anmak ve “Avrupa’nın kimliğini savunmak” istiyor. Karşı tarafta ise “Nazi yürüyüşüne karşı” ve “ırkçı anmaya karşı” sloganlarıyla iki ayrı protesto hazırlanıyor. Avusturya Bilimler Akademisi’nden tarihçi Johannes Feichtinger ise 1683’ün bugün “Avrupa’nın İslam’dan kurtuluşu” biçiminde anlatılmasının tarihsel gerçekleri çarpıttığını söylüyor: “Bu bir dinler savaşı değil, imparatorluklar arasındaki güç mücadelesiydi.”
12 Eylül 1683, Viyana tarihinin en önemli tarihlerinden biri. İkinci Osmanlı kuşatmasının sonunu getiren Kahlenberg Savaşı o gün yapıldı. Kurier’in ifadesiyle, tarihsel olarak doğru biçimde “Alman-Polonya yardım ordusu” olarak tanımlanan kuvvetler, Polonya Kralı Jan Sobieski’nin komutasında Osmanlı ordusunu yenilgiye uğrattı. Böylece Viyana, tarihsel anlatıda Osmanlı kuvvetlerinin eline geçmekten kurtuldu.
Aradan 343 yıl geçti. Ancak Kahlenberg ve 12 Eylül tarihi bugün yalnızca tarihçilerin, kilisenin veya Viyana’nın geçmişiyle ilgilenenlerin gündeminde değil. 2026’da aynı tarih, Avusturya’daki aşırı sağ Identitäre Bewegung tarafından yeniden siyasi bir sembol haline getiriliyor.
Kurier’in haberinde dikkat çekildiği üzere Identitäre’nin çağrısında mesele yalnızca “1683’te Viyana’nın kurtarılması” değil. Verilmek istenen mesaj çok daha güncel: 1683’te Osmanlı ordusuna karşı savunulan Viyana’nın yerine bugün “Avrupa’nın savunulması” fikri konuluyor. Ortada elbette 17. yüzyıldaki gibi bir Osmanlı ordusu yok. Buna rağmen söylemin merkezinde, açık biçimde olmasa bile kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde, Avrupa’nın “İslami etkiden” korunması fikri bulunuyor.
Bu nedenle 12 Eylül 2026’da Kahlenberg’de yapılacak etkinlik, sıradan bir tarih anması olmaktan çoktan çıkmış durumda.
Identitäre Kahlenberg’e çıkıyor
Identitäre Bewegung, 12 Eylül’de Kahlenberg’de bulunan Sobieski anıt levhasının önünde toplanma çağrısı yaptı. Hareket, etkinliği “Viyana’nın kahramanlarının onuruna” düzenlediğini duyurdu ve katılımcılardan meşalelerle “kimliğimiz için bir işaret” vermelerini istedi.
Polisin elindeki bilgilere göre gösteri için yaklaşık 150 ile 200 katılımcı bildirildi. Kahlenberg’in seçilmesi tesadüf değil. Yer, 1683 anlatısının en güçlü sembollerinden biri. Polonya Kralı Jan Sobieski’nin adıyla, Viyana kuşatmasının sona ermesiyle ve Osmanlı ordusunun geri çekilmesiyle doğrudan bağlantılı.Aşırı sağ çevreler de uzun süredir bu tarihsel sembolü modern kimlik siyasetiyle birleştiriyor.
Kurier’in değerlendirmesine göre 1683’teki savaşın tekrarlanması elbette söz konusu değil. Ancak polisin önünde ciddi bir güvenlik sorunu var. Çünkü Identitäre’nin çağrısına karşı antifaşist gruplar da sokağa çıkıyor. Yani Kahlenberg’de bu kez iki ordu değil, birbirine taban tabana zıt iki siyasi kamp karşı karşıya gelecek.
“Nazi anmasını engelleyin” çağrısı
“Antifaschistische Aktion” da günler öncesinden harekete geçti.
Grup, Identitäre’nin Kahlenberg etkinliğini “Nazi anması” olarak tanımlıyor ve bunun engellenmesi çağrısında bulunuyor. “Identitäre’nin Nazi yürüyüşüne karşı” başlığı altında düzenlenecek karşı gösteriye yaklaşık 300 kişinin katılması bekleniyor. Göstericiler Heiligenstädter Straße’den hareket edecek. Ardından Liechtenwerder Platz ve Liechtensteinstraße üzerinden ilerleyecekler. Yürüyüş güzergâhında dikkat çekici bir sokak daha bulunuyor: Türkenstraße, yani “Türk Sokağı”. Kurier de bunu özellikle not ediyor ve “tesadüf mü değil mi?” diye soruyor. Yürüyüşün Oskar-Morgenstern-Platz’da sona ermesi planlanıyor. Karşı gösteri için saat 15.00 ile 17.00 arası bildirildi. Ancak aynı gün yalnızca bu gösteri yapılmayacak.
Leopoldsberg’deki otoparkta da ayrı bir protesto planlanıyor. Polis kayıtlarına göre burada yaklaşık 30 kişi saat 16.00 ile 22.00 arasında “ırkçı anmaya karşı” gösteri yapacak.
Böylece 12 Eylül’de Viyana’nın Döbling bölgesi, birkaç saat içinde farklı siyasi kampların aynı tarih üzerinden birbirlerine meydan okuyacağı bir alana dönüşecek.

Olay çıkmasından endişe ediliyor
Viyana polisi yoğun geçmesi beklenen bir cumartesi gününe hazırlanıyor. Aşırı sağcı Identitäre Bewegung Österreich (IBÖ), Kahlenberg’de gösteri için başvuruda bulundu. Aynı gün iki karşı gösteri de yapılacak. Polis, taraflar arasında karşılıklı provokasyonlar ve gösterileri engelleme girişimleri yaşanabileceğini değerlendiriyor.
Identitäre’nin etkinliği, “Viyana’nın kahramanları! 1683’teki ikinci Viyana Türk kuşatmasını anma etkinliği” sloganıyla yapılacak. Organizatörler yaklaşık 200 kişinin katılmasını bekliyor.
Aynı saatlerde iki ayrı karşı gösteri planlandı. Bunlardan biri Leopoldsberg’de sabit bir protesto olarak bildirildi. Heiligenstadt bölgesinde yapılacak ikinci karşı gösteriye ise yaklaşık 300 kişinin katılması bekleniyor.
Polis grupların karşı karşıya gelmesini önlemeye çalışacak
Polis, karşılıklı provokasyon beklentisi nedeniyle bölgede yeterli sayıda güvenlik görevlisinin bulunacağını açıkladı. Amaç, farklı grupların doğrudan karşı karşıya gelmesini ve olay çıkmasını mümkün olduğunca önlemek.
Identitäre’nin bu yaz Viyana şehir merkezinde yapmak istediği başka bir yürüyüş ise polis tarafından yasaklanmıştı. Yasak kararına gerekçe olarak, aynı güzergâh üzerinde daha önce bir karşı gösteri için başvuru yapılmış olması gösterilmişti.
Devlet Güvenliği Başkanı “faaliyet yasağını” gündeme getirdi
Identitäre Bewegung üzerindeki tartışma yalnızca cumartesi günkü gösteriyle sınırlı değil.
Avusturya Devlet Güvenliği ve İstihbarat Müdürlüğü’nün (DSN) Başkanı Sylvia Mayer, kısa süre önce hareket için bir “faaliyet yasağının” da gündeme gelebileceğini söyledi.
Mayer, çarşamba günü Der Standard’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bir faaliyet yasağı olası önlemlerden biri olabilir. Böyle bir yasak, örneğin IBÖ’nün bağış toplamasını ya da destek bulmasını ciddi biçimde zorlaştırır.”
Ancak Avusturya’daki dernekler hukukuna göre bir derneğin tamamen kapatılabilmesi için daha ağır hukuki koşullar gerekiyor. Bunun için ya dernek yöneticileri tarafından işlenmiş suçların kanıtlanması ya da derneğin kendi tüzüğüne aykırı yapısal ihlallerin ortaya konması gerekiyor.
Bu nedenle cumartesi günü Kahlenberg’de yapılacak gösteri yasaklanmış değil. Ancak polis, hem Identitäre’nin yaklaşık 200 kişilik etkinliği hem de karşı gösteriler nedeniyle bölgede geniş güvenlik önlemleri almaya hazırlanıyor.
Polis neden Identitäre gösterisini yasaklamıyor?
Kurier’in üzerinde durduğu sorulardan biri de bu.
Identitäre Bewegung, Avusturya devlet güvenliği makamlarının yakından izlediği bir yapı. Hareket, anayasal düzeni korumakla görevli güvenlik birimlerince aşırı sağcı ve demokrasi karşıtı olarak sınıflandırılıyor.
Ancak bu sınıflandırma tek başına bir gösterinin yasaklanması için yeterli hukuki neden oluşturmuyor. Polis, Kahlenberg’deki etkinliğin yasaklanmasını gerektirecek bir neden bulunmadığını belirtiyor.
Kurier burada Temmuz ayında yaşanan başka bir olayı da hatırlatıyor. O dönemde bir etkinlik polis tarafından yasaklanmıştı. Fakat bunun gerekçesi siyasi görüş ya da ideolojik sınıflandırma değil, daha önce bildirilmiş başka bir gösterinin koruma alanının ihlal edilme ihtimaliydi. Bu nedenle Identitäre’nin aşırı sağcı olarak değerlendirilmesi, hukuken otomatik bir yasak sonucunu doğurmuyor. Yine de polis 12 Eylül için olağanüstü dikkatli.
Viyana Polisi yaptığı açıklamada, eldeki bilgiler ve operasyon planları doğrultusunda devlet güvenliği makamlarıyla yakın iş birliği içinde hazırlık yaptığını bildirdi.
Döbling bölgesindeki polis gücünün de sahadaki gelişmelere göre ayarlanacağı açıklandı.
Başka bir ifadeyle polis, gösterinin yapılmasına izin veriyor ama olası çatışma ihtimaline karşı geniş güvenlik önlemleri hazırlıyor.

1683 neden bugün yeniden siyasetin merkezinde?
Kurier’in haberi yalnızca yaklaşan gösterilerle sınırlı değil.
Asıl önemli tartışma, Kahlenberg Savaşı’nın bugün nasıl hatırlandığı ve siyasi olarak nasıl kullanıldığı konusunda.
Bu konuda Avusturya Bilimler Akademisi’nden Johannes Feichtinger’in görüşlerine yer veriliyor.
Feichtinger, 1683’te Viyana kuşatmasının sona ermesinin tarihini ve bu tarihin sonraki yüzyıllarda nasıl yorumlandığını inceleyen tarihçilerden biri.
Editörlüğünü yaptığı “Der Entsatz von Wien 1683” adlı kitap 24 Eylül’de kamuoyuna tanıtılacak.
Kitap yalnızca savaşın askeri tarihini anlatmıyor. Viyana’nın Osmanlı kuşatmasından kurtarılmasının Avusturya ve Polonya’da nasıl hatırlandığını, bu hafızanın zaman içerisinde nasıl değiştiğini ve farklı kurumlar tarafından nasıl kullanıldığını da inceliyor.
Özellikle kilisenin, siyasetin, bilim dünyasının ve medyanın 1683’e ilişkin anlatıyı kimlik siyaseti için nasıl biçimlendirdiği araştırılıyor.
Feichtinger’e göre bugün Identitäre Bewegung’un yaptığı da bu uzun sürecin güncel örneklerinden biri.
Tarihsel bir olay alınıyor, bugünün siyasi mücadelelerine uyarlanıyor ve çağdaş bir kimlik mesajının taşıyıcısı haline getiriliyor.
“Viyana’nın kurtuluşu” anlatısı 1683’te doğmadı
Feichtinger’in Kurier’e aktardığı en dikkat çekici bilgilerden biri, bugün çok doğal kabul edilen “Viyana’nın kurtuluşu” anlatısının aslında olayın hemen ardından bugünkü biçimiyle oluşmadığı.
Tarihçiye göre “Viyana’nın kurtuluşu” hikâyesi esas olarak 1883 yılından itibaren öne çıkmaya başladı.
Yani Kahlenberg Savaşı’ndan tam 200 yıl sonra.
Daha önceki anlatılarda ağırlık “Viyana’nın savunulması” üzerindeydi.
Bu ayrım ilk bakışta küçük görünebilir ama siyasi açıdan önemli.
“Savunma”, belirli bir şehrin askeri saldırıya karşı direnmesini anlatıyor. “Kurtuluş” ise çok daha geniş bir siyasi ve kültürel anlam üretmeye açık.
Feichtinger’e göre daha sonraki dönemlerde tam da bu “kurtuluş” anlatısı üzerine yeni kimlik hikâyeleri kuruldu.
Ve bugün aşırı sağ bu anlatıyı bir adım daha ileri taşıyor: Viyana’nın 1683’te Osmanlı ordusundan kurtarılması, “Avrupa’nın İslam’dan kurtarılması” şeklinde yeniden yorumlanıyor.
Tarihçinin itirazı da tam bu noktada başlıyor.
“1683 bir dinler savaşı değildi”
Johannes Feichtinger’in değerlendirmesi net:
“1683’te söz konusu olan dinler arasında bir savaş değildi.”
Tarihçiye göre Kahlenberg Savaşı’nı yalnızca Hristiyanlık ile İslam’ın karşı karşıya geldiği bir savaş olarak okumak, dönemin siyasi gerçekliğini fazlasıyla basitleştiriyor.
Feichtinger, savaşın özünde “imparatorluklar arasındaki bir güç mücadelesi” olduğunu söylüyor.
- yüzyıl Avrupa’sındaki siyasi ittifaklar bugünün basit din veya medeniyet bloklarıyla açıklanabilecek kadar düz değildi.
Aynı dine mensup devletler birbirleriyle savaşabiliyor, farklı dinlere mensup yönetimler ise ortak çıkarlar nedeniyle ittifak kurabiliyordu.
Bu nedenle tarihçi, Identitäre’nin ve bazı sağcı parti ve siyasetçilerin 1683’ü “Avrupa’nın İslam’dan kurtarılması” olarak anlatmasına karşı çıkıyor.
Feichtinger’e göre bu, tarihi bugünkü siyasi söyleme uydurmak anlamına geliyor.
Hristiyan Hristiyana, Müslüman Müslümana karşı savaşıyordu
Tarihçinin özellikle vurguladığı nokta da bu.
1683’te cepheler “bütün Hristiyanlar” ile “bütün Müslümanlar” şeklinde ikiye ayrılmış değildi.
Feichtinger’in hatırlattığı üzere savaşlarda Hristiyanlar Hristiyanlara, Müslümanlar da Müslümanlara karşı savaşabiliyordu.
Dolayısıyla Kahlenberg’de yaşananları “Avrupa İslam’a karşı savaştı” cümlesine indirgemek tarihsel gerçeklikle uyuşmuyor.
Asıl belirleyici unsurlar dönemin imparatorluk çıkarları, güç dengeleri, toprak mücadeleleri ve siyasi ittifaklarıydı.
Kurier’in haberinde Feichtinger’in eleştirisi bu nedenle doğrudan Identitäre’ye yöneliyor.
Aşırı sağ hareket, 1683 tarihini bugünün göç, İslam ve Avrupa kimliği tartışmaları için kullanıyor. Böylece 17. yüzyıldaki karmaşık siyasi ve askeri mücadele, günümüzde kolay anlaşılır bir “biz ve onlar” hikâyesine dönüştürülüyor.
Tarih mi, kimlik siyaseti mi?
Kahlenberg tartışmasının merkezinde aslında bu soru bulunuyor.
Bir tarihsel olay nerede sona eriyor, bugünün siyasi yorumu nerede başlıyor?
12 Eylül 1683’te Osmanlı ordusunun Viyana kuşatmasının sona erdiği tarihsel bir gerçek.
Polonya Kralı Jan Sobieski’nin komutasındaki yardım ordusunun savaşta belirleyici rol oynadığı da tarihsel gerçek.
Ancak 343 yıl sonra bundan “Avrupa’nın İslam’dan kurtarılması” sonucunu çıkarmak başka bir şey.
Feichtinger’in itiraz ettiği nokta da bu ikinci adım.
Tarihçinin değerlendirmesine göre 1683’ü bugünün “Avrupa-İslam” karşıtlığına dönüştürmek tarihsel olayın kendisini anlatmaktan çok, geçmişi bugünkü siyasi ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden biçimlendirmek anlamına geliyor.
Identitäre Bewegung ise tam tersine Kahlenberg’i Avrupa kimliğinin sembolik savunma hattı olarak görüyor.
Hareketin 12 Eylül’de “Viyana’nın kahramanlarını” anmak ve meşalelerle “kimliğimiz için işaret vermek” istemesi de bu nedenle yalnızca geçmişe dönük bir anma değil.
Mesaj bugüne yönelik.
343 yıl sonra aynı dağda başka bir cepheleşme
12 Eylül’de Kahlenberg ve çevresinde ortaya çıkacak tablo bu nedenle oldukça sembolik.
Bir tarafta meşalelerle Sobieski anıtının önünde toplanmak isteyen Identitäre Bewegung.
Diğer tarafta bu etkinliği “Nazi anması” ve “ırkçı anma” olarak tanımlayan antifaşist gruplar.
Arada ise hem gösteri özgürlüğünü korumak hem de iki taraf arasında çatışmayı önlemek zorunda olan polis.
Üstelik bütün bu siyasi gerilim, 343 yıl önce yaşanan savaşın tarihsel anlamı konusunda akademik bir tartışmayla aynı anda sürüyor.
Tarihçi Feichtinger’in ortaya koyduğu soru basit ama önemli:
1683 gerçekten “Avrupa ile İslam’ın savaşı” mıydı?
Onun yanıtı açık: Hayır.
Kahlenberg Savaşı 17. yüzyılın büyük güç mücadelelerinden biriydi. Din önemli bir unsur olsa da savaşın tamamını açıklayan tek anahtar değildi. İmparatorluk çıkarları, hanedanlar, siyasi ittifaklar ve güç dengeleri en az din kadar belirleyiciydi.
Bu nedenle 1683’ü 2026’nın göç ve İslam tartışmalarına doğrudan taşımak tarih değil, siyasi yorum anlamına geliyor.
Kahlenberg yeniden Avusturya’nın tartışma alanı
Böylece 12 Eylül 2026, Viyana’da yalnızca 343 yıllık bir savaşın yıldönümü olmayacak.
Kahlenberg bu kez Avusturya’nın tarih, kimlik, göç, İslam, aşırı sağ ve antifaşizm tartışmalarının kesiştiği yer olacak.
Identitäre Bewegung için 1683, günümüz Avrupa’sının kimliğini savunmanın tarihsel sembolü.
Karşı göstericiler için aynı etkinlik aşırı sağın geçmişi kullanarak bugünün yabancı ve Müslüman karşıtı siyasetini meşrulaştırma girişimi.
Tarihçi Johannes Feichtinger için ise tartışmanın özü çok daha temel:
Geçmişi bugünün siyasi sloganlarına göre yeniden yazmamak.
Çünkü 1683’te yaşanan, onun ifadesiyle, “Avrupa’nın İslam’a karşı savaşı” değildi.
Viyana’nın kuşatılması ve Kahlenberg’deki savaş, dönemin imparatorluklarının iktidar ve güç mücadelesinin parçasıydı.
343 yıl sonra ise Kahlenberg’de savaş meydanı yok.
Ama tarih üzerindeki mücadele devam ediyor.
Identitäre kimdir?
Avusturya’daki adıyla Identitäre Bewegung Österreich (IBÖ), 2012’den beri faaliyet gösteren, devletin güvenlik raporlarında aşırı sağcı “Yeni Sağ” hareketinin Avusturya’daki başlıca yapılanması olarak tanımlanan bir oluşum. Avusturya Anayasayı Koruma raporları, IBÖ’nün “remigration”, “nüfus değişimi”, kültürel kimlik ve “İslamlaşma” gibi kavramlar üzerinden siyaset yaptığını; liberal-demokratik düzenin temel normlarına karşı duran bir çizgide bulunduğunu belirtiyor.
Hareket kendisini klasik neonazi çizgisinden ayırmaya çalışıyor; açık Nazi sembolleri yerine “kimlik”, “kültür”, “etnoplüralizm”, “Avrupa’nın korunması” gibi kavramlar kullanıyor. Ancak Avusturya Direniş Belgeleri Arşivi DÖW, IBÖ’yü açık biçimde aşırı sağcı bir gençlik hareketi olarak nitelendiriyor ve söylem, estetik ve ideolojik yapısında faşist göndermeler bulunduğunu belirtiyor.
Avusturya’da hareketin en tanınmış ismi uzun yıllardır Martin Sellner. Identitäre çevreleri özellikle göç, İslam, “nüfus değişimi” ve “remigration” konularını öne çıkarıyor. Son yıllarda FPÖ’nün bazı gençlik yapılanmaları ve kimi siyasetçileriyle olan temasları da Avusturya medyasında sık sık gündeme geldi.
Kahlenberg de bu hareket için sembolik bir yer. Identitäre çevreleri 1683’teki Viyana Kuşatması’nın sona ermesini, yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, bugünkü Avrupa’nın “İslamlaşmaya karşı savunulması” anlatısına bağlamayı seviyor. Kurier’deki tartışmanın özü de burada.
12 Eylül’de karşılarında kim var?
Kurier’in verdiği bilgiye göre 12 Eylül’de Identitäre’nin karşısına çıkacak ana grup “Antifaschistische Aktion”, yani kısaca Antifa.
Burada önemli bir ayrım var: Antifa, tek merkezden yönetilen, üye listesi ve genel başkanı olan klasik bir parti veya dernek değil. Daha çok farklı sol, radikal sol, otonom ve antifaşist grupların kullandığı ortak bir isim ve hareket alanı. “Antifaschistische Aktion” adı altında yerel gruplar, aktivistler ve farklı sol çevreler eylemler düzenleyebiliyor. Dolayısıyla “Antifa adlı tek bir örgüt” demek teknik olarak doğru değil; daha doğru ifade antifaşist, ağırlıklı olarak sol ve radikal sol çevrelerden oluşan gevşek bir hareket ağı olur.
Kurier’e göre 12 Eylül’de yaklaşık 300 karşı gösterici için bildirim yapılmış durumda. Bu grubun yürüyüşü Heiligenstädter Straße’den başlayacak, Liechtenwerder Platz ve Liechtensteinstraße üzerinden geçecek ve dikkat çekici biçimde Türkenstraße üzerinden Oskar-Morgenstern-Platz’a ulaşacak. Gösterinin sloganı da oldukça açık: “Identitäre’nin Nazi yürüyüşüne karşı.”
Bunun dışında aynı gün Leopoldsberg otoparkında da yaklaşık 30 kişilik ayrı bir protesto bildirildi. Bu ikinci grubun sloganı “ırkçı anmaya karşı”. Kurier’in haberinde bu ikinci grubun belirli bir örgüt adı açıkça verilmiyor.
Yani 12 Eylül’de tablo kabaca şu: Bir tarafta devlet güvenlik makamlarının aşırı sağcı olarak sınıflandırdığı Identitäre Bewegung, diğer tarafta ise merkezi tek bir örgüt olmayan antifaşist/sol çevreler ve ayrıca küçük bir “ırkçı anmaya karşı” protesto grubu olacak.
Der Beitrag “ Viyana´da Kahlenberg Savaşı üzerinden yeni kavga: Aşırı sağ 1683’ü “İslam’a karşı Avrupa” anlatısına dönüştürüyor“ erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-09-10 20:03:43
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.


