Viyana, 30 Ağustos 2026 – Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Anayasayı Koruma Dairesi’nin eski Başkanı Jörg Müller, Avusturya gazetesi Die Presse’ye verdiği röportajda ülkedeki aşırı sağcı eğilimler ve özellikle Almanya için Alternatif’in (AfD) giderek artan etkisi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Müller, demokrasiye güvendiğini ancak “geleceğe yönelik hiçbir vizyonu bulunmayan ve tamamen geçmişe dönük” bir partinin özellikle Brandenburg, Sachsen-Anhalt ve Sachsen eyaletlerinde büyük destek görmesinin kendisini ciddi biçimde endişelendirdiğini belirtti.
Sachsen-Anhalt seçimleri ve olası sonuçları
6 Eylül’de yapılacak Sachsen-Anhalt eyalet seçimlerinde AfD’nin çoğunluğu elde etme ihtimali tartışılırken Müller, partinin İçişleri Bakanlığının kontrolünü ele geçirmesi hâlinde ortaya çıkabilecek güvenlik tehditlerine dikkat çekti.
AfD’li bir içişleri bakanının göreve gelir gelmez son derece hassas bilgilere geniş ölçüde erişebileceğini kaydeden Müller, “Denetlenen, birdenbire denetleyene dönüşüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Böyle bir durumda Anayasayı Koruma Dairesinin elindeki bütün bilgilerin yeni bakana açılabileceğini belirten Müller, bunun yalnızca eyalet içindeki güvenlik yapılanmasını değil, istihbarat kurumları arasında yıllar içinde kurulmuş hassas güven ilişkisini de ciddi biçimde zedeleyebileceğini ifade etti.
Uluslararası istihbarat güveni ve “Chinese Walls” önerisi
Müller, yabancı istihbarat kurumlarının, özellikle Berner Club ve Five Eyes gibi istihbarat iş birliği yapılanmalarının, ellerindeki bilgileri Almanya ile paylaşırken daha temkinli davranabileceğini vurguladı. Avusturya’nın, Herbert Kickl’in İçişleri Bakanlığı döneminde buna benzer sorunlarla karşılaştığını hatırlattı.
AfD’nin Sachsen-Anhalt’ta hükümete gelmesi durumunda diğer Alman istihbarat kurumlarının “Chinese Walls” olarak adlandırılan bilgi güvenliği sistemi üzerinden bu eyaletle bütün verileri paylaşmamasının mümkün olabileceğini söyleyen Müller, hassas bilgilerin ayrıntılı biçimde sınıflandırılması gerekeceğini belirtti.
Bu tür önlemlerin hukuki tartışmalara ve mahkeme süreçlerine konu olabileceğini de sözlerine ekledi.
Kaynakların korunması ve bilgi güvenliği ön planda
Brandenburg’daki görev tecrübesine dayanarak konuşan Müller, böyle bir durumda öncelikle bütün muhbir ve kaynak dosyalarını güvence altına alacağını söyledi. Ancak bu tür işlemlerin mutlaka belgeli, hukuka uygun ve sonradan denetlenebilir olması gerektiğine dikkat çekti.
Demokrasinin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde işlediğini ifade eden Müller, hassas bilgilerin ve istihbarat kaynaklarının gizliliğinin yasal sınırlar içinde korunabileceğini savundu.
Martin Sellner’in etkisi ve Lehnitzsee toplantısı
Avusturyalı aşırı sağcı Martin Sellner’in ideolojisinin Almanya’daki AfD üzerinde “son derece güçlü” bir etki oluşturduğunu dile getiren Müller, Sellner’in Almanya’daki aşırı sağcı hareketler üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.
Sellner’in Potsdam yakınlarındaki Lehnitzsee’de sunduğu “remigrasyon”, yani “yeniden göç” anlayışı Alman kamuoyunda aşırı sağ tehdidini yeniden gündeme taşımıştı. Müller ise bir istihbaratçı gözüyle söz konusu toplantının kamuoyunda düşünüldüğü kadar kritik olmadığını belirtti.
Müller’e göre toplantının temel amacı, çevrimiçi ortamda daha büyük bir etki yaratabilecek yeni programlar geliştirmek ve bunlar için finansman sağlamaktı.
“Remigrasyon” kavramının aşırılığı ve AfD’nin aştığı sınır
Kökeni Fransa’ya dayanan “remigrasyon” kavramının, demokratik değerlere uygun görülmediği için Marine Le Pen’in partisi tarafından terk edildiğini hatırlatan Müller, Sellner’in savunduğu versiyonun nihai aşamasında “açıkça aşırılıkçı” olduğunu dile getirdi.
AfD’nin kimlerin “gerçek Alman” sayılacağı konusunda biyolojik kökene dayalı bir ayrım yaptığını belirten Müller, bu yaklaşımın Alman Anayasası’na aykırı olduğunu ifade etti.
Müller, bazı AfD milletvekillerinin Cem Özdemir gibi siyasetçileri “Passdeutsche”, yani yalnızca “pasaport Almanı” olarak nitelendirmesinin, partideki aşırılıkçı ve dışlayıcı anlayışı açıkça gösterdiğini savundu.
Die Presse’nin Cem Özdemir örneği üzerinden yönelttiği soru ve Jörg Müller’in verdiği cevap şöyleydi:
Die Presse: “AfD’ye yönelik aşırılık suçlamasının özünde çoğunlukla kimin gerçek Alman sayıldığı, kimin sayılmadığı sorusu yatıyor, değil mi?”
Jörg Müller: “Yahudi inancına mensup insanların sanayi ölçeğinde planlanarak yok edilmesiyle işlenen tarihin en büyük suçundan kaynaklanan ebedî bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluk nedeniyle Alman Anayasası’na 1. madde konuldu: ‘İnsan onuru dokunulmazdır.’ Bu, bizim için en yüce değerdir.
AfD içinde, örneğin ‘pasaport Almanı’ diye bir kategori bulunduğunu ileri sürerek anayasanın bu temel ilkesini reddeden kişiler var. AfD milletvekilleriyle tartıştım. Bana, Cem Özdemir’in — Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı, Yeşiller, editörün notu — Alman değil, yalnızca ‘pasaport Almanı’ olduğunu söylediler. İşte burada sınır aşılmış oluyor.
Bana göre AfD’yi böylesine aşırılıkçı yapan da budur. Çünkü biyolojik kökene dayalı bir dışlama anlayışına sahipler. Bu da anayasamıza aykırıdır.”
Die Presse: “Almanya’dan bakıldığında, günümüzdeki FPÖ’yü aşırılıkçı olarak değerlendirir misiniz?”
Jörg Müller: “Biz Almanya’da FPÖ’lü siyasetçiler hakkında herhangi bir sınıflandırma yapmıyoruz. Ancak Avusturya’dan bazı aşırı sağcıların Almanya’daki makamların dikkatini çektiğini biliyorum. FPÖ üyelerini Almanya ziyaretleri sırasında izlememiz mümkündür. Fakat FPÖ üyesi oldukları için değil, aşırılıkçı oldukları için.”
Die Presse: “AfD, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nı düzenli olarak siyasi amaçlarla araçsallaştırılmakla suçluyor. Eski bir Anayasayı Koruma Teşkilatı yetkilisi olarak buna ne cevap verirsiniz?”
Jörg Müller: “Bizim ölçümüz, bir kişinin parti üyeliği veya bir bakanın talimatı değil, yasadır. Brandenburg’da AfD hakkında aldığım ve mahkemeye taşınmayan tek bir kararımı hatırlamıyorum. Dolayısıyla kararlarımı, bir bakanın büroma gelip ‘Şunları izleyin’ demesi üzerine almış olsaydım, bunun bedelini çok kısa sürede öderdim.
Bizim işlevimiz bir yangın alarmınınkine benzer. Yüksek sesle, ‘Yangın var!’ diye bağırırız. Toplanan bütün bilgilerin mahkemede geçerli olacak nitelikte olması gerekir ve bunlar daha sonra yargı tarafından da denetlenir. Bundan çıkarılacak sonuçları ise siyaset ve kamuoyu belirlemelidir.
Bu nedenle bugün şunu da söyleyebilirim: Almanya’da Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın AfD konusundaki görevi aslında tamamlanmıştır.”
FPÖ ve AfD karşılaştırması
Müller, Almanya’da FPÖ üyelerine yönelik kurumsal ve genel bir aşırılık sınıflandırması yapılmadığını ancak aşırılıkçı olarak değerlendirilen bazı Avusturyalıların Almanya’daki güvenlik makamları tarafından izlenebileceğini söyledi.
Bu tür izleme faaliyetlerinin yalnızca aşırılıkçı eylem veya faaliyet şüphesi bulunması durumunda gündeme gelebileceğini vurgulayan Müller, bir kişinin yalnızca FPÖ üyesi olmasının başlı başına izlenme gerekçesi oluşturmayacağını ifade etti.
Başka bir ifadeyle Müller, siyasi parti üyeliği ile aşırılıkçı faaliyet arasında hukuki ve kurumsal bir ayrım yapılması gerektiğini savundu.
Anayasayı Koruma Dairesinin siyasi bağımsızlığı
AfD’nin Anayasayı Koruma Dairesinin siyasi saiklerle hareket ettiği yönündeki suçlamalarına da cevap veren Müller, kurumun bütün adımlarının yasal çerçeveye ve mahkemelerin denetimine tabi olduğunu belirtti.
Görevi boyunca hiçbir kararını siyasi bir talimat doğrultusunda vermediğini söyleyen Müller, Anayasayı Koruma Dairesinin “yangın alarmı gibi” çalıştığını ifade etti. Kurumun görevinin tehlikeyi tespit ederek kamuoyunu ve siyasi makamları uyarmak olduğunu, bundan doğacak siyasi ve toplumsal sonuçlara ise siyaset ile kamuoyunun karar vermesi gerektiğini dile getirdi.
Müller, toplanan bütün bilgi ve belgelerin mahkeme denetimine dayanabilecek nitelikte olması gerektiğini vurguladı. Alman hukuk devletinin temel ilkeleri uyarınca hiçbir kişinin veya siyasi partinin yalnızca siyasi görüşü nedeniyle izlenemeyeceğini; güvenlik makamlarının ancak anayasal düzene karşı somut aşırılıkçı faaliyetler söz konusu olduğunda harekete geçebileceğini belirtti. (yenivatan.at, 30.08.2026)
Der Beitrag Almanya Brandenburg Anayasayı Koruma Dairesi eski Başkanı’ndan AfD uyarısı erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
Almanya Brandenburg Anayasayı Koruma Dairesi eski Başkanı’ndan AfD uyarısı 2026
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-08-30 13:07:21
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.

