VİYANA/GRAZ, 21.10.2026 – Avusturya’da polis olmak üzere eğitim gören, iki akademik dereceye sahip ve neredeyse bütün hayatını bu ülkede geçirmiş genç bir kadının hikâyesi, meslek hayatı başlamadan büyük bir tartışmayla sona erdi. Graz Polis Okulunda eğitim alan 27 yaşındaki Afgan kökenli Avusturya vatandaşının, sınıf arkadaşlarına terör örgütü IŞİD’e katılmayı önerdiği, erkek meslektaşlarıyla çalışmayı reddettiği ve bazı görevleri dinî inançları nedeniyle yerine getirmek istemediği ileri sürüldü. Graz Savcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, kadın 19 Ekim Pazartesi günü polis eğitiminden çıkarıldı.
Kronen Zeitung’un 20 Ekim 2026 tarihinde Christoph Budin imzasıyla yayımladığı haberde, genç kadının kendisine yöneltilen suçlamalara konu olan konuşmaları “şakalaşma” olarak değerlendirdiği aktarıldı. Ancak şaka olduğu ileri sürülen sözlerin içeriği, özellikle de IŞİD gibi binlerce insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün adının geçmesi, olayın hafife alınamayacağını gösteriyor.
Bir polis adayının böyle sözler kullanması, gerçekten şaka amacı taşısa bile, mesleğin gerektirdiği sorumluluk ve muhakeme yeteneği açısından ciddi sorular doğuruyor. Bununla birlikte, şüpheli hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.
İki yaşında geldiği ülkenin polisi olacaktı
Kronen Zeitung’un aktardığına göre genç kadın, henüz iki yaşındayken ailesiyle Afganistan’dan Avusturya’ya geldi. Bu ülkede büyüdü, eğitim gördü, üniversite öğrenimini tamamladı ve iki akademik derece aldı. Birkaç yıl önce Avusturya vatandaşlığına kabul edilen kadın, daha sonra polislik mesleğini seçti.
Viyana Eyalet Polis Müdürlüğü bünyesinde görev yapmak üzere Graz’daki polis okulunda eğitime başlayan kadının, mezuniyetine yalnızca birkaç ay kalmıştı. Eğitimini tamamlaması hâlinde Avusturya devletinin üniformasını giyecek, kamu düzenini ve vatandaşların güvenliğini korumakla görevlendirilecekti.
Ne var ki eğitim sırasında yaptığı öne sürülen açıklamalar, meslektaşları arasında rahatsızlığa yol açtı. İddialar sonunda devlet güvenlik birimlerine ulaştı ve savcılık soruşturması başlatıldı.
“Birlikte IŞİD’e katılalım”
Avusturya İçişleri Bakanlığı tarafından 20 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan resmî açıklama, olayın yalnızca bir gazetenin ortaya attığı iddialardan ibaret olmadığını gösteriyor.
Bakanlığın verdiği bilgiye göre polis adayı, eğitim arkadaşlarıyla yaptığı konuşmalarda onları terör örgütü IŞİD’e karşı olumlu bir tutum benimsemeye yöneltmeye çalışmakla suçlanıyor. Hakkındaki iddialar arasında, birlikte yurt dışına çıkıp IŞİD’e katılma önerisinde bulunması ve bir meslektaşına kendisinin ardından bazı ifadeleri tekrarlaması hâlinde İslam’a geçmiş olacağını söylemesi de yer alıyor.
Kronen Zeitung, bu konuşmalardan birinin şiddet mağdurlarının korunmasına ilişkin bir eğitim sırasında geçtiğini yazdı. Gazeteye göre polis adayı, kadın meslektaşlarından birine IŞİD’e katılıp savaşmaya gitmek isteyip istemediğini sordu. Söz konusu ifadeler üzerine Graz Savcılığının talimatıyla Steiermark Eyaleti Devlet Güvenliği ve Aşırılıkla Mücadele Dairesi (LSE) tarafından ev araması gerçekleştirildi. Arama sırasında dijital veri taşıyıcılarına el konuldu.
Ancak İçişleri Bakanlığının açıklamasında, sert gazete başlıkları ve siyasi tepkiler arasında kaybolmaması gereken önemli bir bilgi de bulunuyor. Bakanlık, ele geçirilen dijital materyallerin bugüne kadarki incelemesinde terör şüphesini güçlendiren herhangi bir bulguya rastlanmadığını açıkça bildirdi. Bu nedenle genç kadının gerçekten IŞİD’e sempati duyup duymadığı, örgütle herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığı veya sözlerinin suç oluşturup oluşturmadığı henüz belirlenmiş değil. Soruşturma devam ediyor.
Erkek polislerle çalışmayı reddettiği açıklandı
Olayın bir başka boyutu ise doğrudan polislik mesleğinin temel kurallarıyla ilgili.
İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre kadın, son aylarda erkek meslektaşlarıyla görev için gerekli ölçüde birlikte çalışmak istemediğini defalarca ifade etti. Uygulamalı eğitimlerde erkek polis adaylarıyla ortak tatbikatlara katılmaktan kaçındı ve mesleğe başladıktan sonra da aynı tutumu sürdüreceğini söyledi. Bu yaklaşımını Müslüman inancıyla gerekçelendirdiği belirtildi. Kronen Zeitung ayrıca kadının görev sırasında başörtüsü takmak istediğini ve yüzün örtülmesini yasaklayan düzenlemeleri uygulamayacağını söylediğini ileri sürdü. Bu iki iddia, İçişleri Bakanlığının resmî açıklamasında ayrıca doğrulanmış değil.
Din ve vicdan özgürlüğü Avusturya Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınmış temel haklar arasında bulunuyor. Ancak polislik mesleği, kamu görevinin gereklerini yerine getirmeyi, kadın ve erkek meslektaşlarla eşit koşullarda çalışmayı ve kanunları kişisel tercihlere göre uygulamamayı da gerektiriyor.
Özellikle tehlikeli bir müdahale sırasında polis memurlarının birbirlerine güvenmek zorunda oldukları düşünüldüğünde, bir kişinin meslektaşının cinsiyeti nedeniyle ortak görev yapmayı reddetmesi yalnızca kişisel bir tercih olarak değerlendirilemez.
Federal Polis Müdürü Takàcs: Sıfır tolerans
Avusturya Federal Polis Müdürü Michael Takàcs, İçişleri Bakanlığının açıklamasında polis teşkilatının demokratik hukuk devletinin güvencelerinden biri olduğunu hatırlattı. Kadının sergilediği belirtilen davranışların kadın-erkek eşitliği, düşünce özgürlüğü ve dinî inançlarla mesleki görevler arasındaki açık ayrım gibi polis teşkilatının temel ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi.
Takàcs, bu değerleri benimsemeyen kişilerin Federal Polis teşkilatının bir parçası olamayacağını belirtti. İçişleri Bakanı Gerhard Karner (ÖVP) de böyle durumlarda hiçbir hoşgörü veya hareket alanı bulunmadığını vurguladı.
Polis yönetiminin aldığı kararla 27 yaşındaki kadının eğitimi sona erdirildi. Ancak eğitimden çıkarılma kararı ile devam eden ceza soruşturması birbirinden ayrı iki süreç. Bir kişinin polislik mesleğine uygun bulunmaması, kendisine yöneltilen bütün suçlamaların mahkeme tarafından kanıtlandığı anlamına gelmiyor.
FPÖ, olayı Müslümanlara ve göç politikasına taşıdı
Olayın duyulmasının ardından Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) sert açıklamalarda bulundu. Partinin güvenlik sözcüsü Gernot Darmann, vergi mükelleflerinin parasıyla silah eğitimi alan bir polis adayının IŞİD için insan kazanmaya çalıştığı iddiasını skandal olarak nitelendirdi. İçişleri Bakanı Karner’i de vatandaşlığa kabul ve polis personeli seçiminde yeterince dikkatli davranmamakla suçladı.
FPÖ milletvekili ve polis personel temsilcisi Reinhold Maier ise tartışmayı daha ileriye taşıyarak polis eğitimindeki Müslüman öğrencilerin sayısını gündeme getirdi. Maier, polis teşkilatına paralel toplum yapılarının taşındığını savundu. Bir polis eğitim grubunda Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu yönündeki iddiasını destekleyen resmî veriler ise açıklanmadı.
Böylece Graz’daki bir polis adayının sözleri ve davranışları hakkında başlayan tartışma, kısa sürede Avusturya vatandaşlığına, göç politikasına ve Müslüman kökenli insanların kamu kurumlarındaki yerine ilişkin siyasi bir hesaplaşmaya dönüştü.
Oysa soruşturmanın konusu belirli bir kişinin davranışları. Aynı dini paylaşan veya benzer göç geçmişine sahip olan başka vatandaşların bu davranışlarla herhangi bir ilgisi bulunduğuna dair bir bilgi yok.
Bir kişinin sorumsuzluğu bütün Müslümanlara mal edilebilir mi?
Haberin üzerinde özellikle durulması gereken tarafı da burada ortaya çıkıyor. Eğer polis adayının yaptığı ileri sürülen konuşmalar doğruysa, IŞİD’e ilişkin ifadelerini “şakaydı” diyerek geçiştirmesi son derece sorumsuz bir davranış. Hele ki bu sözlerin bir polis okulunda, ileride silah taşıyacak ve hukuku uygulayacak kişiler arasında söylenmiş olması, olayın ciddiyetini daha da artırıyor.
Üstelik genç kadın, yaklaşık 25 yıldır yaşadığı Avusturya’da eğitim görmüş, vatandaşlık almış ve kamu hizmetine girmek üzere seçilmiş biri. Kendisinden beklenen, dinî inancını terk etmesi değil, anayasal düzene ve üstlenmek istediği mesleğin kurallarına saygı göstermesi.Ancak kadının sözlerinin ve davranışlarının yanlışlığı ne kadar açık olursa olsun, bunların bütün Müslüman kökenli Avusturya vatandaşlarına yüklenmesi de o kadar yanlış olacaktır.
Avusturya’da hayatını bu ülkenin hukukuna ve demokratik düzenine bağlı kalarak sürdüren, çocuklarını burada yetiştiren, çalışan, vergi ödeyen ve toplumun her alanında sorumluluk üstlenen çok sayıda Müslüman vatandaş bulunuyor. Aralarında doktorlar, mühendisler, öğretmenler, hukukçular, girişimciler ve kamu görevlileri var.
Bunların hiçbiri Graz’daki polis adayının sözlerinden sorumlu değil. Buna rağmen olayın siyasi tartışmalarda kullanılma biçimi, özellikle Müslüman kökenli vatandaşların tamamını ilgilendiren bir güven ve aidiyet meselesine dönüşme tehlikesi taşıyor.Bir kişinin hatası veya olası suçu yüzünden, aynı kökenden gelen binlerce insanın kendisini açıklama yapmak zorunda hissetmesi demokratik bir toplum açısından kabul edilebilir bir durum değil. Avusturya hukukunda sorumluluk bireyseldir. Kimse bir başkasının dinî kimliğinden veya kökeninden dolayı suçlanamaz.
Polis okulu daha önce neden harekete geçmedi?
Graz’daki olay, polis teşkilatının kendi denetim mekanizmaları bakımından da bazı soruları gündeme getiriyor. İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre kadın, erkek meslektaşlarıyla çalışmak istemediğini yalnızca bir kez değil, aylar boyunca dile getirmişti. Uygulamalı eğitimlerde de bu tutumunu sürdürdüğü belirtiliyor.Öyleyse bu davranışlar eğitim sürecinde nasıl değerlendirildi? Polis adayının mesleğe uygunluğu konusunda hangi görüşmeler yapıldı? Sorunlar daha önce fark edildiyse neden eğitimden çıkarılma kararı ancak mezuniyetine kısa bir süre kala alındı?
Bakanlık, ilk şüphelerin ortaya çıkmasının ardından hızla hareket edildiğini savunuyor. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgiler, önceki aylarda yaşandığı belirtilen davranışlara karşı eğitim yönetiminin hangi adımları attığını ayrıntılı biçimde ortaya koymuyor.Bu soruların yanıtlanması, yalnızca söz konusu kadın açısından değil, polis eğitiminde uygulanan denetim ve değerlendirme ölçütlerinin anlaşılması bakımından da önem taşıyor.
Bir şakanın ağır bedeli, bir soruşturmanın henüz bilinmeyen sonucu
Graz’daki polis adayının meslek hayatı, daha başlamadan sona ermiş durumda. Terör örgütüne ilişkin sözlerinin gerçekten bir şakadan mı ibaret olduğu, yoksa daha ciddi bir düşünceyi mi yansıttığı ise henüz açıklığa kavuşmuş değil.
İçişleri Bakanlığının ilk dijital incelemelerde terör şüphesini güçlendiren bulguya rastlanmadığını açıklaması, soruşturmanın bu aşamasında göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Bununla birlikte polis adayının erkek meslektaşlarıyla çalışmayı reddettiğine ilişkin resmî açıklamalar da mesleki uygunluk bakımından ayrı bir önem taşıyor.Genç kadının söylediği ileri sürülen sözler gerçekten şaka amacıyla kullanılmışsa bile, bunların sonuçları hafif olmadı. Hem polislik mesleğine ilişkin planları sona erdi hem de hakkında ciddi bir adli soruşturma başlatıldı.
Fakat bu olayın sonuçları yalnızca onunla sınırlı kalmayabilir. Avusturya’daki göç ve uyum tartışmalarının ne kadar hassas olduğu düşünüldüğünde, bu tür vakaların bütün bir topluluğa karşı siyasi malzemeye dönüştürülmesi tehlikesi de ortada.Graz’daki polis adayının sorumluluğunu araştırmak devletin görevi. Avusturya’nın Müslüman kökenli vatandaşlarını onun sözlerinden sorumlu tutmamak ise aynı hukuk devletinin vazgeçilmez ilkesidir.
Kaynaklar:
Avusturya İçişleri Bakanlığı, 20 Ekim 2026: Polizeischülerin wegen fundamental-islamistisch geprägter Grundhaltung aus Polizeiausbildung entlassen.
Kronen Zeitung, Christoph Budin, 20 Ekim 2026: Rausschmiss! Polizeischülerin unter Terrorverdacht.
Yeni Vatan Gazetesi – Viyana
Der Beitrag Polis okulunda rezalet: Afgan kökenli polis adayının IŞİD sözlerine “Şakaydı” savunması erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
Polis okulunda rezalet: Afgan kökenli polis adayının IŞİD sözlerine “Şakaydı” savunması 2026
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-10-21 00:47:36
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.



