Viyana, 28.08.2026 – Avusturya Türk Kültür Cemiyeti (TKG-Think Tank), 28 Ağustos 2026 tarihinde APA-OTS üzerinden yayımladığı yeni basın açıklamasında, Avusturya Halk Partisi’nin (ÖVP) resmi Instagram hesabında Aralık 2025’te yayımlanan ve aylardır tartışma konusu olan Müslümanlarla ilgili paylaşımın görünüşe göre silindiğini duyurdu.
Inhalt:
ToggleTKG’nin aylardır eleştirdiği ÖVP paylaşımında şu soru yer alıyordu:
„Wussten Sie, dass zwei Drittel das Zusammenleben mit Muslimen als schwierig empfinden?“
Orjinal Instagram
https://www.instagram.com/p/DSZ2UV0DLBu/?igsh=MTR6Nnl4ZjkxbXplaA%3D%3D

Quelle: Instagram / volkspartei ( Seit 18.12.2025 bis heute)
https://www.instagram.com/p/DSZ2UV0DLBu/?igsh=MTR6Nnl4ZjkxbXplaA%3D%3D
Türkçesiyle:
“Üç kişiden ikisinin Müslümanlarla birlikte yaşamayı zor bulduğunu biliyor muydunuz?”
Paylaşım, ÖIF tarafından kamu kaynaklarıyla finanse edilen “Integrationsbarometer 02/2025” araştırmasının sonuçlarına dayanıyor ve ÖVP’nin “null-toleranz.at” adlı siyasi kampanya sayfasına yönlendiriyordu. ÖVP’nin orijinal Instagram bağlantısı, TKG belgelerinde ve sonraki şikâyet dosyalarında da kayıt altına alındı.
TKG, söz konusu araştırmanın kendisinin kamuoyu araştırması olarak tartışılmasından ziyade, araştırmadaki bir sonucun bütün bir dini topluluğu merkeze alan siyasi bir slogan halinde kullanılmasını başından beri eleştirdiğini ifade etti.
28 Ağustos’ta artık erişilemiyordu
TKG, 28 Ağustos tarihli açıklamasında ÖVP’nin söz konusu Instagram gönderisinin artık erişilebilir olmadığını belirtti. Bir gün önce erilişilen ÖVP İnstagram paylaşımı silinmiş gözüküyor.
Paylaşımın eski bağlantısı açıldığında Instagram tarafından “Diese Seite ist leider nicht verfügbar” yani “Bu sayfa maalesef kullanılamıyor” uyarısı veriliyor. Ekranda ayrıca bağlantının çalışmadığı veya sayfanın kaldırılmış olabileceği belirtiliyor. Bu durum 28 Ağustos 2026 tarihli ekran görüntüsüyle de belgelendi.
TKG, buna karşılık ÖVP’nin paylaşımın ne zaman, kim tarafından ve hangi gerekçeyle kaldırıldığı konusunda kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadığını ifade etti.
Cemiyet, bu nedenle kesin biçimde “ÖVP TKG’nin çağrısı üzerine paylaşımı kaldırdı” şeklinde bir iddiada bulunmadığını, başlıkta bilinçli olarak “offenbar gelöscht”, yani “görünüşe göre silindi” ifadesini kullandığını vurguladı.
TKG, bir siyasi partinin aylarca kamuoyuna açık tuttuğu tartışmalı bir paylaşımı daha sonra herhangi bir açıklama, düzeltme veya kamuoyuna bilgi verme olmaksızın ortadan kaldırmasının sorunu kendiliğinden çözmediğini belirtti.
TKG: “Teşekkür edilecek bir durum yok”
Cemiyet, paylaşımın erişilemez hale gelmesini, aylardır dile getirilen silme talebinin fiilen gerçekleşmiş olması bakımından not ettiğini ifade etti.
Ancak TKG bunun bir lütuf veya siyasi jest olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi ve açıklamasında “kein Anlass für Dank”, yani “teşekkür için bir neden yok” dedi.
TKG’ye göre demokratik bir merkez partisinin yüz binlerce kişilik bir dini topluluğu genelleyici biçimde olumsuz bir siyasi mesajın öznesi haline getirmemesi zaten demokratik siyasetin temel sorumluluklarından biri.
Cemiyet, bu nedenle paylaşımın aylar sonra sessiz biçimde kaldırılmasının geçmişte verilen zararı ortadan kaldırmadığını ifade etti.
TKG asıl sorunun yalnızca tek bir Instagram paylaşımı olmadığını, dini aidiyet üzerinden yapılan genellemelerin merkez siyasette normalleşmesi olduğunu vurguladı.
Bu noktada TKG şu ifadeyi kullandı:
“Der Schaden durch die Salonfähigkeit der Stigmatisierung bleibt.”
Cemiyet bu sözlerle, damgalayıcı söylemin “salonfähig”, yani toplumun ve merkez siyasetin kabul edilebilir dili haline gelmesinden doğan zararın devam ettiğini ifade etti.
Sorun araştırma sonucunun yayımlanması değil, siyasi slogana dönüştürülmesi
TKG, Integrationsbarometer’da ortaya çıkan olumsuz veya rahatsız edici araştırma sonuçlarının yayımlanmasına karşı olmadığının altını çizdi. Cemiyet, eleştirisinin araştırma sonucunun kendisine değil, bu sonucun bir siyasi parti tarafından bütün bir dini topluluğu hedef alan siyasi mesaja dönüştürülmesine yönelik olduğunu ifade etti. TKG, “Müslümanlar ne homojen bir siyasi grup, ne göç hukuku kategorisi ne de bir fail kolektifidir” diyerek genelleştirmeye karşı çıktığını vurguladı.
Din bir ikamet statüsü değildir
TKG, yaklaşık 800 bin insanı kapsayan dini bir aidiyetin, “göçmenler”, “mülteciler” veya başka göç hukuku statüleriyle aynı değerlendirme düzlemine yerleştirilmesini başından beri sorguladığını belirtti. Cemiyet, bir insanın Müslüman olduğu için göçmen sayılamayacağını; Avusturya vatandaşı, burada doğmuş, burada eğitim görmüş ve nesillerdir bu ülkenin bir parçası olabileceğini ifade etti. TKG’ye göre dini aidiyetin sürekli bir yabancılık veya entegrasyon sorunu göstergesi gibi kullanılması yanlış bir toplumsal çerçeve yaratıyor.
“Gece yarısı sessizliğinde silmek yeterli değil”
TKG, tartışmalı paylaşımın kamuoyuna açıklama yapılmadan ortadan kaldırılmış görünmesini eleştirirken “Nacht-und-Nebel-Aktion” benzetmesini kullandı.
Cemiyet, bununla paylaşımın sessiz sedasız kaldırılması ihtimaline dikkat çektiğini; ÖVP’nin açık biçimde “bu genelleme yanlıştı” demesinin, neden kaldırdığını açıklamasının ve damgalayıcı söylemden uzaklaştığını kamuoyuna bildirmesinin daha doğru olacağını ifade etti.
TKG, ortada bugüne kadar kamuoyuna açıklanmış bir özür bulunmadığını da vurguladı.
Cemiyet ayrıca paylaşımın neden silindiğinin açıklanmadığını ve ÖVP’nin içerikteki genellemeden açıkça mesafe aldığına ilişkin bir açıklamanın da bilinmediğini belirtti.
TKG’ye göre bu nedenle yalnızca gönderinin kaybolmuş olması siyasi ve toplumsal sorumluluk sorununu kapatmıyor.
TGK ilk sert eleştiri 18 Aralık 2025’te yapıldı
TKG, ÖVP paylaşımına yönelik eleştirilerinin 28 Ağustos 2026’da başlamadığının özellikle altını çizdi.
Cemiyet, ÖIF Integrationsbarometer 02/2025’in 18 Aralık 2025’te kamuoyuna sunulmasının hemen ardından aynı gün APA-OTS üzerinden ilk eleştirel açıklamasını yayımladı.
TKG’nin belgelerinde, ÖVP’nin resmi Instagram hesabında araştırmanın açıklanmasının ardından Müslümanları merkeze alan paylaşımın yayımlandığı ve paylaşımın “null-toleranz.at” kampanya sitesine bağlandığı kayıt altına alındı. TKG ayrıca ORF, Nachrichten.at ve NZZ gibi medya kuruluşlarının da daha sonra paylaşım ve koalisyon içindeki tartışmalar hakkında haber yaptığını belgeledi.
18 Aralık 2025 tarihli TKG açıklaması:
TKG-Stellungnahme zum Integrationsbarometer und zur Einhaltung des § 283 StGB
TKG o tarihten itibaren kamu kaynaklarıyla yaptırılan bir araştırmanın, siyasi iletişim yoluyla dini bir grubu topluca problem kategorisine dönüştürmemesi gerektiğini söyledi.
Noel arifesinde ikinci uyarı
TKG, 24 Aralık 2025 tarihinde Noel arifesinde yaptığı açıklamada da aynı tartışmaya geri döndü.
Cemiyet, birlikte yaşama sorunlarının, radikalleşmenin, suçun ve entegrasyon problemlerinin elbette açıkça tartışılması gerektiğini; ancak Avusturya’da yaşayan yüz binlerce Müslümanın bunların tümünden topluca sorumlu tutulamayacağını ifade etti.
TKG, Müslümanların tek bir siyasi, ideolojik, kültürel veya sosyal blok olmadığının altını çizdi.
Açıklamada insanların dini aidiyetleri üzerinden kolektif bir şüphe kategorisine sokulmasının toplumsal barışa hizmet etmeyeceği belirtildi.
24 Aralık 2025 tarihli açıklama:
31 Aralık’ta şikâyet süreci
TKG, 31 Aralık 2025’te eleştirisini bir adım daha ileri taşıdığını ve Integrationsbarometer 2025 hakkında şikâyet süreci başlattığını ifade etti.
Cemiyet, meseleye yalnızca siyasi söylem açısından değil, araştırma etiği, metodoloji, şeffaflık ve dini grupların genelleştirilmesi açısından da baktığını belirtti.
31 Aralık 2025 tarihli açıklama:
TKG bringt Beschwerde gegen das Integrationsbarometer 2025 ein
TKG daha sonraki şikâyet dosyalarında da, devlet tarafından finanse edilen araştırmaların dini aidiyet gibi hassas bir alanda daha yüksek bir özen ve şeffaflık yükümlülüğü taşıması gerektiğini savundu.
Cemiyet, dini grupların karşılaştırmalı değerlendirme ölçeklerine yerleştirilmesi, uzun yıllar boyunca problem merkezli biçimde ölçülmesi ve sonuçların daha sonra siyasi ve medyatik biçimde kullanılması halinde toplumsal algının tek taraflı biçimde şekillenebileceğini ifade etti.
TKG’nin temel talebi: “Sapla samanı birbirinden derhal ayırın”
TKG, “Müslümanlar ne homojen bir siyasi grup, ne göç hukuku kategorisi ne de bir fail kolektifidir” diyerek, somut suç ve aşırılık vakalarıyla yüz binlerce insanın dini aidiyetinin birbirinden ayrılması gerektiğinin altını çizdi.
TKG, Aralık 2025’ten itibaren yaptığı açıklamalarda aynı temel ilkeyi tekrar ettiğini söyledi:
“Die Spreu vom Weizen trennen.”
Türkçedeki karşılığıyla “sapla samanı ayırmak”.
Cemiyet, siyasi İslamcı yapılar varsa bunların açık biçimde isimlendirilmesi gerektiğini, radikal veya aşırıcı örgütler bulunuyorsa bunların hukuk devleti araçlarıyla takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Suça karışan kişiler varsa suçun bireysel olarak soruşturulması, Anayasa ve demokratik düzene karşı faaliyet gösteren yapılanmalar varsa bunların somut deliller üzerinden ele alınması gerektiğini belirtti.
Ancak TKG, bunların yerine “Müslümanlar” başlığı altında yüz binlerce kişinin aynı siyasi ve ideolojik kategoriye sokulmasının yanlış olduğunu vurguladı.
TKG: Siyasi İslam ile Müslüman aynı şey değildir
Cemiyet, siyasi İslam eleştirisine karşı olmadığının özellikle altını çizdi.
TKG, dinin siyasi güç elde etmek amacıyla kullanılmasına, fundamentalist, legalist veya aşırıcı siyasi-dini yapılanmalara karşı açık ve demokratik bir mücadele yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Ancak TKG’ye göre kişisel dini inanç ile siyasi İslam birbirinden ayrılmalı.
Cemiyet, bir kişinin Müslüman olmasının kendiliğinden siyasi İslamcı, köktenci, radikal veya demokratik hukuk düzenine karşı olduğu anlamına gelmediğini söyledi.
TKG, Avusturya’daki yaklaşık 800 bin Müslümanın etnik köken, mezhep, siyasi görüş, eğitim, yaşam biçimi ve dini pratiği bakımından son derece farklı insanlardan oluştuğunun altını çizdi.
Bu nedenle “Müslüman” kelimesinin bir siyasi davranış kategorisi gibi kullanılmasının toplumsal ve bilimsel açıdan sorunlu olduğunu ifade etti.
19 Haziran’da ve daha önceden doğrudan silme çağrısı yapıldı
TKG, 19 Haziran 2026 tarihinde APA-OTS üzerinden yaptığı açıklamada ÖVP paylaşımının artık doğrudan ve derhal kaldırılmasını istedi.
Bu açıklamanın başlığında açıkça:
“TKG fordert die sofortige Löschung des Hass-Postings der ÖVP zum Integrationsbarometer 02/2025”
denildi.
TKG aynı açıklamada Almanya’nın Krefeld kentindeki CDU çevresinde yaşanan bir tartışmaya da gönderme yaptı ve insan düşmanı kışkırtma ile toplumsal grupların damgalanmasının Almanya’da da Avusturya’da da “salonfähig”, yani kabul edilebilir hale gelmemesi gerektiğini vurguladı. TKG’nin kendi arşivinde bu açıklama ve konuyla ilgili diğer APA-OTS açıklamaları ayrıca listelendi.
19 Haziran 2026 tarihli açıklama:
TKG fordert sofortige Löschung des Hass-Postings der ÖVP zum Integrationsbarometer 02/2025
TKG, burada da eleştirisinin “Müslümanlara dokunmayın” şeklinde anlaşılmaması gerektiğinin altını çizdi.
TKG, somut problemleri somut kişiler ve yapılar üzerinden ele almak gerektiğini söyledi.
Integrationsbarometer’ın değiştirilmesi de tartışma konusu oldu
TKG’nin eleştirileri yalnızca ÖVP’nin Instagram paylaşımıyla sınırlı kalmadı.
Cemiyet, ÖIF Integrationsbarometer 02/2025’in ilk yayımlanan sürümünün 23 Nisan 2026 tarihinde erişimden kaldırılmasını ve 26 Nisan’da değiştirilmiş bir sürümünün yayımlanmasını da eleştirdi.

TKG, ilk sürümün kaldırılması ve değiştirilen sürümün yayımlanması konusunda açık bir revizyon notu bulunmamasını şeffaflık açısından problemli olarak değerlendirdi.
Bu gelişme TKG’nin daha sonraki Gleichbehandlungskommission dosyalarında da belgelenerek, ilk sürümün kaldırıldığı ve değiştirilmiş sürümün başka biçimde yayımlandığı belirtildi.
TKG, devlet tarafından finanse edilen ve siyasi tartışmalarda kullanılan bir araştırmada daha sonra yapılan değişikliklerin açık biçimde işaretlenmesi gerektiğini ifade etti.
TKG: Dil gerçeklik yaratır
TKG, damgalamanın yalnızca açık hakaret veya nefret söylemiyle başlamadığını ifade etti. Cemiyete göre kamu kurumlarının, araştırmaların ve siyasi partilerin kullandığı kategoriler de insanların toplumdaki algısını zamanla biçimlendirebilir. TKG, insanların sürekli ayrı bir “problem grubu” olarak adlandırılmasının bu grubun toplum içindeki algısını kalıcı biçimde etkileyebileceğinin altını çizdi. Bir insanın Avusturya vatandaşı, burada doğmuş, burada çalışmış ve kendisini Cumhuriyet’in parçası olarak görmesine rağmen yalnızca Müslüman olduğu için sürekli ayrı bir kategoriye konulmasının dini aidiyeti kalıcı bir “yabancılık işaretine” dönüştürebileceğini ifade etti.
Entegrasyonun amacı sınır çizmek değil, o sınırı aşmaktır
TKG, bir entegrasyon araştırmasının esas amacının toplumsal birlikteliği ölçmek ve geliştirmek olması gerektiğini belirtti. Cemiyete göre nüfusu “Müslümanlar” ve “diğerleri” şeklinde karşı karşıya getiren bir soru veya bunun siyasi kampanyaya dönüştürülmesi ise toplum içinde yeni bir sınır yaratabilir. TKG, entegrasyonun insanları ortak demokratik ve siyasi düzenin eşit üyeleri olarak görmek anlamına geldiğini; dini aidiyetin sürekli bir “biz ve onlar” ayrımının göstergesi haline getirilmesinin bu anlayışla bağdaşmadığını vurguladı.
27 Ağustos’ta Karl Nehammer’a soru
TKG, ÖVP paylaşımının erişilemez hale gelmesinden yalnızca bir gün önce, 27 Ağustos 2026’da eski Avusturya Başbakanı ve eski ÖVP Genel Başkanı Karl Nehammer’a yönelik yeni bir açıklama yayımladı.
Nehammer’ın “Remigration bedeutet Gewalt”, yani “Remigrasyon şiddet demektir” yönündeki sözlerine atıfta bulunan TKG, şu soruyu gündeme getirdi:

Bir siyasi kavramın insanları dışlayıcı ve şiddeti besleyici etkisine karşı çıkan bir siyasetçi, kendi partisinin Müslümanları topluca olumsuz bir çerçeveye yerleştiren paylaşımı konusunda ne düşünüyor?
Cemiyet, Nehammer’dan bu konuda da açık bir tutum beklediğini ifade etti.
TKG ayrıca ÖVP paylaşımının koalisyon ortakları ve farklı siyasi çevreler tarafından da eleştirildiğinin altını çizdi.
Cemiyet, Maliye Bakanı Markus Marterbauer’in tartışma sırasında “Entschuldigung! Wir sind nicht so” diyerek tepki gösterdiğini, NEOS Meclis Grup Başkanı Yannick Shetty’nin Müslümanların topluca “Generalverdacht”, yani genel şüphe altına sokulmasına karşı çıktığını ve Yeşiller lideri Leonore Gewessler’in bu tür bir yaklaşımı toplumsal bölünme açısından eleştirdiğini hatırlattı.
TKG: “Özür yok, paylaşım içeriğine ÖVP’den mesafe yok”
TKG, 28 Ağustos tarihli son açıklamasında paylaşımın kaldırılmış görünmesine rağmen meselenin kapanmadığını ifade etti.

Cemiyet, ÖVP’den kamuoyuna açık bir özür gelmediğini söyledi.
Ayrıca kullanılan genelleştirici yöntemden açık biçimde uzaklaşıldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığını belirtti.
TKG, yalnızca teknik olarak bir gönderinin kaldırılması yerine, yanlış bir siyasi çerçevenin yanlış olduğunun açıkça kabul edilmesini istediğini ifade etti.
Cemiyet, bunu ÖVP’ye yönelik bir “teşekkür” meselesi olarak görmediğinin tekrar altını çizdi.
“Bu yalnızca Müslümanlar meselesi değil”
TKG, savunduğu ilkenin yalnızca Müslümanlar için geçerli olmadığını ifade etti.
Cemiyet, aynı demokratik ölçünün Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar, ateistler ve diğer bütün dini veya dünya görüşüne dayalı gruplar için uygulanması gerektiğini söyledi.
TKG’ye göre insanların bir gruba mensup olmaları, onları otomatik biçimde aynı siyasi davranışa, aynı suça, aynı dünya görüşüne veya aynı toplumsal probleme bağlamak için kullanılamaz.
Cemiyet, bireysel sorumluluk ilkesinin demokratik hukuk devletinin temel taşlarından biri olduğunun altını çizdi.
Avusturya’nın tarihi sorumluluğuna dikkat çekildi
TKG, Avusturya’nın kendi tarihinin de grupları topluca damgalayan siyasi dil konusunda özel bir hassasiyet gerektirdiğini ifade etti.
Cemiyet, toplumsal dışlamanın çoğu zaman bir anda fiziksel şiddetle başlamadığını; önce insanların gruplara ayrıldığını, sonra bu gruplara olumsuz özelliklerin yüklenebildiğini ve zamanla bu dilin normalleşebildiğini vurguladı. Bu nedenle TKG, özellikle demokratik merkez partilerinin kullandıkları siyasi dil konusunda yüksek bir sorumluluk taşıdığını söyledi.
Cemiyet, tarihsel deneyimlerin insanları köken, din veya toplumsal aidiyet üzerinden kolektif biçimde damgalamanın tehlikesini göstermesi gerektiğinin altını çizdi.
“Yurtta barış, dünyada barış”
TKG, yıllardır savunduğu temel yaklaşımın “Frieden daheim und Frieden in der Welt”, yani “Yurtta barış ve dünyada barış” olduğunu ifade etti.
TKG, bunun ancak laik, demokratik ve hukuk devleti temelindeki bir düzen içinde mümkün olabileceğini söyledi.
TKG, siyasi İslamcılığa ve dini köktenciliğe karşı çıkmanın, Müslümanları topluca damgalamak anlamına gelmemesi gerektiğini vurguladı. Aynı şekilde dini inancı korumanın da siyasi İslamcı veya aşırıcı yapılara göz yummak anlamına gelemeyeceğini ifade etti.
Cemiyet, demokratik devletin görevinin bir dini topluluğu genellemek değil, suçla suçsuzu, radikalle demokratı, siyasi-dini örgütle sıradan inananı birbirinden ayırmak olduğunu belirtti. TKG bu yaklaşımı bir kez daha “sapla samanı ayırmak” sözleriyle özetledi.
TKG: „Çirkin ÖVP resmi sayfasındaki paylaşım kayboldu, fakat siyasi zarar kendiliğinden kaybolmadı“
TKG’nin 28 Ağustos 2026 tarihli son açıklamasının temel mesajı, ÖVP paylaşımının artık görünmüyor olmasının aylardır süren tartışmanın bütün sonuçlarını ortadan kaldırmadığı yönünde oldu.
Cemiyet, paylaşım gerçekten ÖVP tarafından kaldırıldıysa bunun geç kalmış doğru bir adım olarak görülebileceğini, ancak bunun için teşekkür beklenemeyeceğini ifade etti.

TKG, asıl önemli olanın bundan sonra benzer bir genellemenin tekrarlanmaması ve siyasi partilerin toplumsal gruplarla ilgili iletişimlerinde somut olgular ile kolektif damgalama arasındaki sınırı koruması olduğunu vurguladı.
Cemiyet ayrıca siyasi İslam, radikalizm, köktencilik, entegrasyon problemleri ve suç konularının açık biçimde tartışılması gerektiğini bir kez daha söyledi.
Ancak bunların gerçek failleri ve somut yapıları yerine yaklaşık 800 bin Müslümanın bütün olarak tartışmanın hedefi haline getirilmesini reddettiğinin altını çizdi.
TKG son olarak, bir sosyal medya paylaşımının silinmesinin aylar boyunca normalleştirilen siyasi dilin etkilerini otomatik biçimde ortadan kaldırmayacağını ifade etti.
Avusturya’da “ölü tilki” oynayanlar
Bazı protokollerde “Müslümanların temsilcisi” sıfatıyla en ön sıralarda oturan, ancak haksızlık, damgalama veya ayrımcılık karşısında hiçbir sorumluluk üstlenmeden sessiz kalan kişileri TKG artık “ölü tilki oynamakla” eleştiriyor.
TKG’ye göre temsil yalnızca protokolde ön sırada oturmak, davetlere katılmak veya makam sahibi görünmek değildir. Temsil iddiasında bulunanların, temsil ettiklerini söyledikleri insanlar topluca hedef alındığında, aşağılandığında veya ayrımcılığa uğradığında açık biçimde tutum almaları gerekir. TKG, hiçbir tepki göstermeden sessiz kalıp buna rağmen “temsilci” rolünü sürdürmenin inandırıcılığını yitirdiğini ifade ediyor.
Bu nedenle TKG, fiilen hiçbir sorumluluk almadan yalnızca sembolik bir temsil görüntüsü veren kişilerin artık bu rolü bırakması gerektiğini vurguluyor.
“Ölü tilki oynamak” ne demektir?
“Ölü tilki oynamak” Türkçede mecazi bir ifadedir. Bir haksızlık, kriz, saldırı veya açık sorumluluk anında hiçbir tepki vermemek; görmezden gelmek, duymazdan gelmek ve adeta “ölü taklidi yapmak” anlamında kullanılır.
Kaynaklar
28 Ağustos 2026 – TKG’nin yeni APA-OTS açıklaması:
ÖVP-Muslime-Stigma-Posting offenbar gelöscht – kein Anlass für Dank, der Schaden durch die Salonfähigkeit der Stigmatisierung bleibt
ÖVP’nin 18 Aralık 2025 tarihli orijinal Instagram paylaşımının bağlantısı TKG’nin şikâyet dosyalarında ayrıca belgelenmişti.
18 Aralık 2025 – İlk TKG açıklaması:
TKG-Stellungnahme zum Integrationsbarometer und zur Einhaltung des § 283 StGB
24 Aralık 2025 – Noel açıklaması:
Zusammenleben stärken statt gesellschaftliche Gruppen pauschal stigmatisieren
31 Aralık 2025 – Integrationsbarometer hakkında şikâyet:
TKG bringt Beschwerde gegen das Integrationsbarometer 2025 ein
19 Haziran 2026 – ÖVP paylaşımının silinmesi çağrısı:
TKG fordert sofortige Löschung des Hass-Postings der ÖVP zum Integrationsbarometer 02/2025
TKG’nin konuyla ilgili APA-OTS açıklamalarının ve arşiv bağlantılarının ayrıca toplu halde kaydedildiği görülüyor.
Der Beitrag TKG: ÖVP’nin damgalayacı Müslümanlarla ilgili tartışmalı paylaşımı silindi – “Teşekkür edilecek bir durum yok erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-08-28 11:11:16
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.

