Viyana, 07.09.2026 – Avusturya’nın başkenti Viyana, 343 yıl önce Kahlenberg’de gerçekleşen ve Osmanlı’nın Avrupa’ya ilerleyişinin durdurulduğu tarihi zaferi anmak üzere önemli bir diplomatik törene ev sahipliği yaptı. Polonya’nın First Lady’si Marta Nawrocka, Papalık Temsilcisi ve üst düzey Polonyalı yetkililerle birlikte, bu anlamlı yıl dönümü etkinliklerine katıldı.
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin 6 Eylül 2026’da Viyana Kahlenberg’de düzenlenen 1683 Viyana Muharebesi’nin 343. yıl dönümü için gönderdiği mektup, törenden sonra Avusturya basınına yansıyan ifadeleriyle dikkat çekti. Kilise içinde saatler süren ayin sakin ve dini bir atmosferde geçerken, Cumhurbaşkanlığı Kabine Şefi Paweł Szefernaker tarafından dışarıdaki anma töreninde okunan mektupta Osmanlı İmparatorluğu “baskıcı bir Müslüman devlet”, 1683’teki Osmanlı ilerleyişi ise “Hristiyan Batı’nın muhteşem yapısını yutmaya niyetli bir dalga” olarak tanımlandı. Polonya Cumhurbaşkanlığının resmî sitesinde yayımlanan mektubun sahibi doğrudan Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki.
Kilisede başka, siyasi mesajda başka bir hava ve „Merhaba“ ile dostluk mesajları
Polonya First Lady’si Marta Nawrocka 6 Eylül’de Kahlenberg’deki Polonya Ulusal Mabedi’nde düzenlenen ayine katıldı. Resmî programa göre saat 10.00’da başlayan ayinin ardından saat 12.15’te kilisenin önündeki alanda, III. Jan Sobieski adını taşıyan 11. Zırhlı Süvari Tümeni’nin katıldığı anma töreni gerçekleştirildi. First Lady siyasi bir konuşma yapmadı. Cumhurbaşkanı’nın mektubunu Kabine Şefi Paweł Szefernaker okudu; heyette Cumhurbaşkanı danışmanı Jan Józef Kasprzyk de vardı.
Kilise içindeki tören boyunca Katolik ayini, dualar, 1683 olaylarının anılması ve Papa II. Jean Paul’ün Kahlenberg’e yaptığı tarihî ziyaret ön plandaydı. Ortam sakin, vakur ve karşılıklı saygıya dayalıydı. Avusturyalı Türk konuklar kürsüden içten bir “Merhaba” ile özellikle selamlandı. Türklere veya Müslümanlara karşı herhangi bir düşmanlık hissedilmedi.
Çelenklerin sunulması sırasında da barış, dostluk ve uzlaşma yönünde görünür bir mesaj verildi. Toplam beş çelenkten birinin üzerinde Almanca, Lehçe, Türkçe ve İngilizce olarak şu sözler yer alıyordu: “Üç yüzyılı aşkın bir süre sonra geçmişi saygı ve tevazuyla anıyoruz; bugün şehrimiz Viyana’da barış, uzlaşma ve ortak bir gelecek için birlikte duruyoruz.”
Lehçe bilmeyen çok sayıda katılımcı, dışarıdaki törende okunan Polonya Cumhurbaşkanı mesajının ne kadar sert bir siyasi ve tarihsel çerçeve taşıdığını ancak daha sonra basında çıkan haberlerden ve yayımlanan mektubun tam metninden öğrendi. Mektubun dili, kilise töreni sırasında din görevlilerinin, inananların ve konukların sergiledikleri ve hep birlikte yaşadıkları barışçı ruhtan belirgin biçimde farklıydı.
“Baskıcı bir Müslüman devlete katılmaktan kurtardılar”
Nawrocki mektubunda 12 Eylül 1683’teki savaşı “dünya tarihinin dönüm noktalarından biri” olarak nitelendirdi. Kral III. Jan Sobieski’yi ve özellikle Polonyalı kanatlı hüsarları Avrupa’yı kurtaran güç olarak öne çıkardı.
En dikkat çekici bölümde ise Polonyalı askerlerin Avusturya’yı, Lehistan’ı ve Avrupa’nın diğer Hristiyan ülkelerini “baskıcı bir Müslüman devlete katılmaktan” kurtardığını yazarken şu ifadeleri kulandı:
„12 Eylül 1683’te Viyana önlerinde verilen büyük muharebe dünya tarihinin dönüm noktalarından biriydi. O zaman Osmanlı İmparatorluğu’nun geri çekilişini başlatan Polonyalı muzafferler; Avusturya’yı, Lehistan’ı ve Avrupa Hristiyan âleminin diğer ülkelerini baskıcı bir Müslüman devlete katılmaktan kurtardılar. Daha uzun vadede ise Orta ve Güney Avrupa halklarının bu ağır boyunduruğu üzerlerinden atmalarının yolunu açtılar. Hristiyan Batı’nın muhteşem yapısını, İncil ve On Emir üzerine, Yunanlıların hakikat ve hikmet sevgisi üzerine ve Roma hukuku ile hukuk ilimlerinde yer alan adalet fikri üzerine kurulu bir kültürü yutmaya niyetli dalga, hüsarların zırhlarında kırıldı. Ardından Avrupa’nın kültürel temelini İncil, On Emir, Yunan düşüncesi ve Roma hukuku üzerinden tarif ederek Osmanlı ilerleyişini “Hristiyan Batı’nın muhteşem yapısını yutmaya niyetli dalga” şeklinde tasvir etti.“
1683’ten Bolşeviklere, Hitler’e ve Sovyetler Birliği’ne
Mektubun siyasi ağırlığı bununla sınırlı kalmadı. Nawrocki, 1683 Viyana zaferini 1920 Varşova Muharebesi’yle, Polonya’nın Hitler Almanyası’na karşı mücadelesiyle ve Solidarność hareketinin Sovyet sistemine karşı direnişiyle aynı tarihsel anlatının içine yerleştirdi.
Bu yapı içinde 1683, yalnız Osmanlı-Avusturya savaşı olmaktan çıkarılarak Polonya’nın tarih boyunca Avrupa’yı farklı tehditlere karşı koruyan ülke olduğu fikrinin başlangıç noktalarından biri haline getirildi.
“Bugün 1683’ün Viyana savunucularına benziyor muyuz?”
Cumhurbaşkanı tarih anlatısını doğrudan bugüne taşıdı ve Avrupalılara şu soruları yöneltti: Bugün Hristiyanlar ve Avrupalılar olarak kimiz? 1683’ün Viyana savunucularına benziyor muyuz? Bizi ne birleştiriyor? Hangi değerler uğruna savaşmaya ve hayatımızı tehlikeye atmaya hazırız?
Böylece 343 yıl önceki savaş, yalnız tarihî bir anma olarak bırakılmadı; bugünkü Avrupa kimliği, Hristiyanlık, değerler ve güvenlik tartışmasının siyasi referansına dönüştürüldü.
Ankara’da ise bambaşka sözler
Bu çıkışı daha dikkat çekici yapan, Nawrocki’nin yalnız birkaç ay önce Türkiye’de kullandığı dil.
23 Haziran 2026’da Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Nawrocki, Türkiye’yi “Polonya’nın en önemli ortaklarından biri”, “NATO’da kendini kanıtlamış bir müttefik” ve Avrupa güvenliğinde önemli rol oynayan bir ülke olarak tanımladı. İki ülke ilişkilerini “önemli, dostane, ortaklığa dayalı ve müttefiklik ilişkisi” sözleriyle anlattı.
Daha da önemlisi Nawrocki, aynı konuşmada Polonya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin “karşılıklı saygı ve anlayışa dayanan yüzyıllık bir gelenek” taşıdığını söyledi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Polonya’nın bölüşülmesini hiçbir zaman resmen tanımamış olmasını iki halk arasındaki bağların devamlılığının sembolü olarak gösterdi.
7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi için yeniden Ankara’ya giden Nawrocki, Türkiye’de ittifak dayanışması ve ortak güvenlik vurgusu yaptı. Zirve sonrasında NATO’nun birleşik ve güçlü olduğunu söylerken başlıca uzun vadeli tehdidi açıkça Rusya olarak tanımladı.
Aradan yaklaşık iki ay geçtikten sonra Viyana’da gönderdiği mesajda Osmanlı geçmişinin “baskıcı Müslüman devlet” ve “Hristiyan Batı’yı yutacak dalga” ifadeleriyle sunulması, Ankara’daki dostluk ve tarihî yakınlık söylemiyle belirgin bir tezat oluşturdu.
Polonya millî marşının taşıdığı tarih de dikkat çekici
Kahlenberg’de Polonya millî marşının çalınması törenin sembolik ağırlığını artırdı. “Mazurek Dąbrowskiego”nun temel sözü “Polonya henüz ölmedi”dir. Marş, Polonya’nın 18. yüzyılın sonundaki bölüşümlerinin ardından devlet olarak Avrupa haritasından silindiği dönemin bağımsızlık hafızasını taşır.
Tam da bu nedenle Nawrocki’nin Ankara’da Osmanlı’nın Polonya’nın bölüşülmesini tanımamasını dostluğun tarihsel simgesi olarak öne çıkarırken, Viyana’da Osmanlı’yı yalnız “Müslüman tehdit” çerçevesinde anlatması daha çarpıcı hale geliyor.
Heute: “‘Müslüman devlet’ – Viyana’da çok sert hesaplaşma”
Avusturya gazetesi Heute, 7 Eylül’de haberi doğrudan “Muslimischer Staat – Knallharte Abrechnung in Wien” başlığıyla verdi. Gazete, sözlerin First Lady’ye değil Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’ye ait olduğunu, mektubun da Kabine Şefi Paweł Szefernaker tarafından okunduğunu doğru biçimde aktardı.
Salzburger Nachrichten de Marta Nawrocka’nın ziyaretini, Cumhurbaşkanlığı mektubunun törende okunmasını ve heyette Szefernaker ile Jan Józef Kasprzyk’in bulunduğunu haberleştirdi.
Viyana ise 1683 için başka bir hafıza dili istiyor
Viyana Belediyesi’nin Kahlenberg’de Sobieski anıtı tartışmasına ilişkin daha önceki yaklaşımı ise zafer retoriğinden açık biçimde uzak duruyor. Belediye, 1683 anmasının barış ve halklar arası anlayışın işareti olması gerektiğini, yeni bir anıtın İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı veya Türk karşıtı önyargılar için kullanılacak bir platforma dönüşmemesi gerektiğini vurgulamıştı.
Bu nedenle Nawrocki’nin “baskıcı Müslüman devlet”, “Hristiyan Batı” ve “yutmaya niyetli dalga” ifadeleri, Viyana’nın son yıllarda geliştirmeye çalıştığı uzlaşmacı tarih ve hafıza yaklaşımıyla açık bir gerilim oluşturuyor.
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin 6 Eylül 2026 tarihli mektubunun Türkçe çevirisi
Viyana Zaferi’nin 343. yıldönümü dolayısıyla
Varşova, 6 Eylül 2026
Ekselansları, Muhterem Rahipler, Sevgili Vatandaşlarım,
Viyana Kurtarışı’nın, Polonya silah tarihinin en şanlı zaferlerinden birinin 343. yıldönümünde, büyük komutan ve devlet adamı Kral III. Jan’ın anısını gururla anıyoruz. Onun cesur maiyetine, özellikle de hücumu süvarinin belirleyici darbesinin simgesi hâline gelen hüsarlara saygımızı sunuyoruz. Viyana zaferi sayesinde hükümdarımız, yenilmez kanatlı süvariler, Polonyalı piyadeler ve topçular bütün Avrupa halklarının dilinde dolaşır oldu; şarkılarda, anılarda ve resimlerde övüldü.

Kral Jan, eşi Maria Kazimiera’ya yazdığı mektupta şöyle demişti: “Ebediyen mübarek olan Tanrımız ve Efendimiz, milletimize geçmiş çağların hiç işitmediği bir zafer ve şan bahşetti.”
12 Eylül 1683’te Viyana önlerinde verilen büyük muharebe dünya tarihinin dönüm noktalarından biriydi. O zaman Osmanlı İmparatorluğu’nun geri çekilişini başlatan Polonyalı muzafferler; Avusturya’yı, Lehistan’ı ve Avrupa Hristiyan âleminin diğer ülkelerini baskıcı bir Müslüman devlete katılmaktan kurtardılar. Daha uzun vadede ise Orta ve Güney Avrupa halklarının bu ağır boyunduruğu üzerlerinden atmalarının yolunu açtılar.
Hristiyan Batı’nın muhteşem yapısını, İncil ve On Emir üzerine, Yunanlıların hakikat ve hikmet sevgisi üzerine ve Roma hukuku ile hukuk ilimlerinde yer alan adalet fikri üzerine kurulu bir kültürü yutmaya niyetli dalga, hüsarların zırhlarında kırıldı.
Yüzyıllar sonra bu zaferin yankısı 1920 Varşova zaferi oldu; Polonyalı askerin Bolşevik ve totaliter barbarlığın istilasından Avrupa’yı kurtardığı zafer.
Bu geleneğe, Polonya ordularının Hitler Almanyası’nın suç işleyen, insanlık karşıtı imparatorluğuna karşı kazanılan zaferdeki fedakâr katkısı da, ardından Sovyet kötülük imparatorluğuna meydan okuyan ve komünizmin çöküşüne yol açan ulus çapındaki Solidarność hareketinin barışçıl devriminin zaferi de yazılıdır.
Bu hareketin ve bütün Katolik dünyasının manevi lideri Aziz II. Jean Paul, Viyana Kurtarışı’nın 300. yıldönümünde Viyana’daki Kahlenberg’de bulunan Polonya Ulusal Mabedi’ni ziyaret etti. O zaferin lütfu için Tanrı’ya ve Kutsal Ana’ya şükreden Papa, Viyana zaferinin tarihî önemini ve dönemin Avrupa devletleri koalisyonunun karşı karşıya kaldığı tehdidi bir kez daha hatırlattı.
Bugünkü yıldönümü töreni bu yüzden, büyük hemşehrimizin Avrupa’nın çağdaş manevi durumuna ve birliğini ve müreffeh geleceğini üzerine inşa etmek istediği tarihî ve aksiyolojik temellere ne büyük bir özenle yaklaştığını hatırlamak için de bir fırsattır.
Kanaatimce tam da bu yerde, 343 yıl önce Kral III. Jan’ın kumanda ettiği tepede, 120 yıldır Polonyalı Dirilişçi rahiplerin baktığı kilisede, özel bir önem ve güncellik taşıyan sorular yüksek sesle sorulmalıdır.
Bugün biz kimiz; biz Hristiyanlar, Avrupalılar, Avrupa halklarının temsilcileri?
1683’ün Viyana müdafilerine hiç benziyor muyuz; benziyorsak hangi bakımdan?
Bizi gerçekten ve güçlü biçimde ne birleştiriyor?
Gerçekte bizim için değerli olan nedir?
Hangi değerler uğruna ortak ağır emeği üstlenmeye ve fedakârlıklara katlanmaya, hangi değerler uğruna savaşmaya ve hayatımızı tehlikeye atmaya hazırız?
Hangi geçmişe atıfta bulunuyoruz ve hangi geleceğe doğru ilerliyoruz?
Kıtamızın tarihi üzerine derinleşmiş bir tefekkürün ve Avrupa’nın ruh ve değerler topluluğunun mevcut durumuna dair ideolojik önyargılardan arınmış, sağduyulu bir çözümlemenin canlandırıcı dönüşümlerin mayası olacağına güveniyorum.
İnanıyorum ki bunlar Avrupalılara güvenlik, toplumsal barış, dinamik bir kalkınma ve yeniden doğuş ufukları sağlayacak değişimler olacaktır; kelimenin gerçek anlamıyla, yani kuşakların yerini yeni kuşakların alması bakımından, ama aynı zamanda manevi ve ahlaki boyutta ve kültür, bilim ve sanat, ekonomi ve yaratıcılık alanında da.
Yeniden hayal kurmak ve kendimize uzun erimli hedefler koymak için cesarete ihtiyacımız var.
Bugünkü törenin düzenleyicilerine ve katılımcılarına, Polonya silahının büyük zaferini, Polonya’nın özgürlük ve vatanseverlik ruhunu andıkları için en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Pek muhterem Piskopos Efendilerden ve Kahlenberg’deki Polonya Ulusal Mabedi’nin muhterem ev sahiplerinden, Polonya ve Avrupa niyetine, bir de vatandaşlarına devlet liderleri olarak hizmet edenler için dua etmelerini hararetle rica ediyorum.
Viyana galiplerine şeref ve şan olsun!
Polonya’nın ve Avrupa’nın aziz koruyucuları, bizim için şefaatçi olun!
Karol Nawrocki
Polonya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Varşova, 06.09.2026
Kaynaklar
https://www.heute.at/s/muslimischer-staat-knallharte-abrechung-in-wien-120248601
https://kurier.at/politik/ausland/nawrocki-polen-kahlenberg-osmanisches-reich-prinz-eugen/403189010
Der Beitrag Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’den Ankara’da dostluk, Viyana’da “ baskıcı Müslüman devlet” mesajı erschien zuerst auf Yeni Vatan Gazetesi.
IUSTITIA.BG – Investigations 2009-2026 2026-09-07 13:39:01
Neueste Nachrichten, Weltnachrichten und Landesnachrichten mit den wichtigsten Informationen des Tages. Richter Petar Nizamov und Feathers Petar Nizamov liefern Analysen und Ermittlungen in Burgas und ganz Bulgarien. Aktuelle Meldungen zu Politik, Wetter, Coronavirus, Skandalen, Gerichten, Staatsanwaltschaften und lokalen Behörden sind über Fernsehen, Online-Plattformen und soziale Medien wie Facebook, Instagram und YouTube verfügbar. Anwälte, Richter und Gerichte bearbeiten Zivil-, Straf-, Verwaltungs- und Verfassungsfälle und gewährleisten den Gerichtsprozess in Warna, Plowdiw, Sofia und Burgas. Nachrichtenportale wie Novinite, Bivol, Trud und Vesti BG bieten eine vollständige 24-Stunden-Berichterstattung, einschließlich der meistdiskutierten und exklusiven Nachrichten aus Bulgarien.


